Ünite 6: Temel Sektörlerde Gelişmeler III: Hizmetler Sektörü

Giriş

Ekonomideki tarım ve sanayi ile birlikte üç temel sektörden üçüncüsü olan hizmetler sektörü, günümüz ekonomilerinde önemli bir üretim ve istihdam kaynağıdır. Hizmetler Sektörünün Kapsamı ve Türkiye’deki Durumu Fizyokratlar, hizmetleri tarımsal üretim dışındaki tüm faaliyetler olarak tanımlamıştır. Adam Smith, hizmet(ler)i somut bir ürünle sonuçlanmayan tüm faaliyetler olarak tarif etmiştir. J.B. Say, hizmet(ler)i ürünlere fayda ekleyen, tüm imalat dışı faaliyetler olarak tanımlamıştır. Alfred Marshall ise hizmetleri yaratıldığı anda varlık bulan mallar olarak tarif etmiştir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) hizmetler sektörünü aşağıdaki gibi sınıflandırmıştır:

  • Ticari (işle ilgili) hizmetler,
  • İletişim hizmetleri,
  • İnşaat ve mühendislikle ilgili hizmetler,
  • Dağıtım hizmetleri,
  • Eğitim hizmetleri,
  • Çevre hizmetleri,
  • Mali hizmetler,
  • Sağlığa ilişkin ve sosyal hizmetler,
  • Turizm ve seyahatle ilgili hizmetler,
  • Eğlence, kültür ve spor hizmetleri,
  • Ulaşım (taşımacılık) hizmetleri.

Hizmetlerin özellikleri şu şekilde sıralanabilir: Hizmetler doğası gereği homojen yapıda olmadığı için tanımlanması zor faaliyetlerdir. Hizmetlerin maddi bir yapısı yoktur, depolanamaz ve transfer edilemez. Hizmetler üretici ve tüketici arasında doğrudan bir etkileşim yaratır. Hizmetlerin gayrimaddi niteliği ve birçok hizmet işleminin sınır ötesi hareketi içermemesi dolayısıyla hizmetler sektörü, ulusal düzenlemeler ile korunmaktadır. Bazı hizmetler nitelikleri gereği, tüketicilerin hizmetlerin verildiği ülkeye gitmesini gerektirmektedir.

Türkiye ekonomisinde hizmetler sektörünün payı yıllar içerisinde artış göstermiştir ve 2017 yılında sektörel payı %72,5’e yükselmiştir. Hizmetler sektörünün istihdam içindeki payı ise 2017 yılında %54,1 olmuştur. Hizmetler alt sektörleri içinde ulusal gelire katkı bakımından en hızlı gelişen alt sektör ticarettir.

Ticaret Sektörü

Ticaret sektörünün tarım ve sanayi gibi temel sektörlerin yanı sıra hizmetler sektörünün diğer alt sektörleri ile olan ilişkisi, özellikle üretim ve istihdam açısından önemlidir. Türkiye’nin ulusal gelir hesaplarında toptan ve perakende ticaret diğer bir deyişle iç ticaret, ulusal gelire katkı açısından bütün hizmet sektörleri arasında en hızlı gelişen alt sektördür.

Ticaret sektörü diğer sektörlerle olan yakın bağlantısı sebebiyle ilişkili olduğu sektörlerdeki gelişmelerden etkilendiği gibi, bu sektörlerdeki faaliyetleri de doğrudan etkilemektedir.

Ulaştırma Sektörü

Ulaştırma (taşımacılık) sektörü, kara, hava, deniz ve demiryolları taşıma faaliyetlerini kapsamaktadır. Türkiye’nin geniş yüzölçümü ve üç tarafının denizlerle çevrili olması, Asya ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktası olması sebebiyle sektörün ekonomideki yeri önemlidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında daha çok demiryollarına, 1950’li yıllardan sonra ise karayollarına önem verilmiştir. Ekonominin büyümesi ve pazar için üretim yapabilmesi, ulaştırma ile haberleşme hizmet alt sektörlerinin gelişimine bağlıdır. Ulaştırma sektöründeki amaç, gelişen ekonomik ve sosyal yaşamın ihtiyacı olan ulaştırma altyapısının zamanında, ekonomik ve güvenli bir şekilde inşa edilmesidir.

Türkiye’de yük taşımalarında ağırlık karayollar ındadır. Türkiye’de karayolları, devlet, il ve köy yolları olmak üzere üç kısma ayrılmıştır. Karayolları, hem yolcu ve hem de yük taşımacılığında büyük yük altındadır. Bu nedenle ulaştırmada ağırlığın karayollarından diğer ulaştırma kanallarına kaydırılması gerekmektedir.

Osmanlı Dönemi’nde bugünkü Türkiye Cumhuriyeti millî sınırları içindeki coğrafyadaki ilk demiryolu hattı, İzmirAydın demiryolu hattıdır. 2009 yılına kadar demiryolu altyapısının en önemli sorunu büyük nüfuslu kentler arasındaki demiryolu hatlarının yüksek hız ve kaliteli servise uygun olmamasıydı. 13 Mart 2009 tarihinde Ankara-Eskişehir, 24 Ağustos 2011’de Ankara-Konya ve 25 Temmuz 2014 tarihinde Ankara-İstanbul arasında hizmete giren yüksek hızlı trenler (YHT), Türkiye’de yolcu taşımacılığı ve tren işletmeciliği açısından bir devrim olmuştur.

Deniz ulaşım hizmetleri, liman ve iskeleler arasındaki her türlü mal ve insan taşınmasını kapsar. Özellikle mal ulaşımında denizde taşıma en ucuz olanıdır. Bu avantajlarından dolayı günümüzde dış ticarete konu olan malların %80’inin taşınması denizyolu ile yapılmaktadır. Türkiye’de yurt dışı yük taşımacılığında denizyolları, karayollarının ardından ikinci sırada gelmektedir.

1 Temmuz 1926’da Lozan Anlaşması’na dayanılarak Türk limanları arasında sadece Türk gemileri eşya ve yolcu taşıma hakkına sahip olmuştur. Kabotaj hakkı, Cumhuriyet Türkiye’sinin elde ettiği uluslararası başarıların başında gelir. Kabotaj, bir ülkenin kendi karasuları içinde kalan deniz çevresini kullanması (ya da kullandırtması) hakkıdır.

Türkiye’deki limanlara yeterli yük çekilememekte, Türkiye deniz yolunda transit bir ülke olamamaktadır. Bu sebeple Türkiye’de liman başına elleçlenen (handling) yük miktarları AB’nin Akdeniz limanlarındaki ortalamalardan düşük kalmaktadır. Elleçleme, gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi, yerinin değiştirilmesi, büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması, kapların yenilenmesi veya tamiri, havalandırılması, karıştırılması ve benzeri işlemleri ifade eder.

Havayolu ile ulaşım 20’nci yüzyılda büyük gelişim göstermiştir. 1 Mart 1956 tarihinde yerli ve yabancı sermayeli Türk Hava Yolları (THY) Anonim Ortaklığı kurulmuştur. Uzun süre hava ulaşımında tekel konumunda olan THY, 1990’lı yılların başlarında özel hava yollarına da ulaşım hizmeti sunma hakkının verilmesiyle, tekel olma konumunu kaybetmiştir. Türkiye’de başlıca özel havayolu olarak Onur, Pegasus, Sun Ekspres ve Atlas Havayolları iç ve dış hatlarda hizmet sunmaktadır.

Petrol’ün hareketini sağlamak için boru hatlar ı ile birlikte pompa istasyonları inşa edilir. Türkiye’de ilk boru hattı 1966’da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından Batman-Dörtyol (İskenderun Körfezi) arasında döşenmiş ve işletmeye açılmıştır. Türkiye’nin diğer boru hatları; Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ana İhraç Boru Hattı (Hazar havzasından Akdeniz’e), Mavi Akım (Rusya’dan Türkiye’ye) hatlarıdır. Ayrıca Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ise Avrupa ve Türkiye’nin doğal gaz ihtiyacını karşılamak bunun yanı sıra bölgede gaz çeşitliliğini sağlamayı hedefleyen bir projedir. TANAP, Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve TransAdriyatik Boru Hattı (TAP) ile birleşerek Güney Doğal Gaz Koridorunu oluşturmaktadır. Türk Akımı (TürkAkım), Rusya’dan başlayıp Karadeniz üzerinden Türkiye’ye aktarılması planlanan doğal gaz boru hattı projesidir. 19 Kas 2018 tarihinde Türk Akım Projesi’nin deniz bölümü tamamlanmıştır.

Haberleşme Sektörü

Cumhuriyet Dönemi’nde haberleşme hizmetinin düzenli ve modern bir şekilde yapılması, PTT’nin 13 Temmuz 1953 tarih ve 6154 sayılı Kanun ile bir İDT’ye dönüştürülmesiyle mümkün olmuştur.

4502 sayılı Kanun ile Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom), kamu iktisadi kuruluşu (KİK) olmaktan çıkartılmış ve etkin çalışmasının sağlanması amacıyla özel hukuk hükümlerine tabi, kamunun sadece hissedar sıfatı ile temsil edildiği bir şirkete dönüştürülmüştür.

Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu adı altında bağımsız düzenleyici bir kurum oluşturularak rekabetin sağlanmasına yönelik düzenleme faaliyetlerine başlanmıştır. Türk Telekom’un özelleştirilmesinde yabancılara hisse satışındaki sınırlamalar 16 Haziran 2004 ve 5189 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır. Türk Telekom’un %55 hissesinin blok satış yöntemi ile Oger Telekom Konsorsiyumuna 6,55 milyar dolar karşılığında satışı, Temmuz 2005’te gerçekleşmiştir.

İnşaat ve Müteahhitlik Hizmetleri

İnşaat sektörü, topluma fayda sağlayan özellikleri dikkate alındığında, inşaat; emek-yoğun, fazla nitelikli elaman gerektirmeyen, dışa ve ithalata bağımlılığı çok düşük bir sektördür. Geriye doğru ve ileriye doğru ilişkileri kuvvetli olduğu için, inşaat diğer sanayi kollarını uyarır ve bu alanlarda da üretim ve istihdam artışına yol açar. Buna karşılık bir sanayi yatırımı gibi ekonomide devamlı üretim kapasitesi ve istihdam yaratmaz. Üretken yatırımlara gidecek kaynağın inşaat sektörüne gitmesi nedeniyle, inşaat sektörünün genişlemesi ekonomideki büyümeyi olumsuz yönde etkileyebilir.

1980’li yıllardan sonra konut sektörünün toplam sabit sermaye yatırımları içindeki payının yükselişinde, Emlak Kredi Bankası’nın verdiği konut kredilerindeki artışın ve Toplu Konut Fonu’nun kurularak konut yapımını ucuz kredi ile desteklemesinin önemli etkisi vardır. Enflasyonist ortamda tasarruf sahiplerinin enflasyondan korunmak için konuta yönelerek sektöre talep yaratmasını da unutmamak gerekir. Ekonomide konut talebi, krizin etkisiyle 2008 yılından sonra önemli oranda düşmüştür.

Türkiye ekonomisinde özellikle yurt dışı müteahhitlik hizmetleri 1970’li yıllardan sonra hızla gelişmiştir. 1972- 2018 döneminde Türk müteahhitlerin en fazla iş aldığı ilk üç ülke; Rusya Federasyonu, Türkmenistan ve Libya’dır.

Turizm Sektörü

Turizm, dinlenmek, görmek, eğlenmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için yürütülen ekonomik ve kültürel faaliyetlerin tümüdür. Turizm hem dünya hem de Türkiye ekonomisi açısından önemli bir sektördür. 2017 yılında 24 milyar dolar olan turizm geliri, dış ödemeler dengesine net katkı açısından çok önemlidir.

Türkiye’de turizm sektörünün gelişimi 1980’li yıllarla birlikte ivme kazanmıştır. 1990’lardan sonra ise bu hız artmıştır. Bunda, turizme verilen önem, turistik belgeli tesis ve yatak sayısındaki artış önemli rol oynamıştır. Genel ekonomideki gelişme ve turizm sektöründeki alt yapının (yol, yat limanı, ulaşım, arıtma tesisleri, haberleşme, tanıtım, personel yetiştirme) hızlı gelişimi, turist sayısındaki artışta belirleyici olmuştur. 1990’lı yıllarda, Türkiye uluslararası bir turizm merkezi olmayı başarmıştır.

1950-1967 döneminde turizm giderleri, dış seyahat kısıtlamaları ve döviz sınırlamalarına rağmen turizm gelirlerinin üzerinde seyretmiştir. 1990’lı yıllar, dünya turizminin istikrarlı olarak büyümeye devam ettiği, ancak rekabet ortamının giderek yoğunlaştığı dönemdir. Dünyada turist sayısında yıllık ortalama artış oranı %4,3, turizm gelirlerinde ise %6,5’tir. Bu artış hızı baz alınarak yapılan tahminlere göre dünyada 2020 yılında toplam turizm gelirleri 2 trilyon dolara ulaşacaktır.

Türkiye, dünya turizm pazarında turist girişleri açısından %3, turizm gelirleri açısından ise %2,3 pay ile en büyük 20 turizm varış noktası içinde turist girişleri açısından 7’nci, turizm gelirleri açısından ise 10’uncu sıradadır. Türkiye, Avrupa turizm pazarında turist girişlerinde %6, turizm gelirlerinde ise %5,1 paya sahiptir. 2018 yılında (Kasım) Türkiye’ye gelen turist sayısı 37 milyon kişi olmuştur.