Ünite 1: Tıbbi Sosyal Hizmet ve Tarihsel Gelişimi

Giriş

Sağlığın psikolojik ve sosyal yönlerden de değerlendirilmesi ve güçlendirilmesi şeklinde özetlenebilecek bir temel amaçla tıbbi alanda yer alan sosyal çalışma, bireyi ve bireyin etkileşim içinde olduğu sosyal çevreyi, sağlığın kazanılması ve korunması sürecine dâhil etmektedir. Bu hedefle danışmanlık, savunuculuk, bakım planlaması gibi birey odaklı hizmetler, sağlık alanında görev yapan sosyal çalışmacılar tarafından verilebilmektedir.

Sosyal Hizmet Kavramı

Sosyal refah, bir toplumun bütünlüğünü korumak, huzur içinde bir arada tutmak ve sosyal olarak gelişimini sağlamak için yürütülen programlar, fayda ve hizmetler sistemidir. Sosyal refahın hedefi, insanların ekonomik, sosyal, sağlık, barınma ve eğitim gibi temel gereksinimlerine eşit ve adil olarak erişimlerini sağlamaktır.

Toplumun ürettiği ortak kaynaklar, yasa ve kuralların belirlediği eşitlik ilkeleri gereğince topluma kendiliğinden ve eşit olarak dağılmaz. Özellikle dezavantajlı grupların hak ettiği kaynağa ulaşabilmesi için özel bir yardım ve gözetime ihtiyaç bulunmaktadır.

Sosyal refahın kurumları, sosyal hizmet programları ve sosyal hizmet örgütlerinden oluşur. Sosyal hizmet çalışanlarının özellikle zorlu ve öngörülemeyen durumlarda faaliyet göstermesi, alanda farklı uzmanlık alanları ile sürekli işbirliği ve iletişime olan yüksek gereklilik, sosyal çalışmayı karmaşık ve zorlu bir meslek haline getirir.

Devlet politikası ve mevzuat çerçevesinin bir sonucu olarak da sosyal hizmet uygulamaları ile ilgili sürekli değişiklikler ve gelişmeler vardır. Bunların hepsi birlikte sosyal hizmet kavram ve kapsamını daha da karmaşık bir hale getirirken mesleğin sürekli değişmesini ve gelişmesini de zorunlu kılmaktadır.

Sosyal hizmet; insanlığın gelişimi ve sosyal adaletin teşviki için bireyler, aileler, gruplar ve topluluklarla çalışan bir meslektir. Uluslararası Sosyal Hizmet Federasyonu (IFSW) tarafından 2012 yılında yayınlanmış olan sosyal hizmet tanımı şöyledir: Sosyal hizmet mesleği; insan ilişkilerinde çözüm odaklı yaklaşımı , toplumsal değişimi , insanları güçlendirerek ve özgürleştirerek refahlarını geliştirmeyi destekler. İnsan davranışı ve sosyal sistem teorilerini kullanarak, insanların çevre ile etkileşimde bulunduğu noktalara müdahale eder. İnsan hakları ve sosyal adalet ilkeleri sosyal hizmet için temel değerlerdir.

Sosyal hizmet çalışanları, “değişim temsilcileri” olarak sorun çözme, değişimi başlatma ve geliştirmeye odaklanarak insanların en iyi potansiyel düzeylerine ulaşmalarını hedefler. Bu amaca ulaşmak için sosyal hizmet çalışanları; aileler, bireyler, gruplar ve topluluklarla çalışmak ve gerekli müdahaleleri yapacak bilgi, beceri ve değerlere sahip olmak zorundadırlar.

Sosyal hizmetin hukuki, politik ve örgütsel bağlamlarına ek olarak uygulamayı şekillendiren geniş bir bilgi tabanı bulunur. Sosyal hizmet çalışmalarında, uygulamalar için gerekli bilginin üç temel kaynağı bulunmaktadır. Bunlar: “teorik bilgi, olgusal bilgi ve uygulama bilgisidir.”

  • Teorik bilgi; sosyal politika, psikoloji, felsefe ve sosyoloji gibi diğer disiplinlerden uyarlanan, sosyal hizmetin rolünü ve görevini inceleyen ve tanımlayan verilerden oluşur. Bu teorik bilgiler, insan davranışlarını tanımlayarak, açıklayarak ve öngörerek sosyal hizmet uygulamalarının sosyal ilişkiler ve toplumsal yapılar çerçevesinde değerlendirme ve müdahalesine yardımcı olur.
  • Gerçek bilgi; sosyal çalışmanın sosyal ve örgütsel rol ve sorumluluklarını düzenleyen, yönlendiren ve bilgilendiren politika, mevzuat ve prosedürlerdir. Araştırma ve veri toplama yoluyla kazanılabilecek bilgiler bu kapsamda ele alınırlar.
  • Uygulama bilgisi, teorik ve olgusal bilgi ile örtüşen, hayatımızdan, iş tecrübelerimizden ve teorik bilgileri nasıl kullandığımızdan etkilenen, uygulamalarımızdan yansıyan, analiz yoluyla gelişen, problem çözme ve akılcı karar alma gibi sezgi ve pratik ile şekillenen ve daha sonraki uygulamalarımıza yansıttığımız kişisel birikim ile geliştirdiğimiz bilgeliktir.

Sosyal hizmet çalışanlarının mesleki eğitimi uygulamak için belirli bir beceriye sahip olmaları gerekir. Beceri, belirli bir amaca sahip ve öğrenilebilen bir eylem olarak tanımlanmıştır. Sırasıyla gerçekleştirilen eylemler organize edilebilir, etkin ve ekonomik bir çabaya dönüştürülebilir olmalıdır. Sosyal hizmetin rolü ve örgütsel bağlamı zaman içinde değişmiş ve değişmeye de devam etmektedir. Bu durum yeni beceriler kazanmayı da gerektirmektedir.

Son olarak da sosyal hizmetin profesyonel faaliyet boyutuna değinmek gerekir. Bu noktada öncelikle sosyal hizmet çalışanlarının profesyonel davranması gerekir. Örneğin, kendi kendini yönetmede temel becerileri göstermeleri, duygusal kontrol, zaman yönetimi, proje yönetimi ve herhangi bir meslekten çok daha önemli olarak iletişim ve bunların araçları ile ilgili yetkinlikler açıkça hayati önem taşımaktadır.

Sosyal hizmet mesleği, herkesin eşitliği, değeri ve haysiyetine saygı duyulması temeline dayanan sağlam bir değer sistemine sahiptir. Çalışmacılar, uygulamalarda sosyal hizmetin değer tabanına bağlı olduklarını göstermelidirler.

Tıbbi Sosyal Hizmet ve Kapsamı

Sosyal hizmet uygulamasında ilk uzmanlaşma, sağlık hizmetleri alanında olmuştur. Sağlık alanı dışındaki uzmanlaşma; eğitim, kolluk kuvvetleri, hukuk, iş dünyası ve sanayi şeklinde devam etmiştir. Sağlık hizmetlerinin topluma odaklanan ‘genelci’ yapısına karşın ‘bireyi’ ele alma ihtiyacı ile tıbbi sosyal hizmetin (TSH) ortaya çıktığı söylenebilir.

TSH çalışmaları, kendine özgü çeşitli yöntemlerle hastanın sosyal işlevselliğini en üst seviyeye çıkarmak için uğraşır. Ancak diğer sosyal hizmet alanları ile kıyaslandığında; kişilerin maddi gücünden bağımsız olarak tüm hastaları kapsaması, yani dezavantaj yaratan durumun ‘hastalık hali’ olması ile diğer alanlardan ayrışmaktadır.

Sağlık alanındaki profesyonel sosyal hizmet çalışmalarının başlangıcı olarak İngiltere’deki Charity Organization Societies (COS), yani Yardım Kuruluşu Dernekleri’nin 1869 tarihindeki kuruluşu kabul edilmektedir.

Daha sonra bu dernekler tarafından 1891 yılında, alanda eğitim almış sosyal hizmet çalışanlarının görevlendirilmesi için İngiltere Parlamentosuna öneri verilerek ilk somut adım atılmıştır. İngiltere’de o dönemde bu kişiler “hastane almoneri” olarak adlandırılmıştır. Almoner terimi, çok daha eskiye dayanan ve kilisede mali yardım dağıtan kişilere verilen isimdir. Londra Royal Free Hospital’de ilk almoner olarak Miss Mary Stewart 1894 yılında göreve başlamış, sonraki 10 yıl içinde de diğer hastanelerde yeni kadrolar oluşturulmuştur. Bu alandaki çalışmalar için başlangıçta iki temel hedef belirlenmiştir. Bu hedefler:

  1. Ödeme gücü olanların haksız olarak sağlık yardımlarından yararlanmasının engellenmesi,
  2. Onların tıbbi tedavilerini etkileyen sosyal sorunları ile başa çıkmak.

Mary Stewart, finansal yardım görevlisi olarak girdiği işte tıbbi sosyal hizmet uzmanlığına dönüşümü başlatan kişidir. Almoners’ Report Book (Almonerin Rapor Kitabı) ile mesleğin halen geçerli kurallarını tanımlamış ve zamanla şu fonksiyonları geliştirmiştir:

  1. Ücretsiz tıbbi hizmet için sınıflama sistemi,
  2. Tıbbi ve gayri tıbbi ihtiyaçların tespiti için aracılık,
  3. İhtiyaçların karşılanacağı yardım ve sağlık kaynakları için network oluşturmak,
  4. Hastalara ev ziyareti yapılması,
  5. Diğer hastaneler için almoner eğitmek ve yetiştirmek.

Massachusetts General Hospital’de bir hematoloji uzmanı olan Dr. Cabot tarafından hastanede sosyal hizmet birimi kurulmuş ve ilk kez ücretli profesyonel bir işe dönüşmeye başlamıştır. Cabot üç temel hedef ile yola çıkmıştır. Bunlar:

  1. Halk sağlığını geliştirmek,
  2. Geniş hasta kitlelerinin tedavilerini gözetmek (devamını sağlamak),
  3. Soğuk ve mekanik hastane ortamını daha kişisel ve insancıl hale getirebilmek.

Bu öncü sosyal hizmet uzmanlarının çabaları büyük oranda Mary Richmond ve benzeri düşünürlerin sosyal teşhis modeline dayanmaktadır. Daha sonra tıbbi sosyal hizmet uzmanları, koruyucu ve toplum sağlığı çalışmalarında rol almaya başlamışlardır.

Türkiye’de ise sosyal hizmet mesleğinin başlangıcı olarak Sosyal Hizmetler Enstitüsü’nün 1959 tarihinde kanunla kuruluşu kabul edilir. Enstitünün organizasyon yapısında Tıbbi Sosyal Hizmetler Şubesi de yer almıştır. İlk kuruluşunda bu şubenin görevi, sosyal hizmetlerin koruyucu ve tedavi edici tıbbi sosyal çalışmalarını inceleyerek bunları ülkemize uyarlamak olarak belirlenmiştir. 1961 yılında Sosyal Hizmetler Akademisi kurulmuştur.

Hastanede sosyal hizmet biriminde çalışacak kişileri yönerge, üç ayrı iş ailesinde tanımlamış ve bu iş ailelerinin sorumluluklarını detaylandırmıştır. Buna göre öncelikle uzmanlar arasında kıdemli ve onlar arasından da varsa yüksek lisans dereceli bir uzmanın “birim sorumlusu” olması öngörülmüştür. Öncelikle yönetim faaliyetlerinden sorumlu olması, uzman sayısının yeterli olmadığı durumlarda ek olarak sosyal çalışmaları da yürütmesi gerektiği tanımlanmıştır. Diğer uzmanların “sosyal hizmet çalışmaları” yapacak şekilde organize olmaları, çalışma yapılacak tüm dezavantajlı gruplar sayılmıştır. Son olarak “birim sekreterliği” tanımlanmıştır. Bu pozisyonun öncelikli görevi yazışma ve kayıtların takip ve yürütülmesidir.

Birimdeki sosyal çalışmacılardan, deneyimli olanlar arasından tercihen alanında yüksek lisans yapmış olanı, Başhekim tarafından birim sorumlusu olarak görevlendirilir. Sosyal çalışmacı, hastaneye başvuran hastaların psiko-sosyal ve sosyo-ekonomik sorunlarını tespit eden, sorunlarıyla ilgili sosyal hizmet müdahalesini planlayan ve uygulayan, üniversitelerin dört yıllık sosyal hizmet bölümlerinden mezun sağlık personelidir. Birimin sekretarya işlerini yürütmek üzere bilgisayar kullanabilen, birimin yazışma ve dosyalama işlerini yapabilecek nitelikte personel görevlendirilir.

Sağlıkta Sosyal Hizmetlerin Psikiyatrik Sosyal Hizmetten Ayrılması ve Psikiyatrik Sosyal Hizmet

Psikiyatrik sosyal hizmetin gelişiminde 1920’lerden önce tıp ve psikiyatri kliniklerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının benzer rol ve işlevleri bulunduğunu görmekteyiz. Yani hastalarla ilgili olarak; sağlık personeline sosyal çevre bilgisi sağlanması, hastanın taburcu edilmesinin kolaylaştırılması ve hastane yatışı sonrası uyumlaştırma çalışmaları ile hasta ve ailelerin ihtiyaç duyabilecekleri sosyal kaynakların bağlanması gibi faaliyetler her iki konuda da hemen hemen aynıdır. Uygulamada, kaynak ihtiyacı olan bireylere yardım sağlama ve çeşitli destekleyici hizmetlerden yararlanmalarına yardımcı olmak, ağırlıklı ve ortak faaliyet konusu olmuştur. 1900’lerde sağlık alanında sosyal hizmet genel ve kapsayıcı bir çalışma olarak başlamışken, 1920’de Freud’cu psikoanalitik kavramların ortaya çıkmasıyla sağlık alanındaki bölünme tetiklenmiştir.

Psikiyatrik sosyal hizmet alanında Ülkemizde ilk hizmet çalışmaları, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Enstitüsü tarafından yapılmıştır. 1957 yılında başlayan ve sosyal hemşire adı verilen elemanlarca yürütülen sosyal hizmet uygulamaları, hastalığın nedenlerini ortaya çıkarmada yardımcı bir rol oynamıştır. Bu çalışmalar, batı ülkelerindeki ilk uygulamalara benzer bir biçimde, yine hastanın çevresel ve kişisel özelliklerinin saptanması ihtiyacından doğmuş, aile ile ilişkilerin geliştirilmesi ve ailenin hasta ve hastalığa karşı tutum ve görüşlerinin olumlu bir hale getirilebilmesi için yapılan düzenli ev ziyaretleri bu çalışmaların en önemli bölümünü oluşturmuştur.

Tıbbi Sosyal Hizmetin Temel İşlevleri

Sosyal hizmet programının işlevi, kuruluşun genel misyonuna uygun olarak hizmet alan topluluğa özel hizmetleri içerecektir. Bunlar temel olarak; doğrudan hizmetler , danışma , eğitim, politika ve program planlama, kalite güvencesi, savunuculuk ve sosyal kurumlarla ilişkileri kapsayacaktır.

Sağlık hizmetini etkileyen sosyal, çevresel, psikolojik ve kültürel faktörlerle ilgili gerekli ve önemli bilgiler, sosyal hizmet çalışanı tarafından danışanın sağlık ekibine aktarılmalıdır. Sağlık hizmetlerinde sosyal hizmet uzmanlarının işlevlerine ilişkin dört önemli husus bulunmaktadır. Bunlar:

  • Hem doğrudan hem de dolaylı hizmetler sağlanmalıdır.
  • Sosyal hizmet uzmanları, hizmetlerine ihtiyaç duyan danışanlarına ulaşmalıdır.
  • Sosyal hizmet uzmanlarının birincil yükümlülüğü, danışanlarının hak ve ihtiyaçlarıdır.
  • Hizmetler yalnızca bireysel danışanlara değil aynı zamanda ailelere, gruplara ve topluma verilmelidir.

Sağlık hizmetlerinde sosyal hizmet uzmanları beş farklı kurumda faaliyet gösterirler. Bu kurumlar:

  • Hastane hizmetleri,
  • Yaşlı/bakımevi gibi yataklı kurumlar,
  • Birinci basamak sağlık hizmetleri,
  • Ayakta tedavi hizmetleri,
  • Toplum sağlığı hizmetleri.

Sosyal hizmet uzmanları, çalıştıkları alandaki birincil uzman rolüne geçemezler. Sosyal hizmetin ayırt edici amacı; dezavantajlı birey ve gruplar için çözüm üretmek, onların kişisel veya grup halinde potansiyellerini geliştirmeleri ve engelleri aşarak kendi hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırmak ve sosyal değişimi ve refahı sağlayacak engelleri kaldırmaktır.

Tıbbi Sosyal Hizmetin Kuramsal Çerçevesi

Kuram ya da teoriler, sosyal hizmet uzmanlarının bireylere, gruplara, topluluklara ve topluma bakış açısı ve yaklaşım biçimini yönlendirmek, uygulama pratiğini doğru şekillendirmek ve yönetmek için kullandıkları en temel kaynaklarıdır. Yöntemler ise sosyal hizmet uzmanlarının görevlerini yerine getirmek ve belirli hedeflere ulaşmak için danışanları ile yaptıkları çalışmalarda kullandığı özgün teknik ve yaklaşımlardır.

Kuram (teori) ve yöntem kavramları hem bağımsız hem de birbiriyle ilişkilidir. Bağımsız kavramlar olarak; kuram, belirli koşullar verilen bazı durumlarda neler olabileceği hakkında bir fikir veya tahmindir. Yöntem ise danışanı ile çalışırken sosyal hizmet uzmanının gerçekten uyguladığı şeydir. Birbiriyle bağlantılı kavramlar olarak teori genellikle sosyal hizmet uzmanlarını belirli durumlarda danışanları için kullanması gereken yöntem türü konusunda onu aydınlatır , çeşitli durumları, zorlukları, davranışları ve deneyimleri anlamada yardımcı olur. Yöntem ise tanımlanan olguya tepki olarak ne yapacağı konusunda sosyal hizmet uzmanına talimat verir.

Sosyal hizmet uzmanları , teori ve yöntem (veya bununla anlamdaş olarak yaklaşım, müdahale ve uygulama) terimlerinin yanı sıra perspektif ve model terimi ile de karşılaşırlar. Perspektif , bir olguyu mutlaka tahmin veya tarif etmediği için teoriden biraz farklıdır ve belirli durumları incelemek ve anlamak için bir çerçeve veya bir yol tarif eder. Model ise genellikle mantıksal ve/ veya grafiksel olarak tasvir edilen bir teori ya da metottur ve bir şeylerin neden ve nasıl meydana geldiği ile ilgilidir.

Sağlıkta sosyal hizmet çalışmalarının ilk dönemlerinden itibaren hastanın ailevi, sosyal, çevresel ve psikolojik sorunlarına müdahale eden uzmanlar, sağlık personelinin temel tedavi işlevlerine ne kadar etkin destek vermekte olduklarını keşfettiler. Sağlık hizmetleri doğrudan hastaların tanı ve tedavi süreçlerine odaklanırken sosyal hizmet çalışmaları kişilerin tutum, davranış, sosyal çevre ve kaynaklarını ele alarak sağlık hizmetleri için üç aşamada yaşamsal katkı sağlar. Bunlar koruyucu hekimlik, tedavi hizmetleri ve destek hizmetleridir.

Biyolojik, psikolojik ve sosyal sistemler karşılıklı olarak sağlık sorunları ile sürekli bir neden sonuç ilişkisi içindedirler. Biyopsikososyal Model olarak adlandırılan bu bakış, sağlıkta sosyal hizmet yaklaşımının temel açılımlarından birisidir. Biyopsikososyal bakış açısı, bazen “bütüncül (holistik) görüş” olarak da adlandırılır, çünkü bir kişinin bütün resmine bakmayı hedefler.

Bireyin çevre ile ilişkisine bakıldığında, sosyal çevre koşulları ve kaynakları perspektifinin insanlara erişim ve sorunlarının tanımlanması için isabetli bir çalışma alanı ortaya çıkar. Sosyal çevresi içindeki bireyin kişilerarası ilişkileri, kaynakları ve kişinin konum ve rolü ile topluma katılımı; kişinin yaşam standartları ve özelliklerini tanımlar. Biyopsikososyal bakış açısı ve birey-çevre perspektifi benzer yaklaşımlardır ve ikincisi diğerini de kapsar. Biyopsikososyal model ile tıbbi model arasındaki ayrım, sağlığı koruma ile sağaltım yaklaşımları arasındaki ayrımla ilgilidir. Sağaltım , yani tıbbi tedavi veya tıbbi bakım; hekimin hastayı inceleyerek sağlık sorununu veya şikayetlerini tanılama ve tedavi etme sürecini ifade eder.

Yani hastalığa odaklanmış bir hekim-hasta sürecidir. Koruyucu Sağlık ise bireysel ve toplumsal sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını önlemek ve en iyi sağlık seviyesini korumak için bireysel ve toplumsal çabalardan oluşmaktadır.

Sağlık sistemi, sağlık durumunun aşamalarını temsil eden üç temel hizmet basamağı içerir: birinci, ikinci ve üçüncü basamaklar. Bu aşamalar, (1) önleme, (2) onarım ve (3) destek hizmetleri etrafında dönmektedir.

İnsan çeşitliliğine duyarlılık, bununla ilgili kültür, algı ve davranış kalıpları hakkında bilgili olmak, özenli davranmak ve bu farklılıklara saygılı olmak her bireyin sorumluluğu olmakla birlikte, sağlık ve sosyal hizmet uzmanlarının insanları veya davranışlarını anlayarak etkili bir çalışma yapabilmeleri için göz ardı edemeyecekleri bir yaklaşımdır. Çünkü bu değişkenler (1) sağlık davranışı, (2) hastalık davranışı ve (3) hasta-rol davranışı açısından önemli roller oynamaktadır. Sağlık kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanları, hasta ve aileleri ile çalışmalar yaparken bazen şu şekilde davranışlarla karşılaşırlar: (1) hastanın sağlığını tehlikeye düşürmesi, (2) belirtilere dikkatsizlik veya aşırı dikkat gösterilmesi ya da bilimsel olmayan tedavi yöntemlerine başvurması, (3) diyet, egzersiz, ilaçlar ve diğer tıbbi tavsiyelere uyumsuzluk ve stres.

Hizmet kurumlarından bağımsız olarak, davranış sorunları ile baş etmekte etkin bir tıbbi sosyal hizmet çalışması, şu aşamaları içermelidir:

  • Hastanın kabul planlaması,
  • Taburculuk planlaması,
  • Sağlık kurumu ve hizmetine uyumlaştırma,
  • Teşhis, hastalığın seyri ve tıbbi tedavi planına uyumlaştırma,
  • Tedavi ile ilgili konuları anlama ve karar vermelerine destek olma.

Takım çalışması, ortak bir amaca ulaşmak için organize olmuş bir grubun işbirliği çabasıdır. Uzmanlıklarını birbiriyle paylaşarak ortak bir amaç için iş üretmek için bir araya gelmiş olan ve her biri belirli bir bilgi ve beceri sahibi olan üyelerin oluşturduğu grupların yaptığı kolektif çalışmadır.

Takım çalışması anlayışı ve takım çalışması birbiri ardına gelen tartışma, bilgi alışverişi (iletişim), danışma, sevk, planlama ve koordinasyon, işbirliği halinde hizmeti verme ve işlevsel sorumluluğu birleştirme aşamalarıyla gerçekleşir.

Disiplinler arası takım çalışmasının etkinliği ve / veya verimlilik hedefleri; kapsamlı ve eşgüdümlü hizmet sunumu, personel kaynaklarının optimal kullanımı, hasta bakımı kalitesinin artması, bakım ve hizmetlerdeki boşlukları ve çakışmaları azaltarak maliyet tasarrufunu içermektedir. Bunu sağlamak üzere takımdan aşağıdaki adımları izlemesi beklenebilir:

  1. Hasta sorunlarının ve ihtiyaçlarının ortak değerlendirmesi,
  2. Bilgi paylaşımı,
  3. Hastayı tanıma,
  4. Etik karar alma,
  5. Müdahale planlarının geliştirilmesi,
  6. Görev ve sorumlulukların devri,
  7. Planların gerektiğinde değiştirilmesi ve
  8. Çıktı analizidir.