Ünite 1: Tarımsal Üretim ve Tarımsal Üretimin Türleri

Tarımsal Üretimin Tanımı

Tarımsal üretim; toprakla, bitkisel ürünlerle, hayvanlarla ve hayvan ürünlerinin üretimiyle ilgilidir.

Tarımsal üretim verileri, genel hatlarıyla aşağıdaki gibidir (EUROSTAT, 2018):

Genel bitkisel üretim verileri şunları içerir;

  • Hububat
  • Başlıca ürünler (kurutulmuş baklagiller ve protein bitkileri, kök bitkileri, endüstriyel ürünler, yeşil alanlar)
  • Sebze ve meyveler
  • Tarım için tarım arazisi kullanımı (ekilebilir arazi, kalıcı ürünler, daimi otlaklar,…)

Genel hayvansal üretim verileri ise şöyledir;

  • Büyükbaş hayvanlar
  • Küçükbaş hayvanlar
  • Kümes hayvanları
  • Bunların dışında arıcılık, ipek böcekçiliği gibi türleri saymakta mümkündür.

Biyoteknoloji: Bitki, hayvan veya mikroorganizmalar kullanılarak yeni bir organizma (bitki, hayvan ya da mikroorganizma) geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek veya var olan bir organizmanın genetik yapısında arzu edilen yönde değişiklikler meydana getirmek amacı ile kullanılan yöntemlerin tümüdür.

Tarımsal Üretimin Özellikleri

Tarımın en önemli özelliği çok fonksiyonlu olmasıdır.

  • Gıda, yem, lif, yakıt ve diğer malları sağlar.
  • Ekosistem üzerinde etkilidir.
  • Sosyal yönü: Yaşam biçimidir.
  • Ekonomik yönü: istihdam, milli gelir, çiftçi geliri, ticaret.
  • Dünya nüfusunun % 40’ının temel geçim kaynağıdır.
  • Dünyadaki arazinin toplamının %40’ı tarım arazisidir.
  • Dünyadaki tarım işletmesinin % 90’ının arazi büyüklüğü 2 hektarın altındadır.

Tarım dışı alanlarda faaliyette bulunan firmalar üretim kararında en yüksek kârı sağlamaya yönelirken tarımcılar en uygun maliyetli üretim faktörleri bileşiminden ve en yüksek getiri sağlayan rasyonel ürün kompozisyonundan uzaklaşırlar.

Dünyada OECD grubu dahil olmak üzere; Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika gibi pek çok gelişmekte olan ülkede tarımsal ürünlere dayalı ticari faaliyetler artmaktadır. Gelişmekte olan ekonomilerin dünya tarım ticaretindeki artan önemi, ikili ticaret modellerinin değişmesiyle de kendini göstermektedir.

Gelişmekte olan ülkeler arasındaki ticaret çok hızlı büyürken, yüksek gelirli ülkeler arasındaki ticaret yavaşlamaktadır. Düşük gelirli ülkelerin tarımsal ihracatı hızla artmasına rağmen halen istenilen seviyede değildir. Bu yüzden, düşük gelirli ülkeler, tarım ve işlenmiş ürünlerdeki ticaretin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadırlar. Örneğin 2007’de 123 ülkenin işlenmiş ürünler ihracatı, bu ürünlerin dünya toplamına %1’den daha az katkıda bulunurken, gelişmiş 20 lider ülke, toplamın yaklaşık dörtte üçünü oluşturmuştur (AB içi ticaret dahil olduğunda %81).

Tarımsal Üretimin Gerekçeleri

Zorunlu ihtiyaç malı üreten tarım sektörü, geçmişte olduğu gibi günümüzde de ülke ekonomileri için büyük önem arz etmektedir. Tüm canlıları ilgilendiren yaşamsal ürünlerin tarım sektöründe üretilmesi tarımın önemini artıran en temel unsurdur.

Günümüzde dünyadaki toplam yıllık gıda maddeleri üretimi dünya tüketimini karşılayabilecek düzeydeyken çeşitli bölgeler arasında kişi başına düşen üretim miktarı yönünden farklılıklar vardır.

Tarım sektörü, 2014 yılında küresel gayri safi yurt içi hasılanın üçte birini oluşturmuştur. Ancak, tarım kaynaklı büyüme, yoksulluğun azaltılması ve gıda güvenliği risk altındadır. İklim değişikliği, özellikle dünyanın en güvensiz bölgelerinde verimliliği düşürebilmektedir. Sera gazı emisyonları tarım, ormancılık ve arazi kullanımı değişikliğinin %25’inden sorumlu görülmektedir. Diğer taraftan dünya tarım sektöründeki azalma, iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biridir.

Tarım sektörünün sanayi sektörüne de önemli katkısı vardır. Sanayi sektörünün önemli bir kısmı her ülkede değişik oranlarda olmak üzere ham maddesini tarım sektöründen elde etmektedir. Bu bağlamda, tarım sektörü tarıma dayalı sanayilerin gelişmesinde önemli bir konuma sahiptir. Böylece tarım sektörü tarıma dayalı sanayilere ham madde sağlarken diğer sektörlerde üretilen mal ve hizmetlere talep oluşturmak suretiyle ekonomiye katkıda bulunmaktadır. Bu bakımdan, tarım ve sanayi sektörleri birbirlerini etkileyen diğer bir değişle etkileşim içerisinde olan sektörlerdir. Dolayısıyla bu sektörlerdeki gelişmeye paralel olarak sektörlerin etkileşim derecesi de artmakta ve çeşitlenmektedir.

Tarımsal Üretimin Türleri ve Önemi

Hububat Üretimi: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2009 yılı hububat rekoltesi 2008 yılına göre % 3’lük bir gerileme ile 2.218,8 milyon olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılındaki bu gerilemeye rağmen üretim 2008 yılı rekor üretiminden sonra en yüksek ikinci seviyeye gelmiştir. Ekonomik krizin etkisiyle yem tüketiminde mütevazı bir artış beklenmektedir. Ancak son yıllarda gelişen endüstriyel kullanım için yeni sezonda ciddi bir düşüş olması muhtemeldir. Küresel nüfus artışının gıda için kullanılan hububat tüketimini arttırması beklenmektedir. Dünya hububat tüketiminde beklenen düşüşün hububat stoklarından karşılanması hâlinde hububat stokunda bir azalma öngörülmektedir.

Baklagiller Üretimi: Baklagillerin beslenme değeri dikkate alındığında genel olarak aşağıdaki özellikleri gösterdikleri söylenebilir:

  • Yüksek oranda protein içerirler.
  • Yüksek oranda mutlak gerekli lizin aminoasidi içerirler.
  • Mutlak gerekli metionin ve sistin aminoasidi bakımından yoksunlardır.
  • Tahıl taneleri için mükemmel bir tamamlayıcı protein kaynağıdır.
  • Kolesterol seviyeleri oldukça düşüktür.
  • Bazı anti besinsel maddeler içerdikleri için sindirimleri zordur.

Tohumluk Üretimi: Tohumluk, tarımda toprak, su, gübre ve mekanizasyon kaynaklarının yararını artırarak üretim ve verimliliği yükseltecek bitkiyi hastalık ve zararlılara karşı dirençli hâle getirebilecek temel girdilerden biridir. Sanayileşme ile birlikte yapay ve doğal ortamlarda yeni tekniklerle farklı toprak ve iklim türleri için yeni çeşitler üretilmiştir. Tohumlar bölgelere göre ıslah edilerek diğer girdilerin yararını da arttırmaktadır. iyi bir özelliğe sahip tohum, hububatta % 20, serada domates yetiştiriciliğinde % 400 oranında bir artış sağlayabilir. Ortalama olarak verimi, genetik yapısı ve kalitesi yüksek tohum kullanımının % 20 ila %25 arasında verimi arttırdığı bilinmektedir.

Entansif (modern-yoğun) tarım, belirli büyüklükteki bir tarımsal araziden daha fazla ürün alınmasına yönelik tarımsal teknolojiyi, ekstansif (kaba-yaygın) tarım ise büyük tarım alanlarında küçük miktarlarda sermaye ve iş gücü kullanılarak gerçekleştirilen tarımsal faaliyetleri ifade eder.

Organik Üretim: Tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların insan ve toplum sağlığı üzerinde olumsuz etkileri gün geçtikçe artmaktadır. Tüm bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak amacıyla çeşitli kimyasalların mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerine organik gübre ve benzeri yöntemlerin kullanıldığı ekolojik tarım sistemi geliştirilmiştir.

FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İspanyolca ve İtalyancada “Biyolojik tarım”, İngilizcede “Organik Tarım”, Ülkemizde ise “Ekolojik veya Organik Tarım” eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Sebze Üretimi: insanoğlunun en eski uğraşılarından biri de sebzeciliktir. İlk insanlar beslenmelerini doğadaki yabani otlarla gerçekleştirmişler, zamanla alınan kültürle bu otlar sebzelere dönüştürülmüştür. Sosyo-ekonomik koşullarla birlikte günümüzde sebzecilik önemli bir boyut kazanmıştır. Coğrafi alanlarda sınırlı olduğu sanılan sebzecilik, günümüzde ekolojik şartları da zorlayarak alanını hızla genişletmiştir. Günümüzün en cazip mesleklerinden biri hâline gelen sebzecilik ülke ekonomilerinin tarımsal girdileri içinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır.

Meyve Üretimi: iklim faktörü meyvelerin yetiştirilmesinde önemli rol oynar. Tropikal iklim meyveleri için kış sıcaklığının 0 °C’ye düşmesi dondurucudur. Subtropikal iklim meyveleri ise 0 °C’nin altındaki sıcaklıklara bir ölçüde dayanabilmektedir. Turunçgiller meyveleri -2 °C’de dondukları hâlde, ağaçlar -10 °C’ye kadar dayanabilirler. Aynı şekilde zeytin ve incirlerde -10 °C’ye kadar dayanabilirler. Ilıman iklim meyveleri daha düşük sıcaklığa dayanabilirler. Elma ve armutlar dinlenme dönemi kış aylarında -30 °C’ye kadar şeftali -20 °C’ye kadar dayanabilir.

Hayvansal Üretim: Hayvancılık ve dolayısıyla tarım sektöründeki canlılık ve gelişme, tarım sektörüne ileri teknolojiyi ve ekonomik anlamda daha büyük işletmeler ile düşük maliyetli ve kaliteli üretimi getirecektir. Böylece, maliyet ve fiyatlar düşerken iç talep daha da artacak ve hatta dış talebi de zorlayacaktır.

Türkiye’de 2012-2017 döneminde, hayvansal ürün üretim değeri % 52 artmıştır. Toplam hayvansal üretim değeri, tarımsal üretim değerinden % 58 pay alarak 187 milyar 722 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bu miktarın, 117 milyar 796 milyon TL’lik kısmı canlı hayvanlar üretimi, 69 milyar 926 milyon TL’lik kısmı ise hayvansal ürünler üretiminden oluşmaktadır. 2017 yılı için OECD-FAO verilerine göre dünya kişi başına et tüketim miktarı ortalama 34,4 kg/kişi olarak gerçekleşirken, bu oran Türkiye’de kişi başına 30,4 kg olarak gerçekleşmiştir.

Konvansiyonel hayvancılık, daha fazla hayvan ve daha fazla girdi ile en yüksek verimi amaçlayan bir üretim şekli iken organik hayvancılık, hayvan sayısının az olduğu, uygun besleme ve barınak koşullarında buna uygun üretim ve pazarlama yöntemi ile kaliteli ürün elde edip yüksek fiyata ulaşabilen bir üretim sistemidir.

Hayvansal üretim, II. Dünya Savaşı sonrasında, sınırlı çevresel koşullara sahip barınaklarda birçok yetiştiricilik pratiğinin otomasyona dayalı kontrolünü içeren, beslenmenin yoğun olarak yem kaynaklarına dayandırıldığı entansif yoğun yapıya bürünmüş, işletme sayıları azalmış, pazarın talep ve hedeflerine göre üretime ve bölgesel koşullara odaklanmıştır. Çevre üzerindeki olumsuz etkilerde bu yapılanmanın ortak temel sonuçlarından birisidir. Zira yoğunlaşma miktarı çevre aleyhine oldukça genişlemiştir.