Ünite 8: Sosyal Hizmette Müdahale Süreci

Müdahale Süreci

Sosyal hizmet mesleği, toplumsal değişimi, insan ilişkilerinde sorunların çözümünü, insanların güçlendirilmesini ve özgürleştirilmesini destekleyerek, iyilik hâllerinin gelişmesine yardımcı olur. İnsan davranışı ve toplumsal sistemlerle ilgili kuramlardan yararlanarak, insanların etkileşimde bulundukları sosyal çevreye yönelik müdahalelerde bulunur. İnsan hakları ilkeleri ve toplumsal adalet, sosyal hizmetin temellerini oluşturur (Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu, akt. Homer, 2015: 292).

Sosyal hizmet akademisyenleri müdahalenin gerçekte “baskıcı” bir terim olduğunu ileri sürerler. Zira müdahale ile “yardım etme” ya da “sorun çözme” amaçlansa da müdahale, aynı zamanda insanların sosyal alanlarına “karışmak”, onların yaşamlarına “girmek” anlamına da gelmektedir.

Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu sosyal hizmet müdahalesinin kapsamını tanımlarken politika, planlama ve gelişme gibi makro düzeydeki müdahaleleri, sosyal hizmetlerde daha geleneksel olan bireysel müdahalelerle eşdeğerde görmektedir. Sosyal hizmetin kapsamı şöyle belirlenmiştir: “Sosyal hizmet müdahalesi, birey odaklı psiko-sosyal hizmetlerden sosyal politika yapım süreçlerine katılıma, planlama ve geliştirmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu; danışmanlık, klinik sosyal hizmet, grup çalışması, sosyal pedagojik çalışma, aile tedavisi ve terapisi gibi çalışmalarla birlikte insanların toplum içindeki kaynak ve hizmetlerden yararlanabilmesi için yapılacak çalışmaları içerir. Ayrıca müdahale, kuruluş yönetimi, toplum örgütlenmesi, sosyal politika ile ekonomik gelişmeyi etkilemek üzere toplumsal ve politik eylemlerde bulunmayı içerir. Sosyal hizmetin bu bütüncül yaklaşımı evrenseldir, ancak sosyal hizmet uygulamasının öncelikleri kültürel, tarihsel ve sosyoekonomik koşullara bağlı olarak ülkeden ülkeye, dönemden döneme farklılaşmaktadır” (Homer, 2015: 296).

Planlı Değişim Sürecinin Parçası Olarak Müdahale

Homer’e (2015: 297) göre, müdahale soruna çözüm üreten basit bir eylem olarak değil, “birbiriyle sıkı şekilde bağlantılı ihtiyaçların tespit edilip değerlendirildiği ilk sözleşme aşamasından, mesleki eylemin temellerini ve müdahale şeklini oluşturmaya dek uzanan planlı bir dizi eylem” olarak görülmelidir.

Müdahaleyi sürecin içinde görebilmek, yani bütünlüğün içinde ele alabilmek için müdahaleden önceki ve sonraki aşamalara kısaca da olsa yer vermek gerekir. Tüm bu sürece “sistematik uygulama” (Thompson, 2014: 93) ya da “planlı değişim süreci” (Sheafor ve Horejsi, 2014: 221) adı da verilmektedir.

Planlı Değişim Süreci

  1. Tanışma/Bağlantı Kurma/Kabul: Bu süreçte sosyal hizmet uzmanı üç aşamalı eylem gerçekleştirir. Bunlar; hazırlık aşaması, bağlantı kurma ve kabul aşamalarıdır.
  2. Veri Toplama ve Ön Değerlendirme: Ön değerlendirme, sorunları ve eylem planı belirlemek için hizmet alanlardan, ilgili diğer kişilerden, kayıtlardan vb. kaynaklardan bilgi toplamayı ve bir tablo çizmeyi içerir.
  3. Planlama: Planlama, ön değerlendirme ve müdahale arasında bir köprü oluşturmaktadır.
  4. Müdahale: Değişim sürecinde en görünür olan aşamalar müdahale ve izleme aşamalarıdır. Bazen “eylem” aşaması olarak da adlandırılır (Sheafor ve Horejsi, 2014:385). Müdahale aşaması daha önce tanımlanan ihtiyaçları karşılamayı ve sorunları çözmeyi içerir.
  5. Değerlendirme/Gözden Geçirme: Uygulama sürecinde durum değiştikçe, değerlendirmelerin de değişmesi gerekebilir.
  6. Sonlandırma/Bağlantıyı Kesme: Sonlandırma sosyal hizmet uzmanı ile hizmet alan arasındaki mesleki ilişkinin sonunu ifade eder. Sonlanma başarılı veya başarısız olabilir.
  7. Son Değerlendirme: Her sosyal hizmet süreci aynı zamanda bir öğrenme sürecidir. Son değerlendirme de öğrenme deneyimlerini ortaya çıkarmada işlevseldir. Uygulamanın başarılı yanları, aksayan yanlarının nasıl güçlendirileceği ve genel olarak ne tür deneyimler elde edildiğine ilişkin değerlendirme daha iyi uygulamalar için verimli bir zemin hazırlar.

Genel anlamda, sosyal hizmetin bütünü bir süreçtir. Süreci dikkate almak sosyal hizmeti bir bütün, tek bir etkinlik hâline getirir. Süreç, içerikten ve çıktıdan farklıdır. Bu üçü birbiriyle bütünlük gösterir; sosyal hizmet de bu bağlamda sorunun tamamıyla ilgilenir. Sürece dayalı sosyal hizmet anlayışı, örneğin engellilik, yaşlanma, aile içi çatışma gibi sadece içeriğe atıf yapmaz ama bu içeriği de kapsayan süreci genel olarak tarif eder. Bu ise sosyal hizmetin tüm boyutlarıyla birlikte anlamlı olduğunu göstermektedir. Süreci gözden kaçırmak uygulamaya ilişkin analizin de gözden kaçmasına yol açar. Hedefler ve içerik ancak sürecin nasıl ve neyin üzerinde işlemekte olduğu (eleştirel diyalog, anlama, beceri, planlama ve düzenleme isteği, engelleri aşma becerisi vb.) işin içine katılarak anlaşılabilir (Payne 2015: 205-206).

Müdahale Yöntemleri ve Teknikleri

Birbiriyle çeşitli biçimlerde örtüşebilen müdahale düzeyleri şunlardır (Thompson, 2014: 102-103):

  • Bireyle Çalışma: En yaygın uygulamalardan biri olan bu çalışma biçimi, bireylerin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok bireyin sorunlarına çözüm üretmekte kullanılır. Bireysel güçlendirme için de uygun bir zemin sağlar.
  • Aileyle Çalışma: Bu çalışma biçimi ailenin tüm üyeleriyle birlikte sorununun çözümüne odaklanır ve ailede değişimi teşvik edebilir.
  • Grupla Çalışma: Sosyal hizmet uzmanının problemlerin çözümünde kolaylaştırıcı olarak yer aldığı bu çalışma biçimi, ortak sorunları olan insanların bu sorunları birlikte çözmelerini içerir.
  • Toplumla/toplulukla Çalışma: Çok yaygın olmayan bu çalışma biçiminde, sosyal hizmet uzmanları topluluğun sorunlarını ve bu sorunların çözümünde kullanılacak topluluk kaynaklarını belirlemede katalizör rolü oynar.

Aşağıda sosyal hizmetlerde çok yaygın olarak kullanılan müdahale yöntem ve tekniklerine yer verilmiştir.

Görev Odaklı Uygulama : Kısa dönemli problem çözme yaklaşımıdır ve bireylere, ailelere, gruplara ve topluma uygulanabilir. Uygulamanın adımları şu şekildedir: (1) hazırlık, (2) problemlerin belirlenmesi (problem taraması, problemin detayları, problemin öncelikleri), (3) amaç ve süreyi belirleme, (4) planlama ve görevleri belirleme, (5) çalışmanın sonlandırılması.

Krize Müdahale : Kriz yorucu ve yıpratıcı bir olay sonucunda kişinin hayatını sürdürebilmesini engelleyen ani ve geçici çöküntü olarak tanımlanabilir. Kriz müdahalesi, kriz yaşayan hizmet alanın problem çözme becerilerini artırmak için hizmet alanın kaynaklarına ve güçlü yönlerine odaklanan kısa bir müdahaledir. Kriz müdahalesi bir kriz durumunun hemen sonrasında bireylerle, ailelerle, topluluklarla çalışmak için uygundur ve kısa sürelidir (Teater, 2014: 229).

Bakım Yönetimi : İnsanların kurum bakımına ihtiyaç duymalarını önleyecek hizmetleri içerir.

Rol Değiştirme : İnsanlar, başka birinin bakış açısını anlamaya başladıklarında ilişkiler genellikle olumlu yönde değişir. Bu teknik, kişiler arası ilişkilerde çatışmaların yaşandığı zamanlar çok uygundur.

Yeniden Çerçeveleme : Yeniden çerçevelemenin amacı, hizmet alana, yaşadığı bir deneyime yüklediği olumsuz anlamı değiştirebilmesi için yardımcı olmaktır.

Ev Ödevleri : Bu teknik hizmet alanla yapılan görüşmeler arasında sosyal hizmet uzmanının hizmet alandan yapmasını istediği çeşitli eylemlerdir.

Yüzleştirme : Bu teknik hizmet alanların yüzleşmek istemedikleri durumların farkına varmalarını sağlamak amacıyla kullanılır.

Danışmanlık : Sosyal hizmet uzmanı hizmet alanların seçeneklerini, duygularını, içinde bulundukları durumu anlamaları yönünde danışmanlık yaparlar.

Arabuluculuk : Arabuluculuk rolü, taraflar arasındaki tartışmalara müdahale etmek, aralarında uzlaşma sağlamak ya da karşılıklı memnuniyet sağlanacak anlaşmalara erişmek (Zastrow, 2014: 101) amacıyla, otoritesi ya da karar alma yetkisi olmayan üçüncü bir kişinin dâhil olmasıdır. Arabuluculuk, tarafları ortak ve herkes için faydalı olacak çözümü bulmak için yönlendirmektir.

Savunuculuk : Savunuculuk kendi çıkarlarını savunamayan hizmet alanların çıkarlarını korumayı içerir.

Sosyal hizmetlerde beş önemli tehlikeli uygulama biçimi vardır:

  1. Rutinleşmiş uygulama: Hizmet alanlar arasındaki farkın gözden kaçırılmasına, koşullara ilişkin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşamama, durumun önemli yanlarını atlamaya vb. yol açabilir.
  2. Savunmacı uygulama: Sosyal hizmet uzmanının görevinin gerekleri yerine getirmekten ziyade “kendini kollamaya” odaklanan uygulama biçimidir. Bu uygulama tutumu, sosyal hizmet uzmanının hizmet alanlar ve meslektaşlarıyla olan ilişkilerini zedeler.
  3. Yenilgiyi kabullenici uygulama: Sosyal hizmet zor bir iştir; başarı kadar başarısızlık ve hayal kırıklığı da yaşatır. Yenilgiyi baştan kabul etmek yerine müdahalenin ne kadar başarılı olacağına dair gerçekçi beklentiler oluşturulmalıdır.
  4. Kaotik uygulama: Zamanı etkili bir şekilde yönetememek, etkili iletişim becerilerini kullanamamak, kayıtları eksik tutmak, sistematik çalışmamayı içerir. Günlük tutmak, öncelikleri belirlemek, kayıtları yenilemek gibi davranış rutinleri geliştirilmelidir.
  5. Baskıcı uygulama: Hizmet alanın yaşamında etkili olan baskı ve ayrımcılığın önemini görmezden gelme, uygun olmayan dil kullanarak ayrımcılığı derinleştirmek, tıbbi modeli kullanmak, yetkiyi kötüye kullanmak gibi uygulamaları içerir (Thompson, 2014: 184-191).

Sosyal Hizmet Uygulamasında Değerlerin Yeri

Sosyal hizmetlerde değerler, klasik olarak, sosyal hizmet uzmanlarının hizmet alanlara nasıl davranması gerektiğine ilişkin bir tür davranış standartları listeleri oluşturularak ele alınmıştır. Sosyal hizmet alanındaki değerler konusu tartışmalı ve çekişmeli bir alandır. Bu, sosyal hizmetlerin değişen doğası dolayısıyla böyledir; mesele, bu tartışmanın bir noktaya bağlanması değil, alanın tartışmalı olduğunu takdir etmektir.

Doğası gereği değerler çoğuldur ve bu çoğulluk aynı zamanda aralarında çelişki olabilecek değerlerin varlığına işaret eder.

Hizmet alanlarla her günkü etkileşimlerinde pek çok etik ikilem yaşadıkları göz önüne alınırsa, sosyal hizmet uzmanlarının neden kişisel, mesleki ve kurumsal değerleri eleştirel sorgulamaya tabi tutmaları gerektiği daha iyi anlaşılabilir.

Sosyal hizmetlerde günümüzde benimsenen mesleki değer ve ilkeler yaşadığımız çağa ve toplumlara özgüdür ve tarihsel ve toplumsal değişim sürecinin ürünüdürler.

Sosyal hizmet uzmanlarının davranışlarına rehberlik eden ve bu davranışları düzenleyen etik yönetmelikler, değerlerin belirsizliğini azaltarak, onları daha somut hâle getirirler ve değerler ile değerlerin pratikte uygulanması arasında bir köprü işlevi görürler.

Sosyal hizmetleri de içeren farklı mesleklerin etik yönetmeliklerini inceleyen Banks (akt. Dalrymple ve Burke, 2006: 87-89), çağdaş etik yönetmeliklerde şu ortaklıkları saptamıştır:

  • Mesleğin ana amacını ya da hizmet idealini ortaya koyan ifadeler : Örneğin sosyal hizmetlerin birincil amacının sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine bağlılık olduğunun beyan edilmesi.
  • Profesyonellerin karakterlerini/özelliklerini ya da erdemlerini ortaya koyan ifadeler: Örneğin, meslek profesyonellerinin açık, dürüst, güvenilir ve adil olması.
  • Etik ilkeleri ortaya koyan ifadeler : İçeriği ve yazılma biçimleri değişse de etik yönetmelikler içinde her zaman etik ilkeler vardır. Örneğin, hizmet alanların bilgilenerek karar verme hakkına saygı duymak ve kararların hizmet alanlarla birlikte verilmesini sağlamak.
  • Etik kurallar : Profesyonellerin yapmamaları gereken davranışları içeren ifadelerdir. Örneğin, hizmet alana ilişkin kişisel bilgilerin kötüye kullanılmaması ya da profesyonelin ya da kurumun informel ya da zorlayıcı gücünü, seçeneği olmayan hizmet alanlara karşı kullanmamak.
  • Mesleki pratiğin ilkeleri : Bu ilkeler meslek yönetmeliğinin içinde yer alırlar ve iyi uygulamaları yansıtırlar. Örneğin, hizmet alanların şikâyette bulunmalarına yardımcı olmak, şikâyetleri ciddiye almak ve şikâyetlere cevap vermek ya da uygun kişiye yönlendirmek.
  • Mesleki pratiğin kuralları : Mesleki pratiğe ilişkin spesifik bir rehberdir. Örneğin, meslek profesyonellerine hizmet alanlardan para ya da hediye alınmamasının hatırlatılması.

Değer : Özü itibariyle hem bireylerin hem grupların kendileri ve içinde yaşadıkları toplum hakkında benimsedikleri inançlar, fikirler ve varsayımlardır. Değerler, insanların günlük yaşamlarına rehberlik eden toplumsal normların ve kültürün bir parçasıdır (Eby, 2000).

Etik: Felsefenin doğru ve yanlışla ilgili olarak rehberlik sunan bölümüdür. Mesleki uygulamaya da mesleki ilkeler rehberlik etmektedir. Mesleki ilkeler, yaygın kabul görmüş değerlerin temelini oluşturduğu etik kurallardır (Shardlow, 2015: 72).

Sosyal Hizmet Değerleri

Bireysellikten Uzaklaşma: Sosyal hizmetlerde özgürleştirici bir değer olarak görülen bireysellikten uzaklaşmanın, bireyin biricikliğini tanımak, bireyin kendi başına değerli olduğunu kabul etmekle çelişmediğini belirtmek gerekir. Bireysellikten uzaklaşma, sosyal hizmet uzmanının, bireyi salt birey olarak göremeyeceği, toplumdaki daha geniş grupların bir parçası olarak görmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Özellikle hizmet alan birey baskı gören grubun bir parçasıysa, bireyi daha geniş sosyal bağlam içinde görmek daha önemli hâle gelir (Thompson, 2013).

Baskı Karşıtı Sosyal Hizmet Uygulaması

Eleştirel Sosyal Hizmet Yaklaşımı

Genel olarak eleştirel sosyal hizmet yaklaşımı, eleştirel teorilerden devşirilen pek çok perspektifi barındıran kapsayıcı bir yaklaşımdır ve bu yaklaşım içinde en başta perspektif olan baskı-karşıtı uygulama, artık sağlık ve bakım hizmetlerinde de kullanılmaya başlanmış olmasına rağmen, orijinal olarak sosyal hizmet alanında geliştirilmiştir. Genel olarak amacı, sosyal adaleti teşvik etmek olan eleştirel sosyal hizmet yaklaşımı, içerici ve katılımcı yollarla teori ve pratik geliştirmekle ilgilenir.

Eleştirel sosyal hizmet yaklaşımı içinde pek çok farklı anlayış olmasına (feminist sosyal hizmet, ırkçılık karşıtı sosyal hizmet, radikal sosyal hizmet ve yapısal sosyal hizmet) rağmen, Hick (akt. Dalrymple ve Burke, 2006: 18) eleştirel sosyal hizmetin aşağıdaki bileşenlerine vurgu yapar:

  1. Eleştirel sosyal hizmet, baskı üreten yapıların insanların günlük yaşamlarında nasıl yeniden üretildiğini sorgular.
  2. Eleştirel sosyal hizmet baskıyı üreten yapıların ideolojik süreçlerle yeniden üretildiğini ileri sürer.
  3. Eleştirel sosyal hizmet, genellikle pozitivizm adı verilen başat sosyal bilim tarzını eleştirir.
  4. Eleştirel sosyal hizmet insanların sosyal değişime katılımını/katılabileceğini öngörür.

Baskı Karşıtı Sosyal Hizmet Uygulaması: Genel Yönelim

Eleştirel sosyal bilim teorilerinden yararlanan, insancıl değerler ve sosyal adalet değerleri tarafından yönlendirilen ve baskıya maruz kalan insanların deneyim ve görüşlerini dikkate alan eleştirel bir sosyal hizmet yaklaşımıdır.

Baskı Karşıtı Sosyal Hizmet Uygulaması: Üç Bileşenli Süreç

Güçlendirme : İnsanların tek tek, gruplar ve topluluklar içerisinde güçlerini ortaya çıkartarak hayatlarının kontrollerini ellerine almalarında, başkalarıyla paylaşılan ya da belirlenen hedeflere ulaşmalarında kendilerine yardımcı olma kapasitesidir (Burke ve Dalrymple, 2015:310).

Güçlendirme olumlu sosyal değişikliğe yol açan bir süreç olduğu için sosyal hizmet alanında hem müdahale sürecine yönelik bir uygulama anlayışını hem de bir değeri temsil eder. Ancak, kavramın popüler olması ve yanlış anlaşılması bu sürecin içeriğini boşaltma riski taşır.

Katılım ya da Birlikte Çalışma: Katılım, baskı karşıtı sosyal hizmet uygulamasında, uygulamanın tüm süreçlerinde hizmet alanın kendi hayatını etkileyen kararlara aktif olarak katılmasını ifade eder.

Thompson (2013) birlikte çalışma temelli çalışmanın müdahale sürecinin en başından en sonuna kadar her aşamada uygulanabileceğini ifade eder.

Katılımın ya da birlikte çalışmanın daha ileri boyutu, hizmet alanların, hizmetlerin planlanması ve hizmet konusunda politika geliştirilmesinde söz sahibi hâline gelmesidir.

Baskı karşıtı sosyal hizmet uygulamasında hizmet alanların sürece katılmasındaki en büyük zorluklardan biri sosyal hizmet uzmanı ile hizmet alan arasındaki verili güç hiyerarşisidir.

Minimal Müdahale : Baskı karşıtı sosyal hizmet uygulaması öncelikle “müdahale” kavramının kendisini ve bu sürecin güçlenme ve sosyal adaletle ilişkisini sorunlaştırır.

Genel olarak hizmet alanların hayatlarına “karışma” ile hizmet alanlara yardım etme arasındaki dengenin gözetilmesiyle gerçekleştirilen müdahale anlamına gelir.

Müdahalenin minimalliğini şekillendiren zemin, müdahaleye karar verme sürecidir.

Minimal müdahale anlayışının önleyici stratejiler olmaksızın başarıya ulaşamayacağı vurgulanmaktadır.