Ünite 3: Tarihi Coğrafyanın Doğası

Giriş

Tarihi coğrafya, tarih ve coğrafya disiplinleri arasındaki sınır bölgesinde ortaya çıkmış bir uzmanlık alanıdır. Tarih ve coğrafyanın birbiriyle yakın ilişkili ve hatta birbirinin tamamlayıcısı olduğu görüşü Immanuel Kant tarafından da takdirle ifade edilmiştir. Tarihi coğrafya, geçmişte belirli bir bölgedeki devletin, değişimi ve gelişimiyle bu tür değişimlerin nedenleri, sonuçları ve ilgili yasaları incelemede vazgeçilmez bir rol oynar. İnsan ve doğa arasındaki karşılıklı ilişkiyi göz önüne alarak, çoktan ortadan kalkmış olan geçmiş mekân/peyzajları yeniden inşa eder. Tarihi coğrafyacılar, teorik bakış açılarını, ana fikirlerini ve metodolojik araçlarını tarih ile coğrafyadan alarak, uzun süredir bu iki disiplinin sınırlarında çalışmalar gerçekleştirmektedir.

Yöntem, kısaca gerçeğe ulaşmak için izlenen yoldur. Bilimsel bir hedef doğrultusunda belirlenen ve adım adım takip edilen, izlenen yol ise bilimsel yöntemdir. Tarihi coğrafya araştırmalarında, değişimden söz edildiğinde işe doğrudan zaman kavramı dahil olmaktadır. Çünkü değişim için öncelikle belirli bir zamanın geçmesi gereklidir. Bu noktada bir konuda ya da mekânda değişimden söz edilebilmesinin ön koşulu kısa ya da uzun bir zamanın geçmesidir. Yeniden inşa ve değişim kavramlarının tarihi coğrafya araştırmalarında adeta iç içe olduğu görülür.

Tarihi coğrafyacının temel amacı geçmişte olanı doğru şekilde kurgulayabilmek diğer bir ifadeyle yeniden inşa edebilmektir. Yeniden inşa, geçmişte olmuş bitmiş, bugün halihazırda bulunmayan bir durumun, nesnenin ya da konunun yeniden tesis edilmesini içermektedir. Bu noktada yeniden inşanın öncelikli koşulu bugün ortada olmayan bir şeyin mevcudiyeti ve bilinmesidir. Geçmişle ilgili araştırma yapan tarih, arkeoloji, prehistorya vb. gibi tüm tarihi disiplinler aslında hep bir yeniden inşa faaliyetinden sorumludurlar. Burada ifade edilen disiplinlerin adı değişse de, ilgili alanlarda yöntem ve teknikler farklılaşsa da esasen bir yeniden inşa faaliyeti yapılmaktadır.

Tarihi coğrafya araştırmalarında yeniden inşanın temel araçlarından birisi, tarihi CBS’dir. Tarihi coğrafi bilgi sistemleri, geçmişe ait verileri depolayan, görüntüleyen, analiz edebilen ve zaman içerisindeki değişiklikleri ortaya koyabilen bilgi sistemi olarak tanımlanabilir. Gelişmiş haritalama yazılımları, tarihçiler ve başka disipline mensup araştırmacılara, coğrafyacılara ihtiyaç duymadan verilerini mekânsallaştırmasına imkan tanımaktadır.

Amaç

Günümüzde bile bazılarının gözünde tarihi coğrafya büyük bir gizeme sahiptir. Tarihi coğrafya, eski haritalar hakkındaki düşüncelerde biraz daha ileri giden ve belki de eski denizciler, Ortaçağ seyyahları, maceracı tüccarların hikayeleri ile ilgilenen büyük bir gizem olarak değerlendirilmektedir. Bazıları ise tarihi açıklamak için coğrafyacıların yaptıkları hatalı girişimler olarak görmektedir. Hatta tarihi coğrafyacıların başkalarının alanlarına girerek ihlal yaptıklarını düşünenlerinde mevcut olduğu bilinmektedir. Böyle bir yanılsama olmasına rağmen tarihi coğrafyacı eninde sonunda bir coğrafyacıdır ve onun en önde gelen vazifesi coğrafya öğretmektir.

Coğrafyanın doğasına ilişkin birçok görüş olmakla birlikte dört temel entelektüel gelenekten söz etmek mümkündür. Bunlar; “dağılışların değişimi, çevrenin değişimi, peyzajın değişimi ve alanların/bölgelerin değişimi”dir. Bu dört geleneğin doğru bir şekilde araştırılması ve ortaya konulması tarihi bir bakış açısını zorunlu kılmaktadır. Zira coğrafi değişim olarak tarihin, yer tarihi olarak coğrafyanın anlaşılması ve değerlendirilmesine ihtiyaç vardır. Tarihi coğrafyacı geçmişte bir sahadaki sosyal, ekonomik ve siyasi coğrafya ile ilgilenir. Tarihi coğrafyacının bu görevi üstlenmesinin iki nedeninden söz edilebilir. İlki tarihi coğrafyanın kendine özgü ilgisi, diğeri ise çağdaş coğrafi çalışmalara temel oluşturulmasıdır. Tarihi coğrafyacı, mevcut coğrafi doku ya da zaman içerisindeki coğrafi dokunun evrimi ile ilgilenmez, bunun yerine coğrafi dokunun kuruluşu ve belirli bir zamandaki yapısının çalışılmasıyla ilgilenir.

Kucera (2008: 9-10) tarihi coğrafyanın doğası ve eğilimlerini yedi maddede toplamıştır:

a) Her şeyden önce tarihi coğrafya, coğrafyadır, coğrafi bir bilimdir.
b) Tarihi coğrafyayı diğer coğrafi disiplinlerden ayırmak bazen çok zor olmasına rağmen, tartışmasız katkısı, öncelikle artık mevcut olmayan olguların yeniden inşası ve bu nedenle de mevcut peyzajın anlaşılmasına katkıda bulunmasıdır. Aynı tarih disiplininde olduğu gibi bugünle geçmiş arasında bir nevi köprü vazifesi görür.
c) Tarihi coğrafyanın tarih yazıcılığından farklı olması için kullanılan ifadelerin çağdaş olmasının ötesinde, zamandan ziyade mekâna daha fazla ağırlık vermesidir. Tarihi coğrafya, öncelikle seçilen dönemdeki peyzajın coğrafi organizasyonunu araştıran bir bilimdir. Tarihi coğrafya belirli bir olgunun gelişiminin kronolojik tanımıyla uğraşan bir bilim değildir. Tarihçilik, zaman ve kronolojideki doğrusal gelişim üzerine vurgu yaparak, daha çok bir “zaman-mekân bilimi” iken, tarihi coğrafya “mekân-zaman bilimi”dir.
d) Nomotetik olarak tarihi coğrafya, geçmişteki belirli bir zaman diliminde peyzaj değişiminin veya bunların çeşitli bileşenlerinin durumunu, gelişimini, nedenlerini ve mekanizmalarını coğrafi bakış açsıyla inceler; bunu yaparken genel düzenlilikleri araştırmaya ve doğrulamaya katkıda bulunur.
e) Fakat bunu başarmak için, tarihi coğrafyada geçmiş ve zaman algısının doğası üzerine olan diyalogun genişletilmesi gerekir. Araştırmanın konusunu ve amacını daha net bir şekilde tanımlamaya çalışılmalıdır.
f) Tarihi coğrafyanın amacı, “geçmişe dönük/retrospektif” bir yöntemle seçilen peyzaj unsurlarının zamanla meydana gelen gelişimini ayrıntılı olarak açıklamak ve tasvir etmek değildir. Onun amacı, geçmiş peyzajların veya peyzaj alanlarının karmaşıklığını ve işleyişini anlamaktır.
g) Son olarak, açıklanan tarihi coğrafya konsepti, özellikle anıtların bakımı gibi alanlarda, tarihi coğrafya bilgilerinin (doğa ve peyzaj koruması; mekân, peyzaj ya da bölgesel planlama gibi alanlarda) pratik olarak kullanılmasını sağlar.

Tüm bilimsel disiplinlerin temel amacı, önemli ve orijinal bilgiler üreterek, bir probleme çözüm bularak insanlığa ve bilgi birikimine katkı sağlamaktır. Bu amaca matuf olarak geçmiş zamanda coğrafi bilgi üretimi ve problemlerin çözümü işini üstelenen de tarihi coğrafyadır. Tarihi coğrafyanın amaçları arasında, doğal peyzajın kültürel peyzaja dönüşümü ve kültürel peyzajın geçmişten günümüze değişim süreçlerini ortaya koymak bulunmaktadır. Yine onun interdisiplinler karakteri, tarih yazıcılığı ve coğrafyada kullanılan metodolojiden daha geniş bir yelpazede olmasını belirler ve tarihi coğrafyanın amacına ulaşmak için izlenen yolları beş kısımda değerlendirmeyi mümkün kılar.

  1. Araştırmanın başarısı için ön koşul, incelenen peyzajın ve yerel halkın yaşam biçiminin doğrudan ampirik gözlemle belirlendiği saha araştırmasıdır.
  2. Tarihi coğrafyadaki yaygın ve eski yöntemlerden birisi, kartografik yöntemdir. Bu iş, haritalardan bilgi edinme prosedürlerini, haritaların içeriğini analiz etmeyi, yorumlamayı, ayrıca haritaların yapımını ve üretimini kapsar.
  3. Özel büyük bir grup metot olarak, CBS kullanımıyla ilişkili yöntemleri belirtmek mümkündür. Bunlar esas olarak CBS, uzaktan algılama veya veri tabanları ve coğrafi konumlandırma sistemleri (GPS) temelli tekniklerdir.
  4. Çok zamanlı analiz yöntemi, arazi kullanım dinamiklerinin değerlendirilmesine odaklanmıştır ve güncel araştırmalar CBS desteğiyle gerçekleştirilen prosedürlerdir.
  5. Sonuncu adım, tarihi peyzajın ve onun geçmişteki kullanımının ortaya konulmasını sağlayan kültürel peyzaj katman profillerinin incelenmesi yöntemidir.

Röllig (1995: 123-125) tarihi coğrafya çalışmalarından beklenenleri altı başlıkta toplamıştır:

  1. Yerleşmelerin lokalizasyonu
  2. Yerleşmeye etki eden temel faktörler
  3. Tarım ve sanayi
  4. Yollar ve ticari rotalar
  5. Yerleşik ve konar-göçer toplumlar
  6. Dünya konseptinin izahı

Kapsam

Bilimsel sistematikte her disiplinin belirli bir kapsamının bulunması gibi, tarihi coğrafyanın da bir kapsamı ve içeriği olup bunlar ana hatlarıyla mekân, geçmiş, değişim, konu ve metot olarak sıralanabilir. İnterdisipliner karakteri sebebiyle tarihi coğrafya kaynak ve yöntem bakımından arakesitinde yer aldığı coğrafya ve tarihten çok daha zengindir. Bu, araştırmacının işini kolaylaştırdığı gibi, bazen de zorlaştırabilmektedir. Zira tarihi coğrafyacının tarihe ve coğrafyaya, kaynakları, yöntemleri ve çalışma konuları açısından hakim olması gerekmektedir.

Tarihi coğrafyada önemli kavram ve konulardan birisi değişimdir. Araştırmaya konu edilen herhangi bir konuda mevcut durumu anlamak ve doğru yorumlamanın yolu değişimi ele almaktan geçer. Bir konuda değişimin ele alınması da kaçınılmaz olarak belirli bir zaman diliminde olaya yaklaşılmasını gerektirir. Zira değişimin doğru tespit edip değerlendirilmesi, ancak belirli bir dönemin başlangıç ve sonunun ele alınması ve karşılaştırılması ile mümkündür.

Değişimin tarihi coğrafyada benimsenmesinde Darby ve Mitchell’in çalışmaları etkili olmuştur. Darby’nin öne sürdüğü “mekânsal değişim” hakkındaki görüşleri, daha 1950’li yıllarda etkisini göstermiştir. Nitekim 1954’te Mitchell’in “Historical Geography” isimli eserinde, Britanya’nın tarih öncesinden XX. yüzyıl başlarına kadar yerleşmelerin geçirdiği “değişim” konusu ön planda tutulmuştur. Tarihi coğrafyacıların değişim temasını işlemesi, zamanla rağbet görerek uygulanmıştır. Bu bakış açısının önemli örneklerinden birisini de Butlin’in “Historical Geography: Through the Gates of Space and Time” (1993) isimli eseri oluşturur.

Tarihi coğrafya, tıpkı tarihi sosyolojinin sosyoloji içinde, tarihi jeolojinin jeoloji içinde, tarihi demografinin demografi içinde, tarihi dilbilimin dilbilim içinde olduğu gibi coğrafyanın içerisinde yer alan bir sahadır. Bu örneklerin hepsinde de geçen tarihi ibaresinin, araştırılan konunun geçmişte kaldığını göstermekte olup başka bir anlamı ve izahı yoktur.

Tarih ve tarihi coğrafya her ikisi de geçmişe odaklanmaktadır. Ancak tarih araştırmacısı “ne zaman” sorusuna ağırlık verirken coğrafyacı “nerede” ve “neden orada” sorularını öncelemektedir. Tarihi coğrafyacı çağdaş coğrafyacılar tarafından ele alınan konulara, “ne zaman” sorusu ekleyerek eldeki kaynak ve imkanlar çerçevesinde geçmişte araştırır.

Tarihi coğrafyanın kapsam ve içeriğine dair çeşitli tartışmalar yapıla gelmiştir. Bu tartışmaların yaşandığı kurumların başında, Fransa’da Febvre, Bloch ve Braudel’in öncülüğündeki Annales Okulu iken Amerika’da Sauer’in başı çektiği Berkeley Okulu, İngiltere’de ise Mackinder, Herbertstone ve Gilbert’in öncü olduğu Oxford Okulu bulunmaktadır.

Tarihi coğrafyacıların uzun süre ilgili olduğu önemli konular; nüfusun dağılışı, yerleşme dokusu, toprak ve vejetasyon zonları gibi coğrafi peyzajın değişmez unsurları olmuştur. Bu büyük temalar aynı zamanda insanların çevresine adapte olabildiği ve onu dönüştürebildiği bir bölgedeki hızlı değişimlerdir ki bunlar; tarım yapısının değişmesi, sanayi, iletişim, ticaret, nüfus yoğunluğu, mekânsal ilişkiler ve doğal kaynakların evriminin değişimidir. Tarihi coğrafyacı alanların, sınırların değişmesi ve onların coğrafi etkisiyle olduğu kadar siyasi ve idari ünitelerin gelişmesi ile de ilgilidir.

Araştırma Yöntemleri

En geniş anlamıyla metot/yöntem, bizi gerçeğe götüren yoldur. Metot, bir araştırmada araştırmacıyı bilimsel gerçeğe ulaştırma konusunda önemli bir rol oynar. Bilimsel yöntem, düzenli düşünmeyi, bilgi edinmede belirli kural ve yollardan yine düzenli bir şekilde yararlanmayı ve bunu daha güvenilir ve verimli kılmak için gerekli alet ve teknikleri bulup kullanmayı ve geliştirmeyi ifade eder.

Geçmiş yıllarda, tarihi coğrafya için belgesel olmayan kaynakların kullanımında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Sahadaki peyzaj analizi, geçmişin coğrafyası hakkında hayati bilgiler verebilir. Dikkatle kullanılan sözlü gelenek, özellikle nitel özellik taşıyan önemli bir veri kaynağı olabilir.

Gerçekten de arşiv kaynaklarını kullanarak tarihi coğrafya araştırması yapmanın gerekli ve hatta zorunlu olduğu başlıca hususlar vardır ki, Roche (2010: 187) bunu şöyle sıralamıştır: a) Araştırma problemiyle ilgili kaynakları belirlemede yaratıcı düşünce önemlidir. b) Malzemeyi toplamak ve değerlendirmek için sabır, hassasiyet ve eleştirel düşünmeye ihtiyaç vardır. c) Kuramsallaştırmanın kanıtın üzerine çıkmadığı kaynak malzemenin yorumlanmasında tarihi-coğrafi bir hayal gücü gerekir. d) Arşiv materyalleri diğer koleksiyonlarda tutulan metinsel ve resimsel diğer çağdaş kaynaklarla ilişkilendirilmelidir. e) Araştırmacılardan teorik ve ampirik arasında sürekli tartışma/müzakere yapmaları istenir.

Tarihi coğrafyanın temel yöntemi coğrafi düşüncenin ana akımını takip etmiştir ve coğrafyanın tamamında görüldüğü gibi yöntemlerinin çoğunu diğer sosyal bilimlerle paylaşmaktadır. İdiografik çerçeveden nomotetik çerçeveye geçiş 1950-1980 arasındaki otuz yılda çoğu tarihi-coğrafi araştırmada açıkça görülürken, disiplinin diğer dallarında giderek daha fazla vurgulanan davranışsal yaklaşım uzun zamandan beri tarihi coğrafya için de kabul edilmiş durumdadır.

Tarihi bir araştırmanın ele alınış şekli, ister resmi olarak ifade edilmiş olsun ister olmasın, bireyin zihnindeki felsefi düşüncelerden ayrılamaz. Tarihi coğrafyacılar tarafından yaygın kabul gören felsefi fikirlerin çoğu doğrudan veya dolaylı olarak doğa bilimlerinden türetilmiştir.

Tarihi coğrafyacının araştırma yaparken dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli husus coğrafi gerçekliğin büyük bir özenle yeniden inşasıdır. Bunun için de öncelikle araştırılan konu ve problemlerin geçmişteki dağılışının belirlenmesi gerekir. İkinci olarak ise tarihi coğrafyacının iyi bir fiziki ve biyocoğrafyacı olması gerekliliğidir.

Geleneksel yöntemler şunlardır;
a. Zamansal kesit
b. Dikey tema
c. Dagwood sandviç
d. Retrospektif/geriye giden yöntem
e. Dinamik kültür tarihi
f. Tarihi bölgesel coğrafya

Yeni yöntemler şunlardır;
a. Mekânın değişiminde etken olarak insanın rolü
b. Tarihi geçmişin kalıntılarının bölgesel farklılığı
c. Genre de vie (yaşam tarzı)
d. Kuramsal model
e. Coğrafi görünüm miraslarının pragmatik korunması
f. Geçmiş algısal mercek/bakış

Koryoloji, belirli bir bölgede ortaya çıkan coğrafi olaylar arasındaki nedenselliğin incelenmesidir. Koryolojik bakışın amacı, yerlerin ve bölgelerin birlikte varlığını, farklı gerçeklik alanları arasındaki ilişkileri ve farklılaşan tezahürleri kavrayabilmektir. Yerlerde, bölgelerde, kıtalarda güncel düzenleyicileriyle yeryüzünü bir bütün olarak anlayabilmektir.

Jaeger (1969),tarihi coğrafya araştırmalarında kullanılan yöntemleri altı başlıkta değerlendirmiştir;

  1. Kademeli gelişim (progresif) metodu: Progresif kelime anlamı olarak “ilerleme, gelişme” demektir. Bu metotta geçmişten günümüze değin meydana gelen olayların tetkikinin ilerletilmesi ve oradan da yeni öğelerin genetik açıklamasına gidilir.
  2. İndirgeme/reduktif metodu: Bu yöntem günümüzdeki ya da geçmişteki belli bir zamandaki bölgesel olaylar ile geçmiştekiler arasında bir ilişki olduğu tezine dayanır.
  3. Tipolojik metot: Bu yöntem, bilinen bölgesel gelişim aşamalarının önemli şekillerini belirleyen araştırmaya dayanır.
  4. Karşılaştırma/komparative metodu: Tarihi olanın iyi gözlenebildiği, eskinin korunmuş olduğu bir sahadaki araştırma sonuçları, başka bir alanda aynı tiplerin araştırılmasında kaynak olarak kullanılabilir.
  5. Enine ve boyuna kesitlerle tetkik metodu: Tarihi coğrafya araştırması, yalnız bir zaman dilimi için yapılmamalı, aksine bir bölgenin zaman içindeki değişimlerini tasvir edecek şekilde bölge tarihini açıklayıp geliştirmelidir.
  6. Formal ve fonksiyonel tetkik metodu: Her araştırmanın sonucu, fizyolojik özelliklere göre tarihi coğrafya öğelerinin düzenli bir tasviridir.