Ünite 3: Televizyonun Anlatı Yapısı ve Yapım Unsurları

Televizyonun Anlatı Yapısı ve Yapım Unsurları

Bir kitle iletişim aracı olarak televizyon, sunduğu içerikleri (programları) kendi dili ve biçimsel özelliklerine uyacak şekilde izleyicilerine aktarmaktadır. Bu nedenle televizyonun sunduğu anlatı yapısı yani formatı önceden belirlenmesi gereken bir unsur olarak göz önüne alınmaktadır.

Televizyon programları izleyici kitlelerine sunulmak için üretilir ve bu nedenle televizyon yapımcılarının amacı, ürettikleri programlarla izler kitlelerde amaçladıkları etkiyi yaratmaktır.

Televizyonun Anlatı Yapısı (Format)

Her televizyon programı ticari bir kaygı ve izlenme oranları hesaplanarak gerçekleştirilmektedir. Program yapımcısının ilk amacı; programının ilgi çekip izlenebilmesi için izler kitleye çekici bir program sunmaktır.

Televizyonda “format” olarak adlandırılan bu anlatı yapısı, programın yapısını ve biçimini, yapım yaklaşımını anlatan bir kavramdır. Format, aracının enformasyon ve içerikleri sunma stratejileri olarak kabul edilmekte ve televizyonda herhangi bir programın sunum biçimi format olarak adlandırılmaktadır.

Program formatları tüm ülkelerde ortak olarak kullanılan standartlara sahiptir. Bunlar; haber ve yorumlar, müzik, drama, dizi, eğitim, eğlence ve spor gibi çeşitli program türlerinden oluşmaktadır.

Tek tek televizyon programları bir bütünün diğer bir deyişle televizyon yayınlarının akışının bir parçası olarak ifade edilmekte ve televizyonda yayınlanan farklı televizyon programları (haberler, diziler, reklamlar vb.) günlük, haftalık, aylık ve bir yayın dönemi olarak belli bir bütünlük içerisinde planlanmaktadır.

Televizyon kanalları daha fazla izleyiciye ulaşmak ve mevcut izleyicilerini koruyabilmek için yayın akışlarında çeşitli stratejiler uygulamaktadırlar. Bu stratejiler şu şekilde sıralanabilir.

  • Bloklamak: Yeni bir programı benzer tarzdaki bir dizi eski programın arasına yerleştirerek, bir program bloğu oluşturmaktır.
  • Köprü Kurmak: Uzun bir programla akşamın ilk erişim saatlerinden başlayarak ara yayın kuşağı boyunca bu programı devam ettirmektir.
  • Çapraz Programlamak: Ana yayın kuşağının o günkü akışandan tamamen farklı ve yeni bir program sunmak.
  • Öncelemek: Güçlü bir diziyi, daha zayıf ya da yeni olan bir dizinin önüne yerleştirerek izleyiciyi bu programdan diğerine sıçratmak.
  • Başı Çekmek: Bir yayın akışına, özellikle çok güçlü olan bir programla başlamak.
  • Parçalamak: Programları Pazartesi’nden Cuma’ya ve her günkü haber bültenleri gibi, gündelik akışa göre parçalayarak planlamak.
  • Akrobatik Planlama: Özel programlar yayınlamak, bir seriyal içinde çok ünlü bir konuk oyuncuya yer vermek, farklı tanıtım stratejileri kullanmak, kısa bir diziden uzun bir diziye geçmek, son dakika düzenli yayın akışında bir değişiklik yapmak.
  • Program Açılışı: Televizyon programlarında tanıtım yani diğer bir deyişle açılış bölümü izleyicilerin dikkatini ve ilgisini o programa çekmek programa katılımını sağlamak, heyecan ve merak oluşturmak, karakterlerle tanıştırmak, programın tarzını ve niteliğini vermek ve programın tanıtımını yapmak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
  • Programın Gövdesi: Televizyon programlarının gövdesi olarak tanımlanan ve açılışı izleyen bu bölümde ise televizyon programlarının izleyicilere aktaracağı mesajın örgütlenmesi sağlanmaktadır. Her televizyon programı tıpkı bir öyküde olduğu gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır.
  • Program Kapanışları: Program anlatı yapısının sonuncu unsuru program kapanışlarıdır. Programların kapanışında programın sona erdiği izleyicilere açıkça ifade edilmelidir. Bu doğrultuda programın kapanışında kullanılacak olan tanıtma yazıları hem programın kimliğini hem de programın sona erdiğini izleyicilere aktaracaktır.

Yapım ve İzlerkitle Beklenti Yaklaşımları

Televizyon programlarının yapımında temel olarak iki yaklaşımdan söz etmek mümkündür. Bunlardan biri, İçerik Yaklaşımı, diğeri ise Etkiden-Nedene Yaklaşımı’dır.

İçerik Yaklaşımı

İçerik yaklaşımı modeli, programın üretileceği malzemenin televizyon programını gerçekleştiren kişiye yani yapımcıya bir dış kaynaktan sağlanmasını ya da televizyon mesleği dışından bir kişiyle yani içerik uzmanlarıyla çalışılmasını temel alır.

Etkiden-Nedene Yaklaşımı

Etkiden-Nedene Yaklaşımı, başarılı bir televizyon iletişimi için sağlam ve güvenilir bir yaklaşımdır. Bunun nedeni, bu yaklaşımda televizyon programlarına ilişkin izleyici gereksinimleri ve beklentileri belirlenerek, programların bu ölçütlere göre tasarlanıp gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır.

Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı

Televizyon yaygın bir biçimde kullanılması, beraberinde bazı iletişim araştırmalarına konu olan soruları da getirmiştir. Bunların arasında yer alan “Kullanım ve Doyumlar Yaklaşımı” medyanın tüketicileri konumundaki gazete okuru, radyo dinleyicisi ya da televizyon seyircisinin neden o gazeteyi, o radyo kanalını ya da TV programını seçtiği sorusuna yanıt aramaktadır.

Kullanım ve doyumlar yaklaşımının temel noktası televizyonun kullanımının “amaç odaklı” olduğu yani izler kitlenin televizyon programını ne amaçla izlediğini ortaya koymaktır. Buna göre, insanın yaşadığı sosyal çevreye göre farklılıklar gösterebilen kişisel gereksinimler, insanları belirli programları izlemeye ve o programlarda belli doyumları sağlamaya zorlamaktadır.

Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı açısından bakıldığında, izler kitlenin beklentileri hem psikolojik hem de toplumsal gereksinimlerin karşılanması açısından televizyonun işlevlerinden daha karışıktır.

Bir televizyon programı yaratılırken, programın mesajının izler kitle üzerindeki etkilerini bu gereksinimlerle birlikte düşünmek ve programları televizyonun kendine özgü anlatım özelliklerinden yaralanarak oluşturmak önemli görülmektedir. Bu nedenle televizyon programlarında izler kitlenin beklentilerini temel alan yapı m unsurlarını ve anlatım olanaklarını uygun olarak kullanmak gerekmektedir.

Televizyon Programlarında Kullanılan Yapım Unsurları

Bir televizyon programında bu özelliklerden birinin dahi bulunması o programın bazı izleyici kümeleri için cazip olması anlamına gelmektedir. Walters tarafından belirlenen televizyon programlarının yapım unsurlarını şu başlıklar altında toplamaktadır.

  • Gerilim
  • Aksiyon
  • Cinsellik
  • Güldürü
  • Enformasyon
  • Önem
  • Değer
  • Kişisellik
  • Merak
  • Gerçeklik
  • Yenilik

Bu sınış andırmadaki ilk dört özellik yani gerilim, aksiyon, cinsel çekicilik ve güldürü televizyon programlarında izler kitleye en fazla “kaçış” olanağı sağlayan özellik olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte “bilişsel” gereksinimi karşılayan televizyon programlarında görülen özellikler ise enformasyon, önem ve değer olarak belirtilmektedir.

Aşağıda televizyon programlarında kullanılan yapım unsurlarını açıklanmıştır.

Gerilim

Televizyon programlarında kullanılan yapım unsurlarından ilki “gerilim”dir. Televizyon programında kullanılan gerilim unsuru, o programda ne olacağına ve olayların insanları nasıl etkileyeceğine ilişkin belirsizlik ve beklenti duygusu yaratmaktadır.

Bununla birlikte televizyon programlarında gerilim unsuru, televizyonun anlatım özellikleriyle de izler kitlelere aktarılmaktadır. Gerilim, müzik, ses efektleri kamera açıları gibi televizyonun anlatım diliyle izleyiciye yansıtılmakta ve televizyon anlatısının gerilim yaratması teknik desteklerle de sağlanmaktadır.

Aksiyon (Hareket)

Televizyonda kullanılan bir diğer yapım unsuru “aksiyon”dur. Aksiyon, bir programdaki hareket veya etkinlik duygusu olarak tanımlanabilir. Aksiyon, televizyon programlarında programın iç akışının hızı ya da programa konu olan nesnenin hareketli olmasını ifade etmektedir. Aksiyon ayrıca görsel düzenlemede önem verilen temel konulardan birisidir.

Televizyon programlarında aksiyon; programın hızı, çekimlerin, sahnelerin ve parçacıkların uzunlukları gibi televizyonun anlatım diliyle izler kitleye sunulmaktadır.

Cinsellik

Televizyon programlarının yapım unsurlarından biri olan “cinsellik”, programlarda açık biçimde olmasa da sıkça yer alan bir özellik olarak kullanılmaktadır. Televizyon programlarında cinselliğin kullanım biçimi, daha çok programda görülen kişilerin fiziksel açıdan çekici olmasına özen gösterilmesi ile gerçekleştirilmektedir.

Televizyonda müzik ve eğlence programları ile çeşitli dramalar cinselliğin daha fazla kullanıldığı programlar olarak görülmekte, özellikle reklamlarda cinsellik unsurlardan sıkça yararlanılmaktadır. Ayrıca haber bültenlerini sunan spikerlerin daha çok kadın olması da programların izlenilirliğinin cinsel çekicilik sayesinde artmasından kaynaklanmaktadır.

Güldürü

İzleyiciyi ekranda tutmanın en önemli ve etkili yollarından birisi de programlarda “güldürü” unsurunun kullanılmasıdır. Durum komedileri gibi bazı programlar tamamen güldürüye dayanırken, (Örneğin, Avrupa Yakası ve Benim Annem Bir Melek vb.), drama programları (gülme efektleriyle desteklenerek) kimi programlarda ise güldürü yan unsur olarak kullanılmaktadır.

İletişim araştırması Arthur Asa Berger kişileri güldürme tekniklerini dört genel başlık altında toplamaktadır. Bunlar; dil gülmecesi, kimlik gülmecesi, mantık gülmecesi ve fiziksel gülmecedir.

Enformasyon

Televizyon programlarında tercih edilen bir yapım unsuru olan “enformasyon”, aynı zamanda televizyonun bilgilendirme ve eğitme işlevinin bir parçası olarak önemli görülmektedir. Enformasyon unsuru, özellikle eğitim-kültür programları, belgeseller ve haber bültenleri ile haber programlarının temelini oluştursalar da, tartışma programları ya da dramalarda da enformasyon unsurundan yararlanılmaktadır.

Önem

Televizyonda izleyicinin herhangi bir programın içeriğine önem vermesi, o programın izleyici için doyum unsuru taşıdığı anlamına gelmekte, izleyici için önemli bir konunun işlendiği ya da önemli bir kişinin katıldığı program izlenmeye değer olarak görülmektedir.

Televizyon programlarında önem unsurunun bir başka kullanım biçimi ise bir televizyon programında “isim değeri” bulunan bir yetkilinin bulunmasıdır. Programlarda “yıldız” kişiliklerin bulunması izleyicileri ekrana çekmenin önemli bir yoludur.

Bununla birlikte, televizyon programlarının yapım özellikleri açısından da, görkemli dekorlar, kalabalık oyuncular, farklı kamera veya kurgu kullanımları bir programın izleyicinin gözünde önem taşımasını sağlayacaktır.

Değer

Televizyon programlarında kullanılan bir başka yapım unsuru “değer”dir. Değer; izleyicilerin bir programa ve o programın içeriğine yüklediği özellikle geleneksel ve düşünsel değerliliktir.

Kahramanlık öyküleri, din konuları gibi manevi değerlerin yanı sıra program için harcanan maddi olanakların da (para ve zaman gibi) büyüklüğünün vurgulanarak izleyicinin programla duygusal bir bağ kurması ve programa değer vermesi beklenmektedir.

Kişisellik

Televizyon programlarında izleyicinin özdeşlik kurabileceği kişilerin yaşamlarının konu edilmesi bir televizyon programı için önemlidir. Özdeşlik; izleyicinin kendisini programdaki kişinin yerine koyarak, onun duygu ve düşüncelerini paylaşması anlamına gelmektedir.

İzleyiciler başkaları nın yaşadıklarına inandıkları zaman programla ilgilenecektir. Bir kurmaca türü olan drama programlarında ise karakterlerinin toplumsal yaşamda var olabilecek kişileri canlandırması ya da karakterlerden birkaçı ile izleyicinin özdeşlik kurabileceği kişilikte yapılandırılması, o dramanın izlenmesini sağlamaktadır.

Gerçekçilik

Gerçeklik, bireyin yaşamı boyunca çevresinden edindiği bilgi ve deneyimleri kapsamakta ve bu bilgi ve deneyimler de yazı, dil, çizgi ve görüntü gibi çeşitli anlatım araçlarıyla yansıtılmaktadır. Televizyon izleyicisi için tek gerçek ekranda gördüklerinden kaynaklanmaktadır. Bu duyguyu özellikle drama programlarında yaratmanın yolu; karakterler,durum, mekânlar ve zaman bakımından belli bir uyumu gerçekleştirmektir.

Yenilik

Televizyon programlarında kullanılan bir diğer unsur “yenilik”tir. Televizyonda yayınlanan bir programın etkisi o programın yenilik ve özgünlük derecesiyle bağlantılıdır.

Televizyon programlarının bir başka özelliği de zahmetli ve maliyetli bir çalışmayla üretilmesine rağmen, çok çabuk tüketilen ürünler olmasıdır. Bu nedenle, bir televizyon programının başarısı yeni ve özgün olmasına da bağlıdır.

Bu nedenle de televizyon ünlülerine bir süre sonra rastlanmaz ve yeni ünlülerle tanışırız. Uzun yıllar sürdürülen programlar bile, zaman içinde biçim ve içerik açısından değişiklik yapılmasını gerektirmektedir.