Ünite 4: Tarımda Makineleşme ve Teknoloji Kullanımı

Tarımda Makineleşme ve Teknoloji Kullanımı

Tarımda makineleşmenin artması emeğin önemini, diğer ara girdiler içerisinde yer alan gübreleme, tohum, ilaç ve sulama tesislerinin gelişmesi ise toprağın ve hatta iklimin önemini azaltmaktadır. Tarımda makineleşmenin gelişmesi üretim faktörleri arasındaki ikame imkânlarını artırmakta, üretimin ve verimliliğin yükselmesini sağlamakta, diğer taraftan da istihdam ve gelir dağılımı üzerinde önemli tesirler meydana getirmektedir.

Tarımda Makineleşme ve Teknoloji Kullanımı Tarımda makineleşmenin artması emeğin önemini, diğer ara girdiler içerisinde yer alan gübreleme, tohum, ilaç ve sulama tesislerinin gelişmesi ise toprağın ve hatta iklimin önemini azaltmaktadır. Tarımda makineleşmenin gelişmesi üretim faktörleri arasındaki ikame imkânlarını artırmakta, üretimin ve verimliliğin yükselmesini sağlamakta, diğer taraftan da istihdam ve gelir dağılımı üzerinde önemli tesirler meydana getirmektedir.

Türkiye tarımında makineleşmenin tarihsel geçmişi oldukça yakın bir tarihte başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında cılız bazı girişimler olmasına rağmen tarım sektöründeki makineleşmenin hızlanması 1948 yılı ve sonrasında ortaya çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan ve uluslararası konjonktürün de etkisiyle Demokrat Parti’nin tarım sektörüne yönelik politikaları sayesinde Türk tarımında en önemli makineleşme hamlesi gerçekleştirilmiştir. Bu hamlenin etkileri zaman içerisinde azalmakla birlikte günümüze kadar gelmiştir.

Tarımda Makineleşmenin ve Teknoloji Kullanımının Önemi: Tarımsal Mekanizasyon

Tarımda makineleşmenin ötesinde tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi işlemlerini yerine getirmek amacı ile ilgili konular tarımsal mekanizasyon kavramı ile ifade edilmektedir. Tarımsal mekanizasyon bir üretim teknolojisidir ve ülkeden ülkeye farklı düzeylerde gelişme ve uygulamalar söz konusu olmaktadır. Mekanizasyon, her tarımsal işletmede, işletmenin teknik ve ekonomik yapısına bağlı olarak farklı düzeylerde uygulanmaktadır (Kabaş, 2012:2).

Bu tanımlamaya ek olarak üretim giderlerini düşürmek üzere benzer makinaların üretiminde farklı yöntem ve malzemelerin kullanımı konusundaki çalışmalar, farklı makinaların karşılaştırmalı testlerinin yapılması ve mekanize olmuş üretim sistemi ve işletme ekonomisi üzerindeki etkilerin araştırılması da tarımsal mekanizasyon konuları içerisinde değerlendirilmektedir.

Tarımda Makineleşmenin Sağladığı Avantajlar

  1. Tarımsal üretimin iklim koşullarına bağımlılığını azaltmaktadır.
  2. Daha fazla ve nitelikli ürün elde edilmesini sağlayarak verimi artırmaktadır.
  3. Üretimde yeni teknik ve teknolojilerin uygulanmasına olanak sağlamaktadır.
  4. İş gücünden tasarruf sağladığı gibi çalışma koşullarını iyileştirmek suretiyle çalışanların iş verimini de artırmaktadır.
  5. Makineleşme hayvan gücüne olan ihtiyacı azalttığından, bu hayvanların bakımı için gerekli harcamalardan tasarruf sağlanmaktadır.
  6. Beraberinde ‘Tarım Alet ve Makineleri İmalat Sektörü’nün gelişmesine zemin hazırlayarak sanayi sektörünün gelişmesine destek sağlamaktadır.

Tarımda Makineleşmenin ve Teknoloji Kullanımının İktisadi Etkileri

Verimlilik Üzerindeki Etkisi

Tarımda makineleşmenin ve teknoloji kullanımının yaygınlaşması, ekilen arazi başına elde edilen ürünün artmasını sağlar. Bunun sonucunda ise hem üretim miktarında hem de verimlilikte artış ortaya çıkar. Verimlilikteki bu artışı sağlayan faktör sadece sermayenin marjinal verimliliğinin artması değil bunun yanı sıra emek ve toprağın da marjinal verimliliklerinin artmasıdır.

Faktörler Arası İkame Üzerindeki Etkisi

Faktörler arası ikame, üretim faktörlerinin birbirlerinin yerine kullanılmasını ifade eder. Üreticiler bir faktörün fiyatı yükselirken diğer faktörlerin fiyatı sabit kalırsa pahalılaşan faktör yerine fiyatı göreceli olarak ucuzlayan faktörleri ikame ederler.

İstihdam Üzerindeki Etkisi

Tarımda makineleşmenin istihdam üzerindeki en önemli etkisi tarımın toplam istihdamdaki payını azaltıcı bir sonuç doğurmasıdır. Öte yandan iktisadi gelişme, tarım dışı sektörlerin gelişmesi anlamına gelmektedir. Tarım dışı sektörlerdeki gelişme eğilimi, bu sektörlerin istihdam kapasitesini artırmaktadır. Dolayısıyla tarım sektöründen tarım dışı sektörlere emek göçü ortaya çıkmaktadır (Erdoğan, 2009:10). Tarımda makineleşmenin yaygınlaşmasının istihdam üzerindeki diğer bir etkisi ise eğitim ihtiyacını şiddetlendirmesidir.

Gelir Dağılımı Üzerindeki Etkisi

Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması ve teknolojinin gelişmesi neticesinde elde edilen verimlilik artışının gelir dağılımı üzerindeki etkisi farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi tarım sektörünün millî gelirden aldığı pay ile ilişkilidir. İkincisi ise tarım sektörünün toplam gelirinin kendi içinde dağılımıyla ilgilidir.

Türkiye Tarımında Makineleşme ve Teknoloji Kullanımı

Türkiye tarımında makineleşme ve teknoloji kullanımı üç farklı dönemde yaygınlaşmıştır. Bunlardan birincisi Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra tarımın modernleştirilmesine yönelik teşvik politikalarının uygulandığı dönemdir. Tarımda makineleşmenin yaygınlaştığı diğer bir dönem ise İkinci Dünya Savaşı sonrasıdır. Üçüncü dönem ise 2000’li yıllara denk düşmektedir.

Birinci Zirai Makineleşme Hareketi ve Zirai Kombinalar (1923-1948)

Cumhuriyet’in ilk on yılında uygulanan makineleşme hareketinin dört temel sonucu aşağıdaki gibidir:

  • Tarımsal makineleşme Anadolu’ya yaygınlaştırılamamış ancak bazı illerde geliştirilebilmiştir.
  • Krizin tüm alanlarda etkili biçimde hissedilmesiyle beraber hükümetin sağladığı muafiyetleri kaldırması ellerinde tarım makineleri bulunanları oldukça zor durumu düşürmüş ve birçok bölgede “makine mezarlıkları” oluşmuştur.
  • Yabancı özel şirketlerin çiftçilere sattığı traktörlerin bedelini piyasa fiyatından daha düşük satın aldığı ürünlerle tahsil etmesi, uzun vadede özellikle borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin aleyhine bir durum sergilemiştir.
  • 1924 ve 1926 yılında çıkarılan tarımda makineleşmeye yönelik teşvik tedbirleri, 1927 yılında genişletilerek uygulanmaya devam etmiş ancak 1930 yılında tarım makineleri sahiplerine büyük tazminatlar ödenerek kaldırılmıştır.

Tarımda Makineleşme Devrimi (1948-1960)

II. Dünya Savaşı’ndan sonra tarımda teknolojik yenilikler ve makineleşme hızlanmıştır. Bunda tarım sektörünü önceleyen Marshall Yardım Planı’nın 1948 yılında devreye sokulması ile 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti hükümetlerinin tarımsal kalkınmaya yönelik olarak uyguladığı politikalar önemli rol oynamıştır.

Kalkınma Planları ve Tarımda Makineleşme (1960-1990)

Kalkınma planlarını hazırlaması için 1960 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ’nın 1961 Anayasası’nda yer almasıyla plancılık anlayışı resmî ve sağlam bir zemine oturmuştur. Bir yıllık programlardan oluşan orta vadeli beş yıllık kalkınma planları, 15 yıllık uzun vadeli yapısal dönüşümü içeren bir kalkınma stratejisinin parçalarını oluşturmaktadır. Kalkınma planları kamu sektörü için emredici, özel sektör içinse ancak teşvik edicidir. Dolayısıyla planlarda tarımla ilgili olarak yer alan hususlar ancak kamu kuruluşları üzerinde bağlayıcı bir etkiye sahiptir.

Tarımda Yapısal Dönüşüm Tarımda Makineleşme (1990 ve Sonrası)

Türkiye’de tarımda makineleşmenin gözlenen ilk etkileri ekime açılan alanların çayır, mera ve orman arazileri aleyhine genişlemesi olmuştur. Tarımsal ekim yapılan toprakların giderek genişlemesi neticesinde üretim marjinal alanlara kaymış ve bu durum verimlilik artışını olumsuz etkilemiştir. Tarımsal faaliyet yapılan arazilerdeki genişleme eğilimi 1990’larda tersine dönerek azalmaya başlamıştır. 1990’larda ekilen toplam arazi alanı 28 milyon hektara yaklaşmışken 2010 yılında ancak 24 milyon hektar civarında olmuştur (TÜ‹K, 2012). Ekilen arazi miktarındaki azalmaya rağmen traktör sayılarındaki artış trendi sürmüştür. Bu durum ekilen arazi başına düşen traktör sayılarının artışının hızlandırmıştır.

Tarım Alet ve Makineleri Sektörü

Tarım alet ve makineleri sektörü tarıma hizmet eden makinelerin ve ekipmanların üretimini, ticaretini ve tüketimini kapsayan bir sanayi sektörüdür. Tarım alet ve makineleri sanayi sektöründe üretilmesine karşılık tarım makinelerinin tümü ve traktörlerin hemen hepsi tarımsal üretim faaliyetlerinde kullanılmaktadır. Tarım alet ve makineleri imalat sanayi, tarımsal üretimin tohum, gübre, su vb. girdileri arasında yer alan ve uygulanan üretim teknolojisinin düzeyi oranında önemi artan tarımsal mekanizasyon girdisi için gerekli güç kaynağı, makine ve ekipmanların üretildiği bir sektördür.

Tarım Alet ve Makineleri İmalat Sanayi ürünlerinin pazarı, tarım ve ormancılık sektörüdür. Dolayısıyla tarım ve ormancılık sektöründe ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz gelişmeler doğrudan bu sektörlere yansımakta, bu sektörlerdeki gelişmelerde yine, dolaylı biçimde tarım ve ormancılığı etkilemektedir.

Türkiye Tarım Alet ve Makineleri İmalat Sektörü

Türkiye’de Tarım Alet ve Makineleri İmalat Sektörü traktör imalat sanayi ve tarım makineleri sanayi olmak üzere iki alt sektörden oluşmaktadır.

Tarım makineleri sanayinde faaliyet gösteren birkaç firma ile traktör imalat yapan firmalar dışında kalan çoğu firma genellikle küçük ölçekli işletme düzeyindedir. Sayıları 1000 civarında olan bu firmaların önemli bir kısmı 10 kişiden az işçi istihdam etmektedir. Üretici firmaların yaklaşık 210’u “Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçıları Birliği” (TARMAKBİR) çatısı altında organize olmuşlardır (Arın, 2010:2).

Tarım makineleri imalat sektörü tarıma hizmet eden makinelerin ve ekipmanların üretimini, ticaretini ve tüketimini kapsayan bir sanayi sektörüdür. 2011 yılında traktör ve ekipman grubunda en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz 3 ülke sırasıyla ABD, Irak ve İtalya’dır. Büyük üreticilerden Türk Traktör’ün eşit paya sahip ortağı CNH (Case New Holland) Dünya genelinde sektörün en büyük kuruluşudur.

Dünya Tarım Aletleri ve Makineleri İmalat Sektörü

Tarım aletleri imalat sektörünün dünya çapındaki üretim hacmini tespit etmek kolay değildir. Ancak yapılan tahminlere göre bu sektörün 2010 yılındaki üretimi 65 milyar Euro (86 milyar USD) değerindedir. Bu miktar 2008 yılından daha düşüktür.

Ancak bu dalgalanma büyük ölçüde para birimlerindeki kur hareketlerinden etkilenmektedir. Bu sektördeki toplam üretimin üçte birine sahip olan Avrupa’da son yıllarda duraklama yaşanırken en yüksek artış Latin Amerika, Çin, Doğu Avrupa ve Türkiye’de gerçekleşmiştir. Üretimin yaklaşık olarak üçte biri AB (%35) ve Kuzey Amerika (%28) tarafından yapılmaktadır. Geri kalan üretim ise sırasıyla Çin (% 10), Latin Amerika (%7), Hindistan (%6), Doğu Avrupa (%4), Türkiye (%3) ve Japonya (%3)’dır (VDMA, 2011: 32).