Ünite 1: Yazılı ( Tarih ) Sürecin Başlangıcı

Giriş

Coğrafi Çevre

Assur Ticaret Kolonileri

Anadolu’nun coğrafi konumu Avrupa ve Asya’yı birleştiren bir köprü durumundadır. Bu nedenle tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin uğrak konumudur. Anadolu ile Mezopotamya arasında MÖ ikinci bin yılın başlarında (MÖ 1950-1750) bir ticaret köprüsü kurulmuştur. Bereketli Hilal olarak adlandırılan ve Zagros Dağları, Güneydoğu Toroslar ve Amanos dağlarının çizdiği yayın güneyinde hammadde kaynaklarının olmaması, ticareti zorunlu hale getirmiştir. Daha çok Assurlu tüccarların öncülük ettiği bu ticaret sürecine “ Assur Ticaret Kolonileri” adı verilmektedir. Ve ( büyük olasılıkla yeraltı kaynakları peşinden) güneyden doğu yönünden gelerek, sadece Anadolu’nun orta ve kuzey kısımlarına doğru ilerlemişlerdir.

Anadolu’nun Yeraltı Zenginlikleri

Anadolu’da gümüş ve bakır yatakları çok sayıda mevcuttu. Bakır tunç alaşımını elde etmek için gerekli madenlerdendi (her türlü alet edevat yapımı). Anadolu’da demir de bulunmaktaydı. Anadolu, Mezopotamya, Suriye’ye göre daha zengindi. Anadolu’da tunçun diğer madeni olan kalayın bulunup bulunmadığı ise tartışma konusudur. Bugüne kadar kalayın doğudan Afganistan ya da Pakistan ‘dan geldiği kabul edilmekteydi. Bolkar Dağları’nda bulunan Kestel Madeni yeni keşfedilen (Kayseri’de) kalay yatakları ihtiyacın bir bölümünün Anadolu’dan karşılandığının göstergesi olabilir.

Anadolu’da Yazının Kullanılması

Yazı, ilk olarak Mezopotamya’da icat edilmiştir. Sümerlerin MÖ dördüncü binyılın sonlarına doğru icat ettiği (önce resim olan) yazı sonra değişerek çivi ya da kama şeklini almıştır.

  • Çivi Yazısı ikinci binyılda biçimsel değişimini tamamlamış ve her tür edebi, ticari, diplomatik metin için kullanılmıştır
  • MÖ üçüncü bin yılda Mezopotamya’ da kullanılan yazı Anadolu’da bilinmemekteydi ( bu dönem ve öncesi Anadolu hakkında bilgiye sadece maddi kültürüne bakılarak ulaşılmakta idi)
  • MÖ 1950 yıllarında Assur Ticaret Kolonileri sayesinde Anadolu’ya yazı gelmiştir
  • Yazı ıslak kile, stylus adlı kalem ile bastırılarak uygulanıyordu (çivi ye benzeyen yazıya çivi yazısı denmekteydi uygulandığı satha ise kil tablet denmektedir)
  • Kil tablete yazılan dil Assurca (Sami dil ailesine ait yani Arapça ve İbranice ile aynı grupta) idi
  • Bu tabletler sayesinde Anadolu tarihini anlamakta maddi kültüre bağımlılık azalmıştır
  • Anadolu artık tarihi çağa geçmiş ve burada yaşayan insanları ve toplumu anlamak için yazılı kaynaklar vardır.

Assur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Ticaret

Ticaretin Önkoşullarının Oluşması

Orta Tunç Dönemi

MÖ ikinci bin yılın başlarında Anadolu’da sayıları gittikçe artan büyük merkezler oluşmuştur. Kentleşme değişik sosyal sınıfların oluşmasına ve çevre halkının da göç etmesine sebep olmuştur. Artan nüfus, tüketimi arttırmıştır. Öncelikle coğrafi koşulları elverişli kentler önemli pazarlar haline gelmiş ve zenginleşmişlerdir. Mezopotamya’da III. Ur hanedanı Dönemi sonrasında güçlenen Assur Krallığı, ticaret hayatında köklü değişiklikler olmuştur. Önce Kral İluşuma yapılan ticarete destek vermiş, arkasından halefi Erişum bazı özgürlükler tanımıştır. Bu sayede tüccarlar ticaretini kısa sürede geliştirmişti. Ticareti yapılan mallar:

  1. Bakır, tunç yapımında en önemli madendi %90 oranında kullanılıyordu, Mezopotamya da bulunmadığı için kap kacak ve çeşitli aletlerin yapımında ihtiyaç duyulduğu için dışarıdan ithal edilmesi gerekiyordu.
  2. Gümüş ise Assur için kıymetli olan diğer madendi bu dönemde gümüş adeta para yerine geçiyordu ödemelerin çoğu gümüş ile yapılıyor ya da ölçü olarak kullanılıyordu.
  3. Tunç yapımında % 10 oluşturan kalay ise Anadolu’da halen varlığı tartışılmakta olan bir madendir, Kültepe metinlerinde kalay kelimesi sıkça geçmekle birlikte nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir.
  4. (Assur ve Babil’den getirilen) Dokuma ise kalayın yanında Anadolu da ticareti yapılan bir diğer maldır .
  5. Az miktarda ziynet eşyası, buğday ve yün ticari mallar arasında yer almaktaydı.

Ticaret Ağı

Assur Ticari Koloniler Çağı hakkında en geniş bilgiyi Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de (Kaniş/Neşa) 20.000 civarında çivi yazılı tabletler sunmaktadır. Assurlular Anadolu ‘da çok sayıda kentle ticaret yapmaktaydı. Büyük ticari merkezlerin adı karum ( Assurca liman, rıhtım) idi şimdiye kadar 20 karum adı tespit edilmiştir.

Bunlardan en önemlisi ise Karum Kaniş idi. Daha küçüklere ise wahartum (misafir, konuk) ismi verilirdi. Wabartumlar (24 adet) daha büyük olan karumlara bağlı idi. Tüm bu kentler Assurluların Anadolu’da kurdukları ticaret ağının parçaları idi. Assur ile Kültepe arası yol 100 km idi (yani oldukça uzun ve zorluydu, sıra dağlar yüzünden bir kervanın gidip gelmesi üç ay sürebiliyordu ve buna malların alınma ve satılma süresi de ekleniyordu). Bir tüccar kış koşulları da eklenince yılda en fazla iki ya da üç sefer yapabiliyordu. Bu kervanların güzargahları kesin olarak tespit edilemez. Ancak coğrafi veriler ve yazılı belgeler üç ana güzergaha işaret etmektedir.

  • Assur-Dicle yatağı-Diyarbakır-Malatya-Darende Gürün-Pınarbaşı-Kayseri (Karum Kaniş)
  • Assur-Dicle-Cezire-Harran-Urfa-BirecikGaziantep-Adana-Gülek Boğazı-Kaniş
  • İkinci güzergah gibi Gaziantep’e-sonra kuzeye Pazarcık-Kahramanmaraş ve Kussuk BeliElbistan-Sanz-Kuruçay belinden Pazarviran’a Erciyes Dağı Kuzeyinden en son Kaniş’e varılmaktaydı

Karum ve wahartumların bu güzergahlarda yer aldıkları varsayılmaktadır. Assur’dan gelen bazı yollar Kaniş’e ulaştıktan sonra da devam ediyor gibi görünmektedir. Kültepe güzergahı muhtemelen Amasya üzerinden Karadeniz kıyısındaki, Karum Zallup’ya ulaşır. Çivi yazı metinlerinden kervanların durabilecekleri tesislerin (bit wabrim) olduğu anlaşılmaktadır.

Ödeme Araçları ve Ağırlık Ölçüleri

Para (MÖ yedinci yüzyılın ortalarında) Lidyalılar tarafından icat edilmiştir. Ancak burada ortaya konulan dönem çok daha eskiye gitmektedir. Ticaret ‘barter’ ( bir malın diğer bir mal ile değiştirilmesi) usuli ile yapılıyordu. Bu yöntem bugün hala kullanılmaktadır (sikkenin icatından 2700 yıl sonra).

Örn. III. Ur Hanedanı döneminde (MÖ 2112-2000) ödeme aracı olarak gümüş halkalar tespit edilmiştir. Bu halkalar 1-5’e kadar numaralandırılmış 5-10 şekel (40-80 gr.) ağırlığındadırlar.

Benzerleri Eski Babil (MÖ 200-1595) de görülmüştür. Daha sonra devam etmişse bile eldeki metinlerde buna ait bilgi yoktur. Buna karşın metinlerde gümüşü değişik şekillerde görmekteyiz. Bazı metinlerde gümüş kırıklarına şihurtu , başka metinlerde gümüşün kesilmiş haline de bitqu denir.

Gümüşün yanında altın, tunç ve tahıl da yaygın olarak kullanılmakta idi. Eskiçağda farklı kentlerde farklı ağırlık ölçüleri kullanılırdı. Mina ve şekel en çok kullanılan ölçü birimleridir. Örn. Bir Babil minası (yerine göre 40-60 şekele denk gelir) yaklaşık yarım kilo dur. Babil bugünkü Bağdat’ın 90 km güneyinde yer alır. Hamurabi yönetiminde şehir en parlak dönemini yaşar. Hitit Kralı I. Murşili Babil’i fethettiğinde bu haneden sona erer ve Kassit hanedanı yönetimi ele alır.

Ticaretin Organizasyonu

Assur Ticari Kolonileri Çağı’nda yapılan ticaret son derece iyi organize edilmekteydi (hem Assur devleti hem Anadolu’nun yerel beyleri/kralları kar etmekteydi) ve siyasi güçler tarafından desteklenmekteydi.

Bu Kar yazılı belgelere, ödenen vergiler olarak yansımaktaydı.

Assur’dan çıkan kervan çıkış vergisi olarak “Wasitum” (Anadolu’da bunun adı baş parası idi) ödüyordu.

Ticaret hakkı için ticaret odasına “bağış” ya da “üyelik vergisi“ veriyordu. Anadolu Beyleri ile yapılan antlaşmalarda pay ödeniyordu.

Bu karlı ticaret Anadolu Beyleri için sorumluluk da getiriyordu yani

  • Assurlu tüccarların inanç özgürlüklerini
  • oturma ve kişisel haklarını korumak
  • kendi bölgesindeki yol ve mal güvenliğini sağlamak gibi (Soygun durumunda malların tazmini Beylere aitti)

Ticaretin sahipleri Mezopotamya ‘da yaşıyordu. Anadolu’da ise bunlara bağlı (aralarında ortaklık olan) temsilcilikler vardı.

Ticarette 3. Yetkili nakliyeciler ve kervan sahipleriydi (Ücretli çalışanlar da olabiliyordu)

Evlerinden (ailelerinden) uzak yaşayan bu tacirler Anadolu’da başka kadınlarla da evlilik yapıyorlardı (Assurlu kadınların ise bu durumu engellemek için kontrat imzalattırdıkları da söz konusudur)

Bir çok metinde kadınlarında ticaret hayatına fiilen katıldıkları görülmektedir (genellikle köle ticareti ile uğraştıkları bilinmektedir)

Kültepe de bulunan zarflı tabletler, zarflı kısmında (yer alan husus ve) gönderenin mühür baskısının olduğunu göstermektedir. Bu dönemin adı Assur Ticaret Kolonileri Çağı olsada ticaret tümüyle Assur’luların elinde değildir. Yerli tacirler de vardır.

Kaniş’ te (Ebla ve Tadmor kentinden gelen Suriyeli )

yabancı tacirlerinde olduğu bilinmektedir.

Bu Ticari merkezler kozmopolit bir yapıya sahipti.

Kültepe (Kaniş/Neşa)

Orta Tunç Çağı ile ilgili bilgi en çok yazılı belgelerde geçen Kaniş’ten (ya da Neşa -Kayseri) elde edilmektedir.

İlk kazılar Chantre (1893) ve Winkler ile Grothe (1906) tarafından yapılmıştır.

1925 yılında Macar asıllı Alman Assur bilimci Hrozny burada çok sayıda tablet bulmuştur. Ertesi sene kazı izni alamamış ancak burada uzun yıllar sonra 1948 yılında Prof . Dr. Tahsin Özgüç başkanlığında kazı başlatılmıştır. Halen devam etmekte olan kazılardan çıkarılan tabletler hem bu dönemle ilgili bilgi vermekte, hem de Önasya Ticari Tarihine ışık tutmaktadır.

-25.000 civarında Eski Assur dilinde yazılmış çivi yazılı kil tablet ele geçirilmiştir (çoğu ticari konuludur).

Kültepe eski bir yerleşmenin devamı niteliğindedir. Kazılarda Karum ile çağdaş olan iki tapınak, bir depo binası ve iki saray ortaya çıkarılmıştır.

Karum kralının oturduğu saraya “Warşama Sarayı” denilmektedir (bu bir mektup ile saptanmıştır).

Sur tarafından çevrelenen karumda meydanlar, sokaklarla ayrılan mahalleler, arabaların geçeceği genişlikte ana caddeler mevcuttu ve ayrıca atık su kanalları bulunmaktaydı. Bu belgeler karumda ikamet eden Assurlu tüccarların evlerinden çıkarılmıştır.

Estetik yönden gelişmiş bu çağ, lüks çanak çömlek form ve bezeme (hayvan figürlü) kaplar yönünden oldukça zengindir.

Kültepede’ki Ticaret

Kültepe’de değişik konuda belgeler bulunmuştur ( Teslim ve iade, kayıtlar, satın alma, borç senetleri, yol masraf kayıtları, ihtilafların kayıt edildiği belgeler, mahkeme tutanakları ve mektuplar gibi). Zengin tüccarlar yılda 1,2 den daha fazla sayıda kervan yüklemekte idiler. 20-25 yük hayvanından oluşan bir kervanda yolculuk 40-45 gün sürmekte idi. Tüccarlar ( eşeklerin bakımı için) kervan sahibine yolluk / “el gümüşü” vermekteydi. Bunun yanında Assurlu tüccarlar Kaniş’teki ortaklarına zarflı mühürlü (metnin orjinalliğini belirten) mektuplar da gönderilmekteydi.

Hesaplar ayrıntılı bir şekilde tutuluyor ve tüccarlar çivi yazılı senet ile belli bir faiz karşılığında borç almak durumunda kalıyorlardı. Senetler üçüncü kişi tarafından satın alınıp ödenebiliyordu. Borçlarını ödemeyen kişiler bunu özgürlükleri ile ödeyip rehin (insanlar ya da mallar) alınıyorlardı. Babil de bir nevi çek (kullanan kişi saygıdeğer biri olması şartıyla) kullanılıyordu. Bir belgede bir kişinin annesi ve kardeşi tarafından ½ mina 7 ½ şekel gümüş karşılığında satıldığı görülmüştür. Satılmış olan kişi aynı para karşılığında özgürlüğünü geri alabilmekteydi. Evler mühürlenmekte ya da ipotek altına alınmaktaydı.

Kültepe‘deki belgelere bakıldığında fiyatların sabit kalmadığı görülmektedir (malın kalitesine ya da aynı kalitede malın fiyatı değişmekteydi. Bazı bilimcilere göre bu borsanın ve enflasyonun ilk örneklerini teşkil etmektedir. Assurlu tüccarların büyük karlar elde ettikleri görülmüştür. Bazı tüccalar kendilerini hukukun üstünde görmekteydiler. ” Meteorik demir “ ticaretinin yasak olmasına rağmen tüccarlar yasak mal ticareti yapıyorlardı. Anadolu tacirlerinin tekelinde bulunan mallar için önlem almakta yine onlara düşüyordu. Kaçakçılık suç sayılıyordu alınan tüm önlemlere rağmen çok yaygındı (yazılı belgelerde kaçak mallarla ilgili anlaşmalarda mevcuttur).

Diğer Karumlar

Assur Ticari Koloniler Çağı’nda Kültepe’nin yanında çağdaş başka yerleşmelerde bulunmaktadır.

Bu “Karum Hattuş” daha sonraları Hitit başkenti olan Hattuşa kentidir. Kuşşaralı Pithana’nın oğlu Ünlü Neşa Kralı Anitta Neşa kentini fethettikten sonra burayı kendine merkez seçer. Hititlerin ilk kralı olarak kabul edilir.

Kültepe ‘de onun adı geçen bir mızrak ucu/hançer ele geçirilmiştir. Anitta’nın bir metnine göre Karum Hattuş bir gece baskınında ele geçirilmiştir. Kral kenti yok eder ve “yerine yabani otlar eker” kentin yeniden yerleşim görmemesi için de kenti lanetler. Ancak bu lanetin pek etkili olduğu söylenemez. Bu kent 100 yıl sonra Hitit kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilmiştir.

Tespit edilen karumları her zaman metinlerden bilinen karum ya da wabartum isimleriyle eşlemek mümkün değildir. iki saray bulunan ve birinde 70 kadar mekan bulunan Acemhöyük buna bir örnektir.

Karumların Sonu

Karumların tam olarak nasıl ve neden sona erdikleri bilinmemektedir. Anadolu’da hakimiyet sorunu bu tüccarların işine zarar vermiş olabilir ya da daha zengin ve daha karlı hammadde kaynakları ve pazarları ortaya çıkmış olabilir. Sonuç olarak MÖ 1750 yıllarından sonra bu eski merkezlerde ticaret kesintiye uğramış kentler giderek ıssızlaşmıştır. MÖ 1650 yılında 1.Hattuşili Anadolu’nun ilk güçlü krallığı olan Hitit devletini kurmuş ve bu eski merkezlerin çoğu tarih sahnesinden kaybolmuştur.