Ünite 2: Tarihin Kaynakları

Kaynaklar

Tarih yazımı ancak kaynaklar ile mümkündür. Kaynak ise tarihi bilginin alınabildiği materyallerdir. Bu anlamda sözlü ve yazılı her şey, bir alet, bir araç, mimari bir eser veya toplum hayatından intikal eden her nesne bilgi kaynağı olabilir.

  • Birinci elden kaynaklar(Ana kaynak): Tarihi olayın kendi devrine ait bir materyale veya yazılmış bir esere, bir belgeye ana kaynak veya birinci elden kaynak adı verilir. Bu kaynaklar, Tarih araştırmalarında son derece önemlidirler. Bunlar bulunduğu sürece daima tarih yazımında diğer kaynakların önüne geçerler. Bu tür eserler, bir olaya fiilen iştirak etmiş, içinde yer almış veya olayı yakından takip etmiş kişinin kaleme aldığı eser olabileceği gibi; bir olay anısına inşa edilen abide; yazılan bir kitabe de olabilir. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1534 yılındaki Bağdat Seferine katılmış olan Celalzâde’nin eseri olan Tabakatu’l-Memâlik ve Derecâtü’l-Mesâlik adlı eseri o sefer için birinci elden kaynak niteliği taşımaktadır.
  • İkinci elden kaynaklar: Olayın devrine yakın bir zamanda ve o devrin kaynaklarından da yararlanarak meydan getirilen eserlerdir. Başka bir ifade ile birinci elden kaynaklara dayanılarak yine o kaynaklara yakın tarihlerde kaleme alınan eserlerdir. Bu eserler birinci elden kaynakların bulunmaması halinde önem kazanır. Hatta bazen doğrudan birinci eseri gördükleri için onu temsil edebilirler. İleriki sahifelerde tanımlarına yer verilecek olan Osmanlı Vak’anüvislerinin eserlerinin bir kısmı; kendilerinden önceki eserlerden hareketle yazıldıklarından ikinci elden kaynak hükmüne girmektedirler.

Araştırmalar

Kaynakların, belgelerin ve diğer materyallerin kullanılarak bir konuda yapılan tarih incelemelerine araştırma denir. Bu incelemeler tarihi bir olayı inceleyen monografiler veya bir şahsın hayatını konu alan biyografilerdir. Bu tür çalışmalar kendisinden sonra yapılacak olan yeni araştırmalara ilham verebilir, hatta referans olarak da kullanılabilirler. Ancak bunlar kaynak sınıfına girmemektedir.

Kaynakların Sınıflandırılması

Sözlü kaynaklar

Tarih yazımının sözlü kaynaklar ile başladığı söylenebilir. Toplumların yaşayış tarzını, davranış biçimlerini belirleyen kuralların pek çoğu sözlü kültüre dayanır. Sözlü Tarih; bildiklerini aktaramayan veya buna ihtiyaç duymayan insanların bilgilerinin derlenip, modern yöntemler ile kaydedilmesi ve ardından değerlendirilmesi faaliyetidir.

  • Efsaneler ve Mitler: Halk edebiyatının vazgeçilmez ürünlerindendir. Hayali ve gerçek olaylar iç içe geçmiştir. Tarihi yer, kişi ve olaylarla ilgili efsaneler, dini konular ve yaratılışla ilgili efsaneler, olağanüstü varlıklarla ilgili efsaneler ve doğa, çevre ve hayvan vb. ile ilgili efsaneler biçiminde sınıflandırılmıştır. Efsaneler, yaygın olmakla ve ait oldukları milletlerin karakterlerini yansıtmakla birlikte, içindeki rivayetlerde gerçek ile hayalin karışmasından dolayı kaynak değeri zayıf olan materyallerdir. Mytler (Mitler) de efsaneler gibi doğup geliştikleri çevrenin düşünüş biçimini yansıtırlar. Genellikle çok tanrılı devir ve toplumlara aittirler. Ait oldukları toplumların zihin dünyalarını anlamak için önemli ipuçları taşırlar, ancak çoğunlukla gerek kahramanları ve gerekse anlatılan olaylar gerçekten uzak oldukları için tarihi kaynak olarak kullanılamazlar.
  • Hikayeler: Burada kastedilen hikâye, edebî bir tür olan hikâyeden ziyade içinde tarihi bilgiler barındıran hikâyelerdir. Bunların bir kısmı, belli bir zaman ve mekân sınırlaması içinde kalarak, içindeki bilgiyi doğru muhafaza edebilirken; bazıları doğdukları veya olayın yaşandığı sınırı aşarak yeni bir şekil alabilirler. Sadece aslına sadık kalan hikâyelerin kaynak değerleri vardır.
  • Destanlar: Genellikle, olağanüstü olaylar, tanrı, tanrıça gibi tabiatüstü varlıkları konu edinen şiir (nazım) türündeki anlatımlardır. Konularına göre, kahramanlık destanları veya metafizik (tabiatüstü) destanları diye sınıflandırılırlar. Hemen her milletin bir destanı bulunur. Mesela, Türk destanları arasında; Alp Er Tunga, Altın Çüş, Kambar Batır, Manas, Köroğlu destanları sayılabilir. Zayıf bir kaynaktır.
  • Tarihi şiirler: Tarihi kaynak değeri olanlar konusunu tarihten alan şiirlerdir. Bu tür kaynaklara Asya toplumlarından Türk, Moğol ve Araplar, Avrupa toplumlarından da Germenler sahiptirler.
  • Menkıbeler: Toplumların sosyal veya siyasi olaylarında yer etmiş olan kahramanların hikâyeleri çeşitli kaynaklarda daima verilir. Ancak toplumların ruhi hayatına tesir etmiş kişilerin, hayat hikâyeleri de dilden dile dolaşarak anlatılır. Hacı Bayram-i Veli; Hacı Bektaş-i Veli menkıbeleri Türkiye’de en yaygın olanlardır.
  • Fıkralar ve Atasözleri: Fıkra bir olayı anlatmak için başvurulan en zekice ve kestirme yoldur. Tarihi şahsiyetlerin hayat hikâyeleri ve pek çok yaşanmış olaylarla doludurlar. Onların amacı tarih yazmak değildir.

Yazılı Kaynaklar

Bir bilgi, yazıya aktarılmış ve bu yazı da tarih açısından kaynak değeri taşıyorsa yazılı kaynaktır.

  • Arşivler: Bir devletin ürettiği yazışmalarının saklandığı yere arşiv denilir. Arşivlerde yazılı belgeler, kanun ve tüzükler, idarecilerin toplantı tutanakları, alınan kararlar, devletlerarası anlaşma metinleri, özetle arşivin ait olduğu ülkede, tarih içinde devlet, toplum-vatandaş ve diğer ülkeler ile ilişkilerini gösteren belgeler bulunur. Tarihi kaynak olarak güvenirlilikleri kesin olan materyallerdir. Çizili ve Görsel Malzemeler arşivlerde yazılı belgeler dışında, harita, plan, kroki, resim hatta 19. yüzyıl ve sonrasında fotoğraflar de bulunabilir. Bunlar da belgeleri destekleyici, hatta bazen tek başına kaynak olabilirler. Mesela, yapılan bir sarayın planı; savaş sonunda yapılan sınır anlaşmasının haritası vs. gibi çizimler dönemin sosyal ve siyasi olaylarını açıklamada önemi büyük, vazgeçilemeyecek kaynaklardandır. Minyatür, Gravür gibi malzemelerin tarih eserlerinde kullanılması eski bir gelenek olmakla birlikte yaygın değildir. Sadece minyatür veya gravürlerden oluşan eserler de vardır. Matrakçi Nasûh’un, Levnî’nin eserleri gibi. 19. yüzyılın ilk yarısında icat edilen fotoğraf makinesini ardından aynı yüzyılın son çeyreğinde de kinetoskop cihazının icadı ile fotoğrafların hareketli gösterimi toplum hayatında yer etmiştir. Bu tarihten sonra gelişen film teknolojisi ile pek çok şey canlı olarak kaydedilmiştir. Bunların en azından önemli bir bölümü arşivlerde yer almışlardır. Artık resim, fotoğraf, gibi görsel malzemelerin bağımsız arşivleri olduğu gibi; ses kayıtları, belgesel, sinema filmi gibi materyallerin saklandığı arşivler de oluşturulmuştur.
  • Kütüphaneler: Kaynak niteliği taşıyan pek çok malzeme kütüphanelerde bulunmaktadır. Bu materyaller ya el ile yazılmış, yazmalardır (manuscript). Veya yazmalarının yanında, matbaanın icadından sonra basılmış olan matbu eserlerdir. Kronikler olayların yıllara göre yazımı anlamına gelmektedir. Bu tür eserlerin en eskisi Kayseri piskoposu Eusebios tarafından kaleme alınan ve 323 yılına kadar ki olayları anlatan eserin olduğu kabul edilir. Takvimler, yıllıklar olayların günü gününe tutulduğu eserlerdir. Olayların tespiti açısından önemli kaynaklardadırlar. Tamamı olmasa bile bir kısmı yazma veya matbu şekilde kütüphanelerde bulunurlar. Batılıların “Geneoloji”; Türklerin ve Arapların “fiecere” dedikleri kayıtlar, aslında aile tarihleridir. Biyografiler tarihî şahsiyetlerin hayat hikâyelerini anlatan eserlerdir. Eski Yunan ve Roma’da ilk örnekleri görülür. Bunlara tercüme-i hal adı da verilir. Hatıratlar kişiler tarafından kendi etrafındaki siyasi, sosyal olayları anlatmak için kaleme aldığı anı türünden eserlerdir. Seyahatnameler bir gezginin kaleminden çıkan eserlerdir. Kendi ülkelerinden başka yerlere, resmi veya özel amaçlar ile yapılan seyahatlerde, gezginin resmi amaçlı olmadan kaleme aldığı yazılarıdır. Bunun Osmanlıdaki en güzel örneği Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin 1720 yılında Fransa’ya yaptığı elçilik görevini ve gördüklerini anlattığı Fransa Sefaretnâmesidir. Bunlar aynı zamanda diplomatik metin özelliklerini de taşıyabilirler. Süreli yayınlar günlük, haftalık, aylık, yıllık vb. belli dönemlerle yayımlanan gazete ve dergilerdir. ‹lk süreli yayınlar Roma’da halkı bilgilendirmek üzere taş veya metal üzerine yazılan ve Acta Diurna Acta Popidi veya Acta Publica diye bilinen duvar gazeteleri olduğu kabul edilmektedir. Kitap, gazete, dergi mahiyeti arz etmeyen, afiş, el ilanı, propaganda veya reklam broşürü gibi pek çok matbu malzeme de bu kategoride ele alınmalıdır.
  • Arkeolojik Buluntular, Müzelik Nesneler: Sosyal hayatın her veçhesini ilgilendiren gündelik hayatta kullanılan bütün eşyalar, giyecekler, takılar, kullanılan kap kaçak ve aletler olabileceği gibi hudut belirlemek veya yol güzergâhlarını göstermek için dikilmiş taşlar da bu tür malzemelerdendir. Yerleşmeler ve mimari ögeler höyükler, düz yerleşmeler, antik şehirler, kaleler ve buralarda ortaya çıkan kitabeler, zafer takları ve heykeller en önemli arkeolojik buluntulardır. Tarih boyunca insanoğlunun ürettiği ve bu güne ulaşan her türlü kalıntılar tarihi kanıtlar olarak da kullanılır. Bunlar önemli tarihi kaynaklar niteliğindedir. Üzerindeki yazılardan hareketle kendi dönemlerine ışık tutmaktadırlar. Nekropol kalıntıları antik şehirlerin mezarlıkları, içinde lahit türü mezar anıtları, tümülüs ve kurganların (mezarlar) bulunduğu mekânlardır. Anadolu’da yapılan kazılarda, mezar veya mezar taşı anlamına gelen pek çok lahitlere rastlanmıştır. Bunlar yapıldıkları dönemlerin sosyal hayatı, gömü geleneği, dinî algıları ve öbür hayata dair inançları hakkında izler taşımaktadır. Bazılarının üzerlerinde kabartma resimler bulunur ve mezar sahibinin yaşantısına dair ipuçları verir. Para basımı veya kaynaklardaki deyimle “sikke darbı” bir hükümdarın hâkimiyet alametidir. Paralar basılırken genellikle, üzerlerine basım tarihi yazılır. İmparator, kral veya hükümdarın adı veya lakabı tam ya da kısaltma ile ayrıca o devletin sembolü olan resimler basılır. Bütün bunlar bir tarihçi için önemli ipuçlarıdır. Arma, Mühür ve Madalyalar bunlar arasındadır. Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin sembolü olarak kabul edilen resim, harf veya şekle arma denilir. Bir devlet armasını hâkim olduğu bölgelerdeki binalara, özel mekânlara ve bayraklarına işlerdi. Bir kimsenin veya kuruluşun adının, unvanının, mahlasının, metal veya başka sert cisimlere ters olarak kazınarak elde edilen nesnelere mühür denilir. Mühürler, ilk çağlardan itibaren gelişerek ve çeşitli şekillere girerek günümüzdeki şeklini almışlardır. Bir olayın anısı, bir zaferin yıldönümü münasebeti ile veya yararlılıklar gösterenleri onurlandırmak amacı ile paradan biraz daha büyük boyutlarda altın, gümüş ve bronz gibi madenlerden basılan nesneye madalya denir. Devletlerde oldukça eski bir gelenektir. Tarih içinde çeşitli şekillerde basılmışlardır. Madalyalar ait oldukları devletlere ve dönemlere ait bilgiler içerirler. Madalyaların üzerlerindeki yazıların dışında, verilmesi ve takılmasına ait kuralları belirleyen madalya nizamnameleri vardır.

Kaynaklara Ulaşım: Kütüphaneler, Arşivler, İnternet

Her araştırmacı, kendinden önce yapılan araştırmalara bakarak işe başlar. Bu durumda, araştırmacıların öğrendikleri, alıntı yaptıkları kaynak ve incelemeleri mutlaka usulüne uygun olarak eserlerinde göstermelidirler. Buna araştırma etiği denir. Alınan bir bilginin kaynağının gösterilmemesi “intihal”dir ve bunun da ahlaki ve hukuki sonuçları bulunmaktadır.

  • Kütüphaneler: Kitapların saklandığı en eski mekânlar olup önemlerini yitirmeden günümüze kadar ulaşmışlardır. Bir devletin, bir ülkenin kültür hayatını ve seviyesini gösteren yerler kütüphaneler olduğu gibi; bir eğitim kurumunun da seviyesini sahip olduğu ve okuyuculara sunduğu kitaplar ile ölçmek mümkündür. Tarih içinde kütüphaneler, daha ziyade devletlerin, idarecilerin ve bir kısım hayırseverlerin himayesinde kurulmakta idiler. Tarihçi araştırmalarına konusunun bibliyografyasını tespit etmekle başlar. Bu açıdan onun işini kolaylaştıracak bir kısım eserler bulunmaktadır.
  • Arşivler: Arşivler, devlet-birey ve milletlerarası ilişkileri ilgilendiren belgelerin korunduğu yerlerdir. Ait olduğu ülkelerin tarihlerini, diğer ülkeler ile ilişkilerini tanımlama ve tarihlerini yazmada birinci elden kaynaklardır. Hemen her ülkenin eski veya yeni arşivleri olmakla birlikte; sadece tarih içinde teşkilatlanmış, devlet geleneği olan ve bunu bir süreklilik haline getiren ülkelerin tarihi devlet arşivleri bulunmaktadır. Bunlar arasında en önemlileri, Portekiz, Venedik; Hollanda, İngiltere, Fransa, Rusya ve Türkiye (Osmanlı) arşivleridir. Defterler; Osmanlı bürokrasisinde alınan kararların, hükme bağlanan konuların, Divan ve Maliye bürolarında kaydolunduğu serilerdir. Tanzimat öncesi dönemine ait defterler iki seri halindedirler. Bunların birincisi devletin siyasî ve hukukî kararları ile ülkenin asayiş ve nizamına dair hükümlerinin kaleme aldığı Divan-i Hümayun defterleridir. İkinci gurup defterler ise Maliye ile ilgi olan Bâb-ı Defterî defterleridir.

Araştırmalarda İnternetin kullanımı: Bilgiye ulaşmada internet de önemli araçlardan bir tanesi olmuştur. Hatta günümüzde pek çok kişinin yegane bilgi kaynağı haline gelmiştir. Buna paralel olarak da bir bilgi karmaşası ve kirlenmesi yaratmıştır. Hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmayan, hatta gündelik gayeler ile yönlendirmeyi amaçlayan pek çok malumat internet aracılığı ile sunulabilmektedir. Ayrıca verilen bilgilere sürekli ulaşım mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla bu tür bilgilerin kaynak olma değeri yoktur veya zayıftır.