Ünite 5: Yerel Yönetimlerde e-Devlet: e-Yerel Yönetim

Giriş

Yerel yönetimler düzeyinde e-Devlet veya e-Yerel Yönetim uygulamaları denildiğinde, bu uygulamaların sadece e-Belediye faaliyetlerinden oluşmadığı unutulmamalıdır. e-Yerel Yönetim kavramına, e-Belediye dışında e-İl Özel İdaresi, e-Köy ve hatta e-Mahalle uygulamaları da dâhildir. Bunlara ek olarak, belediye birlikleri ve belediye şirketlerinin (Belediye iktisadi teşekkülleri) de bilgi ve iletişim teknolojileri kullanarak sundukları bilgi ve hizmetler, e-Yerel Yönetim uygulamalarının içinde sayılmalıdır.

Yerel Yönetimlerde e-Devlet/e-Yerel Yönetim Olgusu: Genel Çerçeve

e-Yerel Yönetim, e-Devlet faaliyetlerinin yerel yönetim düzeyinde gerçekleştirilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla e-Devlet ve e-Yerel Yönetim kavramları arasındaki fark, iki kavramın doğası veya içeriğinden değil, faaliyetlerin gerçekleştirilme düzeyinden kaynaklanmaktadır.

Merkezî yönetim düzeyindeki e-Devlet uygulamalarında olduğu gibi, yerel yönetimler düzeyindeki e-Devlet uygulamalarının da idari ve siyasi olmak üzere iki temel boyutu vardır: e-Yerel Yönetim faaliyetlerinin idari boyutu, yerel yönetim birimlerinin çeşitli teknolojilerin kullanımı yoluyla gerek kurum içi gerekse de kurum dışı birimlere/ aktörlere bilgi ve hizmet sunum süreçlerini daha hızlı, kolay, düşük maliyetli, kaliteli, kullanıcı odaklı ve Avrupa Birliği standartları ile uyumlu şekillerde yapmasıdır. Siyasi boyut ise, teknoloji kullanımı yoluyla yerel yönetim faaliyetleri ve hizmetlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik, katılım ve denetim gibi unsurların güçlendirilmesi ve son tahlilde yerel yönetimlere duyulan güvenin ve bu birimlerin idari ve siyasi meşruiyetinin arttırılmasıdır. Genelde e-Yerel Yönetim, özelde ise e-Belediyecilik faaliyetlerinin her üç temel e-Devlet etkileşim kategorisinde de bilgi ve hizmet üretimine katkıda bulunduğu görülmektedir.

e-Belediyecilik uygulamalarında “devletten devlete” (merkezî idareye, diğer yerel yönetim birimlerine veya hizmet sunan belediyenin diğer birimlerine, belediye birliklerine, belediye şirketlerine, vb.) kategorisinde de bilgi ve hizmet sunulmaktadır. Son olarak, e-Belediyecilik faaliyetleri kapsamında “devletten özel sektöre” (belediyenin ihale verdiği ve iş yaptığı şirketlere, bankalara, vb.) kategorisinde de bilgi ve hizmetler üretilmektedir.

Son dönemde e-Yerel Yönetim uygulamalarının içerisine mobil belediyecilik, telefon belediyeciliği ve akıllı kent gibi kavramların da dâhil olduğu görülmektedir. Mobil belediyecilik (m-Belediyecilik), belediyelerin bilgi ve hizmet sunumunda akıllı cep telefonları, tablet bilgisayarlar ve giyilebilir teknolojiler (akıllı kol saatleri, vb.) gibi taşınabilir cihazlar yardımıyla mobil platformlardan yararlanması anlamına gelmektedir.

e-Yerel Yönetim faaliyetlerinin niteliği ve niceliği, bir ülkenin yönetim sistemine bağlıdır. Üniter/tekçi bir yönetim yapısı olan Türkiye’de merkezî idare ile eş güdümlü bir biçimde çalışan belediye, il özel idaresi ve köy gibi yerel yönetim birimleri mevcuttur. Bu birimler de kendi içerisinde, örneğin belediyeler için; büyükşehir belediyesi, il belediyesi, ilçe belediyesi ve belde belediyesi gibi daha alt kategorilere ayrılabilir.

Üniter/tekçi olmayan yönetim sistemleri incelendiğinde ise, yerel yönetimlerin işleyişi ve diğer yönetim birimleriyle ilişkileri bakımından daha farklı yapılarla karşılaşılmaktadır.

Bir ülkenin yönetim sistemine ek olarak, e-Yerel Yönetim faaliyetlerini şekillendiren bir diğer faktör de bu faaliyetleri çepeçevre kuşatan kurumsal ekosistemdir. Diğer bir deyişle, elektronik ortamda bilgi ve hizmet sunan bir belediye, faaliyetlerini kurumsal çevresinin diğer aktörleri ile etkileşim halinde ve uyumlu biçimde yürütmek durumundadır.

Farklı yasalardaki düzenlemeler aşağıdaki gibi özetlenebilir: İncelenen yasalarda; “elektronik devlet”, “e-Devlet”, “mobil devlet”, “m-Devlet”, “teknoloji”, “sayısal” “dijital” ve “İnternet” anahtar kelimeleriyle yapılan aramalar e-Yerel Yönetim faaliyetleri bakış açısından kayda değer bir sonuç vermemiştir. e-Yerel Yönetim faaliyetleri ile ilgili olarak, 2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’ndaki tek hüküm ise, yasanın “Büyükşehir Belediyesinin Görev, Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 7. maddesinin h fıkrasındaki “coğrafi ve kent bilgi sistemleri kurmak” ibaresidir. Bu noktada, önemli bir sorun olarak, incelenen bazı kanun metinlerinde (5393 ve 5216 sayılı yasalarda) kullanılan “coğrafi ve kent bilgi sistemi” kavramının yoruma yer vermeyecek biçimde açıkça tanımlanmadığı görülmektedir.

Olumsuz tabloya rağmen, 2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda “elektronik belediyecilik” ve “e-Belediyecilik” anahtar kelimeleriyle yapılan aramada, söz konusu yasa metninde önemli değişikliklerle karşılaşılmıştır. Söz konusu yasada e-Yerel Yönetim sistemleriyle ilgili olarak yakın zamana kadar tek bahis, yasanın 14. maddesindeki “Belediye, mahalli müşterek olmak şartıyla, … coğrafi ve kent bilgi sistemleri… yapar veya yaptırır” ibaresi idi. Ne var ki 2018 yılında yasa metnine Ek Madde 3 (Ek: 15/2/2018- 7099/16 md.) ile bazı hususlar eklenmiştir. Yasaya eklenen bir başka bölüm olan Geçici Madde 10’da (Ek: 15/2/2018-7099/17 md.) ise, e-Belediye sisteminin kurulumu ve işletimi ile ilgili bazı hükümler sıralanmıştır. Bu bağlamda, özellikle Belediye Kanunu özelinde e-Belediyecilik uygulamalarının mevzuat ayağında ciddi bir adım atıldığı söylenebilir.

e-Yerel Yönetim Konulu Araştırmalar

Yerel yönetim birimlerinde teknoloji kullanımı konusu, somut olarak ilk kez, gelişmiş ülkelerde bilgisayarların birçok farklı sektördeki işyerlerine büyük sayılarda girmeye başladığı 1970’li yıllarda “yerel yönetimlerde bilgisayar kullanımının yaygınlaşması” başlığı altında incelenmiştir. Yerel e-Devlet (Local e-Government) adı verilen e-Yerel Yönetim uygulamaları hakkında yapılan araştırmalar, İnternet kullanımının yaygınlaşması sonucunda 1990’ların ikinci yarısında tekrar canlanmış ve 2000’ler ile birlikte daha da hız kazanmıştır. Ne var ki, araştırmaların odak noktası en azından ilk başlarda yerel yönetimler değil, merkezî yönetim birimleri olmuştur. Yerel yönetim düzeyinde yapılan araştırmalar yaygınlaştıkça, e-Yerel Yönetim projelerini anlatan betimleyici araştırmalardan farklı olarak, söz konusu uygulamaların yönetim sisteminde nasıl bir etki yarattığını veya bu uygulamaların başarısını belirleyen faktörlerin neler olduğunu bulmaya yönelik araştırmalara da girişilmiştir.

E-Yerel Yönetim uygulamalarının yönetim sistemlerinde nasıl bir değişime yol açtığını anlamak için yapılan ilk araştırmaların birinde ise Tat-Kei Ho (2002), ABD’deki en büyük 55 adet kentin belediye web sitelerinin içeriğini analiz etmiş ve bu web sitelerinin teknik yöneticilerine bir anket uygulamıştır. Yazar, yerel yönetimlerin web sitesi oluştururken bir yanda da kayda değer bir yönetim paradigması değişimine uğradığını tespit etmiştir.

Yapılan araştırmalarda, yerel yönetimlerin işleyişinde sosyal medya platformlarının yaygın kullanımının da idari şeffaflık, vatandaş katılımı ve yerel yönetime duyulan güven açılarından önemli bir fark yarattığı iddia edilmiştir

E-Yerel Yönetim uygulamalarının etkisi konusunda gerçekçi değerlendirmelerde bulunabilmek için, bu uygulamalar hakkında sağlıklı ve güncel veriler toplayarak ayrıntılı değerlendirme ve kıyaslamalar yapmak gerekmektedir. Ne var ki, bu alanda veri-temelli değerlendirme ve kıyaslama çalışmaları çok fazla sayıda değildir. Batlle-Montserrat, Blat & Abadal (2014), Avrupa şehirlerinde önemli sayıda ortak hizmet sunulmasından hareketle, bu kentlerdeki e-Yerel Yönetim uygulamalarının kıyaslamasının yapılması için bir hizmet kataloğu çıkarmış ve bir kıyaslama modeli önermiştir. Yazarlar, önerdikleri modeli 15 adet orta ve büyük ölçekli Avrupa kentinde deneyerek geliştirmiştir.

Türkiye’de e-Yerel Yönetim konulu ilk akademik çalışmalar 1990’lı yılların ortalarından itibaren görülmeye başlanmıştır. İlerleyen yıllarda, gelişmiş Batılı ülkelerde yerel yönetimlerin hangi teknolojileri ne şekilde kullandıklarına ilişkin araştırmalar yürütülmüş; bu teknolojilerden Türkiye’de ne oranda istifade edildiği araştırılmıştır. Ayman Güler’in (2001) çalışmasında ise hem belediyelerin teknolojik altyapısı hakkında bilgi verilmiş; hem de bu alanda ortaya çıkan YerelNET ve YerelBilgi gibi merkezi veri toplama, eşgüdümleme ve deneyim paylaşma sistemleri tanıtılmıştır. Kaya Bensghir, Türkiye’de birçok belediyenin web sitesi kurma çabalarını erken aşamalarında tek başına, büyük emek harcayarak belgelemiş; böylece Türkiye’de e-Belediyeciliğin dijital arşivine büyük bir katkıda bulunmuştur. 2000’li yılların başında Türkiye’de yeni yeni ortaya çıkmakta olan mobil belediyecilik konusunda bir araştırma yürüten Yıldız (2006), özellikle İstanbul’daki ilçe belediyelerinin vergi borcu sorgulama ve tahsilatı hizmetlerinde mBelediyecilik uygulamaları sunduğunu tespit etmiştir. Sadioğlu ve Yıldız (2007) ise, e-Devlet ve e-Belediye konulu Türkiye kaynaklı yayınları bulmak amacıyla 15 yıl boyunca (1992-2006) yayımlanan iktisadi ve idari bilimler alanındaki toplam 14 ulusal hakemli dergide bulunan toplam 4327 makaleyi taramışlardır. Arslan (2009), her düzeyden (büyükşehir, büyükşehir ilçe, il ve ilçe belediyeleri) seçilen toplam 144 belediyenin stratejik planlama dokümanlarını inceleyerek topladığı verilerden hareketle, e-Belediyeler için bir stratejik yönetim modeli önermiştir. E-Devlet ve e-Belediye uygulamalarını genelde olumlu bir gelişme olarak değerlendiren ve destekleyen literatürün aksine, çalışmasında bu uygulamaların karanlık bir yönüne dikkat çeken Yıldız (2009), belediyelerin web sitelerini zaman zaman kurallara aykırı davranan kişileri sanal ortamda teşhir etmek için kullandıklarını belirlemiştir. Şat (2016) ise, Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesinin web sitelerinin içeriğini; veri güvenliği, kullanıcı mahremiyeti, kullanılabilirlik ve erişilebilirlik, içerik, hizmet sunumu ve katılım ölçütlerini kullanarak değerlendirmiştir. Son olarak Alat (2018), 30 büyükşehir belediyesini dışarıda bırakarak 51 il belediyesi web sitesini analiz etmiştir. Yazar içerik analizinde; erişim, tasarım, dolaşım, çekicilik, ilde yaşayanlara yönelik hizmetler, şeffaflık, turistlere yönelik hizmetler ve ilin tanıtımı, plan ve projeler, yönetici bilgileri, yerel girişimcilik-sivil toplum bağı, siteden vatandaşa doğru kurulan pasif ilişki, vatandaştan siteye doğru kurulan pasif ilişki, siteden vatandaşa doğru kurulan eşanlı ilişki, vatandaştan siteye doğru kurulan eşanlı ilişki ve belediye hizmetleri gibi içerik kategorilerini incelemiştir.

Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren e-Yerel Yönetim konulu akademik literatürün dışında kalan ama kamuoyunu yerel yönetimlerde teknoloji kullanımının önemi, dünyada ve Türkiye’deki mevcut durumu ve eksiklikleri konusunda bilgilendirme amacı taşıyan uygulama odaklı araştırma ve raporlar yayımlanmaktadır. Türkiye’deki bütün belediyeleri tek çatı altında toplayan bir mahalli idare birliği olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) de e-Yerel Yönetim alanında faaliyet göstermektedir. Bu alandaki önemli çalışmalardan biri de 2007, 2008 ve 2009 yıllarında TÜSİAD ve TBV’nin desteğiyle Deloitte danışmanlık şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’de e-Yerel Yönetim Uygulamalarının Bugünü ve Geleceği

Başarılı e-Belediye uygulamalarının tespiti için e-TR ödüllerine layık görülmüş olmak -bazı sınırlılıkları olmakla beraber- iyi bir ölçüttür. Başarılı e-Belediye uygulamalarının tespiti için e-TR ödüllerine layık görülmüş olma ölçütünü kullanmanın bazı sınırlılıkları da mevcuttur. İlk olarak, e-TR ödülleri organizasyonu, 2018 yılında düzenlenmemiştir. Bir diğer ilginç uygulama, 2015 yılında verilen 12. e-TR Ödülleri’nde “Orta Ölçekli Belediyeler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görülen Gaziantep ili Şahinbey Belediyesi Açık Veri Portalı’dır. Bu uygulama, Türkiye’de bir yerel yönetim biriminin kurduğu ilk açık veri portalıdır. Uygulama ile belediyenin elindeki veri setlerinden paylaşılmasında bir sakınca olmayanları, küresel veri sunum standartlarına uygun, yeniden kullanılabilir, programlanabilir ve ücretsiz bir biçimde internet üzerinden erişilebilir hâle getirilmiştir.

E-Belediyecilik, iletişim bilimleri ile ulusal ve uluslararası turizmi bünyesinde birleştiren ilginç ve önemli bir diğer örnek ise, Beykoz Belediyesi’nin Hollykoz (Hollywood+Beykoz) projesidir. Birçok televizyon dizisine ev sahipliği yapan Beykoz’da turist sayısını ve turizm gelirini artırmak amacıyla bu dizilerin geçtiği 200’ün üzerinde mekânı tanıtan gezi haritası (web sitesi ve mobil telefon sürümleri ile) ve rehber kitap hazırlanmıştır.

Bir başka dikkat çekici örnekte de genelde yerel yönetimlerde, özelde ise e-Belediyecilikte coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanımı öne çıkmaktadır. İstanbul ve Ankara gibi büyükşehir belediyeleri tarafından kullanılan sistemde özel bir kamera ile donatılmış bir araç veya insansız hava aracı, kentin sokaklarında dolaşarak şehrin üç boyutlu bir haritasını çıkarmaktadır.

Yerel yönetim birimleri arasında olan il özel idareleri ve köyler de gerek iç işleyişlerinde, gerekse de vatandaşlar, özel sektör temsilcileri ve diğer yönetim birimleri gibi dış kullanıcılara bilgi ve hizmet sunma faaliyetlerinde teknolojiden yararlanma yoluna gitmektedirler.

Türkiye’de köy web sitesi kullanımı sonucunda, özellikle köyünü ve köylüsünü yüz yüze göremeyen veya çok nadiren görebilen köylüler arasında “sanal hemşehrilik” ilişkileri ortaya çıkmaktadır. İl özel idarelerinde teknoloji kullanımı konusunda yapılan çalışmaların e-Belediye konulu çalışmalar ile karşılaştırıldığında oldukça az sayıda olduğu vurgulanmalıdır. Bu durum, 6360 sayılı ve 2012 tarihli yasal düzenleme sonrasında il özel idarelerinin sayısının 81’den 51’e inmesi ve genelde idare, özelde de yerel yönetim sistemi içerisindeki ağırlıklarının azalması ile de açıklanabilir.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin mahalle muhtarlarının kullanımı için tasarladığı bir uygulama olan MUBİM, 2014 yılında devreye girmiştir. Bu uygulama ile ilk olarak toplam 911 mahalle muhtarı sisteme kaydolup belediyeden kullanıcı adı ve şifrelerini almıştır. Takiben muhtarlar, MUBİM sistemine giriş yaparak web sitesinden (mubim.antalya.bel.tr), kısa mesajla (249 50 00), e-Posta göndererek ([email protected]), telefon ederek (249 52 39) veya faks çekerek (249 54 85) mahalleleri ile ilgili talep ve şikâyetlerini sisteme iletmektedir. Arzu ederlerse istek, şikâyet ve önerileriyle ilgili fotoğrafları da sisteme yükleyebilmektedir. Elektronik iletişim kanallarını kullanmayı tercih etmeyen muhtarlar ise, sisteme yüz yüze iletişim yoluyla da başvuru yapabilirler. Muhtarlardan gelen talep, öneri ve şikâyetler, içeriklerine göre sınıflandırılmakta ve konuyla ilgili birimlere aktarılmaktadır. İlgili birim tarafından verilen yanıt da MUBİM sistemi tarafından muhtarlar ile paylaşılmaktadır. Bu süreç işlerken muhtarlar, ilettikleri konunun hangi birimde ve sürecin hangi aşamasında olduğunu takip edebilmektedirler

MUBİM gibi sistemler, yerel yönetim örgütlerinin kılcal damarları sayılan en küçük birimleri olan mahalle muhtarlıklarına kadar e-Devlet ve e-Belediye uygulamalarını taşımaktadırlar. Mahalle sakinlerinin de muhtarlıkları ile olan ilişkilerinde teknoloji kullanımı arttıkça, bu zincirin son halkası da teknoloji kullanımına açılmış olacaktır.

Bir ülkede yerel yönetimlerin teknoloji vasıtasıyla sunduğu bilgi ve hizmetlerin merkezî veya adem-i merkezî bir sistem yoluyla sunulmasının doğru olacağı hususu, önemli bir tartışma konusudur.

Ülkenin kaynakları, merkezî ve yerel yönetimlerin idari, siyasi, mali ve teknik kapasiteleri, siyasi ve idari kültür, bölgeler arası gelişmişlik farklarının düzeyi ve vatandaş tercihleri gibi birçok etmene bağlıdır. Bu karar verilirken, hizmet sunumunda etkinliği, kaliteyi, kişisel verilerin güvenliğini ve bilgiye/hizmete ulaşmada adaleti hangi seçeneğin daha fazla sağlayacağı da hesaba katılmalıdır.

Başta e-Belediyeler olmak üzere, e-Yerel Yönetim hizmetlerinin giderek Ulusal E-Devlet Kapısı bünyesine göç ederek merkezileştiği gözlenmektedir: 2019 yılı Nisan ayı itibarıyla Ulusal E-Devlet Kapısı bünyesinde 72 ilden 305 belediye ve bu belediyelere bağlı 14 yerel hizmet kurumu hizmet sunmaktadır. Geçmişte e-Yerel Yönetim faaliyetlerinin merkezileştirilmesi için bir takım çalışmalar gerçekleştirilmiştir. YerelNET (Yerel Yönetimler Portalı) sistemi, Türkiye çapındaki bütün yerel yönetim birimlerini (belediyeler, il özel idareleri, köyler, belediye şirket ve iştirakleri, yerel yönetim birlikleri ve diğer yerel yönetim kuruluşları) birbirine bağlayan bir sanal bağlantı noktası ve etkileşim ağı kurmuştur. Bu ağ vasıtasıyla yerel yönetim alanındaki bilgilere ve mevzuata erişimin kolaylaşacağı, birimler arası bilgi ve deneyim alışverişinin artacağı öngörülmüştür.

YerelNET sistemi, 18 yıl boyunca (2000-2018) faaliyet gösterdikten sonra 9 Temmuz 2018 tarihli ve 730 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TODAİE Teşkilat Kanunu yürürlükten kaldırılınca kurumsal ev sahibini kaybetmiştir. Aşağıdaki görselde TODAİE tarafından kurulan YerelNET web sitesi içeriği sunulmuştur. Yerel yönetimlerin elektronik kanallardan sunduğu bilgi ve hizmetlerin bir merkezi kapıda toplanması konusu ile ilgili olarak, 2017’de İçişleri Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından “http://www. belediye.gov.tr/” adresinde bir e-Belediye Bilgi Sistemi de kurulmuştur.

Yerel yönetim birimlerinin e-Devlet projeleri yaparak elektronik bilgi ve hizmet sunma süreci, ödüller yoluyla teşvik edilmektedir. Bu alanda Türkiye’deki en önemli örnek, yukarıda da kısaca bahsedilen, 2003 yılından 2017

yılına kadar sürekli olarak (üst üste 14 kere) her yıl verilmiş olan e-TR (E-Türkiye) Ödülleri’nin “Yerel Yönetimlere ve/ veya Yan Kuruluşlarına Yönelik” alt kategorisidir. Ödüller, kamu kurum ve kuruluşları ödülü, yerel yönetimler ödülü, özel ödüller ve en iyi gelişim gösteren proje ödülü olmak üzere dört ana kategoriye ayrılmıştır. Her ödül kategorisi de kendi içinde birtakım alt kategorilere bölünmüştür.

Yerel yönetimler alanında verilen e-TR ödül kategorisi ise, nüfus ve coğrafi büyüklük ile teknik, mali ve idari kapasite gibi konularda sadece birbirine denk belediyeleri karşılaştırarak ödüllendirmek amacıyla üç alt kategoriye bölünmüştür.

Dünyadaki e-Yerel Yönetim Örnekleri

Dünyadaki başarılı e-Yerel Yönetim uygulamaları, başta uluslararası kuruluşlar, yerel yönetim birimleri ve birlikleri ile özel şirketler olmak üzere, birçok kamu politikası aktörü tarafından takip edilmekte, raporlanmakta ve birbirleriyle kıyaslanmaktadır. Örneğin; Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2005 yılında yayımlanan Dünya Çapında Belediyelerde E-Yönetişim (Digital Governance in Municipalities Worldwide) araştırmasında (Holzer ve Kim, 2005), farklı kıtalardan seçilmiş dünyadaki 100 büyük belediye arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi web sitesinin; veri güvenliği ve kişisel bilgilerin mahremiyetinin korunması açısından 10., kullanılabilirlik açısından 45., içerik açısından 33., hizmet sunumu açısından 35., vatandaş katılımı açısından ise 25. sırada olduğu tespit edilmiştir. Raporda, kentler 100 puan üzerinden bütünsel şekilde değerlendirildiğinde ilk üç sırayı; Seoul, G. Kore (82 puan), New York, ABD (73 puan) ve Şangay, Çin (64 puan) almıştır. Sıralamada İstanbul, 42 puan ile 100 kent/belediye içerisinde dünyada 25., Asya kıtasında ise 7. olmuştur.

E-Yerel Yönetim uygulamalarını Avrupa Birliği özelinde inceleyen ve Avrupa’da 130’dan fazla belediyeyi bir araya getiren EUROCITIES (Avrupa Şehirleri) isimli birlik de bu konuda önemli ve Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkeleri de içeren araştırmalar yayımlamıştır. Bir diğer boyut da e-Yerel Yönetim uygulamalarının sadece kentlere değil, kırsal alanlara da ne gibi hizmetler sunabileceği ve nasıl bir katma değer üretebileceğidir. Son yıllarda artan oranda e-Yerel Yönetim/yerel e-Devlet diye adlandırılabilecek uygulamaların “akıllı kent” kavramı adı altında incelendiği görülmektedir. Özellikle 2010’lu yıllardan itibaren e-Yerel Yönetim ve e-Belediye kavramlarının daha az kullanıldığı, bu kavramların yerine “akıllı kent/belediye” (smart city/municipality) kavramının tercih edildiği gözlenmektedir.

Akıllı kent, “mevcut tüm teknoloji ve kaynakları akıllıca ve eşgüdümlü bir şekilde kullanarak kent merkezlerini geliştirmek; bütünleşmiş, yaşanabilir ve sürdürülebilir kentler ortaya çıkarmak” şeklinde tanımlanabilir. Akıllı şehir, şehrin daha yaşanabilir, daha sürdürülebilir ve daha verimli olması amacıyla bilgi iletişim teknolojilerinin sağladığı çözümleri: Odağına insanı alarak, ilgili tüm paydaşların ve kurumların sahipliğinde, kişisel verinin gizliliği ve diğer etik kuralları ihlal etmeden, katılımcı ve şeffaf bir şekilde uygulayabilen, kendini sürekli geliştiren ve öğrenen şehirdir. İdari yönden, kent hizmetleri teknoloji kullanımı ile daha hızlı, düşük maliyetle, kaliteli, yaratıcı ve kullanıcı-odaklı yapılabilir hâle gelmiştir. Siyasi yönden ise, teknoloji ve veri temelli politika yapımı ve uygulaması, kent yönetim süreçlerinin daha katılımcı, şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir hâle gelmesi potansiyelini barındırmaktadır.

“Akıllı Şehir Yol Haritası” raporunda incelenen 26 büyükşehir belediyesinin sunduğu bilgi ve hizmetler analiz edilerek bir “Akıllı Şehir Endeksi” oluşturulmuştur. Söz konusu raporda akıllı kent uygulamalarına birçok örnek verilmiştir: Mesela, ABD’nin Los Angeles kentinde kullanılan akıllı sinyalizasyon, Akıllı sokak aydınlatması sistemlerinin kullanıldığı Oslo, aylık gaz, su ve elektrik kullanımlarını belediyelere otomatik olarak haber veren akıllı sayaçların kullanıldığı ABD’nin Georgia, İspanya’nın Santander, kentsel hizmet sunumunda yaygın sensör kullanımı sonucunda, çeşitli amaçlarla kullanılan 12.000 sensör ile “Avrupa’nın sensör başkenti” unvanını kazanmıştır. Türkiye’de de bazı akıllı kent planlama ve uygulamaları gözlenmektedir. Örneğin Eskişehir Tepebaşı belediyesinin, belediye binalarının enerji verimliliklerinin arttırılması, enerjisini güneşten alan su kaynaklı ısı pompası sistemleri, güneş panelleri ve organik atık yakan kazanlar kurulması, bina ve çevre aydınlatmalarının LED armatürlerle değiştirilmesi, ısı geri-kazanımlı havalandırma sistemlerinin kullanılması ve 150 kilovat kapasiteli bir güneş enerjisi santralı kurulması gibi alt bileşenler vardır. bir diğer örnek ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin “İBBCepTrafik” Uygulaması’dır. Türkiye’deki bu olumlu örneklere rağmen, akıllı kent uygulamaları konusunda alınacak daha çok mesafe olduğu da anlaşılmaktadır.

Dünyada ilk kez 2050 yılında toplam nüfusun üçte ikisinin kentlerde yaşayacağı öngörülmektedir. Ne var ki, e-Yerel Yönetim faaliyetlerinde önemli bazı sorunlar da yaşanmaktadır. İlk olarak, önceki bölümlerde de bahsedilen, önce e-Devlet (bilgi ve hizmet sunumu) sonra e-Demokrasi” yaklaşımı, bu bölümde verilen örneklerde de görüldüğü üzere, e-Yerel Yönetim alanında da bir sınırlılık olarak kendisini göstermiştir. İkinci bir sorun olarak, e-Yerel Yönetim faaliyetlerinde başarılı olunabilmesi ve bu faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için üst düzey siyasi ve idari destek olmazsa olmaz bir faktör olmasına rağmen her zaman bu destek bulunamayabilmektedir. Üçüncü bir sorun olarak, milyonlarca kişinin yaşadığı büyükşehir belediyeleri gibi çok büyük ölçekli yerel yönetim birimleri olduğu gibi, sadece yüzlerce kişinin yaşadığı köyler gibi nispeten çok küçük ölçekli birimler de mevcuttur. Dördüncü olarak, katılım/erişim ve fırsat eşitliği sorununu çözmek veya hafifletmek için, e-Yerel Yönetim faaliyetlerinden bilişim uçurumundan olumsuz etkilendiği için yararlanamayan gruplar için bilgi ve hizmetlere erişimi kolaylaştırıcı faaliyetlerde bulunulabilir.