Ünite 7: Ta’lik Yazısı ile Metinler 1: Defterlerden Örnekler

Giriş

Bu bölümde Osmanlı paleografyasında önemli bir yeri olan ta‘lik yazıyı ve bu yazı ile düzenlenen kadı sicillerini tanıyacaksınız. Ta‘lik, İran kaynaklı bir yazı olup İranlı ilim adamlarına göre tevkî, rika ve nesih yazılarının kaynaştırılmasıyla meydana getirilmiştir. XI. Yüzyılda ortaya çıkan bu yazıya, harflerinin asılı gibi görünüşü dolayısıyla “ta‘lik” adı verildiği söylenir. “Nesh-i ta‘lik”, “nesh-ta‘lik”, fakat daha çok bunlardan bozma olarak “nesta‘lik” adlarıyla anılan bu yazı, isminden de kolayca anlaşılacağı üzere nesih ve ta‘lik yazılarının birleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Osmanlılar da bu yazıyı benimseyerek, kısaca “ta‘lik” demiş ve mükemmel örnekler meydana getirmişlerdir. Ta‘lik Osmanlılarda, Fatih Sultan Mehmed devrinde İranlı sanatkârların Osmanlı sarayına getirilmelerinden itibaren görülmeye başlamış ve en mü-kemmel şeklini XIX. yüzyılda Yesâri-zâde Mustafa İzzet Efendi’nin elinde kazanmıştır. Bu yazı türünün ince (hurde, hafî) ve celî şekilleri vardır. Hafî olanı, nesih kalemi kalınlığındadır. Celîsiyle murakka, levha ve kitabeler yazılmıştır. Celî ta‘lik, en mükemmel ve İranlıları dahi hayran bırakan şekline İstanbul’da ulaşmıştır. Ta‘lik arşivde bulunan yazılardandır. İlmiye sınıfı mensupları bu hattı tercih etmişler; şeyhülislam fetvaları, kadı arzları, hüccetler ve şeriyye sicillerinde bu yazı çeşidi kullanılmıştır. Ayrıca bazı name-i hümayunlarda metin arasına konulan beyitler ta‘lik hattı ile yazılmışlardır. Ancak, arşivlerimizde görülen bu yazıların tamamı ta‘lik değil, bir kısmı kırmadır. Ünitede ta‘lik yazının yaygın kullanım sahası olan ve arşiv vesikaları arasında hukuk tarihi, iktisat tarihi, askerî tarih, genel tarih ve kültür tarihçiliği bakımından çok değerli bir yeri olan şer‘iyye sicillerinin daha seri ve doğru okunabilmesini sağlamak amacıyla sicil örneklerine yer verilmiştir.

I. Belge: Okunuş, Çeviri ve Anlama

Örnek Belgenin Transkripsiyonu

Vilâyet-i Anadolu’da Niğde sancağına muzâfe Nevşehir kazâsına tâbi‘ Matyan karyesinde sâkine iken bundan akdem vefât iden Hadice Nâzik Hanım ibnetü Süleyman bin Abdullah’ın verâseti karye-i mezbûrede sâkin zevc-i metrûku Şevki Ağa bin Ahmed ile zevc-i âharı olup kendüden mukaddem vefât iden Numan Ağa ibn-i Osman’ın firâşından hâsıl sadrı sağîr oğlu Süleyman’a münhasıra ve mes’ele-i mirâsları bi-hükmi’l-ferâ’izi’şşer‘î dört sehmden olup sihâm-ı mezkûreden bir sehmi zevc-i mezbûr Şevki Ağa’ya ve üç sehmi sağîr-i mezbûr Süleyman’a isâbeti lede’ş-şer‘î’l-enver zâhir ve mütehakkık oldukdan sonra…

Örnek Belgenin Kelimeleri

âhar Diğer, başka akdem İlk, önce, önceki, daha önceki ferâiz Farzlar, Allah’ın emirleri. Lâzımlar, gerekler. Borçlar, vazifeler.   Mirasçıların her birine düşen hisseler. firâş Döşek, yatak; yaygı, şilte. Hasır, halı. lede’ş-şer‘i’l- enver Daha çok şeriâtın (Şer‘î mahkemenin) gereğince. Mahkeme edildiğinde metrûk Terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmaktan vazgeçilmiş; battal. mezbûr Adı geçen, yukarıda söylenmiş olan. mezkûr Zikrolunmuş, adı geçmiş, anılmış. muzâf İzâfe olunmuş, katılmış, bağlanmış, bağlı. münhasır İnhisar eden, sınırlanmış, her yanı çevrili. sadr 1. Göğüs. 2. Yürek. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yukarı, en baş. 4.   Oturulacak en iyi yer. 5. Baş, başkan. 6. Kazasker. 7. Sadrâzam sözünün   kısaltılmış hali sagîr 1. Küçük, ufak. 2. Erginlik çağına gelmemiş çocuk. sehm Kısım, hisse, pay sihâm Hisseler zevc 1. Çift. 2. Bir çiftten her biri. 3. Karı ve kocanın her biri. 4. Koca.

Örnek Metnin Sadeleştirilmiş Hali

Anadolu vilayeti Niğde sancağına bağlı Nevşehir kazasında bulunan Matyan köyünde oturuyorken evvelce vefat eden Abdullah oğlu Süleyman’ın kızı Hatice Nazik Hanım’ın veraseti adı geçen köyde oturan ayrıldığı kocası Ahmed oğlu Şevki Ağa ile diğer kocası olup kendisinden önce vefat eden Osman oğlu Numan Ağa’dan olma küçük oğlu Süleyman’a aittir. Miras meseleleri dini hükümler gereğince dört hisseden ibaret olup hisselerden biri adı geçen kocası Şevki Ağa’ya ve üç hissesi de bahsi geçen küçük çocuk Süleyman’a isabet ettiği mahkeme marifetiyle kesinleşmiş olduktan sonra…

II. Belge: Okunuş, Çeviri ve Anlama

Örnek Belgenin Transkripsiyonu

Vilâyet-i Anadolu’da Erzurum sancağında Erzincan kazâsı kurâsından Cenekce karyesi ahalisinden olup havâss-ı refî‘a kazâsına tâbi‘ Hasköy’de Büyük İskele’de sâkin Kayıkçı Hasan Ağa ibn-i İshak, meclis-i şer‘-i şerîf-i enverde yine karye-i mezkûre ahalisinden işbu bâ‘isü’lvesîka Kayıkçı Ali Ağa ibn-i Mehmed mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm idüp bâ-temessük-i sâhib-i arz müstakıllen taht-ı tasarrufumda olan karye-i mezkûrede kâ’in bir tarafdan Mehmed tarlası ve bir tarafdan Geme oğlu Ali tarlası ve bir tarafdan Aslan Deresi ve bir tarafdan ba‘zan Ahmed Efendi’nin tarlası ve ba‘zan tarîk-i âm ile mahdûd on iki keyl İstanbulî tohum istî‘âb eder Aşçıoğlu tarlası demekle meşhûr bir kıt‘a tarlamı re’y-i sâhib-i arz ve ferâğ-ı mu‘teber-i kat‘î ile merkûm Ali Ağa’ya bin sekiz yüz kuruş bedel mukabelesinde ferâğ ve tefvîz ve mahallinde zabta taslît eylediğimde ol dahi bervech-i muharrer tefavvuz ve tasallut ve kabûl eyledikden sonra bedel-i mezkûr bin sekiz yüz guruşu merkûm Ali Ağa yedinden tamamen ve kâmilen ahz u kabz eyledim. Ba‘de’l-yevm tarla-yı mahdûd-ı mezkûrda benim kat‘â alâkam ve medhalim kalmayıp merkûm Ali Ağa’nın hakkı müfevvaz ve dâhil-i havza-i tasarrufu olmuşdur didikde gıbbe’t-tasdîku’l-mu‘teber mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb ve imlâ olundu.

Fi’l-yevmi‘s-sâbi‘ aşer min Cumâdiye’l-âhire li-sene isnâ ve seb‘în ve mi’eteyn ve elf.

Örnek Belgenin Kelimeleri

ahz Alma. Tutma. Kabul etme. arz Bir büyüğe sunma, gösterme, bildirme. En, genişlik. Enlem. bâ‘is 1. Sebep olan. 2. Gönderen. 3. İcap ettiren. ferağ Vazgeçme, bırakıp terk etme; hiçbir işle meşgul olmama. havza Bir hükûmetin idâresi altında bulunan ülkelerin bütünü istî‘âb İçine alma, içine sığma. Tutma, kaplama kabz 1. El ile tutma. 2. Avuç içine alma, kavrama. kâ‘in Olan. Var olan. Bulunan. Mevcut. ketb Yazma. keyl Ölçme. Kile, hububat ölçüsü. mahdûd Tahdîd edilmiş, sınırlanmış, sınırlı, belirli. mahzar 1. Hazır olma. Gösteriş, görünüş. 2. Huzur yeri. Büyük bir insanın önü. 3.   Birçok kimse tarafından imzalı dilekçe. 4. Mahkeme sicili. medhal 1. Girilecek taraf. Dâhil olacak yer. 2. Giriş. Esere başlangıç. Önsöz.   Mukaddime muharrer Tahrir olunmuş, yazılmış, yazılı. mu‘teber 1. İtibâr gören. Beğenilen. 2. İnanılır. Güvenilir. Hatırı sayılır. Hükmü   geçen. müfevvaz Sipariş ve ihâle olunmuş re’y Görme, görüş. refî‘ Yüksek, yüce takrîr 1. Yerleştirme, yerleştirilme. 2. Sağlamlaştırma, sağlamlaştırılma. 3.   Anlatma, anlatış. 4. Önerge, resmî olarak yazı ile bildirme. tarîk Yol; Usûl. tasarruf 1. Sahip olma. 2. İdare ile kullanma, tutumluluk, ekonomi. 3. Arttırma,   arttırılma. taslît Musallat etmek. Birini başka birine belâ etmek. Sataştırmak. tefavvuz 1. Üstüne alma, üzerine alma. 2. Fıkhen gayrimenkûlün tasarruf haklarını   satın alma. tefvîz 1. Birisine bırakma. 2. İşini Allah’a havâle etme. 3. Sipariş ve ihâle etme. temessük Tutunma, sarılma; borç seneti. yed 1. El. 2. Kuvvet, kudret, güç. 3. Yardım. 4. Vasıta. 5. Mülk.

Örnek Belgenin Sadeleştirilmiş Hali

Anadolu vilâyeti, Erzurum sancağı, Erzincan kazası köylerinden Cenekce köyü ahalisinden olup yüksek haslar sınıfından olan Hasköy kazasında Büyük İskele’de sâkin İshak oğlu Kayıkçı Hasan Ağa, mahkemede yine aynı köy ahalisinden bu vesîkaya konu olan Mehmet oğlu Kayıkçı Ali Ağa huzurunda şu ifadeleri kullanmıştır: Toprak sahibinin senediyle müstakil olarak kullanmakta olduğum ve adı geçen köyde bulunan, bir taraftan Mehmet tarlası, bir taraftan Geme oğlu Ali tarlası, bir taraftan Aslan Deresi, bir taraftan da Ahmed Efendi’nin tarlası ve umumi yol ile çevrili, ortalama on iki kile tohum kapasitesi olan Aşçıoğlu tarlası demekle meşhûr bir tarlam vardır. Toprak sahibinin görüşü alınmak ve geçerli bir devir muamelesi yapmak suretiyle adı geçen Ali Ağa’ya bin sekiz yüz kuruş bedel mukabelesinde devrederek yerinde işlemi başlattım. Ali Ağa da beyan edildiği şekilde devir işlemini kabul etti ve adı geçen bin sekiz yüz kuruşu eksiksiz olarak bana ödedi. Bugünden sonra bahsedilen tarlada benim asla ilgim kalmayıp kullanım hakkı Ali Ağa’ya geçmiştir dediğinde bu devir işlemi tasdik olunup anlatıldığı şekilde ve istek üzerine kayda geçirilmiştir. Bin iki yüz yetmiş iki senesi Cemaziyelahir ayının on yedinci gününde.