Ünite 4: Yeni Toplumsal Hareketler ve Kimlik

Giriş

Yeni toplumsal hareketlerin en belirgin özelliklerinden birisi kimlik olgusudur. 1960’lardan buyana küreselleşmenin etkisiyle dönüşüme uğrayarak yeni ve farklı yönleriyle kimlik gündeme gelmiştir. Günümüzde simgesel sınırlar, kültürel farklılıklar ve etnik çatışmalar daha çok önem kazanmış ve bu olgulara yüklenen anlamlar da giderek farklılaşmıştır. İdeolojik temelde değil de kimlikler temelinde yeni yapılanmalar ortaya çıkmaktadır.

Kimlik olgusu, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra ideolojilerin yerini almış ve bunun sonucunda da dünyada “kimlik çoğalması ve patlaması” olarak tanımlayabileceğimiz bir süreç yaşanmaktadır. Kimlik olgusunun dönüşüme uğraması, yeni oluşturulan toplumsal hareketleri açıklamaya yönelik yaklaşımlarda da köklü değişikliklere sebep olmuştur.

Yeni toplumsal hareketlerin çözümlenebilmesi ve anlaşılabilmesi için kimlik kavramsalının irdelenmesi, kimliğin boyutlarının ve toplumsal hareketlerle etkileşiminin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kimlik Kavramı

En geniş anlamıyla bireyin bütün özelliklerini kapsayan kimlikle, bireyin kendini nasıl gördüğü ve toplumun nasıl algıladığı ile yakından ilgilidir. Kimlik kavramı zengin bir alanyazına sahiptir.

Psikoloji ve sosyolojinin yanında Erik Erikson’un önderliğinde sosyal bilimlerde de araştırma konusu olarak yerini almıştır. Kimlik kavramı tamamlanmış bir süreci ifade etmez. Bu özelliği ile toplumsal araştırmalarda önem taşır. Çok katmanı bir yapıya sahip olan kimlik, bireylerin toplumsal konumlarını, belirli grupları ve kategorileri ilgilendirir. Bu bağlamda üç boyutta sınıflandırılmıştır.

  1. Toplumsal yapıdaki konumlarla bağlantılı rol kimlikleri
  2. Grup ve örgütlere üyelikle bağlantılı toplumsal kimlikler
  3. Bazı kişisel özelliklerle ve bazı niteliklerle özdeşleşmenin sonucu olarak kategori üyeliklerinden kaynaklanan kimlikler

Kimlik tartışmaları temelde iki geleneğe ayrılabilir.

  1. Psikodinamik yaklaşımlar
  2. Sosyolojik yaklaşımlar

Bu yaklaşımlar kimliğin değişkenliğine ve inşa edilen bir süreç olduğuna vurgu yapar. Kimlik iki boyutta ele alınabilir:

  1. Öznel kimlik: Bireyin kendine ilişkin algısına dayalı tanımladığı kimlik.
  2. Nesnel kimlik: Bireyin kendine ilişkin algısından bağımsız, biyolojik ve sosyolojik olarak sahip olduğu kimlik.

Kimlik konusunda psikolojik ve sosyolojik yaklaşımların yanı sıra sosyal-psikolojik yaklaşım da söz konusudur. Sosyal-psikolojik yaklaşım, klasik yaklaşımlara ek olarak özellikle kendilik ve kimlik kavramsallarına ilişkin varsayımlarıyla modern sosyolojik düşüncede önemli bir yer almıştır.

Sosyologlar tarafından kimliğin çeşitli boyutlarına yönelik, özellikle bireysel ve grup kimliği arasındaki ilişkiler bağlamında çok sayıda çeşitli araştırmalar yapılmıştır.

Toplumsal kimlik, bireylerin kim olduklarına ve başka insanların da kendilerine ve diğerlerine ilişkin anlayışlarını ifade eder.

Toplumsal kimlik kuramı grup ve toplumsal kategori kavramlarını eş anlamlı kullanırken kimlik kuramı bunlar arasında ayrım yapar.

Toplumsal kimlikler çoklu bir yapıya sahiptir. Farklı yaklaşımlar beraberinde ortak bir bütünün oluşturulmasını gerektirir. Bu durumun çözümlenmesi, kimlik kavramsalının potansiyelini toplumsal hareket kuramı ve araştırmaları açısından daha belirginleştirebilir.

Yeni Toplumsal Hareketler ve Kimlik

Yeni toplumsal hareket kuramcılarına göre, kolektif davranış biçimlerinde gözlenen köklü dönüşümlere toplumsal yapıdaki dönüşümler yol açmıştır. Yeni toplumsal hareketlerin oluşumu kolektif kimlik arayışına dayanır. Yeni toplumsal hareketler yaklaşımına göre hareketlerin temelini kimlik arayışı oluşturur.

Modern zamanlarda toplumsal hareketlere yön veren itici güç eşitlik ideali iken yeni toplumsal hareketlerdeki aktörler özgün kimliklerini, kendilerini tanımlama ve başkaları tarafından tanınma süreçlerini öne çıkarmaktadırlar.

Toplumsal hareketler alanındaki kültürel yönelimle birlikte bir anlamda yeniden keşfedilen kimlik olgusu bütün popülerliğine karşın hâlâ karmaşık bir kavramdır. Bunun nedeni kavramın aşırı genişletilmesidir.

Günümüzde ortak kimlik, bireyleri bir arada tutan unsurların başında gelmektedir. Bireyin kendini en iyi ifade edebildiği araç kimliktir.

Kimliğe Dayalı Toplumsal Hareketler

Toplumsal hareketlerin ortaya çıkmasındaki en temel güç bireylerin toplumsal yapı içinde kimliklerini konumlandırma çabalarıdır. Son dönem kimlik araştırmalarında kolektif kimlik çalışmaları ön plana çıkmaktadır.

Endüstri toplumlarında ortaya çıkan yeni kolektif davranış biçimleri, toplumsal hareket olgusunun yeniden kavramsallaştırılmasına yönelik çalışmaları gündeme getirmiştir. Eskinin aksine yeni toplumsal hareketlerde yeni kimlikler ve kimliklerin daha önceden zayıf ve geri planda kalmış yönleri önem kazanmıştır.

Toplumsal Hareket Bağlamında Kimlik

Toplumsal hareketleri açıklamaya yönelik değerlendirmelerde yeni hareketlerin kültürel boyutları daha çok vurgulanmaktadır. Toplumsal hareketlere ilişkin yeni çalışmaların genelinde kültürel ve düşünsel etkenlerin önemi vurgulanmaktadır.

Sosyoloji alanında kolektif kimlik, toplumsal hareket kuramlarından olan kaynak hareketliliği ile politik süreçler yaklaşımlarında hareketlerin ortaya çıkışı, devam etmesi ve etkileri gibi değerlendirmelerdeki boşlukların doldurması açısından önem taşımaktadır.

Toplumsal hareketlerde kimlik olgusu, hareketlerin nitelikleri ve çevreyle etkileşimi, harekete katılan aktörlerin konumu, harekete yön veren kimlik ile aktörlerin inşa ettikleri kimlik gibi farklı açılardan ele alınabilir.

Kimlik bireylerin bir toplumsal harekete ve hareketin etkinliklerine katılmasıyla farklı biçimler alabilir. Bireylerin bir toplumsal harekete katılma kararını verirken kendilerini nasıl tanımladıklarının ve kimliklerinin bir toplumsal hareketin kolektif kimliğine nasıl dönüştüğünün anlaşılmasının büyük önemi vardır.

Kolektif kimlik toplumsal hareketlerde aşağıdaki nedenlerden dolayı önem taşımaktadır.

  1. Kültürel değişim sürecindeki katılımcılar gündelik yaşamlarında değişimi deneyimler ve kendilik algıları önem kazanır,
  2. Hareketi düzenleyenler, kişileri harekete geçirmek için cinsiyet gibi kimlikleri belirginleştirmek ve çekici hale getirmek durumundadırlar.

Kolektif kimliğe ilişkin çağdaş yaklaşımlar klasik ve sosyo-psikolojik temeller üzerinde şekillenmiştir. Kolektif kimlik, bir toplumsal hareketteki üyeliğe, sınırlara ve eylemlere ilişkin paylaşılan inanışları ifade eder. Toplumsal hareket bağlamında kimlik söz konusu olduğunda otoriteler tarafından kimlik ve kolektif kimlik kavramları birbirinin yerine de kullanılabilmektedir.

Kolektif kimlik; yaygın kullanılan cinsiyet, çok kültürcülük, kimlik politikaları, etnik köken, milliyetçilik ve toplumsal hareketlere ilişkin toplumsal yorumları ve sosyal bilimsel çalışmaları canlandırmıştır.

Kolektif kimlik alanyazında hem kolektif hareketlerin öncülü hem de ürünü olarak değerlendirilmektedir. Kolektif kimlik kavramı toplumsal protestoların birçok farklı boyutunu ve dinamiklerini açıklamak üzere kullanılmaktadır.

Kimliğin toplumsal hareketlerde merkezî rol oynayan üç boyutu tanımlanmıştır. Bunlar; bireysel kimlik, kolektif kimlik ve kamusal kimliktir.

  1. Bireysel kimlik: Bu kavram çoğu sosyolog açısından doğası gereği tartışılmalıdır. Cinsiyet ve soya ilişkin bağlardan bağımsız olarak bir kişinin kim olduğunu ve toplumsal süreçlerde neye dönüştüğünü ifade eder. Birkaç açıdan bireysel kimlik toplumsal hareketlere katılımın anlaşılmasında önemlidir. Bütün olarak kişisel özelliklerle ilişkilidir, biyolojik kalıtım ve toplumsal yaşamın etkileşimiyle inşa edilir, kendine özgü bir biyografi olarak toplumsal hareketlere dahil edilir ve içselleştirilir.
  2. Kolektif kimlik: Üyelik, sınırlar ve grup içinde yapılan etkinliklere ilişkin kabul görmüş tanımlamalara gönderme yapar. Hareketin üyeleri, içinde bulunulan durum, hareketin yarattığı etkileşim ile müzakere ve çatışma süreçleri doğrultusunda kolektif “biz”i inşa ederler.
  3. Kamusal kimlik: Dış kamunun toplumsal harekette yer alan aktörlerin kendileri hakkında düşünmelerine yol açan etkilerini kapsar. Örneğin devletin ve medyanın rolü bu bağlamda önem taşır.

Kimlik ile Toplumsal Hareketlerin Etkileşimi

Toplumsal hareket kuramcılarına göre kimlik hareketleri, dışa vurumcu stratejileri işe koşarak egemen kültürde dönüşümü ve yeni toplumsal kimliklerin tanınmasını talep eder. Bu süreçte kimlik ve toplumsal hareket ile hareketin çevresi arasında çok boyutlu bir etkileşim söz konusudur.

Kimliğin toplumsal hareketlerdeki değişken rolü harekete katılanlar, yasalar, yasaların şekillendirdiği inançlar, değerler vb. kapsayan geniş bir politik çevreyle etkileşim içinde biçimlendirilir. Kimliğin kurgulanma süreci çok sayıda yeni toplumsal hareketi biçimlendirirken bu hareketler de kimliği biçimlendirmektedir. Bu görüş, yeni kimlik politikaları kuramlarının geliştirilmesine yol açmıştır. Tüm hareketler yaşamsal şikâyetlerin bireylerin gündelik yaşamlarını etkilemesi sonucunda ortaya çıkan bireysel ve kolektif kimlik sorunlarıyla yakından ilişkilidir.

Sonuç olarak toplumsal hareket ile kimlik olgusu arasındaki iletişimin çok boyutlu ve çok yönlü olduğu söylenebilir. Hareket bir kimlik talebi olarak ortaya çıkarken aynı zamanda söz konusu kimlik yapısı tarafından da biçimlendirilir. Süreç içinde aktörlerin paylaştıkları bir ortak kimlik oluşur ve buna koşut olarak hareketin kendi kimliği gelişir. Bu süreçte aktörlerin kendi kimlik inşası da gerçekleşir. Hareketin yer aldığı çevre ise gerek hareketi biçimlendiren düzenlemeler gerekse aktörlerin çevredeki diğer aktörlerle iletişimleri kanalıyla ortak kimliğe etki eder.