Ünite 8: Toplumsal Yaşamda Kent Ailesi

Toplumsal Yaşamda Kent Ailesi

Giriş

Kentleşme ilk kez günümüzden 5000 yıl öncesinde Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Mısır’da kurulan Teb kentinin MÖ 1350’ye doğru nüfusu 100.000’i aşan ilk kent olduğu tahmin edilmektedir. 1950’lerde dünya nüfusunun yaklaşık %29’u kentlerde iken 2010 yılında %51’in üzerine çıkmıştır. Sanayi devrimi ile birlikte kentlerin gelişmesi hız kazanmıştır. Bu kentleşme sürecinin yavaşlasa da süreceği varsayılmaktadır. Ancak yaşanan bu göç gelişmiş ülkelerde daha yavaş gelişmekte olan ülkelerde ise daha hızlı seyretmektedir. Toplumsal yaşamda kentleşme, “uygun koşulların ortaya çıkmasıyla kırsal yörede bulunan küçük bir yerleşim yerinin kalabalıklaşmaya başlaması sonucu, zaman içerisinde hızla büyüyerek, kent niteliğini kazanması” kentsel toplum kavramı ile de o mekanda yaşayan insanlar anlatılmaktadır. Kentleşme sürecinin sorunlarına, kentsel yaşamın genel sorunlarından daha fazla ilgi gösterilmiştir. Dünyanın kentleşmesi, aslında modernleşmenin bir sonucudur. Modernleşmenin ise sosyolojik açıdan belirgin özelliği sanayileşme ve kentleşmedir. Burada ki kentleşme aslında sanayileşmenin alt yapısını oluşturan bir süreçtir.. Kentlerin var olan bir çok özelliklerinin başında nüfuslarının fazlalığı ve yoğunluğu gelmesi ve buna bağlı olarak da kentlerin karmaşık, kozmopolit yaşam alanları haline getirmesiyle uyulması gereken kurallar bütünü, kente sonradan gelip yerleşen aileleri daha çok olmak üzere, kentli aileleri de oldukça zorlamaktadır. Kent, kent toplumuna bir yandan konfor sunarken, diğer yandan yeni yaşam kuralları da önermekte ve uygulamasını talep etmektedir.

Kentleşme Süreci

Toplum felsefecileri ve sosyologları, geleneksel toplumlardan modern toplumlara dönüşümü değişik şekillerde tanımlamaktadırlar. Geçiş sözcüğü üzerinde durmaktalar ve bakış açısına göre kırı, kırsalı yada kırsallığı ifade eden bir kavramdan kenti tanımlayan bir kavrama geçiş olarak görmektedirler. Kısaca kırsaldan kente göç ile yaşanan bir geçiş ve değişim sürecidir. Kentleşme süreci, ülkelere göre farklılık göstermekle beraber genel olarak bu süreç kırda çözülme, insanların kentlere göç etmesi ve bu mekanlarda yoğunlaşması şeklindedir.

Kırda Çözülme

Tarım sektöründe teknolojinin insan gücünün yerini almasıyla insan gücünün açığa çıkması, miras yoluyla toprakların zamanla bölünerek bir aileyi geçindiremeyecek kadar küçülmesiyle ailelerin arayışa girmesiyle kırsalda çözülme kaçınılmaz olmaktadır. Tarımda verim artışına yol açan faktörler, kırsal alanda değişime yol açarak çözülme olgusunu doğurur. Tarımsal teknolojilerin yenilenmesi, alternatif tarıma geçiş veya miras yoluyla toprağın bölünerek bir aileyi geçindiremeyecek kadar küçülmesi sonucu, bu kırsalda yaşayan ailelerin arayışlara girmesine neden olur.

İnsan ve Kaynak Göçü

Kırsal kesim ile kentler arasında sürekli ve çift yönlü bir kaynak ve nüfus göçünün varlığından söz konusudur. Tarım kazancı kente, kentteki farklı nitelik ve nicelikteki ekonomik kaynaklar da kırsala aktarılmaktadır.

Kentte Birikim ve Yoğunlaşma

Kırsal alandan kentsel alana yönelişteki temel neden kentlerde bulunulabileceği düşünülen iş imkanları ve göreceli olarak elverişli olan hizmetlerden yararlanma isteğidir. Genel olarak köyden kente göçün nedenleri söyle sıralanabilir; Modernleşme sürecinde feodal ilişkilerin çözülmesi, tarımın makineleşmesi, eğitimin kurumsallaşması, zorunlu hale gelmesi ve süresinin uzaması, kitlesel üretim ve kitlesel tüketimin yaygınlaşması, üretimin evden ayrılarak atölye ve fabrikalarda yapılmaya başlanması, pazarın genişlemesi, siyasetin ve işletmelerin bürokratikleşmesi, kent koşullarının sağlıklı ve hijyenik hale getirilmesi, iletişim ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler, kent koşullarının bireylere daha rahat ve konforlu yaşamaları için çok fazla imkan sunması, kentte daha kolay ve daha uygun koşullarda iş bulabilme imkanının olması gibi faktörler insanların kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru göç etmelerinin başlıca nedenlerini oluşturmaktadır.

Kent, Kentleşme, Kentleşmenin Nedenleri ve Çarpık Kentleşme

Kent

Kentsel yerleşimler için kullanılmaktadır. Kırsal ise kentin dışında kalan genellikle tarımla uğraşan kesimdir. Kentin doğurganlık oranı kırsal kesime göre düştüğü çekirdek aile tipinin yaygın olduğu, eğitimin önemsendiği siyasal, dinsel, sanatın, özgürlüğün, laik düşünce ve demokrasinin geliştiği yerleşim yerleridir. Kentlerin en önemli özelliği kalabalık oluşlarıdır. Sonuçta her çeşit davranışın bir arada yaşadığı kompleks bir kültür ortaya çıkmaktadır. Redfield’e göre kentsel toplum hızlı değişmeler içerisinde olan karmaşık bir teknoloji ve geniş ölçüde işbölümüne dayanan ekonomik yapı içinde başka gruplarla devamlı temaslar ve ilişkiler halinde bulunan büyük bir cemiyet olarak görmektedir. Kentlilik modern bir süreç haline gelmiştir. Üçüncü Dünya da bu sürecin içindedir. Dünya nüfusu büyük oranda kentlileşmiştir. Sosyal bilimciler, kentsel yaşam hakkında farklı görüşler sergilemektedirler. Buna göre bazı yazarlar, kenti, uygarlaşmış bir erdem, yenilik, hareketlilik, gelişme, ilerleme, özgürlük ve mutluluk kaynağı olarak görmesine karşılık diğer görüştekiler ise kenti ve kentsel yaşamı saldırgan ve güven vermeyen kalabalıkların suç, şiddet ve ahlaki yozlaşmasına kaynaklık eden bir mekan olarak görebilmektedirler. Kent şu özellikler dikkate alınarak tanımlanabilir; Yeniliklerin ve buluşların, ekonomik gelişmenin, sanayileşmenin, askeri, dini ve ekonomik örgütlenme ile siyasal değişimlerin, yeni değerler ve tutumların, özgürlüklerin, yabancılarla karşılaşmanın, işlevsel farklılaşmanın, biyolojik ve kültürel çeşitliliğin, kozmopolitleşmenin, melezleşmenin, sosyalleşmenin, uygarlaşmanın, örgütlü kontrolün olduğu topluluklardır.

Kentleşme

Kentleşme, ülkedeki kent sayısının ve kentlerde yaşayan nüfusun artması olarak tanımlanabilir. Bu öncelikle kırsal kesimden kente iç göçle olmaktadır. Savaş, doğal afetler, göçmen kabulü de kentleşmede etken olabilmektedir. Dış göç de kent nüfusunu artıran bir etmendir. Gelişmekte olan ülkelerde kentleşme iç göçle gerçekleşmektedir. Kentleşme, aynı zamanda o toplumun ekonomik ve toplumsal yapısıyla da yani toplumun sosyal ve kültür durumu ile de yakından ilişkilidir. Kentleşme ile sanayileşme arasında doğrudan pozitif bir ilişki vardır. Gelişmiş ülkelerde bu durum paralellik gösterir. Gelişmekte olan ülkelerde, ise sanayileşme, kentleşmeyi yavaş bir hızla takip eder.

Kentleşmenin Nedenleri

Ekonomik, teknolojik, siyasal ve psiko-sosyolojik nedenler olarak sınıflandırılarak incelenebilir.

Ekonomik nedenler: Kent yaşamının en önemli özelliği üretimin, iş bölümü ve uzmanlaşmaya dayalı olmasıdır. Buna göre her alanda yetişmiş uzmana ihtiyaç duyulur. Kentler de uzman personele kaliteli yaşam sunmaktadır. Ancak özelikle gelişmekte olan ülkelerde kaliteli uzman, çoğu kere yeterince bulunmaz.

Teknolojik nedenler: Teknolojinin gelişmesi ve fabrikalaşma ile nüfus da o ölçüde fabrikalar yakınında yoğunlaşmıştır. Hidroelektrik santralleri, teknolojik gelişmeler, iletişim ve bilgisayar alanındaki ilerlemelerle istihdamın artması kentleşmeyi hızlandırmıştır.

Siyasal nedenler: Siyasi kararlar, kentlerdeki yönetim yapısının özellikleri kentleri özendirici hale sokmaktadır. Ayrıca toprak bütünlüğü, miras paylaşımı ile varislerin zorunlu kırsalı terk etmesi siyasal nedenler arasında yer almaktadır.

Sosyo-psikolojik nedenler : Kırsal kesimin durağan, kapalı bir toplum oluşu, etkinliklerin sınırlı olması, toplumsal baskılara karşılık kentin özgür havası ve kentli olmanın bir üst statü görülmesi kenti çekici kılmaktadır.

Çarpık Kentleşme

Kamu ve yerel yönetimlerin denetim gücü olmadan plansız olarak rastgele bir biçimde büyümesidir. İnsanların doğal ihtiyaçları dikkate alınmadan ve mevcut tarihi dokunun korunması düşünülmeden tarihsel, kültürel ve doğa kaynaklarının tahrip olmasına sebebiyet vermektedir. Çarpık kentleşme, plansız ve rastgele olduğu için estetik yoksunluğun yanında olumsuz alt yapı sorunlarını da birlikte getirir.

Kent Ailesi

Kent ailesi, tarımsal uğraşıdan tamamı ile kopmuş işçi, bürokrat ya da küçük ve büyük meslek sahiplerinin oluşturduğu geçimlerini sanayi ya da hizmet sektöründen sağlayan ailelerdir. Kırsal alanda ikamet eden aileler ile kentsel alanda ikamet eden aileler arasında bir çok özellik bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Kent ailesinde evde birlikte yenen öğün sayısı azalmıştır. Sabah kahvaltısı hafta sonları dışında genellikle yapılamamakta geçiştirilmektedir. Öğlen yemeğinde de evlerin iş yerlerine uzak olması, işyerinin yemek yeme imkanları tanıması, öğrenim görenlerin okullarında yemeğini yemesinden dolayı hafta sonları dışında akşam yemekleri ancak evde gerçekleşmektedir. Kent ailesi tüketicidir: Kent ailesi olmanın aksine üretici olmaktan çıkıp tüketici konumuna geçmektedir. Kent yaşamı, yoğun ve son derece karmaşık bir kültürün yaşamı içinde olması aileleri zorlamaktadır. Bu nedenle hemen her işinin planlı olmasının yanı sıra etkinlikler öncelik sırasına dizilir. Bu öncelik sırası içerisinde özellikle mutfakta besin hazırlamaya ayrılan zaman en aza indirilerek artan zaman başka uğraşlara ayrılmaktadır. Kent kültürü kent ailesine sadece besin konusunda değil, kişisel bakım, ev temizliği, hijyen, evde kullanılan döşemelerin yaygıların temizliği, elbiselerinin temizliği bakım ve onarımı gibi akla gelebilecek bir çok konuda hizmet sunulmaktadır. Bu hizmetler, kentte yaşayan ailelerin yaşamını kolaylaştırıp konforunu artırmakla kent yaşamını cazip kılmasına neden olmaktadır. Kent ailesinde aile bireylerinin ekonomik ve toplumsal görevleri değişmiştir. Kent kültürünün, kendisini yönlendirmesinin de etkisi ile kentte tutunmak, daha iyi bir yaşam standardı yakalamak için kendisini aile dışındaki güçlü kabul ettiği birey, grup, sivil toplum örgütü v.s. kişi ve kurumlar ile iletişim kurma, sivil toplum örgütlerine katılma zorunda hissetmektedir. Kent ailesinin yapısı ve sosyal yaşamı değişmiştir.