Ünite 5: Stres ve Sağlık Psikolojisi

Stres Kavramı

Stres kelimesinin kökeni Latince “Estrece” kelimesine dayanmaktadır. Bu kelime zorlanma, gerilme ve baskı anlamını taşımaktadır. Daha sonraları değişen anlam yapısı içerisinde stres kelimesi “bütünlüğü koruma”, “esas duruma dönmek için çaba harcama” gibi etki ve tepki ilişkisini içerisinde barındıran haliyle kullanılır duruma gelmiştir.

Stres, bir gerginlik hali, tehdit oluşturan ve değişme ya da uyum gerektiren herhangi bir çevresel istek ya da beklentidir. Bir şekilde birey için fizik ve sosyal çevreden gelen koşullardan dolayı, bedensel ve psikolojik sınırların ötesinde harcadığı gayreti de stres olarak tanımlamak mümkündür. Bunlardan yola çıkıldığında stresin insan hayatında karşılaşılan önemli ya da önemsiz olaylar neticesinde ortaya çıktığı söylenebilir.

Stres oluşturan durumlar bireyde belli başlı bazı duyguların yaşanmasına sebep olur. Bu durumlarda başa çıkabilmek için bireyin bir gayret göstermesi gerekmektedir. Elindeki kaynaklar ve içinde bulunduğu durum arasında bir denge kurmaya çalışan insan strese sebep olan durumla gerçek hayat arasında bir uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bireyin yaşamını daha nitelikli hale getirme konusunda ona yardımcı olan, kişiye farklı bakış açıları sunmaya çalışan sağlık psikolojisi moral açıdan uyumlu bireyleri amaçlar.

Stresin Aşamaları

Stres anında canlı kendini korumak için savaş veya kaç tepki zincirini harekete geçirir ve bireyde stresi oluşturan unsurlara karşı savunma tepkisi gelişir. Genel uyum sendromu denen bu mekanizma çevresel stres durumlarına ilişkin fizyolojik değişimleri içerisinde barındırır.

Stres durumuyla karşılaşan birey sırasıyla alarm, direnç ve tükenme aşamalarından geçer. Alarm aşamasında bireyin salgı bezleri uyarılır ve bu da kana adrenalin pompalanmasını, dolayısıyla vücudun bu alarm durumuna hazırlıklı hale gelmesini sağlar. Salgılanan adrenalinin de etkisiyle, vücutta kan daha hızlı dolaşarak beyin ve kaslara daha fazla enerji iletilir. Tüm bu süreçte kan şekeri yükselir ve sindirim yavaşlar. Direnç aşamasında birey strese karşı kaynaklarını tüketmeye başlar ve aynı anda yaşanabilecek diğer stres unsurlarına daha hassas hale gelir. Son aşama olan tükenme aşamasında stresle ilişkili olarak insan vücudu artık tüm direncini kaybetmeye başlar ve tükenme ile birlikte insan hastalık, psikolojik sorunlar gibi birçok tehlikeye açık hale gelerek tükenme aşamasında ölümle bile son bulabilecek durumlarla karşılaşabilmek mümkündür.

Stres Belirtileri

Bireyde stres sonucu ortaya çıkan bazı belirtileri fiziksel, davranışsal, duygusal ve bilişsel belirtiler olmak üzere belli başlıklar altında incelenebilir:

  • Fiziksel Belirtiler: Sırt boyun ve başta gerginlik nedenli ağrılar, terleme, kalp çarpıntısı ve kalp rahatsızlıkları, mide ağrıları, ülser ve sindirim sistemi rahatsızlıkları, nefes almakta zorlanmak, nefes darlığı, gürültü ve yüksek sese karşı duyarlı olma, uyku düzeni bozukluğu, uykuya dalmakta zorluk, bitkinlik hissi.
  • Davranışsal Belirtiler: Madde ve alkol kullanımı, sürekli telaş içerisinde olmak, sosyal ortamlardan uzaklaşma, aşırı uyuma.
  • Duygusal Belirtiler: Kaygı, sıkıntı, gerginlik ve huzursuzluk durumu, duygusal çökkünlük ve sinirlilik hali, neşesini kaybetme, saldırganlık, duygusal kayıtsızlık ve durgunlaşma.
  • Bilişsel Belirtiler: Konsantrasyon kaybı ve algısal sorunlar, kararsızlık, unutkanlık, zihin karışıklığı, ilginin azalması ve işleri organize edememek, basit işlemlerde bile sıkıntı yaşar duruma gelmek, sadece olumsuz yönleri görür hale gelmek.

Stres Kaynakları

Değişme: Strese sebep olan sebeplerin başında yaşamdaki değişiklikler gelir. Plan dışı, beklentilerin ötesinde gerçekleşen iyi ya da kötü durumlar bireyin stres altına girmesinde etkili olur. Kitapta sayfa 97’de yer alan Tablo 5.1’de strese sebep olan yaşam değişikliklerinin ağırlık puanları verilmiştir. Ülkemizdeki strese sebep olan yaşam değişikliklerinin ağırlık puanlarına göre de (sf. 97, Tablo 5.2) bireyi strese sokan en önemli şeyin çocuğun ölümü üzerine gerçekleştiği görülmektedir.

Baskı: Bireyin yaşam şartları, bireysel olmayan sınırlılıkları, hedefleri stres oluşturan bir baskıya sebep olabilir. Bireyin hedefleriyle ortaya koydukları kesişmezse birey kendini başarısız olarak niteleyebilir. Bireyin hedeflediği noktalara ulaşamaması onu strese sokan bir baskı oluşturmaktadır.

Çatışma: Lewin, çatışmayı açıklarken yaklaşma ve kaçınma kavramlarını kullanmıştır. Bireyler, yaklaşmak ve kaçınmak istedikleri seçeneklerin farklı birlikteliklerinden oluşan yaklaşma-yaklaşma, kaçınma-kaçınma ve yaklaşma-kaçınma çatışmaları yaşarlar.

Yaklaşma-yaklaşma çatışmasında bireyi strese sokan şey iki cazip seçenek arasında kalınan ikilemdir. Kaçınmakaçınma çatışmasında ise birey iki olumsuz seçenekten birine karar vermek durumunda kaldığı için strese girer. Yaklaşma-kaçınma çatışmasında ise bireyin hem olumlu hem olumsuz yönlere sahip bir hedef konusunda kaldığı kararsızlık durumunda ortaya çıkan strestir.

Engellenme: Bireyler kendilerinin oluşturduğu veya çevreleri tarafından onlar için oluşturulan hedeflere ulaşmaları önlendiğinde ortaya çıkan engellenme ile ilgili stres yaşayabilir. Her toplumun baskı kurduğu değerler farklı olmak üzere kişiler baskın toplum anlayışı ile mücadele ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları sebebiyle strese daha çok maruz kalabilmektedir. Kişileri strese sokan kaynakları iki başlık altında incelemek mümkündür:

Çevresel Stres Kaynakları

Aile Sorunları : Aile bireyin her nokta ilk yaşam alanı olduğu için sorunların aşılmasında önemli olduğu kadar stres açısından birincil bir kaynaktır. Bireyin beklentileri ve bireysel özelliklerinin sağlıklı bir şekilde yönetilemediği aile ortamları önemli bir stres kaynağıdır.

Monoton (Tekdüze) Yaşam Düzeni: Bireyin sınırlandırılmış, standart bir yaşam sürmesi, kendine özgü ilgi ve yeteneklerini sergileyebileceği ortamlardan uzak kalması önemli bir stres unsurudur.

Ekonomik Sorunlar: Global, milli veya bireysel çaptaki her türlü ekonomik sıkıntı stres faktörü olabilmektedir.

Siyasi ve Politik Belirsizlikler: Bireyin yaşadığı ülkenin siyasî ve politik açıdan belirsizlik içinde bulunması kişinin stres yaşamasında önemli bir yere sahiptir.

Sosyal ve Kültürel Değişmeler: Genellikle toplumda yaşanan keskin sosyal ve kültürel değişiklikler bireyin yerleşik değer yargılarına ters bir durum arz ettiği için bir stres faktörü olabilmektedir.

Trafik ve Yaşam Sorunları: Özellikle büyük şehirlerde yaşanan bu tarz sorunlar kişilerin karşılıklı ilişkilerini de olumsuz etkileyerek bireyi strese sevk etmektedir.

Teknolojik Değişmeler: Bireysel olarak çok fazla teknolojiyle ilgisi olmayan kişilerin bu alanda bir şeyler başarma mecburiyeti bireyi strese sokmaktadır.

Bireysel Stres Kaynakları: Stresin kaynağı olduğuna inanılan olaylar ve durumlar başlatan olaylar olarak adlandırılmaktadır. En basit durumlar bile bu olaylardan biri olabilir. Bununla birlikte geçmişte yaşanılan kötü anılar da kişiyi strese sokabilir. Aslında burada önemli olan konu kişinin yaşadığı hadise değil, kişinin yaşanan bu olaylara bakış açısıdır. Çünkü aynı durumla karşılaşan bireylerden bazıları bu durum sonucunda strese girebiliyorken bazıları stresten uzak kalabilmektedir. Kişileri strese sevk eden bireyselleşmiş tutum ve davranışlardır. Bunlar arasında şu maddelere rastlamaktayız: Dürtülerin etkisinde kalmak, acelecilik ve zamanı iyi kullanamamak, her işi mükemmel yapmaya çalışmak, insanları memnun etmek için sürekli kendinden ödün vermek, hayatındaki diğer insanları ve sorumlulukları ihmal edecek şekilde çok çalışmak, herkesten daha güçlü olma isteği, bireyin kendisi için ortaya koyduğu imkânsız standartlara ulaşma çabası, görevi gereğinden fazla iş ve sorumluluk üstlenmek.

Stres ve Kişilik Özellikleri

Bu konuda iki temel türdeki insan tipinden yola çıkılarak bazı değerlendirmelerde bulunulabilir. Dışa dönük yapıdaki ve içe dönük yapıdaki kişilerin stres karşısındaki tutumları birbirinden farklıdır. Dışa dönük yapıdaki bireyler “A tipi” kişilik özelliklerini yansıtır. Buna göre A tipi bireyler; aynı anda iki ya da ikiden fazla işi düşünerek aynı zaman dilimine daha çok işi sığdırmaya çalışırlar. Aynı zaman diliminde çok işi yapmaya çalışmak bu kişilerin üzerindeki baskıyı arttırır. Dinlenmek, tatile gitmek, işlerden uzaklaşmak, bu kişiler için suçluluk duygusunun oluşmasına sebep olur. Bu tip davranış sahiplerinin beraber yaşadığı diğer insanlardan, ailelerinden beklentileri de yüksektir. Kendilerinin veya çevresindekilerin bu standartlara ulaşamaması bireyde sıkıntı ve mutsuzluğa neden olur. A tipi davranış sergileyen bireylerde rekabet ve zamanla yarış duyguları ağırlık kazanmaktadır. Çabuk karar verirler. İnatçı ve saldırgan davranışlar sergilerler. Sürekli bir koşuşturma sebebiyle çevredeki güzelliklerin farkına varamazlar.

Buna karşılık “B tipi “kişilik özelliklerine sahip olan bireyler daha uysal daha rahat, daha az aceleci ve rekabetçi özelliklere sahiptirler. B tipi kişilik davranışı sergileyen kişiler ise sosyal değerler için fazla kaygılanmazlar. Zamanın esiri olmazlar, daha rahat ve sabırlıdırlar. Sosyal ortamlarda bulunarak, ailelerine, kendilerine daha çok zaman ayırırlar. A tipi kişilik davranışı olan gereğinden fazla sorumluluk alma ve yoğun çalışma temposu strese neden olmaktadır. Daha hoşgörülü bir yapıya sahiptirler. Ayrıntılara takılmak yerine olaylara farklı açıdan yaklaşabilirler. Kolay sinirlenmeyip karar vermede aceleci davranışlar sergilemezler. İş dışında geçirilen zaman onlar için boşa geçen zaman ya da suçluluk duygusu sebebi değildir.

Bu bahsedilenler aslında davranış biçimleridir. Bir birey bu davranış biçimlerinden birinin özelliklerini tamamen göstermesi beklenemez. Yine de bu davranış özelliklerinden daha baskın olanı birey için belirleyici bir faktördür.

Stresle Başa Çıkma Yolları

Stres oluşturan bir durumla karşılaşan birey bu durumdan iki şekilde kurtulmaya çalışır:

  1. Doğrudan Başa Çıkma: Birey bu yöntemde strese karşı üç şekilde tepki verebilir. Yüzleşme de strese ilişkin bir olayla karşılaşan birey tüm gücüyle stresi meydana getiren olayla mücadele edebilir. Uzlaşma durumunda kendinden bir şeyler feda eder veya karşı taraftan alacaklarının bir kısmına razı olabilir. Karşı tarafı bazı isteklerinden vazgeçmesini konusunda razı edebilir. Geri çekilme de ise birey kendisine zarar gelebileceğini ya da sıkıntı yaşayabileceğini düşünerek yenilgiyi kabullenir.
  2. Savunma Yoluyla Başa Çıkma: Bireyin karşılaştığı sorunlar neticesinde kendisine daha az sıkıntı veren bir şekilde olayları anlamlandırması onu rahatlatır. Kaynağı belirsiz, üzüntü, nedeni açık olmayan korku veya bir temel ihtiyacın karşılanmamasında meydana gelen endişe durumu, kaygıdır. Birey için organizmayı tehdit edecek herhangi bir etkinin kabul edilebilir bir seviyede olması için birey karşılaştığı şeyleri daha az kaygı verici bir şekle dönüştürür. Çünkü gerçeğin kendisiyle yüzleşmek daha yıkıcı etkilere sahiptir ve bu yüzden birey organizmayı çeşitli yöntemlerle dengelemek ister.

Stresi oluşturan olayın çarpıtılarak başka bir şekilde ortaya konulmasını sağlayan yöntemlere savunma mekanizmaları denir. Bunlar şu şekilde kısaca sıralanabilir: Acı ve sıkıntı veren duygu, deneyim ve anıların bilinçdışına itilmesi, orada tutulması ve bir şekilde unutulması, bastırma dır. Benlik için tehdit olarak algılanan ve bunaltı doğurabilecek, acı verici bir gerçeği kabullenememek, reddetmek, yok saymak, görmemek, inkar (yadsıma) ’dır. Bireyin inkâr edilemeyen ya da bastırılamayan sorunu oluşturan duygu, ihtiyaç ve olayları dışarıya aktarıp ya da başkalarına yükleyip dışarıdan kendisine yöneltiliyormuş gibi algılaması yansıtma dır. Bireyin başkasının özelliklerini sanki kendi başarısı ya da özelliği gibi üstlenme durumu özdeşim kurma dır. Bireyin toplumca onaylanmayan bazı ilkel dürtü, eğilim ve gereksinimlerini toplumca hoşa giden kabul edilebilir biçimlere dönüştürmesi yüceltme dir. Stres meydan getiren bir olayla karşılaşan bireyin sıkıntı veren durumla yüzleşmek yerine çaresizliğini yaşından beklenenin altında bir davranışla ortaya koyması gerileme dir. Bireyin bastırdığı güdü ve davranışlarını gerçekten olması gereken değil de onların yerini alabilecek durum ve nesnelere yönlendirmesi yer değiştirme dir. Bireyin aslında hissettiklerinin tam tersi düşünce ve duyguları abartılı bir şekilde ortaya koyabilmesi karşıt tepki geliştirme dir.

Strese Karşı Neler Yapılabilir?

Beklenmedik bir şekilde meydana gelen dehşet, kaygı ve panik yaratan ciddi kazalar, tecavüz, deprem ve benzeri yıkıcı doğa olayları sonucu bireyin olayları anlamlandırma sürecinin bozulması, travma dır. Travma yaratan olay ve durumlar sonrasında bireyler travma sonrası stres bozukluğu denilen bir çeşit psikolojik bozukluklar ortaya çıkabilir. Bazı durumları atlatabilmek kolayken bazılarını atlatmak uzun yıllar alabilir.

Bireyin bedensel sağlığına ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmesi, fiziksel egzersizler yapması, zamanı iyi kullanabilmesi, daha az stres oluşturacak davranışları kendinde yerleştirmeye çalışması, gevşeme hareketlerini öğrenmesi, hobiler, sosyal aktiviteler edinmesi, arkadaş desteği alması, stres sebebi olan olay karşısındaki bakış açısını değiştirmesi stresle başa çıkmada önemli adımlardır.

Son olarak stresin her zaman yıkıcı ve insanların bütünlüğüne zarar verici yapıda olmadığı söylenebilir. Stres uygun seviyede olduğunda başarıya etki eder ve birey için olumlu güdülenmeyi sağlar. Çok gergin olan bir tel kopabileceği gibi çok gevşek olan telden de ses almak mümkün değildir. Bu yüzden etkili bir performans sergileme ve başarıya ulaşma yolunda stresle başa çıkmada bu durumun da göz ardı edilmemesi gerekmektedir.