Ünite 4: Yönetim ve İşveren Sendikaları

Yönetim

Endüstri ilişkilerinde işveren kavramı, genel olarak işyeri/işletme sahibini ifade ederken yönetim kavramı örgüt içinde hem bir süreci hem de belirli bir grubu ifade etmektedir. Yönetim süreci, işletmenin amaçları doğrultusunda örgütün planlanması, organize edilmesi, personel alımı, yönetimi ve kontrolü gibi temel fonksiyonel faaliyetleri ifade etmektedir. Bir grubu ifade eden yönetim kavramı ise işletme hakkında bağlayıcı karar alma ve astlarına emir verme yetkisi olan bir grubu ifade etmektedir. Endüstri ilişkilerinde yönetim, endüstri ilişkileri sisteminin bir aktörü, stratejik bir aktör veya sermayenin temsilcisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yönetimin stratejisini belirleyen iki önemli çevresel kısıt bulunmaktadır: Serbest piyasa ideolojisi ile hükümetlerin politika ve stratejileri. Bu kısıtlar karşısında yönetimin üç farklı strateji tercihi söz konusu olabilir: Maddi çıkarları ön plana çıkaran yönetim stratejisi, manevi değerleri ön plana çıkaran yönetim stratejisi ve teknokrat değerleri ön plana çıkaran yönetim stratejisi.

İşveren Sendikası Kavramı

Sanayi Devrimi’yle birlikte işçilerin sendikaların çatısı altında toplanarak güçlü birer baskı grubu hâline gelmelerinden sonra, işverenler kendi çıkarlarını koruyabilmek amacıyla örgütlenme yoluna gitmiştir. İşveren sendikası, işverenleri örgütlenmiş işgücünün taleplerinden korumak, işverenlerin çıkarlarını hükümet, bürokrasi ve kamuoyu önünde temsil etmek ve korumak amacıyla işverenler tarafından kurulan ve yürütülen örgüttür. Gönüllü üyelik esasına dayanan işveren sendikaları, işverenlerin çalışma hayatıyla ilgili sorunlarını ele alan örgütlerken zorunlu üyelik esasına dayanan sanayi ve ticaret odaları, işverenlerin ekonomik ve ticari sorunlarını ele alan örgütlerdir. Ancak Belçika, Fransa, İtalya ve Japonya gibi bazı ülkelerde karma işveren örgütleri, işverenlerin hem ticari ve ekonomik hem de çalışma hayatıyla ilgili çıkarlarını temsil etmekte ve korumaktadır.

İşveren sendikalarının en önemli amacı, kendilerine üye olan işverenlerin çıkarlarını işçi sendikaları, yasama ve yürütme organları önünde korumak ve geliştirmektir. İşveren sendikalarının, işçi sendikaları karşısında üç farklı tutum ve yaklaşım benimsemektedirler: Çatışmacı tutum, uzlaştırıcı tutum ve görüşmeci ve uygulamacı tutum.

İşveren Sendikalarının Tarihsel Gelişimi

İşveren sendikalarının, işverenlerin ortak çıkarlarının oluşmasıyla birlikte kurulmaya başladığı yönündeki bir görüşe karşılık; işveren sendikalarının işçi sendikalarından sonra savunma amacıyla kurulduğu yönündeki görüş ağırlık kazanmaktadır. İlk işveren sendikası, 1913 yılında İngiltere’de kurulan “İngiltere İşverenleri Savunma Birliği”dir. İşveren sendikalarının ortaya çıkışını loncalara kadar dayandıran bazı görüşlere de rastlanmaktadır. Ancak Orta Çağ’dan 19. yy’a kadar faaliyet gösteren ve sosyoekonomik bir sistem olarak üretim ve çalışma ilişkilerini düzenleyen loncalar ile işçi ve işveren sendikaları arasında bazı önemli farklılıklar bulunmaktadır.

İşverenler arasındaki ilk örgütlenmeler, 1800’lerin sonunda iş adamları tarafından fikir alışverişi sağlayan sosyal nitelikli kulüpler şeklinde ortaya çıkmış; ancak 20. yüzyılla birlikte devletin işçi sendikalarını tanıması ve grevi serbest bırakmaya başlamasıyla, işçi hareketi güç kazanmış ve özellikle I. Dünya Savaşı öncesinde İskandinav ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede işverenler, işçi-işveren ilişkileri konusunda uzmanlaşmayı hedefleyen örgütler kurmaya başlamışlardır.

Türkiye’de işveren sendikaları ile ticaret ve sanayi odaları birbirlerinden bağımsız olarak faaliyet göstermekte ve farklı işlevleri yerine getirmektedir.

İşveren Sendikalarının Örgütlenme Modelleri

İşveren sendikalarının örgütlenme modellerini ve örgüt yapılarını etkileyen başlıca beş tane unsur vardır. Bunlar; işletmelerin büyüklüğü, devletin çalışma hayatındaki rolü, coğrafi büyüklük, işçi sendikalarının yapısı ve yasal düzenlemelerdir.

İşveren sendikaları tabanda işkolu düzeyinde; üst düzeyde ise sendika birliği, federasyon ve konfederasyon şeklinde, ayrıca uluslararası platformda da dünya çapında ve bölgesel düzeyde örgütlenmektedir.

IOE, işverenlerin çalışma hayatına ilişkin çıkarlarını uluslararası platformda koruyan ve ILO’da temsil kabiliyetine sahip olan bir örgüttür. IOE’ye yalnızca işveren sendikalarının merkezi üst örgütleri üye olabilmektedir. IOE’nin temel işlevi, ILO’da işverenler arasında grup bilinci yaratmak ve işveren grubunun sekreterlik görevini yerine getirmektir. IOE’ye hür teşebbüs ilkelerini savunan, ILO’ya üye olan ülkelerde işçi sendikalarından ve devletten bağımsız olarak faaliyet gösteren tüm merkezi üst işveren örgütleri üye olabilmektedir. Türkiye’den IOE’ye TİSK üye bulunmaktadır.

IOE’nin ILO’daki temsil işlevinin dışında; işverenlerin ve örgütlerinin uluslararası alanda çıkarlarını koruma ve geliştirme, hür girişimciliği teşvik etme ve geliştirme, işveren sendikalarının kurulmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olma ve üyeler arasında bilgi alışverişini kolaylaştırma ve ilişkileri güçlendirme işlevleri de bulunmaktadır.

IOE’nin yanı sıra OECD nezdinde Ticari ve Sanayi Danışma Komitesi (BIAC) de dünya çapında faaliyet gösteren uluslararası bir işveren örgütüdür. BIAC ve BusinessEurope’a işverenlerin yalnızca çalışma hayatına ilişkin çıkarlarını koruyan işveren sendikalarının üst örgütleri değil, ticari ve ekonomik çıkarlarını savunan ticaret ve sanayi odaları da üye olabilmektedir. Türkiye’den BusinessEurope’a TİSK ve TÜSİAD, BIAC’a ise TİSK, TÜSİAD ve TOBB üye bulunmaktadır.

İşveren Sendikalarının Fonksiyon ve Faaliyetleri

İşveren sendikalarının fonksiyon ve faaliyetleri çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Burada, savunma ve kamuoyu oluşturma, temsil ve üyelerine yönelik içsel faaliyetler şeklinde bir sınıflandırma yapılmaktadır.
Savunma ve Kamuoyu Oluşturma Faaliyetleri: İşveren sendikaları, iş piyasası ve diğer piyasaların genel çerçeve ve sınırları kamu düzenlemeleri yoluyla belirlendiği için; lobi faaliyetleri yürüterek, kendi çıkarları doğrultusunda yasal düzenlemelerin yapılması veya çıkarlarına ters düşen konularda yasal düzenlemelerin değiştirilmesi için siyasi partiler üzerinde doğrudan bir baskı oluşturabildikleri gibi, özellikle son yıllarda büyük bir önem ve güç kazanan medya ile iyi ilişkiler kurarak da kamuoyu oluşturmaktadır.
Temsil Faaliyetleri: İşveren sendikaları, siyasal ve toplumsal platformda temsil faaliyetleri açısından değerlendirildiğinde, 20.yy’ın başından itibaren önem kazanan üçlü yapı ve mekanizmalarda üyelerini temsil etme işlevini yerine getirmektedirler. İşveren sendikalarının üyeleri işletmeler olduğundan, farklı talep ve beklentileri olan bu işletmelerin ortak çıkarlarını gözeterek, siyasi ve toplumsal platformda temsil amacı gütmektedirler. Türkiye’de TİSK üyelerini, yurt içinde Ekonomik ve Sosyal Konsey, Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Yüksek Hakem Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Millî Prodüktivite Merkezi gibi üç taraflı çeşitli kurum, kurul ve komisyonlarda temsil ederken; yurt dışında ILO, IOE, BusinessEurope ve BIAC’da temsil etmektedir. İşveren sendikalarının endüstri ilişkilerindeki temsil faaliyetleri değerlendirildiğinde, en önemli temsil işlevinin işçi sendikalarıyla toplu görüşmeleri yürütmek olduğu görülmektedir. İşveren sendikaları bu kapsamda, doğrudan toplu pazarlık sürecine katılarak üyelerini temsil edebilmekte veya toplu pazarlık sürecinde üyeleri arasında koordinasyonun sağlanmasına yardımcı olabilmekte veya toplu pazarlık süreci sırasında üyelerine bilgi ve uzman desteği sağlayarak dolaylı olarak temsil işlevini yerine getirebilmektedir. İşveren sendikaları Türkiye ve Almanya’da toplu görüşme sürecine katılmakta; Fransa, Belçika ve İtalya’da işveren sendikalarının üst örgütleri farklı düzeylerde yapılan toplu iş sözleşmeleri arasındaki koordinasyonu sağlamakta; ABD ve Japonya’da ise toplu pazarlık sürecine doğrudan katılmamakta, üyelerine toplu görüşmelerle ilgili hukuksal ve siyasal konularda yardımcı olmaktadırlar.
Üyelere Yönelik İçsel Faaliyetler: İşveren sendikalarının üyelerine hukuki gelişmeler ve yargı kararları konusunda bilgi sunmaları, bireysel ve toplu iş uyuşmazlıklarında yardımcı olmaları, çeşitli konularda eğitim vermeleri, konferans ve seminer düzenlemeleri, tavsiye ve danışmanlık hizmeti sunmaları, ekonomik, sosyal ve hukuki konularda teknik destek sağlamaları üyelerine yönelik başlıca içsel faaliyetler arasındadır. Tüm bunların yanında, toplu çıkar uyuşmazlıklarının grev veya lokavtla sonuçlanması durumunda, oluşturdukları fonlardan üyelerine maddi yardımda da bulunmaktadırlar.

Türkiye’de İşveren Örgütleri

Türkiye’de, gönüllü ve zorunlu üyelik esasına dayanan, altı büyük işveren örgütü bulunmaktadır. Bunlar arasında, zorunlu üyeliğe dayalı olanlar Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ve Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) iken, gönüllü üyeliğe dayalı olanlar ise Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) ve Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD)dir. Bununla birlikte, endüstri ilişkileri açısından işçi tarafının muhatabı olan işveren örgütü ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK)dur.

  • TOBB: 1950 yılında kurulan TOBB, Türkiye’deki tüm sanayi ve ticaret odaları ile ticaret borsalarını bünyesinde toplayan ve yasa gereği tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde mesleki bir üst kuruluştur ve özel sektörün yasal temsilcisidir.
  • TZOB: 1957 yılında kabul edilen 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Kanununa göre TZOB’un görevleri, tarımsal politikaların genel menfaatlere uygun olarak yürütülmesi amacıyla gerekli çalışmalarda bulunmak, tarımla ilgili görüşlerini Hükûmete ve kamuoyuna duyurmak, çiftçilerin hak ve menfaatlerini korumak” şeklinde belirtilmektedir.
  • TESK: 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’na göre TESK, “esnaf ve sanatkârlar odaları, birlikleri ve federasyonları arasında birliği temin, gelişme ve ilerlemeyi sağlamak ve genel olarak esnaf ve sanatkârların çalışmalarını mesleki yönden ve kamu yararına uygun olacak şekilde düzenlemek ve bu hususta gerekli görülecek her türlü tedbiri almak ve teşebbüste bulunmak, mesleki eğitimlerini geliştirmek, esnaf ve sanatkârları yurt çapında ve uluslararası düzeyde temsil etmek, sorunlarının çözümü için ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunmak, ulusal ekonomideki gelişmelere paralel olarak lüzumlu görülecek mesleki tedbirleri almak ve Bakanlık tarafından esnaf ve sanatkârlarla ilgili verilecek görevleri yapmak üzere” kurulmuştur.
  • TİSK: Türkiye’de endüstri ilişkilerinde işveren tarafını temsil eden örgütler işveren sendikaları ile onların tek üst örgütü olan TİSK’tir. TİSK, işverenleri özel veya kamu sektörü ayırım yapmadan güçlü bir konfederasyon etrafında toplayarak ve aralarında uyumlu bir iş birliği sağlayarak endüstri ilişkilerinde işverenleri temsil etmeyi ve işverenlerin çalışma hayatıyla ilgili çıkarlarını savunmayı amaçlamaktadır.
  • TÜSİAD: Türkiye’de en büyük 500 sanayi kuruluşu içinde yer alan sektör kuruluşlarından büyük bölümünü örgütleyen dernek statüsünde bir işveren kuruluşudur. TÜSİAD, Türk iş dünyası adına görüş ve önerilerini Türkiye Büyük Millet Meclisine, hükümete, diğer devletlere, uluslararası kuruluşlara ve kamuoyuna doğrudan ya da dolaylı olarak basın ve diğer araçlar aracılığı ile ileterek amaçları doğrultusunda düşünce ve hareket birliği oluşturmayı hedeflemektedir.
  • MÜSİAD: TÜSİAD’a alternatif olarak kurulan MÜSİAD, muhafazakâr sermayenin bir örgütü olarak faaliyet göstermektedir. MÜSİAD’a özellikle Anadolu’dan küçük ve orta ölçekli işletmeler üye bulunmaktadır ve yayınlarında, işveren ve işçileri içeren bir biçimde İslami gereklerle uyumlu bir İslam insanı yaratma hedefinden sıklıkla söz edilmektedir