Ünite 7: Yoksulluk, Şiddet ve Dışlanma

Giriş

Yoksulluk, şiddet ve dışlanma birbirlerinden ayrı kavramlar gibi görünse de birbirleriyle ilişkili kavramlardır. Bu kavramları tanımlayacak olursak; yoksulluk insanların yaşamını devam ettirebilmesinin olmazsa olmaz koşulu maddi olarak ta ölçülebilir olan beslenme, barınma, ve giyinme gibi temel ihtiyaçların karşılanmaması demektir. Kısacası yoksulluk, yaşamın içinde olan olanaklardan yoksun kalma durumudur. Şiddet ise, belirli türden bir güç kullanarak maruz kalan bireye isteği dışında bir şey yaptırtmak ya da yapmak olarak tanımlanmaktadır. Dışlanma, toplum tarafından kabul edilmeme ve bunun sonucunda da bireyin kendisini toplumun bir parçası olarak görmemesidir.

Yoksulluk

Yoksulluk bir sosyo-ekonomik sorun olmanın ötesinde, her şeyden önce insani ve toplumsal bir sorundur ve çok boyutlu bir kavramdır: kişi başına düşen milli gelirin azlığı, ortalama ömür, okuma yazma oranı, dayanışma, beslenme, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve temiz içme suyundan mahrum olma gibi birçok olgunun etkili olduğu bir toplumsal sorundur. Yoksulluğun ölçülmesi, belirlenmesi ve tanımlanmasında standart bir yaklaşım yoktur.

Yoksulluğun tanımına göre iki tür yoksulluktan söz edilmektedir:

  1. Mutlak yoksulluk: Herhangi bir bireyin varlığını sürdürebilmesi için en temel gereksinimleri olan beslenme, barınma ve giyim ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli gelir düzeyine sahip olmaması demektir.
  2. Göreli yoksulluk: Göreli yoksulluk, bireyin toplum tarafından kabul edilen asgari bir yaşam düzeyine sahip olup olmadığı ile ilgilenmektedir.

Hayatlarının tamamını yoksul olarak geçirenler için yoksulluk problemi tamamen kronik ve içinden çıkılamaz bir durum oluşturmaktadır. Burada yoksulluktan etkilenen gruplardan parçalanmış ailelerde, kadınlarda ve çocuklarda yoksulluktan söz edilecektir.

Parçalanmış ailelerde yoksulluk: Yoksullar içerisinde dezavantajlı olan gruplardan en önemlisi parçalanmış ailelerdir. Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin ölüm veya boşanma gibi nedenlerle aileden ayrılmasına parçalanmış aile denilmektedir. Eşlerden birinin ölümü veya ayrılması ile parçalanmış aile yapısı ortaya çıkmaktadır. Parçalanmış yoksul aileler yoksulluk ve diğer sosyal problemleri daha derinden yaşamaktadırlar. Parçalanmış yoksul aileler; sosyal dışlanma, mahalle baskısı, ötekileştirme ve kötüleme gibi olumsuz durumlarla daha fazla karşılaşmaktadırlar.

Kadın Yoksulluğu: Yoksulluktan en fazla etkilenen kesimlerden biri de kadınlardır. Kadın yoksulluğu, cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan yoksulluğu yaratan süreçler, kadın ve erkekleri farklı biçimlerde ve oranlarda etkilemektedir. Cinsiyet açısından, kadınların, toplumsal yaşamdan uzak ve / veya geri planda olmaları, (özellikle eğitim ve çalışma yaşamından uzak olmaları) gelir dağılımında onların en yoksul kitle olmasını beraberinde getirmektedir.

Cinsiyet ayırımcılığı, genel anlamda bireylerin cinsiyetlerinden dolayı insan haklarından tümüyle yararlanmasını engelleyen sosyal açıdan yapılandırılmış cinsiyet rolleri ve normlarına dayalı olarak herhangi bir ayırıma, dışlanma ya da kısıtlamaya maruz kalmasıdır.

Çocuk yoksulluğu: Yoksulluktan en fazla etkilenen diğer bir kesim ise çocuklardır. Çocuk yoksulluğu, bazı yazarlara göre, çocukların geliri olmaması nedeniyle “yoksul” olarak kabul edilmeseler de çoğunlukla onları yetiştiren yetişkinlerin yoksulluğunun bir ürünüdür. Çocuklar yoksulluğa karşı daha duyarlıdır ve yoksulluktan daha fazla etkilenmektedir.

Yoksullukla mücadelede son yıllarda ortaya çıkan önemli bir eğilim, bu konuda ulusal hükümetlerin ve sivil toplum örgütlerinin yanında; IMF, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Uluslararası Çalışma Örgütü gibi uluslararası kuruluşların da çabaları görülmektedir. Ancak yoksullukla mücadele de en önemli koruyucu etken ailedir.

Şiddet

Şiddet; güç veya baskı uygulayarak, bir bireye ya da bir gruba kendi isteği dışında bir şey yapmak veya yaptırtmak olarak tanımlanmaktadır. Belirli türden bir güç kullanımıdır; fiziksel güç kullanımının sonucu, maruz kalanın rahatsız olması, alıkonması, sertçe müdahaleye uğraması, dokunulmazlığının bozulması, onurunun kırılması, aşağılanması ya da kirletilmesidir. Şiddet söz konusu olduğunda toplumsal şiddet, aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, eşler arası şiddet, çocuğa yönelik şiddet, yaşlıya yönelik şiddetten söz edebiliriz. Bireylerin maruz kaldığı şiddet; fiziksel şiddet, duygusal şiddet, ve cinsel şiddet olmak üzere 3 ana başlık altında incelenmektedir. Ayrıca şiddetin uygulandığı kişiye göre şiddet türleri farklılık göstermektedir. Ekonomik şiddet, hak istismarı, terk etme ve ihmal de şiddet türleri arasındadır.

Aile İçi Şiddet: İnsanlık tarihi boyunca var olduğu düşünülen aile içi şiddet, yaşadığımız yüzyılda üzerinde durulan toplumsal sorunlardan biridir. Aile içi şiddet bireyin yaşamını pek çok açıdan olumsuz yönde etkileyebilecek istismarın yaygın bir biçimidir ve aile içindeki bireylerin yaralanmasına, sindirilmesine, öfkelendirilmesine, duygusal baskı altına alınmasına, hatta ölüme kadar uzanan farklı durumların ortaya çıkmasına yol açan fiziksel veya herhangi bir şekilde hareket, davranım veya eylem olarak tanımlanabilir. Aile içi şiddet, istismar ve ihmal olarak da iki alt gruba ayrılmaktadır. İstismarda şiddeti uygulayan kişi aktif bir tutum içerisindedir. İhmalde ise, şiddet uygulayan kişi, daha çok pasif bir tutum içerisindedir. Aile içi şiddet, kadına, çocuğa, kardeşe ve ailedeki yaşlıya yönelik olabilmektedir.

Kadına Yönelik Şiddet: Birleşmiş Milletler (BM) kadına yönelik şiddeti; “İster toplumsal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlarda fiziksel, cinsel, psikolojik zarar ve bozukluğa neden olan ya da olabilecek cinsiyet ayrımcılığına dayalı her türlü eylem ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlamaktadır. Kadına yönelik şiddet, kadınların yaşama, sağlık ve beslenme, eğitim, gelişme, toplumsal ve ekonomik yaşama katılım gibi temel insan haklarını ve özgürlüklerini ihlal eden yaygın, toplumsal ve çok boyutlu bir insan hakları problemidir. Kadına yönelik şiddet, kadının fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması olası olan hareketlerdir.

Kadına yönelik şiddet türleri farklı şekillerde dikkati çekmektedir:

  • Fiziksel şiddet,
  • Psikolojik şiddet,
  • Cinsel şiddet
  • Ekonomik şiddet

Çocuğa Yönelik Şiddet: Aile içi şiddet söz konusu olduğunda ailede şiddete uğrayan en çok çocuklar olabilmektedir. Yasalara göre 0-18 yaş arasındaki her birey çocuk olarak kabul edilmektedir. Çocuğa yönelik şiddet ihmal ve istismar olarak ele alınmaktadır.

Çocuk İhmali: Çocuk ihmali, çocuğa bakmakla yükümlü kimsenin (ailenin, ilgili kurumların ya da devletin) çocuğun gelişimi için gerekli ihtiyaçları karşılamaması veya bu ihtiyaçları dikkate almaması ve çocuğa karşı en temel sorumlulukların yerine getirmemesidir. Bu ihtiyaçlar sağlık, eğitim, duygusal gelişim, beslenme, barınma ve güvenli yaşam şartlarıdır.

İhmal çeşitleri;

  • Fiziksel ihmal
  • Duygusal ihmal
  • Eğitim ihmali
  • Tıbbi ihmal olarak ele alınmaktadır.

Çocuk İstismarı: Çocuk istismarı, 0-18 yaş grubundaki çocuğun; sağlığını, fiziksel gelişimini ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyen bir yetişkin, toplum yada devlet tarafından bilerek veya bilmeyerek gerçekleştirilen her türlü harekete maruz kalmasıdır. İstismar,

  • Fiziksel istismar,
  • Duygusal istismar
  • Cinsel istismar diye incelenmektedir.

Çocuk istismar ve ihmaline yol açan nedenler çocuktan, anne babadan, aile yapısından ve toplumun özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenler risk etmenleri olarak adlandırılmaktadır.

  • Çocuğun özelliklerine bağlı risk etmenleri
  • Ebeveynin psikopatolojisi ya da kişilik özellikleri
  • Ekonomik durum kaynaklı risk etmenleri
  • Aile yapısından kaynaklanan risk etmenleri
  • Sosyal çevreden kaynaklanan risk etmenleri

Kardeşe Yönelik Şiddet (Kardeş İstismarı): Aile içi şiddet söz konusu olduğunda diğer ilişkilerde olduğu gibi kardeşler arasındaki ilişkilerin de bozulmasına neden olan durum kardeş istismarıdır. Kardeş istismarı adından da anlaşıldığı gibi bir kardeşin diğer kardeşe fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet göstermesidir. Kardeş istismarı aile içi şiddetin en yaygın, en ciddi türüdür ve önemli bir problemdir. Kardeş istismarı diğer istismar türleri gibi fiziksel, duygusal (psikolojik) ve cinsel istismar olmak üzere üç türden oluşmaktadır.

Yaşlılara Yönelik Şiddet Günümüzde dünya genelinde doğum oranın azalması ve insan ömrünün uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfus artmaktadır. Yaşlı nüfusundaki artış nedeniyle gün geçtikçe yaşlılıkla ilgili sorunlarla daha sık karşılaşılmaktadır. Yaşanan ekonomik, kültürel ve sosyal değişimler sonrasında geleneksel aile yapısı kırılmaya başladığı için yaşlı statü kaybına uğrar. Yaşlının fiziksel ve zihinsel fonksiyonları zayıflar, kendi kendine bakım yapmakta yetersizlikler yaşar, kaza riski artar ve bunların etkisiyle de çevresindeki diğer bireylere bağımlılığı artar. Üretkenliği olmadığı için yaşlının ekonomik gücü zayıflar ve tüm bunlara bağlı olarak da yaşlı sosyalleşmede de güçlükler yaşar. Belirtilen bu durumlar yaşlılar ve yaşlı yakınları için çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Yaşlı istismarı ve ihmali 6 şekilde ortaya çıkmaktadır:

  • Fiziksel istismar,
  • Duygusal/psikolojik istismar,
  • Cinsel istismar,
  • Ekonomik ve hak istismarı,
  • Terk edilme • İhmal.

Yaşlı istismar ve ihmalinin önlenmesinde yaşlının ihmal ve istismara maruz kalıp kalmadığının belirlenmesi önem taşımaktadır. Yaşlının istismar ve ihmalinin belirlenmesinde kişisel, ailesel engeller, sağlık çalışanları ve kurumsal engeller gibi çeşitli engeller bulunmaktadır. Genellikle yaşlı bireyler istismara uğradığını fark edemeyebilir ya da utanç duyma, çekingenlik gibi çeşitli nedenlerden dolayı dile getiremeyebilirler. Bu nedenlerle yaşlının istismar ya da ihmal edildiğinin sağlık görevlilerince tespiti çok önemlidir; özellikle yaşlılara hizmet veren sağlık görevlileri ihmal ve istismar konusunda eğitilmelidirler.

Dışlanma

Dışlanma toplum tarafından kabul edilmeme durum ve süreçlerini ifade etmektedir. Dışlanma, bireyin ekonomik ve sosyal çevrenin dışında kalması ile ortaya çıkmaktadır. Dışlanmanın olabilmesi için, hem dışlayanların hem de dışlananların mevcut olması gerekmektedir. İnsanı toplumsal hayata bağlayan ve onun bir toplum üyesi olmasını sağlayan ihtiyaçlarının çeşitli yoksunluklar nedeniyle yeterince karşılanmamasıdır. Sosyal dışlanmanın diğer nedenleri ise, gelir dağılımı adaletsizliği, göç, sosyal güvencenin olmaması ve eğitim oranının düşüklüğü işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar yer almaktadır. Sosyal dışlanma riski olan bireyler genellikle kendilerini topluma yabancılaşmış, sahipsiz, desteksiz, güçsüz, çaresiz hissetmekte ve toplumla bütünleşmede sıkıntı yaşamaktadırlar.

Dışlanma sosyal ilişkiler üzerinde durmaktadır. Dışlanmış kişilerin de güçlü olan sosyal ağlar sayesinde kendilerini toplumun bir parçası olarak görmesi mümkündür. Dışlanmaya maruz kalmış bireyler, korunmaya, yardıma, bakıma ve desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Aile, akrabalık, arkadaşlık ve hemşerilik gibi kişinin daha yakın çevresiyle olan ilişkiler bireye ihtiyaç duyduğu zamanlarda maddi ve manevi destek sağlayarak gerçekleştirilir.