Ünite 1: Sosyal Politika Bilim Dalına ilişkin Genel Bilgiler

Sosyal Politika Kavramı

Sosyal politika kavramı ilk kez 19. Yüzyılın ilk yarısında Wilhelm Heinrich Riehl tarafından kullanılmıştır. Sosyal politika bilim dalının teorisi de yine alman bilim adamı Otto Von Zwideneck Südenhorst tarafından ortaya atıldığı kabul edilmektedir. Buna göre sosyal politika devletin belirlenen toplumsal amaç veya hedeflere ulaşmak için aldığı kararlar ve sürdürdüğü uygulamalar, sosyal politikanın kavramsal içeriğini oluşturmaktadır. En genel anlamda sosyal politika tanımı yapacak olursak ” Bir ülkede devletin ülke insanının mutluluğu ve refahı hedefine yönelik olarak ülke insanının sağlığı, eğitimi, güvenliği, beslenmesi, korunması, barınması ve istihdamının sağlanması yönünde aldığı kararlar ve sürdürdüğü uygulamaların bütünü” sosyal politika tedbirleri olarak sayılabilir.

Dar Anlamda Sosyal Politika Kavramı: Dar anlamda sosyal politika, Sanayi devrimi ile ortaya çıkan çalışma ilişkilerini merkeze alır ve işçi statüsünde çalışanların iş ilişkileri ve çalışma yaşamında korunması amacıyla devletçe alınan karar ve sürdürülen uygulamaları konu alan bilim dalıdır. “ dar anlamda sosyal politika, amacı toplumsal adalet ve adil bir gelir dağılımı olan, ekonominin işleyişindeki aksaklıkları düzeltici rol oynayan, sınıf mücadelesinin ortaya çıkma nedenlerini azaltıcı önlemler alarak toplumsal bir denge gözetmeye çalışan, barış ve denge bilimidir” (Talas, 1990: 12).

Geniş Anlamda Sosyal Politika Kavramı: Sosyal adalet ve sosyal eşitlik ile birlikte toplumlar›n refahını sağlamak olan, kapsamı sosyal sorunların kapsamı ile paralellik gösteren, ekonomi politikalarına sosyal boyut katma amacında olan ve ekonominin işleyişindeki aksaklıkları düzeltici politikaların oluşmasını sağlayan, bu yönüyle sosyal dengeyi arzulayan hümaniter bir bilim dalı olarak ifade etmek mümkündür.

Sosyal Politikanın Ortaya Çıkışını Hazırlayan Koşullar

Sosyal politikanın ortaya çıkışına yol açan ilk olay Fransız ihtilali ve ihtilal sonrası ortaya çıkan düşünce ortamıyken diğeri Sanayi Devrimi’dir. Fransız ihtilali ve Sanayi Devrimi yaklaşık aynı zamanlarda gerçekleşen ve birbirini tamamlayan etkilere sahip olan iki gelişmedir.

Sosyal Politikanın Kapsamı

Sosyal politikanın kapsamını toplumun bütün kesimleri ve tüm sosyal sorunları olarak belirlemek mümkündür. Sosyal politikanın konusunu belirleyen en önemli kavram olan sosyal sorun, toplumun mevcut durumunun ve birey ile toplum arasındaki ilişkilerin toplum vicdanında bir huzursuzluk yaratması şeklinde tanımlanabilir(Turan, 1994: 10).

Kişi Bakımından Kapsamı: Sosyal politikanın bir bilim dalı olarak ortaya çıktığı süreçte işçi sınıfı, sosyal politikanın kişi bakımından kapsamını oluşturan tek kesimdi. Ancak çalışma yaşamının değişimi, kamu kesimi ve hizmetler sektörünün gelişimi ile birlikte sadece işçi kesimi değil, kamu görevlileri de sosyal politikanın kapsamına girmiştir.

Bağımlı Statüler Altında Çalışanlar: Bağımlı statüde çalışma kavramının içine yalnız işçiler değil sözleşmeli çalışanlar, kamu görevlileri, memurlar ve başka statüler altında bağımlı olarak çalışan kesimler girmektedir. Bağımlı çalışanların genellikle ücret gelirlerinden başka bir gelir güvenceleri yoktur ve işverenin emrine verdikleri emek, sahip oldukları, piyasa içerisinde gelir getirebilecek tek üretim faktörleridir.

Ekonomik Yönden Güçsüz Kesimler: Ekonomik yönden güçsüz kesimler toplumda yeterli, düzenli ve sürekli bir gelir güvencesinden yoksun kesimler olarak tanımlanabilir (Altan, 2009:6). Ekonomik yönden güçsüz kesimlerin korunması gerekliliği, sosyal devlet ilkesi içerisinde kendisine hukuki zemin bulmuştur.

Özel Olarak Korunması Gereken Kesimler: Toplumsal hayatta bazı kesimler özel olarak korunmaya muhtaçtırlar. Bu kesimlerin toplum içerisinde var olmaları ve toplumla bütünleşmeleri kolay olmamaktadır. Bu nedenle bu kesimlere ilişkin sosyal politikalar üretilmek durumunda kalınmaktadır. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, eski hükümlüler, gençler, kadınlar, göçmenler ve tüketiciler olarak toplumun tamamı bu grupta yer almaktadır.

Konu Bakımından Kapsamı

Günümüzün sosyal politikasının ilgilendiği konular işsizlik, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, düzgün iş, yoksulluk, yoksunluk, göç, sosyal dışlanma, çevre sorunları, konut sorunu, ayrımcılık, çocuklar ve yaşlıların bakımı, kadınlara karşı ayrımcılığın her türünün önlenmesi, çok uluslu şirketler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, ırkçılık ve tüm bu riskleri önleyecek bir sistemin kurulabilmesidir.

Sosyal Politikanın Özellikleri

Sosyal politikanın özellikleri, sözü edilen politikaların yürütücüleri ve politika üreticileri bakımından kamusal niteliği ve mutlaka evrensel bir nitelik taşımasından hareketle iki başlıkta incelenecektir.

Sosyal Politikanın Kamusal Niteliği: Sosyal politika, en genel anlamındaki tanımından hareketle değerlendirildiğinde devlet eliyle yürütülmesi gereken politikalar bütünüdür. Sağlık, eğitim, savunma, bayındırlık ve işgücü piyasası politikalarının oluşturulması, ilke olarak devletin görev tanımı içerisindedir. Sosyal devlet anlayışı gereği bu görevler ilke olarak devlet tarafından gerçekleştirilmelidir. Kamu yararı gözetilerek devletçe yapılan müdahaleler, sosyal politikanın çalışma alanını oluşturmaktadır (Altan, 2011: 23).

Sosyal politika bu özelliği dolayısıyla kamuya ait politikalardır ve yürütücüsü devlettir.

Sosyal Politikanın Evrensel Niteliği

Sosyal politikanın evrensel niteliği anlamında ilk örnekler, sosyal güvenlik sistemlerindeki farklılıkların önüne geçilmesi ve bireylerin emeklilik hakkına sahip olmalarını engelleyici düzenlemelerin ortadan kaldırılmasına yönelik ikili anlaşmalardır. Uluslararası göçlerin hız kazanması ve ülkeler arasındaki işgücü hareketliliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ikili anlaşmalar, sosyal politikanın evrensel niteliğinin ilk göstergesidir. İlerleyen zaman içerisinde başta Uluslararası Çalışma Örgütü ve Avrupa Birliği olmak üzere, sosyal politikaların evrensel ve bölgesel anlamda bazı standartlara kavuşturulması amacını taşıyan örgütlerin, sosyal politikaları geliştirmek amacıyla bildirgeler, kararlar ve sözleşmeler ürettiği görülmektedir. Sosyal politikaların evrensel niteliği, uluslararası sosyal politika düzenlemelerinin genişlemesi ve dünyanın tek bir pazar haline dönüşmesi ile kendisini hissettirmektedir. Sosyal politikaların hedefinin evrenselleşmesi, düzenlemelerin de evrensel boyut kazanmasını sağlamıştır.

Sosyal Politikanın Hedefleri

Sosyal politikanın en önemli hedefi, refah seviyesinin yükseltilmesi ve refahın toplumsallaşmasıdır. Bu çerçevede, sosyal politikanın konularında toplum yararına sağlanacak her iyileşme, sosyal politikanın hedefi konumundadır. Sosyal politikanın bir bilim dalı olarak ortaya çıktığı dönemdeki hedefleri daha çok çalışma hayatı ile sınırlıyken, kapsamındaki konuların çeşitlenmesi ile sosyal barış, sosyal adalet ve sosyal refah hedeflerinin yanında özel hedefleri de değişime uğramıştır. Örneğin gelir dağılımındaki bozuklukların düzeltilmesi, kadın, genç ve eğitimli işsizliğinin önlenmesi, yoksulluğu önleyici politikaların üretilmesi, eğitim politikalarının iş gücü piyasası ile bağlantısının kurulması ve eğitimin toplumun bütününe yaygınlaştırılması, sosyal politikanın konuları ile paralel özel hedefleridir.

Sosyal Politikanın Finansmanı

Sosyal politikanın ana finansman kaynağı devlet bütçesidir. Devlet bütçesinin gelir kalemleri, sosyal politikanın finansmanındaki unsurlar olarak belirtilebilir. Devlet bütçesinin zenginliği, sosyal politikanın da finansman kaynaklarının zenginliğini ifade ettiği için, sosyal politikaların gelişmişlik düzeyi ile devlet bütçesinin zenginliği arasında yakın bir ilişki söz konusudur (Altan, 2011: 25).

Devlet bütçesinin en önemli gelir kaynağı, halktan toplanan vergilerdir.

Vergiler, harcama üzerinden veya gelir üzerinden alınabildiği gibi servet üzerinden de alınabilmektedir. Bu çerçevede ülke insanının geliri veya serveti oranında, ülkedeki sosyal politikaları finanse ettiği söylenebilir. Buna ek olarak, işçi ve işverenlerden alınan sigorta katkıları ile bizzat devletin sigorta fonlarına yaptığı katkı, sosyal politikanın finansman kaynaklarındandır. Yerel yönetimlerin bütçeleri, parasal nitelikli yaptırımlar, belirli amaca yönelik düzenlenmiş tüm vergiler, harçlar, şans oyunlarının gelirlerinden özel olarak ayrılan paylar, bağışlar ve uluslararası kuruluşlardan alınan yardımlar sosyal politikanın finansman kaynaklarıdırlar.

Sosyal Politikanın Önemi

Sosyal politikanın kişi bakımından kapsamındaki kişilerin sayısal çokluğu ve niteliği, sosyal politikanın hedeflerinin aynı zamanda devletin hedefleri ile paralellik göstermesi, özellikle sosyal politikaların gelişmişlik düzeyinin ülkenin ekonomik gelişmesini, refahını yansıtması ve sosyal devlet olmanın göstergesi niteliğini taşıması açısından sosyal politikanın önemi ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda sosyal politikanın önemi üç başlıkta açıklanabilir.

Sosyal Politikalara Konu Olan Kesimlerin Sayısal Çokluğu: Sosyal politikanın kapsamındaki bağımlı çalışanlar, ülkelerin nüfusu içerisinde önemli bir paya ulaşmışlardır. Günümüz dünyasında bu pay, genel oy hakkının sağlanmış olması ve demokratik yönetim biçimlerinin benimsenmesi dolayısıyla oldukça önemli hale gelmiştir. Genel oy hakkının sağlanması ile işçiler siyasal örgütlenme imkânını bulmuşlar ve devletin toplumsal bir anlam kazanması için çaba sarf etmişlerdir (Talas, 1990: 24). Demokrasi ile işçi sınıfı ve bugünkü anlamıyla bağımlı çalışanlar arasında böyle bir ilişki söz konusudur. İşçi sınıfının önderliğini üstlenen siyasal örgütler, siyasal yelpazede bir alternatif olarak bulunma lüksüne, bu sınıfın sayısal çokluğu dolayısıyla sahip olabilmektedir. Ayrıca bu mevcudiyet, sosyal politikaların belirlenmesinde ve uygulanmasında diğer siyasal partileri de zorlayıcı bir etki yaratmaktadır. Bağımlı çalışanlar, sosyal politikanın kişi bakımından kapsamındaki kesimlerden sadece biridir. Ekonomik yönden güçsüz kesimler, özel olarak korunması gerekenler ve bu kişilerin aileleri birlikte düşünüldüğünde sosyal politikanın kapsamındaki kişilerin sayısı artmaktadır. Sosyal politikanın kapsamındaki kişilerin sayısının artması, sosyal politikanın bu niteliği ile kazandığı önemin de artmasına yol açmaktadır.

Sosyal Politikalara Konu Olan Kesimlerin Niteliği: Sosyal politikalara konu olan kesimlerin nitelikleri, eğer sosyal politikalar yeterince uygulanmazsa, sağlıklı bir toplum yapısının ortaya çıkmasını engelleyebilir. Örneğin sosyal politikanın konu bakımından kapsamındaki işsizlik sorunu çözülmeden, ekonomik anlamda dinamik bir yapıya erişmek mümkün olmadığı gibi, sosyal anlamda huzursuzlukların engellenmesi de söz konusu değildir . Ayrıca işsiz birey topluma olan güvenini kaybedecek ve toplumun düzenini bozacak davranışlara yönelebilecektir.

Sosyal Politikaların Sosyal Devlet İlkesinin Bir Göstergesi Olması: Sosyal politikaların gelişmişlik düzeyi, sosyal devlet ilkesi ile yakından ilgilidir. Bir ülkede sosyal politikaların çeşitliliği ve düzeyi, o ülkenin sosyal devlet ilkesi ile olan ilişkisini ifade etmektedir. Devlet sosyal politika alanındaki yükümlülüklerini yerine getirebildiği ve sosyal politika uygulamalarının başarı düzeyini yükseltip ülkenin refahını arttırabildiği ölçüde sosyal devlet niteliğini kazanabilecektir.

Sosyal Politika İle Diğer Sosyal Bilimler Arasındaki Sınırlar

Sosyal politika, konularının dinamik yapısı nedeniyle oldukça hızla değişen bir strateji ve metoda sahiptir.

Sosyal yapıdaki hızlı değişiklikler nedeniyle sosyal politikada hızlı değişiklikler söz konusudur (fienkal, 2007: 88-89). Değişen bu yapısı ve stratejilerine rağmen belirli bir hedefi temel alması dolayısıyla sosyal politika diğer sosyal bilimlerden ayrılır. Sosyal politika, toplumun refahını temel olarak benimsemiştir ve kaygısı toplumun refahını yükseltmektir. Bu hedef doğrultusunda diğer sosyal bilim dallarının kullandığı yöntemlerden yararlanır. Bu özellikleri ile diğer sosyal bilimlerden yararlanan, diğer sosyal bilimleri değiştiren ve bu bilim dallarının konularının ortaya çıkardığı sosyal sorunlarla toplumun refahı konusundaki karşılaştıkları engellemeye çalışan, disiplinler arası bir alanı ifade etmektedir(Alcock ve diğerleri, 2011: 15).

Sosyal Politika ve Ekonomi: Ekonomi bilimi, ekonomik nitelikli olaylar ve bunların etkileşimi konusu üzerinde çalışmaktadır. Sosyal bir bilim olması dolayısıyla ekonomi bilimi de insan odaklıdır. Ancak ekonomi insan davranışlarının sadece ekonomik yönü ile ilgilenir. Ekonomi bu özelliği ile temeli toplumların refahı ve bu refahın yükseltilmesi olan sosyal politikadan ayrılır (Altan, 2011: 28). Ekonomi ile sosyal politika arasındaki bir diğer önemli fark, ekonominin işleyişinden kaynaklanan bazı problemler, ekonomi biliminin ilgi alanını oluşturmazken, sosyal politika ekonominin işleyişinden kaynaklanan sorunların odağındadır.

Sosyal Politika ve Sosyoloji: Bazı görüşlere göre sosyal politika sosyolojinin alt dalı olarak ifade edilmektedir (Alcock ve diğerleri, :11). “Sosyoloji en geniş anlamıyla insan davranış ve ilişkilerini ele alan bilim dalıdır” (Tezcan, 1995: 1). Bu çerçevede sosyal kesimler ve aralarındaki ilişki, sosyal politikanın önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Ancak sosyal politika ve sosyoloji arasındaki temel farklılık, sosyal politikanın bu ilişkileri düzenleyici politikalar ortaya koyabilmesi ve bu yolla sosyal refahın ve barışın sağlanmasına çabalamasıdır.

Sosyal Politika ve Hukuk: Hukuk, toplumda yaşayan insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, uyulması zorunlu kurallar bütünü olarak ifade edilmektedir. Sosyal politika ile hukuk arasındaki ilişki ise sosyal politikanın en önemli aracı olarak hukuki düzenlemelerin kabul edilmesi ve bu aracın hukuk sistemi tarafından üretilmesidir.

Sosyal Politika ve Endüstri İlişkileri:. Endüstri ilişkileri, Sanayi Devriminin bir ürünü olarak değerlendirilen, işçi ile işveren arasındaki bireysel ilişkilerden örgütlü gruplar arasındaki ilişkilere geçişle önem kazanan, devletin az veya çok müdahale ettiği, merkezinde üretim sonucu ortaya çıkan kârın bölüşümü ve çalışma koşullarının yer aldığı, toplu pazarlıklara dayalı, emek ile sermaye arasındaki kurumsallaşmış ilişkiler olarak tanımlanmaktadır” (Uçkan – Kağnıcıoğlu, 2004: 3). Bu tanımı ile sosyal politikanın dar anlamının konuları ile endüstri ilişkilerinin konularının çakıştığı söylenebilir.

Endüstri ilişkileri, oluşan bu ilişkilerin dokusunu ve gelişimini anlamaya çalışmaktadır. Sosyal politika ise, oluşan bu ilişkilerin toplumsal refah üzerindeki etkilerini sorgular ve uygulamaya koyduğu politikalarla bu ilişkilerin toplumsal refahı artırıcı şekilde düzenlenmesi yönünde çalışır.

Sosyal Politika ve İnsan Kaynakları Yönetimi İnsan kaynaklarının insan unsuruna yaklaşımı ile sosyal politikanın yaklaşımı oldukça farklıdır. Sosyal politika daha hümanist bir karakter taşırken, insan kaynakları yönetimi, konulara daha teknik bir rasyonellikle yaklaşmaktadır (Altan, 2011: 34).