Ünite 3: Sosyal Hizmetin Yöntem ve Teknikleri

Sosyal Çalışma Mesleğinin Kuramı

Sosyal çalışma mesleği, yaklaşımsal arayışlarını meslekleşmeye başladığı dönemlerden beri sürdürmüştür.

Sosyal çalışma mesleğinin gereği olan sistematik kuram, başta psikoanalitik kuram olmak üzere; çözümlemeye çalıştığı sorunlara uygun olarak seçtiği diğer kuramlar ve pratikte elde ettiği verilerin analizinden ortaya çıkan deneysel (ampirik) bilgi ile bütünleştirerek oluşturmuştur. Başka bir açıdan sosyal çalışmanın dayandığı kuram, ikili bir yapıyı içerir. Kuramsal bütünlüğün birinci gövdesi, sosyal çalışmanın mesleksel bilgisi, ikinci gövdesi ise disiplinlerarası düzeyde değerlendirilen, toplumsal bilimlere ilişkin kuramlardır.

Farklı kuramlar temelinde oluşan bilimsel ekollere dayalı olarak gelişen yaklaşımlar arasında özellikle bireyle çalışmada kullanılanlar şunlardır:

1. Genel Yaklaşımlar:

  • Psiko-sosyal yaklaşım
  • İşlevsel yaklaşım
  • Sorun çözme yaklaşımı

2. Davranışsal yaklaşımAra Yaklaşımlar:

  • Aile tedavisi yaklaşımı
  • Kriz yaklaşımı
  • Toplumsallaşma yaklaşımı
  • Görev merkezli yaklaşım
  • Ekolojik-çevreci yaklaşım sayılabilir.

Günümüzde sosyal çalışmada hem üzerinde sıklıkla durulan ve hem de yeni yeni etkisinden sözü edilen yaklaşımlar ise disiplinlerarası yaklaşım, sorun alanlarına yönelik yaklaşım, bütüncül (generalist) yaklaşım, güçlendirme yaklaşımı ve radikal yaklaşımdır.

Sosyal çalışmanın yöntemleri ya da müdahale yöntemleri sosyal çalışmada her başvurana yardım etmek için soruna, yapısına ve ortama bağlı olarak uygulanacak yöntemlerdir. Müdahale yöntemlerinden bireyle çalışma, grupla çalışma ve toplumla çalışma uygulamalarında başvuru sahibinin tedavi sürecine katılması amaçlanır. Olgu yönetimi ise sosyal çalışmacılar için önemli bir mesleki işlev olup ve önemli bir uygulama modeli olarak gelişmeye devam etmektedir. Sosyal hizmet yönetimi ve araştırması da sosyal çalışmanın yardımcı yöntemleri arasında kabul edilmektedir.

Bireyle Çalışma

İnsanlara yardım uğraşıları içinde zamanla kök bulan bir yöntem olarak bireyle çalışma sosyal çalışma mesleğinin geleneksel, temel yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu tekniğin kurumsallaşmaya başlaması ABD ve özellikle İngiltere’de daha çok kentleşme ve sanayileşme ile gelen sorunlar karşısında yoksul insanlara yardım amacıyla kurulan “Charity Organisation Society”’in çalışmalarında ortaya çıkmıştır. Tarihsel yapısı içinde gelişen bireyle çalışma yöntemi içinde teknik olarak, gözlem (psiko-sosyal gözlem), mesleki görüşme, sosyal değerlendirme, çeşitli ziyaretler ve ilişkiler (ev, okul vb.) yer alır.

20. Yüzyıl’ın başından itibaren bilimsel niteliğe kavuşan bireyle çalışma yöntemleri önceleri yoksul ve muhtaç insanlara yardım etme amacıyla kullanılmış, toplumsal değişmenin gündeme getirdiği yeni sorunlar ve ihtiyaçlar karşısında uygulama çerçevesi giderek genişlemiştir. Bireyle çalışma günümüzde, resmi, özel ve gönüllü kuruluşlarda, sosyal yardım, aile refahı, çocuk refahı, yaşlı refahı, sağlık, eğitim, ıslah, endüstri vb. alanlarda her yaş ve sosyo-ekonomik düzeydeki kişilere ve ailelere uygulanan işlevsel bir yöntem niteliğine kavuşmuş bulunmaktadır.

Bireyle çalışma, uzman personelin, kendi çalışma alanlarına giren konularda, sosyal, ruhsal, eğitsel takıntılı sorunları olan bireylerle yaptıkları, bireyin sorunlarını aşabilmesi amacına yönelik olan teke tek, yüz yüze, düzenli, sürekli, kayda dayalı görüşmelerdir. Gerektiğinde, söz konusu bireyle ilgili olan başka kişilerle ya da kurumlarda yapılan görüşmelerle desteklenir.

Bu yöntem özünde bireyin yaşam doyumunu, etkililiğini, içsel yaşamını geliştirmeyi, içgörü kazandırmayı, bireyi işlevsel kılmayı amaçlamaktadır. Bireyle çalışma yönteminin ilkesi, kendine yardım etmeleri için insanlara yardımdır.

Grupla Çalışma

Grupla çalışma; birey, grup ve çevre ile ilişkili işlevlere sahip, sosyal çalışmanın bir yöntemidir. Temelde grupla çalışma insan gruplarının sosyal gereksinimlerinin karşılanması ve sorunlarının çözümlenmesinde kullanılan bir yöntem olup hedefi kişilerin çevrelerine daha uyumlu hâle gelerek hem kendileri, hem de çevreleri açısından işlevsel bireyler olarak yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olmaktır. Grupla çalışmanın ana hedefi demokratik anlayışı geliştirmektir. Grupla sosyal çalışmada; demokratik toplum ve kültür, toplum ortamı, kurum veya hizmet programı, çalışma yapılan grup gibi etmenlerin etkisi söz konusudur.

Grupla çalışma uyumsuz ya da sorunlu birey ya da grupların çevreleriyle uyumlarının sağlanması, sorunlarının çözülmesi amacıyla, bireyle grup içinde ya da grupla, grup etkinlikleri yoluyla uyum ya da sosyal sağaltımlarının sağlanmasını amaçlayan, sosyal çalışmanın ana yöntemlerinden biridir.

İlk kez ABD’de uygulanmaya başlanan grupla sosyal çalışma gerek belirli grupların, gerekse üzerinde çalışılan bireyin grup içinde etkileşimlerle ruhsal ve toplumsal sağlığına kavuşmasının istendiği durumlarda sosyal çalışmacının bir grup ile yaptığı dizgeli, düzenli, kayıtlı, raporlu mesleksel çalışmalar olarak anlamlandırılır.

Grup çalışmasında farkı amaçlı grup tipleri olduğu görülür. Sohbet grupları, boş zamanı değerlendirme-beceri geliştirme grupları, eğitici gruplar, sorun çözme ve karar verme grupları, kendine yardım grupları, sosyalleştirme grupları, terapi grupları, duyarlılık ve etkileşim grupları bunlar arasında sayılabilir.

Sosyal Hizmet Yönetimi (Sosyal Refah İdaresi)

Sosyal çalışma yöntemlerinden birisi olan sosyal hizmet yönetiminden sosyal çalışma mesleğinin uygulama alanlarında hizmet veren sosyal hizmet kuruluşlarının organizasyonu, etkili ve verimli kullanımı, sosyal hizmetlerin planlanması gibi konularda yararlanılır. Bir sosyal hizmet kuruluşunda sosyal hizmet yönetiminin esas görevi, kurum işlemleri için tespit edilen sosyal politikayı yürürlüğe koymaktır.

Toplum Örgütlenmesi, Toplum Kalkınması ve Toplumla Çalışma

Sosyal refah alanlarında sosyal çalışma mesleğinin topluluklara yönelik uygulaması genellikle toplum örgütlemesi diye nitelendirilir. Toplum örgütlenmesi sosyal çalışmacının küçük toplum düzeyindeki uygulama tekniğidir. Bütün sosyal çalışma teknikleri gibi toplum örgütlenmesinin amacı da toplumsal sorunlara çözüm getirilmesine yardım etmektir.

Toplum örgütlenmesi de 1843’de, Amerika’da yoksulların koşullarını iyileştirmek üzere ortaya çıkmıştır. Başlangıçta kitle eğitimi olarak ele alınmış, sonradan toplum kalkınması kavramı oluşmuştur. Günümüzde toplum örgütlenmesi ve toplum kalkınması arasında değerler, ilkeler, bilgiler, yöntem ve teknikler açısından çok büyük bir fark yoktur. Sadece her ikisinin de başlangıçtaki amaçlarına uygun olarak yöneldikleri sorunlarda farklılık vardır. Şöyle ki toplum örgütlenmesi sosyal çalışmanın ilgilendiği, çeşitli nedenlerle yoksunluk içine düşmüş kişi, grup ve toplumların psiko-sosyal ve ekonomik uyumsuzluk sorunlarıyla ilgilidir. Toplum kalkınması ise köy ve gecekondu bölgeleri gibi gelişmemiş toplumların sosyal hizmetler de dâhil olmak üzere tarım, sağlık, eğitim, bayındırlık vb. temel sosyal refah sorunlarıyla ilgilidir.

Gerçekte toplum kalkınması toplum örgütlenmesinin dinamik bir sürecidir ve bu nedenle toplumla çalışma başlığı altında kavram bütünleşmesi sağlanmıştır. Toplumla çalışma kavramı bu iki kavramların her ikisini de kapsar.

Toplumla çalışma, sosyal refah amaçları için toplumda değişiklik yapmayı hedef alan ve bu yöndeki çalışmaların en etkin biçimde toplumun demokratik katılımı ile gerçekleşeceğine inanan bir sosyal çalışma yöntemidir. Sorunların çözümü için katılım olgusunu ilke edinen toplumla çalışma, amaçlarına ‘toplum örgütlenmesi ve toplum kalkınması yöntemleriyle ulaşmaya çalışır.

Sosyal Eylem

Sosyal eylem; sosyal çalışma mesleğinin yöntemlerinden bir başkasıdır. Topluluğu/mahalleyi/yerel toplumu ilgilendiren konularda sakinlerin varmak istedikleri ortak amaca varabilmeleri için gerekli olan ve sosyal çalışmacı tarafından yürütülen her türlü çalışmalar sosyal eylem kapsamına girer.

Sosyal eylem sosyal etkin olma ile başlar. Sosyal çalışmacıyı sosyal çalışmacı yapan temel öge sosyal etkin olma durumudur. Sosyal çalışmacı sosyal etkin bir insandır. Sosyal etkinliklerle var olur. Sosyal etkinlik, kişilerin, grupların veya toplumların bir sosyal çalışma yöntemi içinde etkinlikte bulunmasıdır. Etkinliklerin bütünü sosyal eylemi oluşturur.

Sosyal eylemin amaçları şunlardır: Sosyal ilerlemenin sağlanması, sosyal politikanın değiştirilmesi, sosyal kanunların geliştirilmesi, sağlık ve sosyal yardım hizmetlerinin sağlanmasıdır.

Sosyal Hizmet Araştırması

Toplumbilimsel açıdan, sosyal hizmet araştırması sosyal çalışma mesleğinin uygulama alanına giren olguların anlaşılması, açıklanması ve mesleki amaçlar doğrultusunda yönlendirilmesi için gerekli bilimsel bilginin üretilmesini sağlamaktadır. Sosyal hizmet araştırmasında; sosyal çalışma mesleğinin dayandığı bilimsel bilginin oluşturulması ve geliştirilmesinin yanı sıra, önemli olan bunların uygulanmasıdır.

Sosyal hizmet araştırması, sosyal hizmet uygulamalarını kolaylaştırmak ve etkinliklerini arttırmak amacıyla bu alanda yapılan araştırma olarak açımlanırken sosyal refah araştırması ise sosyal çalışma mesleğinin uygulama yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Sosyal hizmet araştırması başlıca sosyal sorunları belirttiği kadar, değişikliklerden ötürü ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanması için alınacak tedbirleri de açıklar. Değişiklikler çoğu kez şu alanlarda oluşur: Sağlık ve çocuk refahı sorunları, işsizlik, ekonomik kriz, yaşlılık, engellilik, engellilerin özel ihtiyaçları, sosyal ekonomik güvenliğin tehlikeye düşmesi, eğlence, boş vakitlerin değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalar. Araştırmanın konuları, sosyal hizmet sisteminin tarihçesi, yapısı, uygulanan sosyal hizmetlerde değişen ilkeler, sosyal hizmetin faaliyet ve maliyetini belirten istatistik etüdleri, sosyal çalışma eğitiminin yöntemleri ve sosyal çalışmanın profesyonel özelliği olabilir.

Kongar (1972), sosyal çalışma alanına yönelen araştırmaların konularını şöyle saptamaktadır:

  1. Birey, grup ve toplum düzeyinde değişmenin dinamiğine yönelen araştırmalar.
  2. Sosyal hizmetlerin ve sosyal refah hizmetlerinin kapsam ve verimliliklerini ölçmeye yönelen araştırmalar.
  3. Bireysel ve toplumsal sorunlar hakkındaki araştırmalar.
  4. Sosyal çalışma mesleği ve bu meslek üyeleri hakkında yapılan araştırmalar.

Bu dört kategorideki araştırmalar, sosyal çalışma için doğrudan bilgi kaynağı olmakla beraber, bütün öteki sosyal bilim araştırmalarının da sosyal çalışma bakımından anlamlı olduğu unutulmamalıdır.

Mesleki Görüşme

Mesleki ilişki geliştirilirken ve sosyal çalışmacıların mesleki uğraşıları tanımlanırken mesleki görüşme ve rapor tutma teknikleri günümüzde sosyal hizmetler alanında çalışanların üzerinde durdukları konulardır.

Mesleki ilişki kurma tekniği olan görüşme (mülakat) sosyal çalışma mesleğinde geniş ölçüde kullanılan bir araçtır. Sosyal çalışmacı, çalışmaları sırasında zamanının önemli bir kısmını görüşmeye ayırır. Görüşme sosyal çalışma mesleğinin temeli olup, insanlara yardımcı olmakta büyük önem taşır. Sosyal çalışma görüşmeleri bilgi toplama ve sosyal inceleme, bilgi verme, teşhis ya da karar verme tedavi görüşmeleri gibi adlar alabilir.

Birey ve aile ile yapılan sosyal çalışmalarda süreç yapılandırılırken sorun sahibi ile bireysel çalışmacı arasında kurulan ilişkide; sorunun, kişinin, kişi ile sorun ilişkisinin ve çözüm yollarının değerlendirilmesinde şu noktalara dikkat edilmesi gerektiği unutulmamalıdır:

  1. Sorun sahibi sorunu nasıl görmektedir?
  2. Çevre sorunu nasıl görmektedir?
  3. Bireyin ve çevrenin soruna karşı tutumu sorunu nasıl etkilemektedir?
  4. Sosyal çalışmacı ile bireyin ve çevrenin sorunu ele alışlarında fark var mıdır?

Bütün bu soruların cevaplarının aranması sırasında, önemli ipuçlarının elde edilmesinde ve bireyle ilişki kurulmasında kullanılan tekniklerden biri görüşmedir.

Görüşmedeki ögeler ya da teknikler:

  1. Gözlem
  2. Dinleme
  3. Bireyin bulunduğu yerden görüşmeye başlama
  4. Soru sorma, olarak özetlenebilir.

Kayıt tutma ve rapor yazma görüşmenin önemli bir parçasıdır. Sosyal çalışmacı başvuru sahipleriyle yaptığı görüşmeleri kurum kayıtlarına geçirmekle sorumludur. Bu kayıtlar, kurumun yapısına ve başvuru sahibinin sorununa göre değişiklik gösterir. Kayıt tutma genelde pratik, idari, öğretim ve araştırma olmak üzere dört amaca hizmet eder. Rapor türleri görüşme, süreç, özet, değerlendirme raporları olarak değerlendirilebilir. Ayrıca her başvuru sahibine ait bir dosyanın tutulması gerekir.