Ünite 6: Sosyal Hizmette Ceza Adalet Mevzuatı

Giriş

Sosyal hizmette ceza adalet mevzuatı suça yönelen bireylerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması temel olarak hedeflenmektedir. Bu yaklaşım da ceza adalet sisteminin insancıllaştırılmasına önemli katkılar sunmaktadır. Ceza adalet sürecinde hem fail hem de mağdura bakışın değişimi, suçu önleme politikalarında değerlerin insancıllaştırılması, tedavi ve rehabilitasyon ve haklar ve savunuculuk kavramları birey merkezli ceza adalet politikalarının altını çizmektedir. Sosyal hizmet uzmanlarının ceza adalet sisteminin yasal sınırları içinde sosyal hizmet uygulamasının sosyal hizmetin değerleri ve sosyal adalete bağlılığı çerçevesinde yapabilmesi için; öncelikle bu alanla ilgili mevzuata hakim olmaları, bu uygulamanın mesleğin kredibilitesini artırması ve hizmet kullanıcıları olan müracaatçı ve müracaatçı sistemlerine kaliteli hizmet verebilmesi açısından oldukça önemlidir. Sosyal hizmet uygulaması ceza adalet sisteminde kolluk kuvvetleri, mahkemeler, cezalandırma ve yasalar/mevzuat gibi dört temel alanda gerçekleşmekle birlikte yoksulluk, evsizlik, ev içi şiddet, boşanma, çocuk refahı, çocukların korunma altına alınması, çocuk velayet davaları, çocuk suçluluğu, mağdur ve suçlu hakları, uzmanlık ve mesleki yeterlilik gibi yasalar ve mevzuat çerçevesinde daha özel uygulama alanlarını kapsamaktadır (Maschi, Killian 2011, Patterson, 2012).

Ceza Adalet Sistemi ve Sosyal Hizmet Kuram ve Yaklaşımların Etkisi

Ceza adalet sistemi, çok sayıda alt sistemden oluşan bir sistem olarak tanımlanmıştır (Cole ve Smith, 2004; Frase ve Weidner, 2002). Ceza adalet sistemini sayısız alt sistemden oluşan bir sistem olarak görmek, sosyal hizmet uygulaması ve bu uygulamanın dayandığı temel yaklaşımlardan biri olan ekosistem perspektifi ile tutarlıdır. Bireyler sadece ceza adalet sisteminin çeşitli alt sistemleri ile etkileşime girmez, aynı zamanda ailelerle, içinde yaşadığı topluluklarla ve diğer kurumlarla da etkileşime girerler. Ekosistem perspektifi, ekoloji ve sistem teorisi alanındaki kavramları bir arada kullanır. Bu bakış açısı, bireylerin sosyal ve fiziksel çevreleriyle etkileşime girdiklerini göstermektedir. Doğal olarak, bu etkileşimin sonucu bireyin davranışlarını etkiler.

Ceza adalet sistemi üzerinde bazı perspektiflerin etkisi büyüktür. Bu bakış açıları suç yasalarının yürürlüğe girmesini, kanun-politika ve uygulamalarını, mahkeme süreci ve cezalandırma reformlarını etkilemiştir. Bu perspektifler:

  • Suçun kontrolü perspektifi
  • Rehabilitasyon perspektifi,
  • Süreç perspektifi,
  • Adalet perspektifi,
  • Onarıcı adalet perspektifi,
  • İntikamcı adalet perspektifi
  • Terapötik hukuk uygulamaları perspektifinden oluşur

Sosyal hizmet mesleği için en çok ilgi çeken üç bakış açısı; rehabilitasyon, onarıcı adalet ve terapötik hukuk perspektifleridir.

Rehabilitasyon yaklaşımları, sosyal hizmet mesleğini en çok ilgilendiren ceza adaleti perspektiflerinden biridir. Rehabilitasyon, yalnızca kamu güvenliği konularına odaklanmakla kalmaz, aynı zamanda suçlu ve mağdurların zihinsel sağlık ve madde kötüye kullanımı tedavisi yanı sıra ya da ikincil travma yaşayan suç ve adalet sistemindeki uzmanların da tedavi görmelerini sağlar.

Adalet perspektifi, ceza adaletine katılan tüm bireylere aynı şekilde davranılmasını vurgulamaktadır. Adalet sisteminin amacına ulaşmak için kullanılan yöntemlerden biri de adli takdir yeterliliğinin azaltılmasıdır. Örnek olarak çeşitli davalarda suçluya sert veya hafif cezalar verirken, hakimlerin kendi insiyatiflerini kullanma gücünün azaltılması verilebilir.

Terapötik hukuk perspektifi ise yasanın bireyin duygusal yaşamı ve psikolojik iyi oluşu üzerindeki etkisinin geleneksel olarak dikkate alınmayan alanına bakar. Dikkate alınsa da alınmasa da hukukun psikolojik alanda sonuçları olan sosyal bir güç olduğunu kabul eder. Ayrıca terapötik hukuk perspektifi hukukun terapötik açıdan müthiş iyileştirme potansiyel rolüne inanır ve bu süreci inceler.

Sosyal Hizmet ve Hukuk

Hukuk birey, toplum ve devletin hareketlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini; yetkili organlar tarafından usulüne uygun olarak çıkarılan, kamu gücüyle desteklenen, muhatabına genel olarak nasıl davranılması yahut nasıl davranılmaması gerektiğini gösteren ve bunun için ilgili bütün olasılıkları yürürlükte olan normlarla düzenleyen normatif bir bilimdir.

Sosyal hizmet uygulamasında çok önemli olan hukuk müracaatçıyı etkileşim açısından hem bireysel hem de gruplar ve toplum arasında farklı yollarla etkileyebilir. Birçok sosyal hizmet müracaatçısı, çocuk koruması, ceza adaleti veya zihinsel sağlık gibi yasal sistemlerde yer almaktadır.

Hukuk ve sosyal hizmet uygulamaları arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Sosyal hizmet uygulamasının yasalar/mevzuat tarafından etkilenmesini konu alan çok temel bir anlayış olmakla birlikte bu uygulama mevzuat kurallarının çok daha fazlasını kapsamaktadır.

Sosyal Hizmet Değerler ve İlkeleri

Sosyal adalet ve insan hakları ilkeleri, sosyal hizmet için esastır ve hukuka ve sosyal hizmet uygulamalarını nasıl etkilediğine dair derinlemesine bir anlayış olmadan etkili bir şekilde uygulama yapmak imkansız olacaktır (Raymond, 2000; Robert, 2003; Patterson, 2012).

Ceza Adaleti ve İnsan Hakları

Bir insanın adil bir ceza adalet sistemi hakkı, temel bir insan hakları konusudur. 1948’de kabul edilen Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin 7. ve 8. maddesine göre,genel anlamda herkesin yasa önünde eşit ve yasanın eşit şekilde korunmasına ilişkin herhangi bir ayrımcılığa uğramaması ve herkesin anayasa ya da kanunla kendisine verilen temel hakları ihlal eden eylemler için yetkili ulusal mahkemeler tarafından etkili bir başvuru hakkına sahip olduğunu belirtmektedir.

Ceza Adalet Sisteminde Sosyal Hizmet Uygulamasının Etkileri

Ceza adalet sisteminde hem mağdur hem de suçlu ile çalışmak oldukça zordur. Bir mağdura hizmet vermek empati gibi bazı temel becerileri gerektirir. Sosyal hizmet uzmanları bir suç mağduru ile empati kurmayı daha kolay bulabilirler. Bununla birlikte, suç işleyen biriyle çalışmak, özellikle işlenen suçun türüne (tecavüz, çocuk cinsel istismarı vs.) bağlı olarak empatik olmak daha zor olabilir.

Türkiye’de Ceza Adalet Sisteminde Sosyal Hizmet

Ceza adalet sistemlerinin sosyal çalışma disiplini ve sosyal hizmet uzmanları ile birlikte çalışması bir gerekliliktir.

Ceza adalet sistemi içerisinde sosyal hizmet uzmanlarının karşılaştığı çocuk ve yetişkinler için bilimsel literatürde iki ayrı sistemden söz edilmektedir. Bunlar; 18 yaşına kadar çocuk ve gençleri kapsayan çocuk adalet sistemi, diğeri de yetişkinleri kapsayan ceza adalet sistemidir.

Adalet Sistemi Bünyesinde Sosyal Hizmet Uygulaması

Adalet sistemi bünyesindeki bulunan sosyal çalışmacılar tarafından yürütülen aşağıdaki faaliyetler “anahtar” görevi taşımaktadır:

  • Yakalama anında çocuğa destek olmak
  • Çocuğun durumu ve karakter özellikleri hakkında sosyal inceleme raporları hazırlamak
  • Yönlendirme işlemini organize etmek
  • Toplumdaki genç suçluları denetlemek/süpervize etmek
  • Hapis cezası süresince destek sağlamak
  • Salıverilme için hazırlık çalışmaları yapmak
  • Salıverilme sonrasında çocuğa destek sağlamak (tamamlayıcı bakım)

Çocuk Adalet Sistemi: Çocuk Mahkemeleri

Suç mağduru ve suça sürüklenen çocukların yargılanma süreçlerinin yetişkinlerinkinden farklı olması gerekliliği uluslararası belgelerde yer almıştır. Çocuk mahkemeleri, yalnızca çocuğun işlemiş olduğu suçlarla ilgili vakalarda değil aynı zamanda çocuklara karşı işlenmiş olan suçlar (ihmal ve istismar) ile ilgili de görevlendirilmiştir.

Çocuk mahkemeleri; Suç işleyen çocukların yargılandığı, yargıç ve savcısının özel eğitimden geçirildiği, sosyal çalışmacının çocuğun durumu üzerine rapor vererek yargılamayı yönlendirebildiği özel bir mahkemedir. Çocuk mahkemesinin felsefesi dört noktaya dayalıdır:

  • Ceza için tek yargı rehabilitasyon olmalıdır.
  • Çocuklar olgunlaşmadıkları için onlara yetişkin suçlu gibi davranılmamalıdır.
  • Suçlu olduğu kabul edilen çocuklar, genellikle ıslah edici bir kuruma yerleştirilmeleri yerine denetim altına alınmalıdır.
  • Çocuklar, onların problemlerini anlayacak bir mahkemeye gönderilmelidir.

Çocuk Mahkemesi: Çocuklar Hakkında Verilen Kararlar

3.7.2005 tarihinde kabul edilen ve 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 numaralı Çocuk Koruma Kanunu, TCK’nin 56. maddesi tarafından emredilen “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri” ile “korunma ihtiyacı olan çocuklar” ve “suça sürüklenen çocuklar” hakkında uygulanacak olan “koruyucu ve destekleyici tedbirleri” düzenlemiştir. Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler;

  • Danışmanlık Tedbiri
  • Eğitim Tedbiri Madde
  • Bakım Tedbiri
  • Sağlık Tedbiri
  • Barınma Tedbiri
  • Veli, Vasi, Bakım ve Gözetimden Sorumlu Kişiye Teslim Tedbiri

Acil Korunma Kararı; Kanun çocuğa yönelik tehlike bulunan durumlarda çocuğun hemen koruma altına alınabilmesi için özel bir mekanizma öngörmüştür. Bunun ismi acil koruma kararıdır.

15 Yaşından Küçük Olan Çocuklar Hakkında Mahkeme Kararları; 15 yaşından küçüklerin ceza hukuku karşısındaki durumunu belirleyebilmek için hukukumuzda, “kısmi mesuliyet” ifadesine yer verilmiştir. Ayrıca 15 yaşından küçük ancak 12 yaşından büyük çocukların işledikleri fiiller her olayda resen araştırılır. Bu yaş grubunda bulunan çocuklar yönünden tutuklama konusunda sınırlayıcı kurallar bulunmaktadır. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı 5 yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.

15 Yaşından Büyük Olan Çocuklar Hakkında Mahkeme Kararları; Suçun işlendiği tarihte 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını doldurmamış bulunan çocuklar hakkında suç soruşturması Cumhuriyet Başsavcısı tarafından veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yerine getirilecektir (ÇKK, md.l5, Yakalama Yön. md.19). Suç tarihinde 15 yaşını bitirmiş olanlar hakkındaki yargılama çocuk mahkemelerinde yürütülecektir.

Suç tarihinde on sekiz yaşını bitirmemiş çocuklar hakkında tedbir uygulaması istemlerinde de çocuk mahkemeleri görevlidir. Sanık, on sekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.

Kapalı Kurumlar: Çocuk ve Gençlik Cezaevleri, Çocuk Eğitimevleri; Çocuklar için kurulan ceza infaz kurumları kapalı ve açık sistemdir. Kapalı olanlar tutuklu çocuklar için, hükümlüler için ise çocuk eğitim evleri mevcuttur.

Çocuk kapalı ceza infaz kurumları, çocuk tutukluların ya da çocuk eğitim evlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı kurumlara nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır.

Diğer Tedbirlere Hükmedilmesi; Temel prensip, çocuğun ailesi ile birlikte olma ve onun yanında korunmasıdır. Bu aynı zamanda ÇHS’ye göre en temel haklardan biridir. Aile ve Sosyal Politikalar il müdürlükleri, korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç aile, çocuk, sakat ve yaşlılar ile sosyal hizmetlere muhtaç diğer kişileri tespit ve inceleme ile görevlidir.

Bir çocuk hakkında tedbir kararı alınmasını talep etmeye yetkili olan kimseler şunlardır: Veli, vasi, bakmakla mükellef olan kimse veya Cumhuriyet Savcılığı; belirtilen bu kişiler dışında herkes, Cumhuriyet Savcılığına ihbar eden sıfatı ile başvurmak suretiyle süreci başlatabilir.

  • Uzlaşma
  • Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
  • Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesinin Koşulları
  • Erteleme Süresi
  • Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmesi

Ceza Hukukunda Çocuklar

Ceza hukukunda çocukların sorumluluğu ve kovuşturma ve yargılama sürecine ilişkin kanun maddeleri ve cezalar ile güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını sağlayan ilgili ceza kanun maddeleri aşağıda verilmiştir.

  • Çocukların Ceza Sorumluluğu konusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
  • Soruşturma ve Kovuşturma-Yargılama Süreci konusunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Emniyet Genel Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü/Büro Amirliği Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği
  • Cezalar ve Güvenlik Tedbirleri konusunda da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler aşağıda başlıklar hâlinde sıralanmıştır.

  • Kanunun hükmü ve amirin emri (TCK M.24)
  • Meşru savunma ve zorunluluk hâli (TCK M.25)
  • Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (TCK M.26)
  • Sınırın aşılması (TCK M.27)
  • Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit (TCK M.28)
  • Haksız tahrik (TCK M.29)
  • Hata (TCK M.30)
  • Yaş küçüklüğü (TCK M.31)
  • Akıl hastalığı (TCK M.32)
  • Sağır ve dilsizlik (TCK M.33)
  • Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma

Türk Ceza Adalet Sisteminde Denetimli Serbestlik

Ceza infaz kurumlarında yaşanan aşırı kalabalıklaşma, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilenlerin sayısındaki fazlalık ve son yıllarda hafif suçlar işlemiş olan suçluların toplum içerisinde rehabilite edilmesinin tercih edilmesine yönelik anlayışın yaygınlaşması, hem suçlulara hem de suç mağdurlarına yardım anlayışının gelişmesi gibi nedenlerle denetimli serbestlik sisteminin kurulması bir zorunluluk hâline gelmiştir.

2005 yılında yürürlüğe giren temel ceza kanunlarında toplum içinde infazı öngörülen yaptırım ve tedbirlerin yerine getirilmesi ile suç mağdurları ve faillere yardım edilmesi amacıyla 2005 yılında yapılan düzenlemeler sayesinde ceza adalet sistemi içerisindeki yerini almıştır.

Çocuklar için denetimli serbestlik hizmetleri şu şekildedir.

  • Eğitim ve eğitime devam ettirme çalışmaları
  • Psiko-sosyal destek
  • İş ve meslek edindirme kurslarına yönlendirme
  • Tedavi hizmetleri

Kadınların Adalete Erişimi

Kadınların adalete erişimleri, toplumsal konumları sebebiyle özel bir incelemeyi hak etmektedir. Hukuksal bir sorunla karşı karşıya kalan kadınların mahkeme aşamasındaki konumları, yasaların tarafsız düzenlemelerini pratikte eşitsizlikle sonuçlandırabilmektedir.

2012 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun-6284 Sayılı Kanun

Bu kanunun ile 14.1.1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılarak yerine daha kapsamlı bir şiddet önleme yasası getirilmiştir. Kanun odağı, kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten korumaktır.

Onarıcı Adalet; Öncelikle onarıcı adaletin temel prensiplerini ortaya koyan 4 dokümandan bahsetmek gerekmektedir. Bunlar;

  1. Leuven Deklarasyonu (1997),
  2. Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti üzerinde NGO’ların İttifakı (NewYork),
  3. Onarıcı Adalet El Kitabı (1998) ve Kriminal Konularda Onarıcı Adalet Programlarının Kullanımına İlişkin Temel Prensipler Taslak Deklarasyonu (1999) ve
  4. Onarıcı Adalet Standartları, Onarıcı Adalet Konsorsiyumu (1999)’dur.

Onarıcı adaletin temel prensiplerini şu şekilde sıralamak mümkündür.

  • Hukuk ve adalet aynı anlama gelmemektedir,
  • Onarıcı adalet; suçlu, mağdur ve toplumun ihtiyaçlarına karşı dengeli bir yaklaşım gerektirir, birinin diğerine tercih edilmesi söz konusu değildir,
  • Onarıcı adalet için bir sahip söz konusu ise bu toplumdur,
  • Mağdursuz suç yoktur, her suçun en azından bir mağduru ve bir faili vardır,
  • Fail, mağdur ve tüm toplum, suçla verilen zararın giderilmesine yönelik duyulan ihtiyaçlar üzerinde bir konsensüse varmalıdır,
  • Suçlu ve mağdurun onarıcı adalet sürecine katılımı tamamen gönüllülük esasına dayanmalı ve verilen karar hür irade ürünü olmalıdır,
  • Onarıcı adalet kavramı kültürel olarak kabul edilmeli ve davranış kalıbı olarak sergilenmelidir (internalization),
  • Suçlu, mağdur ve toplumun suç sonrası gördüğü zararın giderilmesi 3 seviyede sağlanmalıdır: Fiziksel, psikolojik ve duygusal,
  • Başarı, suçlu ile mağdurun topluma tamamen reentegre olmaları ile mümkündür,
  • Mağdur ve suçlu bir arada çalışarak ve birbirlerini anlayarak toplum tarafından kabul edilen değerlerden istifade edebilirler ve içlerindeki Tanrı/Allah fikrini bulup ortaya çıkarabilirler (Doğan, 2005).

Onarıcı Adalet ile İlgili Ulusal Mevzuat; Cumhuriyet Savcısı; faile, suçtan dolayı sorumluluğu kabul edip etmediğini sorar. Fail, fiilinden doğan maddi ve manevi zararın bir kısmını veya tamamını gidermeyi kabul ederse bu durum mağdura ve vekiline bildirilir. Mağdur, uğradığı zararın tamamının veya bir kısmının giderilmesini isterse soruşturma sürdürülmez. Buraya kadar yapılan işlemler Cumhuriyet Savcısının yetkisindedir.

Uzlaşma, mahkeme tarafından yargılama aşamasında da yapılabilir. Aralarında iştirak olsun veya olmasın birden fazla şahıs tarafından işlenen suçlarda ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.

Ceza Adalet Sisteminde Sosyal Hizmet Uzmanının Rol ve Sorumlulukları

Sosyal hizmet uzmanları ve diğer alan uzmanları (meslek elemanları)nın görev tanımları arasında:

  • Bilirkişilik
  • Çocuğa yardım etmek ve hukuksal konularda yol göstermek
  • Tedbir ve mahkumiyet kararlarını takip etmektir.

Sonuç olarak Türkiye’de sosyal hizmet uzmanlarına ceza adalet sistemi içinde görevlerini icra ederken rehberlik edebilecek ilke ve esaslar:

  • Gizlilik
  • Mesleki yeterlilik
  • Profesyonel düzeyde ilişki ağı kurabilme
  • Kanıt temelli uygulama (araştırmaya ve mevzuata dayalı en son kuram ve uygulama bilgisinin takibi)

Sosyal hizmet uzmanları toplum temelini dikkate alarak aşağıdakileri yapma fırsatına sahiptir:

  • Suç kayıtları nedeniyle resmi gelir ve hizmet programları açısından ayrımcılığa maruz kalan bireyler ve aileler için savunuculuk sağlamak
  • Sosyal hizmet uzmanları ve diğerleri arasında bu nüfusa hizmet etmek için bağlantıları artırmak
  • İhtimal dahilindeki tüm gelir ve konut kaynaklarını araştırmak,
  • Oylama haklarını geri kazanma çabalarının yanı sıra, önceki suç kayıtlarının istihdamı engellemesine son vermeye çabalamak,
  • Güçlendirme odaklı programları geliştirmek ve teşvik etmek ve bu çabaları toplum gelişimi ve sosyal eylemle ilişkilendirmek,
  • Terapötik toplulukların gelişimini teşvik etmek

Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçıların kişisel, kişiler arası ve politik boyuttaki problemleri konusunda bilinçlerini arttırmaya yardımcı olacak şekilde farkındalık geliştirmeye çalışırlar.

Bir Uygulama Alanı Olarak Adli Sosyal Hizmetin Tanınması

Adli sosyal hizmet, sosyal refah alanında kanun ve mevzuatı ve kanun ile ilgili profesyonellerin eğitimine odaklanan uygulama ortamlarında yasalar çerçevesinde kendi mesleki değerleri bağlamındaki çalışmaları ile tanımlanmaktadır. Bu tanımlama sosyal hizmetin aile içi şiddet ve mahkemeler, çocuk suçluluğu ve yetişkin cezalandırılması ve kolluk kuvvetleri gibi uygulamaları kapsamaktadır.

Adli sosyal hizmeti süreç olarak; çocuk ve yetişkin, suçlu ve suç mağdurları ile çalışmada sosyal hizmetin rolleri, uygulamaları ve politikaları ile tanımlanır.