Ünite 2: Uygurca

Ünite 2: Uygurca

Uygurcada y ve n Ağzı

Orhun ve Uygur Türkçelerini, Eski Türkçe adı altında değerlendiren Gabain, yazmış olduğu gramerinde (Alttürkische Grammatik, Leipzig, 1941), “Uygurca” kavramını açıklarken bu yazı dili içerisinde başta Uygurlar olmak üzere beş boyun ağız özelliklerinin görüldüğünü söyler; n ve y ağzından bahseder. Budist ve Mani metinlerinin büyük kısmı y ağzı ile yazılmıştır. Mani metinlerinin çoğunluğu ise n ağzı konuşurları tarafından yazılmıştır. Uygurca yazmalar arasında Mani metinlerinin az sayıda olduğu göz önünde bulundurulursa y ağzı konus¸urlarının üstünlüğü ortaya çıkar.

Uygurca Yazılı Metinler

Uygurca denilince, Uygur yazısı ile yazılmış, yazılış yılı belirlenebilen en eski metnin yazıldığı dönem olan 9.yy’dan başlatılarak yüzyıllarca altın devresini yaşamış en eski Türk kültür dilini anlıyoruz. Uygur yazıları ve Uygur dili vesikaları, sayılı mezar taşından ibaret olmayıp parlak bir devri aydınlatan, geniş sahalara yayılmış bir kültürün dilidir. Uygur yazılı ürünleri arasında Budist yapıtları büyük yer tutmaktadır. 762’de resmi din olarak kabul edilen Maniheizmle ilgili elyazmaları ise Budizmle ilgili olanlara göre çok daha azdır.

Uygurca Yazmaların Keşfi

19. yüzyılın sonlarında Orhun ve Yenisey vadisinde Orhun yazıtları bulunup 1893’te V. Thomsen tarafından okunduktan sonra Batı bilim dünyasında Türkoloji araştırmalarına ilgi birdenbire artmış, Türklerden kalan daha başka yazılı belgeleri ele geçirmek için bilim kuruluşları Doğu Türkistan’a seferler düzenlemeye başlamıştır. 1889’den Birinci Dünya Savaşı’na kadar süren bu araştırma gezilerine Fin, Rus, İngiliz, Alman, Fransız, Japon, İsveçli ve Çinli bilim adamları katılmışlardır.

Uygurca yazılı belgelerin toplanmasında en büyük gayreti ve başarıyı Alman heyetleri göstermiştir. Prusya Bilimler Akademisinin düzenlediği dört büyük Turfan seferi sonrasında pek çok Uygurca yazma ve basma elde edilmiştir. En sonunda Birinci Dünya Savaşından sonra Çin hükümeti bu talana son vererek bulunan eserlerin Pekin’e gönderilmesi kararını almıştır. Turfan ve çevresinde yapılan kazılarda ele geçirilen yazılı belgeler bugün Berlin’de Alman Bilimler Akademisinde, Leningrad’ta Asya Müzesinde, Londra’da British Museum’da, Paris’te Bibliothèque National ve Musèe Guimet’de, Stockholm’de Etnografya Müzesinde, Pekin’de Çin Akademisinde, Kyoto’da Ryukoku Üniversitesinde bulunmaktadır. İstanbul’daki kitaplıklarda da azımsanmayacak sayıda Uygurca yazma vardır.

Uygur Edebiyatı

Budist Uygur Edebiyatı

Budist Uygur yazılı belgelerinin büyük bölümü Çince, Tibetçe, Toharca, Soğdca ve Sanskritçeden yapılmış çevirilerdir. Çeviri eserlerin yanında az sayıda özgün eser de vardır. Budist Uygurlardan kalan Buda ve Boddhisavattların başından geçen olayları anlatan avadana ve jataka öyküleri daha çok rahip olmamakla birlikte Budizmi kabul eden halk topluluklarına dinsel coşku vermek için yazılmıştır.

Budist Uygur sahasında Buda vaazlarını konu alan sutralar (Uygurca sudur) da yazılmıştır. Bu sutralar içinde en önemlisi Suvarnaprabhasa sutra, Uygurca adı ile Altun Yaruk’tur.

Budist Uygur edebiyatının çoğunluğu çeviri olan eserleri, düzyazı ürünlerine örnektir. Bir de şiir türünde ve genelde özgün yaratı olan ürünler vardır. Bu şiirlerin en önemli özelliği ön uyak (alliterasyon) bulunmasıdır. Bazılarında da ön uyaktan başka son uyak ve hece ölçüsü görülmektedir.

Maniheist Uygur Edebiyatı

762’de Maniheizmin devlet dini olarak kabul edilişinden 840 yılında Uygurların Doğu Türkistan’a göç etmesine kadarki 80 yıl boyunca Maniheist Uygur edebiyatının ilk ürünlerini vermeye başladığı söylenebilir. Maniheist Uygurlardan kalan metinler küçük boyutlu yazmalardır. Noktalama işaretlerinin kullanımı bakımından Budist çevreye ait metinlerden kolaylıkla ayırt edilebilir. Maniheist Uygur edebiyatının ürünleri arasında öyküler, dini metinler yani Maniheistlerin uyacakları kuralları anlatan metinler ve bir Mani manastırı yönetmeliği tövbe duaları ve ilahiler kalmıştır. Özellikle hem ön uyakla hem de son uyakla yazılmış başarılı şiir örnekleri vardır.

Başka Metinler

Eski Türkler arasında az sayıda olmak koşuluyla Hristiyanlığın Nesturi mezhebine inanırlar da çıkmıştır. Turfan ve çevresindeki buluntular arasında Hıristiyan Uygurlardan kalan az sayıda metin vardır. Uygurca yazılı metinler arasında hukuk belgeleri de vardı. Gökbilim, takvim, yıldız falı ve sihir ile sağlık bilgisi, fal ve muska kitapları konularında Uygurca yazılı metinler de vardır. Fal kitaplarında ise Maniheist çevrede yazılmış olduğu sanılan, Türk-runik har eriyle yazılı olan Irk Bitig “Fal Kitabı” son derece önemlidir.

Orhun ve Uygur Türkçeleri Arasındaki Farklar

Orhun ve Uygur Türkçesi, Karahanlı Türkçesi ile birlikte Eski Türkçe dönemi içinde değerlendirilir. Başka bir deyişle, 13. yy’a kadar Türk dünyasının doğu kolunda iki ayrı bölgede iki ayrı yazı dili oluşmuştur. Bunlardan biri Ötüken’de ve daha sonra Doğu Türkistan’daki Tarım bölgesinde kullanılan Orhun Türkçesi ile Uygurca, diğeri de Kaşgar’da ortaya çıkan Karahanlı Türkçesidir. Uygur Türkçesi, Orhun Türkçesinin devamı niteliğinde olmuştur. Uygur ve Karahanlı Türkçeleri de birbirinin devamı olduğu gibi, yan yana fakat iki ayrı medeniyeti temsil ederek ürünlerini vermişler, sonunda İslami olanı 1500’lerden itibaren Tarım’dakini sindirmiştir.

Orhun ve Uygur Türkçeleri arasındaki farklar, mensubu oldukları kültür daireleri ile değişik Türk boylarına ait ağız farklılıklarının ortaya çıkardığı seslik, biçimli ve söz dağarcığıyla ilgili farklılıklardan öte değildir. Tabii ki bunda coğrafya ve zaman faktörleri de etkili olmuştur.

Farkları şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Uygurcada y ve n ağızlarının oluşmasına neden olan Orhun Türkçesindeki // (ny) birleşik sesinin Uygurcada /y/ ve /n/’ye dönüşmesi.

2. Orhun Türkçesi b- ~ (söz içi /n/, /?/ olması durumunda) m- > Uygurcada m-.

3. Orhun Türkçesi -b-, -b > Uygurca -w-, -w.

4. Orhun Türkçesinde gelecek zaman çekimi -DAçI, -çI ve -sIK ekleri ile yapılırken Uygurcada bu zamanın çekiminde diğer eklerin yanı sıra -GAy ekinin görülmeye başlaması.

5. Ad durum eklerinden, çıkma durumu eki Orhun Türkçesinde +DA iken, Uygurcada bulunma durumu ekinin yanı sıra bu ekin işlevini +DIn ekinin alması.

6. I·lgi hali eki Orhun Türkçesinde +I? / +nI? iken Uygurcada ünlü veya ünsüzle sonlanan sözlerden sonra +nI? olarak gelmesi.