Ünite 1: Sözlü İletişim

İnsan, sesini sürekli geliştirerek onu bir iletişim aracına dönüştürmüş, sesini daha kullanışlı bir hale getirebilmek için onu dil yoluyla anlamlandırmıştır. Ses ve dilin birleşerek, bireyi hem diğer bireylerle hem de yaşadığı toplumla birbirine bağlayan bir unsur haline gelmesi de, sözlü iletişim olarak adlandırdığımız iletişim sürecini oluşturmuştur. Sözlü iletişim, ses ve dil ile oluşan söylemler, kavramlar, anlamlar ve mesajlar bütünü olarak insanın çevresini oluşturan tüm ögelerle iletişimini düzenlemede etkin bir rol oynamaktadır. Sözlü iletişim, insanların birbirine ve çevrelerine sözel yollarla nasıl, neden, nerede ve hangi şekilde bağlandığı sorularına cevap bulmaya çalışmaktadır. Bu sorulara cevap ararken de sadece dile odaklanmaz. İletişim bilimleri alanı ve dilbilimi arasında bir köprü niteliği görerek, dile ve insan iletişimine etki edebilecek, kültür ve toplumsal bağlam gibi alanları da, birey ve bireyin oluşturduğu sözlü kültür ile ilişkilendirir. Sözlü iletişim, bireyin günlük hayatıyla çok yakından ilişkilidir. Sonuç olarak, bireyin sözlü iletişimi alan olarak anlaması ya da en azından ana hatlarıyla sözlü iletişim özelliklerini bilmesi önemlidir.

Dil, Yazı ve Sözlü İletişim İlişkisi

Sözlü iletişim, özellikle konuşma, iletişim biçimleri arasında en temel biçim olarak yer alırken, yazı sadece tamamlayıcı unsur olarak yer almıştır. Sesin ve dilin birlikte iletişim için kullanımı soyut olarak düşünce yapımızı da etkiler ve sözlü iletişim bireyi hem düşünsel hem de iletişim açısından daha özgür bırakır. İnsanın dahil olduğu iletişim türleri içerisindeki araçlardan biri olan dil en eski ve aynı zamanda da en güncel olandır. Bunun nedeni, insan yenilendikçe ve geliştikçe kullandığı dil de aynı doğrultuda yenilenir ve gelişir.

Dil ve Sözlü İletişim Karakteri: Sözlü iletişim içerisinde dilin kullanımı aşamasında, kullanım özelliklerinden dolayı meydana gelen bazı zorluklar bulunmaktadır. Bu zorlukların aşılması günlük özel ve genel iletişimimizi başarılı kılma olanağı sağlar. Bu nedenle dilin ve bize sağladığı sözlü iletişimin, hayatımızın diğer önemli unsurlarıyla ilişkisine bakmak, bizim, sözlü iletişimimizi daha sağlıklı kurmamızı sağlar. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için sözlü iletişimin ortamında dilin bize sağladığı farklılıklara aşağıdaki dört başlık altında bakmamız gerekir:

  1. Sözel Dilin Kullanımı,
  2. Artikülasyon ve Sözlü İletişim,
  3. Dil Statiktir, Sözlü İletişim Dinamiktir,
  4. Limitli Dil, Limitsiz Sözlü İletişim

Sözel Dilin Kullanımı: Sözlü iletişim, dilin kullanım biçimleriyle ilgilenmektedir. Bunu yaparken de dilbilimden destek alır. Dilin kullanımı langue ve parole olarak iki form içerisinde incelenmiştir. Langue kavramı daha çok dilin teknik ve dilbilgisi yönlerini içerirken, herkes için biçimsel olarak dilin aynı sözel kullanımıyla ilgilidir. Parole ise insanlar tarafından dilin sosyal hayatta ve sözel iletişimde kullanılması amacıyla yaratılmış kurallarını içerir. Bu iki grup ile ilişkili olarak, dilbilgisi ve uygun kurallar çerçevesinde konuşulan dile yetkin (competence) dil ve dilin sosyal bağlamda iletişim ögesi olarak kullanımına da performans (performance) dili denmektedir.

Artikülasyon ve Sözlü İletişim: Sözlü iletişimde aslında iletişimin içeriğini oluşturan bireyin kendisidir. Bunun nedeni ise bireyin, konuştuğu dilin barındırdığı binlerce kelimeden yalnızca 1500 – 2000 kelimeyi seçerek günlük hayatı içerisinde oluşturduğu sözlü iletişimdir. Kişinin seçtiği kelime sayısı ve türü, o kişinin sözlü iletişim kurma biçiminin temelini oluşturmaktadır. Kişinin günlük hayatında diğer bireylerle sözlü iletişim sırasında kullandığı kelimeleri kullanım şeklinin doğruluğuyla ilgili çeşitliliği ve zenginliği, o kişinin iletişim zenginliği ile doğru orantılıdır. Kişinin, dil ve kelimeyle ilgili bahsedilen bu tür doğru kullanım çeşitliliği de artikülasyon olarak adlandırılmaktadır. Sözlü iletişim içerisinde artikülasyonu etkileyen iki özellikten bahsedilebilir. İlk özellik, kelimeleri birlikte nasıl ve hangi çeşitlilikte kullandığımız ve kullanılan kelimelerin birlikte ortaya çıkardığı anlam zenginliğidir. İkinci özellik ise bizim asıl üzerinde durmamız gereken artikülasyonun iletişim sırasında bulunulan sosyal durum ile uygunluğudur.

Dil Statiktir, Sözlü İletişim Dinamiktir: Dili sözlü iletişimle karşılaştırdığımız zaman ise karşımıza iki özellik çıkmaktadır. Dilin kuralları ve sınırları belirli iken, sözlü iletişim bu sınırları kaldırmaya ve kuralları günlük hayat içerisine adapte ederek özgürleştirmeye çalışır. Bununla birlikte, dil statik bir durumda iken, sözlü iletişim onu hareketlendirir. Sözlü iletişim sürekli aktığından dinamiktir. Dilde her kelimenin bir sözlük karşılığı var iken, sözlü iletişimde kullanılan kelime de bir niyet olduğu için, kelime alıcı tarafından tek bir anlamda algılanmaz. Bu durumda sözlü iletişim sürecinde bireyin dili soyutlayarak kullanmasını gerektirir.

Limitli Dil, Limitsiz Sözlü İletişim: Dil yazılı anlamıyla limitlidir, onu limitsiz hale getiren sözlü iletişimdir. Sözlü iletişimde bireyler iletişim kurarken kelimelerin anlamlarını değiştirerek yani soyutlaştırarak çeşitlilik katarlar.

Sözlü İletişim Süreci

Sözlü iletişim bir süreçtir. Her ne kadar hızlı gerçekleşse de, mesajın gönderen tarafından hazırlanıp yollanması ve alıcının bu iletiyi alarak anlamlandırması belirli bir zaman alır. Bununla birlikte sözlü iletişimin eylemsel olarak oluştuğu an dışında öncesi ve sonrası da bulunur. Gönderenin önce gönderiyi hazırlama süreci vardır ki bu çok önceden oluşmaya başlayabilir. Alıcının da mesajı aldıktan sonra onu anlamlandırıp depolaması ve sonra tekrar kullanılabilecek halde hazır tutması, sürecin devamlılığını gösterir.

Sözlü İletişimin Yapısı: İletişim alanında ortaya konulmuş birçok farklı model vardır. Bunların içinde ‘Laswell İletişim Modeli’ olarak adlandırılan model sözlü iletişimin gerçekleşme biçimini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Laswell sözlü iletişim sürecini aşamalar halinde şu şekilde betimlemiştir:

  • Kim (İleten)
  • Ne dedi (İleti)
  • Hangi Kanalla (Araç)
  • Kime (Alıcı)
  • Hangi Etkiyle (Etki)

Laswell modeli dışında kitle iletişiminden yola çıkarak, kitle iletişiminin de içinde var olan sözlü iletişime uyarlanan ‘Sözlü İletişim Modeli’ vardır. Bu modelde iletişim dil, ses ve şifrelenen mesaj bağlamında incelenmektedir (S. 9, Şekil 1.2).

Bilinç Etkisi: Bilinç, insanın tüm hayatı boyunca geliştirdiği ve bilgileri toplayıp, kendi içerisinde değerlendirip daha sonra da hayatının her alanında kullandığı bir düşünceler ve birikimler topluluğudur. Bu nedenle, bireyin kurduğu her iletişim biçimi muhakkak bilincin süzgecinden geçer. Kişinin aldığı ve gönderdiği her mesaj ilk önce bilincin yönlendirmeleriyle şekillenir. Bilinç, göndereceği sözlü mesaja niyeti ve amacı olan bir mesaj yükler. Bunun karşılığında alıcı olan birey de amaçlandırılmış mesajı yine bilincin süzgeciyle anlamlandırmaya çalışır.

Sözel Dönüşlülük ve Toplumsal Bağlam: Sözel kültür ve iletişimin toplumla kurduğu bağ çok yakın ve özeldir. Sosyal yapı içerisinde kullanılan sözlü iletişim ve onun ögeleri, kullanıldığı topluluğun özelliklerini de taşımaktadır. Bu duruma bakarak aslında bir ülke de kullanılan dilin ve bu nedenle de sözel iletişimin iki farklı türü olduğu gözlemlenebilir. İnsanın ses ve söz yoluyla kurduğu ve daha çok kurallara uygun olması gereken sözlük dili var iken, bir de günlük normal yaşantısı içerisinde sözel iletişim için kullandığı iletişim dili vardır. Günlük hayat içerisinde iletişim amaçlı kullanılan sözel iletişim biçimi toplumsal yapıya daha yakın olarak gelişir. Sosyal yapı ile sözlü iletişim arasında iki taraflı bir ilişki vardır. Bu ilişkinin dilbilim içerisindeki terim karşılığı ise dönüşlülük’tür. Sözlü iletişimin temel öğesi olan dil kullanıldığı dönem ve jenerasyon içerisinde dönüşlülük gösterir. Her genç jenerasyon kendi içerisinde belirli kalıplara uydurarak dili sözlü iletişim için şekillendirmektedir. Bununla birlikte bir sonraki jenerasyon da bir önceki jenerasyonun dönüştürdüğü dili ve onun yarattığı sözlü iletişim şeklini dönüştürerek etkilemektedir. Ayrıca oluşan bu jenerasyona özgü iletişim şekli, kişileri sosyal yapı içerisinde sınıflandırmaktadır. Kişinin kullandığı dönüşmüş dil şekline göre hangi kültürel ve sosyal gruba ait olduğu ve hangi jenerasyon içerisinde bulunduğu da ortaya çıkmaktadır. Ama bu konuyla ilgili olarak unutulmaması gereken önemli etkenlerden biri artık kültürlerin ve coğrafyaların birbirleriyle çok hızlı bir biçimde iletişim halinde olmalarıdır. Her ne kadar halen dilin dönüşlülük unsurundan ve bu unsurun sözel iletişime yansımasından bahsetsek de, her bir sosyal grup, kolay ulaşılabilen iletişim aygıtları sayesinde birbirlerinden hızla etkilenmektedir ve bu etkileşim sonucunda da kişinin sözlü iletişim kurarken geliştirdiği dönüşlülük sadece yaşadığı ortamdan ve kültürden değil, kullandığı iletişim araçlarından da etkilenmektedir.

Sözlü İletişimde Anlam Kavramı: Sözlü iletişimdeki önemli unsurlardan biri de anlam kavramıdır. Her birey, sözlü iletiyi kendi bilinci doğrultusunda anlamlandırır ve bu anlamlandırmaya göre mesajı gönderir ve alır. Sözlü iletişimde anlam konusunu daha iyi kavramak adına iki türlü anlamdan bahsedebilmektedir. İlk anlam yine dil ve onun kullanımıyla ilgilidir. Bu anlam dilin kuralları çerçevesinde değerlendirilir. İkinci anlam ise daha karmaşık olan bireylerarası sözel iletişimde oluşan soyut anlamdır ki bu anlamın doğrusu yoktur. Buna ek olarak, anlam kavramını iki belirgin gruba ayırabiliriz: kalıplaşmış ve stil değiştiren anlam. Kalıplaşmış anlam, bireylerarası sözlü iletişim sayesinde sosyal anlam içerisinde oluşmuş anlam olarak adlandırılmaktadır. Bu durum içerisinde sosyal bağlamla birlikte dilin kullanımının kalıplaşmasıyla sözlü iletişim oluşmaktadır. Stil değiştiren anlamda ise kişi bulunduğu ortama göre aldığı ve gönderdiği mesajı anlamlandırır.

Sözün Söyleme Dönüşümü: Yazı sonrası sözlü kültür alanında geliştirilen en önemli kuramlardan biri sözeylem (söylem) kuramıdır. Söylem, sözlü iletişim içerisinde mesajı taşıyan aygıtlar bütünüdür. Bireyin kişisel bilinci iletişim nesnesini oluşturur ve söylem yoluyla karşı tarafa taşır. Söylem, içerisinde hem niyeti, hem bilincin ortaya koyduğu ögeleri, hem de anlamı bir arada barındırmaktadır. Buna ek olarak, sözün iletişimin doğası gereği, mesajı gönderen ve alan olarak, birey sürekli varsayımda bulunur. Kişi, karşıdakinin kendisine söz yoluyla ilettiği mesajı kendi bilinci, kültürel geçmişi ve dil anlayışı çerçevesinde varsayımlarda bulunarak deşifre eder.

Sözlü İletişim Ortamları: Kendi düşüncesinde bile iki kişili diyaloglar yaratan bireyin, somut olarak da sözlü iletişime girebilmek için ikinci bir kişiye, gönderene ya da alıcıya gereksinimi vardır. Sözlü iletişim ortamları üç gruba ayrılır:

  • İnsan iletişimin temeli olan bireylerarası iletişim , bireylerin fiziksel olanaklarını kullanarak kendi aralarında kurduğu etkileşimler bütünüdür ve bu kişiler günlük hayat içerisinde belirli ortamlarda bulunarak sözlü iletişim kurarlar.
  • İki bireyden fazla bireyin bulunduğu ortamlarda grupsal sözlü iletişim durumu oluşmaktadır. Aile ortamı, iş ortamı, arkadaş ortamı gibi ortamlarda grup içi sözlü iletişim söz konusudur. Grup ortamları sosyal ortamlar olmakla beraber, bireyi birden fazla kişiyle sözlü iletişim kurma durumuna sokar.
  • Grup içerisinde oluşan sözlü iletişimin kurulduğu en geniş biçimi de kitle iletişimidir. Kitle iletişimi aslında birçok küçük grubu ve neredeyse bütün bireyleri içine alarak sözlü iletişimin her biçimde ve her anlamda görüldüğü bir iletişim kavramıdır.

Sözlü İletişim Kurma Amaçları: Günlük hayatı içerisinde görerek, göstererek, konuşarak ve dinleyerek iletişim kuran insan, bu eylemleri, bilinçli ya da bilinçsiz, belirli bir amaç için yapmaktadır. Bu amaçlar da ana başlık olarak iletişim kurma amaçlarıyla örtüşmektedir. Bu amaçlar sosyalleşme, ikna ve bilgi paylaşımı olarak üç ana grupta incelenmektedir.

  • Sosyalleşme: Bireyin diğer bireyleri tanımak ve kendisini tanıtmak için sadece görmesi, göstermesi ve aynı ortamda bulunması yeterli değildir. Kişinin, diğer bireyleri anlaması ve tanıması için sözlü iletişim kurması kaçınılmazdır. Kendi topladığı bilgileri paylaşmak ve yeni bilgiler edinebilmek için, kişi sözel yoldan iletişime geçmeli, konuşmalı ve dinlemelidir. Bu durum içerisinde sözlü iletişim bir araç iken, sosyalleşme bir amaçtır.
  • İkna: Sözlü iletişim kurma amaçlarından bir diğeri iknadır. İkna amaçlı sözel iletişim genellikle alıcının daha önceden oluşmuş davranış ve bilincinde değişiklik yaratma nedeniyle yapılmaktadır. Bu amaçla yapılmak istenen, alıcıda değişiklik yaratacak bir bilgiyi kullanarak, bu bilginin alıcı tarafından değerlendirilip kabul etmesini sağlamaktır.
  • Bilgi paylaşımı: Sözlü iletişim en genel amacı aslında bilgi paylaşımıdır. Hem sosyalleşme amacıyla hem de ikna amacıyla kurulan sözel iletişim, içerisinde karşı tarafa gönderilmek istenilen bilgiyi de içerir.