Ünite 6: Televizyona Dizi ve Film Senaryo Yazımı

Giriş

Televizyonda program türleri, konularına, izleyici gruplarına, üretim kaynaklarına, dillerine, biçim ve biçemine ve üretim kaynağına göre farklılaşmaktadır.

Televizyon Dizilerinin Yapısal Özellikleri

  • Televizyon yayın kuşağında izlenme oranı yüksektir ve çoğunlukla prime-time kuşağında yayınlanır.
  • Televizyon dizilerinin zamanı kısıtlıdır ve reklamlar nedeniyle zorlanan dış- sal bir yapısı vardır.
  • Haftada bir kez belirlenen gün ve saatte gösterilir.
  • Dizilerin her bir bölümünün, ortalama yarım saati kapsayan ve kalıplaşan bir süresi vardır. Reklam yayınları da bu sürenin içindedir. Genellikle 30- 45-60 dakika olup giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere üç bölümden oluşur.
  • Her bölüm, toplumun ilgisini çeken görüntü ve şarkıyla, kişilikleri, zamanı, çevreyi ve temel durumu saptayan bir açılışla başlar.
  • Diziler her bölümde aynı ana kişilik/kişiliklere yer verir. Her bir bölüm sürekli ana ve yan kişilikler ve o günkü konuya katılan geçici kişiliklerle sürer.
  • Durum güldürüsünün diğer dizilerden ayrımlı kılan, izleyiciyi güldürmek olan komik bir kişiliğin olmasıdır.
  • Genellikle her bir bölümün konusu dizinin diğer konularından ayrıdır. Olayın geçtiği çevre, format değiştirilmediği sürece aynıdır.
  • Diziler, ana öykü ve yan öykücüklerle sürekli (ana ve yan) aynı kişiliklerle sürdürülür. Ana öykünün olayları çok sayıda bölüme yayılır. Kişiliklerin iliş- kileri, format değiştirilmediği sürece, dizi boyunca aynıdır.

Dizi Senaryosu ve Evreleri

Belirlenen genel ve alt amaçlarına, yapım olanaklarına, göre oluşturulan senaryo görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür.

Kendine özgü bir yazım tekniği olan senaryonun içsel ve dışsal olmak üzere iki temel yapısı vardır.

İçsel yapı televizyonun kuralları ve koşulları dikkate alınarak, özgün ya da başka sanat dallarından uyarlanarak, ele alınan konudan, öyküden dramatik bir yapının (öyküleme) kurulmasıdır.

Dışsal yapı ise, senaryonun teknik bir çalışma olma özelliğini açıklar. Dışsal yapı, senaryonun görüntü (oyuncu, kamera hareketleri, çekim ölçekleri, özel efektleri); ses (konuşma örgüsü ‘ diyalog’ , ses efektleri,müzik) ve sahneleme yöntemleri gibi öğelerin ayrıntılarını kapsar, yapımın içeriğini, biçimini, önemli bilgilerini içerir.

Genel olarak dizi senaryosu yazımı beş evrede tamamlanır:

  1. Evre : Tema’nın saptanması
  2. Evre : Temaya uygun konunun tasarlanması ve t aslak öykünün yazılmasıdır.
  3. Evre : Geliştirim/treatment yazımıdır. Bu evrede Geliştirimde dramatik yapı belirlenir. Olgular sıralanır. Olayların bağlantıları sağlanır. Konunun gelişme ve çatışma noktaları belli olur. Kişiler özellikleriyle tanıtılır, kişiler ve onların ortaya koyduğu olaylar irdelenir. Konuşma örgüsü ve diyalogların en önemlileri yazılır. Geliştirimdeki her anlatım, her tümce, programdaki görüntülere uygun olacak biçimde yazılır. Geniş zaman kipiyle yazılır. Yazınsal süslemeler yapılmaz.
  4. Evre: Öykünün bölümlere, ayrımlara, sahnelere ayrıldığı ayrımlama evresidir .
    Geliştirimde ayrıntılı işlenen öykü bu evrede bölümlere, bölümler ayrımlara (sequence), ayrımlar da sahnelere, sahneler de çeşitli açılardan, çeşitli ölçeklerden, çeşitli kamera hareketleri ile alınacak bir dizi çekimden oluşan birimlere bölünür.
    Bölüm, öykünün dramatik gelişiminin başı ve sonu olan bir parçasının gelişip sonuçlandığı görüntüler dizisidir.
    Bölümler içinde yer alan ayrım, öykülemeyi (dramatik yapı) oluşturan her bir olayın içinde gelişip sonuçlandığı kendi içinde bir bütünlüğü olan sahneler dizisidir.
    Sahne, aynı kişiler ve aynı dekor(mekan) içinde geçen, sürekli bir olayı gösteren bir ya da birbirini izleyen birbiriyle uyumlu da- ha çok çekimden oluşan görüntüler dizisidir.
  5. Evre: Çekim senaryosunun (shoting script) yazımı evresidir. Bu aşamada sahneler yazar ve yönetmen işbirliği ile çekimlere ayrılır ve ayrıntılar yazılır.

Dizi senaryosunun özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Biçimsel olarak tümceleri kısa, yalın ve öz olmalıdır.
  • Her dizi senaryosu, kendi özellikleri nedeniyle değişik biçemi gerektirir.
  • Dizi senaryosu üzerinde çalışılabilir, değiştirilebilir esneklikte olmalıdır.
  • Dizi içeriğiyle, biçimiyle, biçemiyle senaryosunun iyi olması, hedeflenen izleyiciye iletisini etkin bir şekilde sunmalıdır.

Senaryoda İçsel Yapıyı Oluşturan Etmenler

Senaryonun içsel yapısını tema, öykü/öyküleme, kişileştirme, zaman ve mekan ve konuşturma örgüsü (diyalog) oluşturmaktadır.

Hangi tür program olursa olsun, her senaryonun kesinlikle iyi belirlenmiş, anlatılan öykünün temelini oluşturan bir teması olmalıdır. Tema ilgi çekici, dinamik, son dere- ce yalın ve sağlam, belirgin, işlenmeye elverişli olmalıdır.

Senaryo yazmak her şeyden önce bir öykünün anlatımıdır. Öykü yazmak, belirlenen bir tema çerçevesinde, sözcükleri ve görüntüleri düzenleyip, olayların ve kişilerin yaşama uygun olarak yeniden yaratan, çözümüyle izleyeni doyuran çekici, çoğu yaşamdan daha güçlü, daha çarpıcı, yoğunlaştırma yoluyla yaşamdan daha ‘ gerçek ’ bir ya da birkaç olaya anlam ve biçim kazandırma işlemidir.

Öykü Türleri

Olay Öyküsü : Öyküde ağır basan baş öğe olaydır. Öykü serim, gelişim (çatışma, düğüm, gerilim…) çözüm bağlamında gelişir.

Durum ve Kesit Öyküsü : Değişik durumları ve kesitleri ya da bir insanlık durumunu belli bir ortam içinde, kalın bir çizgiyle, konularını günlük yaşamın sıradanlığından çıkaran, sıradan insanları kendi ortamları içinde veren, belirli bir olayı anlatma amacına dayanmayan; olaysız, düğümü-çözümü olmayan gerilimsiz bir öykü biçimidir.

Günümüzde Öykü : Günümüzde öykü, karışık bir yapı gösterir. Olaylar ve durumlar dengeli bir biçimde, öykünün yapısı içinde birlikte yer alır. Denge hangi tarafta ağırsa öykünün adlandırılma ona göre yapılır.

Öykü Kaynakları

Özgün Öykü : Özgün öykü, yazın sanatının gereğine değil, televizyonun program doğasına uygun olarak yazılan öykülerdir. Özgün öykü, güncel yaşamda karşılaşılan bir olaydan, anılardan, gazete haberlerinden, izlenimlerden, yaşam deneyimlerinden çıkarılabilir.

Uyarlama Öykü: Televizyonlar, izleyiciyi elde tutmak için sürekli program üretmek zorundadır. Özgün senaryolarla, bu tüketimi karşılamak yeterli olmadığından, özellikle romanlar, öyküler, tiyatro oyunları, vb. her zaman senaryo yazımına kaynaklık görevi yaparlar.

Öyküleme (Dramatik Yapı)

Dizi ya da filmde, başı ve sonu saptanan, baştan sona neden – sonuç bağlantısı içinde geliştirilen, olayları zincirleme bir gelişimi içinde anlatan bütüne, diğer bir anlatımla, öykünün düzenlendiği dokuya öyküleme denilir. Kurgulandığından, gerçek yaşamın olağan olmayan davranışlarına benzemeyen bu düzenleme, öykünün temelini oluşturur.

Öyküleme’de Olaylar Örgüsünü Geliştiren Temel Öğeler

Giriş (Serim): Serim, öyküyü anlaşılır kılmak için, izleyiciye duyumsatılmadan ve öykünün gelişimi içinde, konu ve kişileri canlı tutmak amacıyla verilen ek bilgilerdir.

Gelişim: Öykünün önemli anlarının sergilendiği, durumun daha karmaşıklaştığı, gittikçe artan merakı içeren orta bölümüdür.

Çatışma: Çatışma olay dizisinin temel özelliklerinden biri olan drama, en genel anlamı ile karşıtların doğurduğu çatışma dizinin devinimini oluşturur, öykünün gelişimini sağlar.

Gerilim ve Şaşırtmaca : Durumun kendisinden ve merak öğesinden kaynaklanan gerilim, çeşitli yollara başvurularak, öykünün anlatımında yaratılan sıkıntılı, gergin hava olarak tanımlanır.

İzleme Sahneleri: İzleme sahneleri biçimsel açıdan öykülemeyi (dramatik yapı) güçlendirir, izleyicide coşku uyandırır

Beklenmeyen Noktalar ve Beklenmeyen Son: İzleyiciye, kimi küçük ipuçları önceden önemsiz ayrıntı gibi verilir. Sonra bu ayrıntılar beklenmeyen noktayı oluşturur. Bir sahnenin beklenmeyen bir sonla bitişi, izleyiciyi şaşırtır ve sarsar. Böyle durumlarla dramatik etki güçlenir.

Karşıt / Koşut İkincil Olay Örgüsü: Karşıt/koşut ikincil bir olay örgüsü tekdüzeliği kırar, hem birincil -ana olayı güçlendirir, hem de senaryonun ilginç olmasını sağlar.

Zorunlu Sahne : Kişi ve karşıtı arasındaki çatışma gereği gibi verilmişse, yoğun çatışmanın sergileneceği zorunlu sahne izleyicinin beklentisi olur. Zorunlu sahne geciktikçe, izleyicinin ilgisi daha da artar.

Doruk Nokta: Doruk nokta, genellikle çatışmaların son bulduğu ‘ çözüm ’ denilen son bölümdedir. Doruk nokta, değişim ya da coşkunun doruğa ulaştığı noktadır. Doruk noktası, dizi bölümünün bitmesine yakın bir yerde, Olayların çözüme ulaştığı yerde yerini alır.

Çözüm : Öykünün tamamlanıp, olaylar dizisinde sergilenen sorunlar ve çatışmaların belirgin anlaşılır, ilginç bir biçimde çözüme ulaştırıldığı bölümdür.

Kişileştirme

Televizyon dizilerinde, düşünsel, duygusal ve kişilerarası ilişkileri karmaşık günlük yaşamdan süzülerek alınan, yapıtın türüne bağlı olarak- eylem ya da düşünceleri tanımlayan- iki tür kişi ile karşılaşılır: Bunlar; ttip ya da kukla kişiler ve kişilik/Karakterdir.

Tip ya da kukla kişiler: Görünüşleri, davranışları, devinimleri, konuşmaları, alış- kanlıkları, algı ve tepkileri, güdüleri, eğilimleri, insansal değerleri, vb. özellikleriyle oluşan kişilik yapıları ve toplumsal kimlikleriyle senaryo yazarının öngördüğü amaçları gerçekleştirir.

Kişilik/karakter , tipik ve inandırıcı özelliklere sahip olduğundan genel, bu özelliklerin yazarca yaratılan yeni bir bireşimini gösterdiğinden özel olan kişidir. Genel yanı ile gerçeğe yaklaşır, inandırıcı olur, özel yanıyla hayranlık uyandırır.

Kişiliğin ÜçBoyutu;

Senaryoda kişilik; bedensel yapısı (fizyolojik) , toplumsal yapısı (sosyolojik), ruhsal yapısı (psikolojik) olmak üzere 3 boyutta incelenir.

Fizyolojik Boyut: Her ne kadar izleyici ekranda somut olarak görüyorsa da, kişinin bedensel yapısının davranışları üzerindeki etkisi öykü açısından önem taşır.

Sosyolojik Boyut: Kişi toplumsal bir varlık olduğundan, kişiliğinin, oluşumu ve biçimlenişinde toplumsal yapının da büyük payı var.

Psikolojik Boyut: Öykü, kahramanın ya da kahramanların psikolojik durumu ile ilgili değişimleri işlediğinden kişiliklerin ruhsal durumu, senaryoda olması gereken bir olgudur.

Dizilerde Kişilik/Karakter Ayrımı

Dizideki kişilikler a sal kişiler, yardımcı kişiler ve yan kişiler olarak üç şekilde sıralanır.

Asal Kişiler (Kahraman ve Karşıt Kahraman): Asal kişiler, dizilerde/filmlerde fiziksel, toplumsal ve psikolojik olmak üzere üç boyutuyla, derinlemesine ele alınan; kendine özgü özellikleri olan kişilerdir ve bunlar öykü içinde kişilik olarak kabul edilir.

Kahraman (Hero/Pratagonist): Ekranda en çok görülen eksen/ana kişi kahramandır. Kahraman öykünün odağındaki sorunla ve bu sorunu ateşleyen karşıt kahraman ile karşı karşıyadır. Kahraman öncelikle- iç güdüsü ile sorunu çözme girişim ve çabaları çatışmayı yaratır, öykünün ileri akışını sağlar, öyküyü bir sonuca doğru götürür. Tüm ilişkiler, bu ‘ asal çatışma ’ çevresinde gelişir.

Karşıt Kahraman (Düşman/Kötü Adam): Karşıt kahraman, öykünün sorunun ateşleyen, kahramanın amacına /hedefine ulaşmasını engellemeye çalışan, dramatik durumu yaratan, kahraman ile gerçekleşecek çatışmanın özelliğini belirleyen kişi/ler/dir

Senaryoda Kişiliği Ortaya Koyma Yöntemleri

Yazar kişilerin kişiliklerini oluştururken doğrudan çizim, dolaylı çizim olmak üzere iki ana yöntem kullanılır.

Doğrudan Çizim: Yazarın kişilerini doğrudan tanıtımında, yalnız birini ya da ikisini değil, üçünü aynı anda karmaşık olarak kullandığı üç iletim yolu var. Betimleme, konuşma örgüsü (diyalog) ve davranışlarla ilettim.

Dolaylı Çizim: Dolaylı kişilik çiziminde, kişi ya olay içinde, olaylara karşı tepkisini göstermesi ya da öyküdeki diğer kişilerin, onun hakkındaki görüşlerini belirtmesiyle tanıtılır.

Saklama ya da Maskeleme

Kimi senaryolarda, belli bir süreye dek kişinin kişiliği ve geçmişi önceleri ortaya konulmaz. Bu duruma saklama ya da maskeleme denilir. Senaryo gereği, kişilik hakkın- da bilinçli olarak belirsizlik yaratılmak isteniyorsa, bu belirsizlik özenle kurulmalıdır.

Karşıtlık

Kişileri ortaya çıkartmak için senaryoda sık sık başvurulan yöntemlerden biri karşıtlıklar yaratmaktır. Değişik kişilerin, kişilikleri arasında karşıtlıklar, aynı durum karşısında bu kişiliklerin değişik tepkileri ile gösterdiğinde, kişilikler daha iyi vurgulanır. Kişilerin davranışları, durumları arasında karşıtlıklar yaratılarak izleyicinin bunları daha iyi değerlendirmesi sağlanır.

Olay/Olguların Hareketi

Yalın anlamı içinde, zorunlu bir takım nedenler, gerekçeler, itici güçlere dayanarak gelişen, dizi öyküsünün akışına bir değişiklik getiren, etki uyandıran düşünce ya da izleyicinin ilgisini uyanık tutan, güldüren/coşturan olay ve olguların hareketidir. Herhangi bir dizi irdelendiğinde dört temel devinim göze çarpar:

  • Oyuncuların hareketi, varlıkların, nesnelerin yer değiştirmesi.
  • Hareket eden kişi ya da nesneleri ya durağan ya da hareketli kamera ile saptanması.
  • Diziye/filme çoğu kez dinamik bir anlam katan oyuncu ve kameranın bir arada devinmesi.
  • Değişik ölçeklerdeki ve uzunluktaki çekimlerin senaryonun verilerine göre sıralanışı (kurgu).

Zaman ve Mekan

Öykü anlatımındaki zaman öğesi, bir süreklilik gösteren gerçek zamanın sürekli/kesiksiz doğrusal akışı içinde değil, yazarın öngördüğü mantıksal bir düzen içinde, sürekli gelişim içerecek boyutta yazılmasıdır.

Filmsel zaman dört temel süreklilik boyutunda ortaya konulur: filmdeki, Geçmiş, Gelecek ve Durumsal (Düşsel) Zaman .

Şimdiki Zaman Sürekliliği: Öykünün dizide -sanki- şimdi oluyormuşçasına ger- çek zamana benzer süreklilikle sergilenmesi, şimdiki zaman sürekliliğini gösterir. Filmdeki zaman sürekliliği dizilerde en yaygın kullanılan ve fazla karmaşık olmayan bir sunum biçimidir.

Geçmiş Zaman Sürekliliği: Dizilerde geçmiş zaman sürekliliği iki biçimde ele alınır:

Öykünün tümü geçmiş zaman içinde, şimdiki zaman sürekliliğine benzer bir biçimde yazılır.

Öykü, şimdiki zamandan geçmiş zamana uzun ya da kısa geriye dönüşlerle anlatılır.

Kısa Geri Zaman (Şash Back), Zamanın olağan akışı içinde, çok kısa bir an geriye gidilmesidir. Kısa geri zamanlar, zaman atlamaları gibi küçük ölçülerde anlam görüntü sürekliliği sağlamak adına kullanır.

Durumsal (Düşsel) Zaman

Dizilerde gerçek zaman dışında kişilerin çeşitli durumlarda yaşadıkları durumsal zaman da (düşsel ya da psikolojik) kullanılır. Durumsal zaman, saatle ölçülemediğinden gerçek zaman değildir. Durumsal zaman, bir olayı gözleyen bir kişinin davranışlarını, anımsamalarını, düşüncelerini ya da gözlediği olayın çarpıtılan biçimde algılamasını kapsar

Mekân Kullanımı

İzleyiciler hareketin gerçekleştiği mekân açısından her an bilgilendirilmesi gerekir.

Dizilerde iki tür mekân kullanılır:

Coğrafi Mekân, Öykünün geçeceği mekânın coğrafik anlatımıdır, öykü dün- yanın herhangi bir yerinde geçebilir, belirlenen yer öyküye uygun bir biçim- de kullanılır. Coğrafik mekân yalnız dizilerin başında değil, tümünde kullanılarak olayın geçeceği yerlerin atmosferini hazırlamaya yardımcı olur.

Dramattik Mekân . Kişilerin ve durumların psikolojisini saptamak ve çevrelemek amacıyla kullanılır.

Konuşma Örgüsü (Diyalog) ve Diğer Sesler

İnsan, ağzından çıkan ses ve sözlerle, jest ve mimikleriyle iletişim kurar. Tüm gör- sel/işitsel ürünlerde de, kişilerin ne dediklerini anlamak, ancak ses, söz, jest ve mimik bütünlüğü içinde değerlendirilir.

Müzik ve Şarkı Kullanımı

Müzik, anlatım aracı olarak, sonradan eklenir. Müzik ve şarkı aşağıda sıralanan amaçlar için kullanılır:

  • Ön planda ya da altta kullanılarak ruhsal ve duygusal atmosfer yaratımı sağlanır. Güçsüz bir sahneyi renklendirir. Destekleyici olarak merak, sürpriz ve şok duygularını yaratır. Karşıtlıklar vurgulanır.
  • Kişinin şen, durgun, üzüntülü, sinirli gibi psikolojik durumlarını belirtmek için uygun müzikler kullanılır.
  • Kişinin düşündüğü ya da anımsadığı bir ses yerine kullanılır.
  • Aynı kişi görüldüğü anlarda, öyküde bir ilerleme sağlandıkça aynı müzik teması yinelenir.
  • Herhangi gerçek bir ses yerine kullanılır.