Ünite 2: Ticaret Sicili, Ticaret Unvanı, Haksız Rekabet

Ticaret Sicili

Genel Olarak Sicil ve Örgütlenmesi
Ticaret Sicili Yönetmeliği’nde düzenlenmiş bulunan ticaret sicili açıklayıcı, kurucu ve kanıtlayıcı işlevler gören genel bir sicildir. Ticaret sicili, çoğunlukla ticari işletme ile ilgili olan birtakım belge, bilgi, olay ve işlemlerin kaydedilmesi, varlık kazanması veya açıklanması ile üçüncü kişilerin bilgi edinmesine ve kanıtlamaya hizmet eden kamusal bir örgüttür.

Ticaret sicili, Ticaret Bakanlığı’nın gözetim ve denetiminde, ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde kurulacak ticaret sicil müdürlükleri tarafından tutulur. Sicilin yetki çevresi, il veya ilçe esasına göre belirlenir.

Ticaret sicilinin yönetimi, nitelikleri yönetmelikte belirlenen kişiler arasından, Bakanlığın uygun görüşü alınarak ilgili oda meclisi tarafından atanan sicil müdürüne aittir.

Sicile Kaydı ve İlânı Gerekli Hususlar
Hangi hususların ilân edileceği konusunda da genel bir düzenleme bulunmayıp ilgili konularda münferit hükümler vardır. TCK’daki, “Tescil edilen hususlar, kanun veya yönetmelikte aksine hüküm bulunmadıkça ilân olunur” hükmü, tescil edilen hususların kural olarak ilân da edilmesini gerektirir niteliktedir; meğer ki kanunda veya yönetmelikte ilân edilmeyeceğini öngören bir hüküm bulunsun.

Sicil İşlemleri
Sicilde yapılabilecek işlemler, tescil, tadil ve terkin olmak üzere üç türlüdür.

  • Tescil: Bir hususun ilk defa sicile geçirilmesi (kayıt),
  • Tadil: Mevcut bir kayıtta değişiklik yapılması (değişiklik),
  • Terkin: Mevcut kaydın silinmesidir. Aşağıda, her defasında tekrardan kaçınmak amacıyla tescil hakkında yapacağımız açıklamalar, tadil ve terkin hakkında da geçerli olacaktır.

Ticaret sicili işlemleri, kural olarak talep üzerine yapılır. Talep, ilgililer veya temsilcileri ya da hukuki haleflerince yapılır ve dilekçe ile olur. Talep süresi, aksine hüküm yoksa tescili gerekli işlemin veya olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine bağlı durumlarda, senet veya belgenin düzenlenme tarihinden itibaren onbeş gündür. Sicil müdürü tescil talebini hemen yerine getirmez. Gerekli incelemeleri yapar. Sicil müdürü, yapacağı inceleme sonrası üç türlü davranabilir: 1. Talebe uyar, olumlu karar verir. 2. Olumsuz karar verir, talebi reddeder. 3. Geçici tescile karar verir.

Sicil kayıtları alenidir. İlgili sıfatının kanıtlanmasına dahi gerek kalmaksızın herkes sicil kayıtlarını inceleyebilir, kayıt örneği alabilir, bir hususun kayıtlı olup olmadığına ilişkin belge isteyebilir.

Ticaret sicili, tescile tabi hususun hukuken doğmuş sayılıp sayılmayacağı açısından kurucu veya açıklayıcı, üçüncü kişilerin iyiniyetli sayılıp sayılmayacağı açısından ise olumlu veya olumsuz etki gösterir.

Ticaret Unvanı, İşletme Adı ve Marka

Ticaret Unvanı
Ticaret unvanı, tacirin ticari iş ve eylemlerinde kullandığı adıdır. Her tacir ticari işletmesiyle ilgili işlemlerinde bu adı kullanır. Unvan taciri tanıtmaya ve diğer tacirlerden ayırt etmeye yarar. Oysa işletme adı taciri değil işletmenin kendisini gösterir ve o işletmenin benzer işletmelerden ayırt edilmesine hizmet eder. Marka ise, işletmenin ürettiği mal ve hizmetleri tanıtmaya ve benzer ürünlerden ayırt etmeye yarar. Kısaca formüle edersek ticaret unvanı tacir için, işletme adı işletmenin kendisi için, marka ise işletmenin ürettiği mal ve hizmetler için seçilir ve kullanılır. Ticaret unvanı yerine bazen “firma” sözcüğü kullanılmakta ise de bu sözcük, işletmeyi ifade etmek üzere de kullanıldığından, karışıklık yaratmaması için bu sözcüğün kullanılmaması gerektiği belirtilmektedir. Ticaret unvanının oluşturulmasındaki serbestlik, gerçeklik ve karma olmak üzere üç farklı sistem kullanılmaktadır.

Her tacir, açıldığı günden itibaren onbeş gün içerisinde, işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını tescil ettirmek zorundadır. Tacir, işletmesiyle ilgili işlemleri yaparken ve senetleri imzalarken bu unvan altında imza atmalıdır. Unvan altında imzaya kim yetkiliyse o kişi ya da kişilerin imza sirkülerinin notere onaylattırılması ve sicil müdürlüğüne verilmesi gerekir.

İşletme Adı
Bir işletmeyi tanıtmak ve benzeri işletmelerden ayırt etmek için kullanılan addır. Örneğin: Sultanahmet Köftecisi, Divan Oteli, Yıldız Lokantası gibi. Ticaret unvanı seçmek ve kullanmak tacir bakımından zorunlu olduğu hâlde, işletme adı seçmek ve kullanmak zorunlu değildir. İşletme adı da unvan gibi, tüm Türkiye’de özel olarak korunur. Ticaret unvanından farklı olarak, işletme adı işletmeden ayrı devredilebilir. Ayrıca aksi öngörülmemişse bir işletmenin devri, adının da devri sonucu doğurur.

Marka
Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini tanıtmaya ve benzerlerinden ayırt etmeye yarar. Marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret gibi haklara ilişkin mevzuat ile verilen yetkileri kullanmak ve ilgili işlemleri yürütmek üzere Türk Patent Enstitüsü kurulmuştur. marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Marka başlıca üç işleve sahiptir: Bunlar: Reklam işlevi, Garanti işlevi ve Kaynak belirtme işlevidir.

Marka Türlerine bakıldığında ise, marka iki ölçüte göre sınıflandırabilir:

  • Niteliklilikleri (İşaretledikleri) Açısından:
    • Mal markalar
    • Hizmet markalar
  • Kullananlar açısından
    • Bireysel (ferdi) markalar
    • Ortak markalar

Markaların benzer kavramlardan ayırt edilmesi
Coğrafi işaretlerden ayırt edilmesi: coğrafi işaret, belirgin bir niteliği, ürünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir. Maahreç işareti ise, coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan addır. Mahreç işaretine Hereke ipek halısı örnek gösterilebilir. Coğrafi işaretler menşe adı ve mahreç işareti olmak üzere iki çeşittir. Menşe adı; coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan addır. Tescilli coğrafi işaretten oluşan ya da tescilli coğrafi işaret içeren işaretler marka olarak tescil edilemez.

Ticaret unvanı ve işletme adından ayırt edilmesi: Ticaret unvanı işletmenin sahibini, işletme adı ise işletmenin kendisini tanıtmaya yaramaktadır. Oysa marka, işletmenin ürünlerini tanıtmaya ve benzerlerinden ayırt etmeye hizmet eder.

Marka Kullanılmasında Sistemler
Bu konuda üç sistem vardır, zorunluluk sistemi, serbestlik sistemi ve karma sistem. Bizim eski 551 sayılı Markalar Kanunumuz karma sistemi kabul etmişti. Bugün, yürürlükteki SMK serbestlik sistemini kabul etmiştir.

KHK’nın sağladığı korumadan yararlanılabilmesi için, kural olarak markanın tescil ettirilmiş olması gerekmektedir. SMK’nın 3. maddesi genel olarak bu Kanunla sağlanan korumadan kimlerin yararlanabileceğini düzenlemiştir. Buna göre: 1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 2. Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içinde yerleşim yeri olan veya sınai ya da ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler, 3. Paris Sözleşmesi veya 15.04.1994 tarihli Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip kişiler, 4. Karşılıklılık ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere sınai mülkiyet hakkı koruması sağlayan devletlerin uyruğundaki kişiler bu Kanunun sağladığı korumadan yararlanır.

Marka tescil aşamalarında tüm tescil işlemleri TPMK tarafından yürütülür. İç içe geçmiş birden çok aşama ve işlem mevcuttur. Bu aşamalar;

  • Başvuru
  • İnceleme
  • Üçüncü kişilerin görüşleri ve itirazlardır.

Marka Tescilinin Sonuçları
Tescil, marka sahibine hem hak sağlar hem de yükümlülük getirir:

  • Tescil edilen marka sahibine tekel hakkı sağlar. Markaya tecavüz etmek isteyen kişilere karşı SMK’nın özel koruması devreye girer. Tescil edilmiş markanın koruma süresi on yıldır; bu süre onar yıllık dönemler halinde yenilenebilir.
  • Tescilli marka sahibi, markasını kullanmakla yükümlüdür. Tescilden itibaren beş yıl içerisinde, haklı bir neden olmaksızın markanın ciddi biçimde kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi hâlinde marka iptal edilir.

Haksız Rekabet

Haksız rekabet konusunda Türkiye’de de yasal düzenlemeler yapılmıştır. Düzenlemelerin iki temel amacı vardır: İlki, işletmelerin rekabet haklarını kötüye kullanmalarını (haksız rekabeti) önlemek, ikincisi ise, serbest rekabet piyasasının bozulmasını ve tekelleşmeyi önlemektir. Bu iki amacı gerçekleştirmeye yönelik hukuk kuralları, “Rekabet Hukuku” ya da “Geniş Anlamda Haksız Rekabet Hukuku” üst başlığı altında ele alınabilir.

Haksız rekabetten söz edebilmek bazı unsurlar vardır, bunlar;

  • Rakipler arasında veya tedarik edenler ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen davranış veya ticari uygulama söz konusu olmalıdır.
  • Davranış veya uygulama, dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmalıdır.
  • Davranış veya uygulama zarara veya en azından zarar tehlikesine yol açmalıdır.

TTK haksız rekabet konusunu örneklerle açıklamıştır. Burada da konu alt başlıklarda örneklerle açıklanacaktır.

Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar: Bu guruba ait bir örnek verilecek olursa; Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek (Örneğin, rakip işletme sahibi veya ürünleri hakkında gerçeğe aykırı veya gereksiz beyanlarda bulunarak kötülemek, asılsız dedikodular çıkarmak; gerekçede verilen örneği aktarırsak, ünlü bir diş hekiminin çalışamayacak kadar hasta olduğunu yaymak.).

Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek: Kanunda, bu ikinci kategoriye giren örnek olarak özellikle gösterilen dört hâl mevcuttur:

  • Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek
  • Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,
  • İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
  • Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.

Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak: Bu üçüncü kategoriye giren örnek olarak özellikle gösterilen üç hâl mevcuttur:

  • Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
  • Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde yararlanmak,
  • Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.

Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek: Dördüncü sıradaki bu kategoriye, özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirilen veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrenilen bilgilerin ve üretenin iş sırlarının değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi şeklindeki dürüstlüğe aykırı davranış örnek verilmiştir. (Rakip ilaç firmasının laboratuvar yetkilisini yüksek bir ücretle transfer ederek, onun bildiği meslek sırlarını kullanmak veya açıklamasını sağlamak gibi).

İş şartlarına uymamak: Beşinci sıradaki bu kategoriye, özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların dürüstlüğe aykırı davranmış olması örnek verilmiştir (Eczanelerin nöbet sırasını ihlal etmesi).

Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak: Son kategoride örnek olarak özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;

  • Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan veya
  • Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananların dürüstlüğe aykırı davranmış olacağı belirtilmiştir.

Haksız Rekabetin Yaptırımları
Kanun, haksız rekabetin neden olacağı sorumluluğu hukuki ve ayrıca cezai yaptırımlara bağlamıştır.

Hukuki Yaptırımlar: haksız rekabet nedeniyle açılabilecek hukuk davalarını ve bunları açabilecek kişileri düzenlemiştir. Açılabilecek davalar ve ileri sürülebilecek talepler şunlardır:

  • Haksız rekabetin tespiti,
  • Haksız rekabetin önlenmesi,
  • Haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası,
  • Zarar varsa tazminat,
  • TBK m.58’deki şartlar varsa manevi tazminat.

Cezai Yaptırımlar: dört bent halinde cezayı gerektiren haksız rekabet fiillerini saymıştır. Bu hâllerde, hukuk davası açmaya yetkili olanlardan birisinin şikâyeti üzerine dava açılmakta ve maddede öngörülen hapis veya adli para cezası verilmektedir.

Ayrıca haksız rekabette zamanaşımı süresi, dava hakkının doğduğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.