Ünite 1: Sosyal Hizmet ve Sosyal Çalışma Mesleği

Giriş

Hem bir sanat hem de bir bilim olarak tanımlanan sosyal çalışma (sosyal hizmet) tüm insanların yaşam kalitesini geliştirmeye yardım etmek için toplum tarafından uygun görülen insana yönelik hizmet mesleklerinden biridir. Esas olarak sosyal çalışma, insanların kendi sosyal çevrelerinde rahat davranabilmeleri, iş görebilmeleri ve bunları mümkün kılabilmek için kendi çevrelerini değiştirmelerinde insanlara yardım etmeyi amaçlayan bir meslektir.

Bireyin sosyal işlevselliğini gerçekleştirmek için iki yaklaşım ortaya çıkmıştır. Birinci yaklaşım sosyal koşullar, ikinci yaklaşım ise birey üzerinde yoğunlaşmıştır. Sosyal çevre üzerinde yoğunlaşan reform yaklaşımı; bireylerin uygun yaşam koşullarına sahip oldukları durumda işlevselliklerinin de gelişeceğini kabul etmektedir. Bu yaklaşıma getirilen eleştiri; ruh sağlığı akımının sosyal koşullar kadar sosyal işlevselliği de etkilediğini ortaya çıkarmış olmasıdır. Sosyal hizmet mesleğinde görülen sonraki gelişmeler, reform yaklaşımı terk edilerek, sosyal koşullar kısmen dışarıda bırakılarak ruhsal durumlara verilen önem ile vurgulanmıştır.

Sosyal Çalışma Mesleğinin Tanımı

Sosyal çalışma mesleği, sosyal değişim, insan ilişkilerinde sorun çözme ve güçlenmeye yardımcı olur ve kişinin iyilik halini geliştirmek için özgürleşmesini sağlamaya çalışır. Sosyal çalışma; insan davranışı ve sosyal sistemlerle ilgili kuramları geliştirerek, insanların çevreleriyle etkileşime girdiği noktalarda müdahalede bulunur. İnsan hakları ve sosyal adalet ilkeleri sosyal hizmetin temelidir”.

Kongar’a göre sosyal çalışma; insanın doğayla ve insanla olan mücadelelerinin çözümüne yardım etmeyi amaçlayan; bu yardımı, birey, grup ve toplum düzeyinde değişme yaratma yöntemi ile gerçekleştirmeye çalışan; sosyal hizmetler, sosyal refah ve sosyal güvenlik alanlarındaki sorunlara yönelik faaliyet gösteren; insan, toplum, sosyal çalışma ve hizmet programları hakkındaki bilgilerle değişme açısından eğitilmiş ve mesleki ahlak kurallarına uyan uygulayıcılar ve bunların yardımcılarının meydana getirdiği bir meslektir. Sosyal çalışma mesleğinin Türkiye’ye girişi, 1961 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı olarak açılan Türkiye’nin bu alandaki ilk eğitim kurumu olan Sosyal Hizmetler Akademisi ile eğitim düzeyinde olmuştur. 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü ile her iki okul eğitimlerini ayrı birimler olarak 1982 yılına kadar sürdürmüştür. 1982 yılında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Hacettepe Üniversitesi bünyesinde yer almış, Rektörlüğe bağlı Sosyal Hizmetler Yüksekokulu olarak ad ve statüsü değişmiştir. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu 2006 yılına kadar aynı statüde eğitimini sürdürmüş ve 2006 yılı Nisan ayından itibaren Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne Sosyal Hizmet Bölümü olarak katılmıştır. Sosyal Çalışma Sözlüğüne göre, sosyal çalışma; “Bireylerin toplumda dengeli, mutlu ve düzence istendik bir şekilde yaşayabilmelerini amaçlayan, bu nedenle bu amaca ulaşmayı engelleyen, geciktiren sorunların birey, grup ve toplum düzeyinde giderilmesi ya da azaltılması yönünde yapılan dizgeli, düzenli, yönetimsel kimliği olan mesleksel çalışmalara verilen ad ve bu fonksiyon ve içerikle çerçevelenmiş mesleğin adıdır.”

Sosyal çalışmanın iki niteliği bulunmaktadır. Bunlardan biri meslek olarak nitelikleri, ikincisi ise bir disiplin olarak nitelikleridir. Sosyal çalışma bir meslektir. Sosyal hizmetler ise farklı hizmet alanlarını belirtir. Bu iki kavram birbirlerinden tamamen farklıdır. Birlikte düşünülmelerine yol açan unsur, sosyal çalışma mesleğinin sosyal hizmet alanlarında faaliyet göstermesidir. Sosyal çalışma mesleği, sosyal hizmet alanlarında faaliyette bulunan mesleklerden sadece biridir. Sosyal refah hizmetleri dışında kalan alanlar içinde temel meslek değildir. Sadece yardımcı ve destekleyici bir nitelik taşımaktadır.

Sosyal çalışmanın mesleki değerlerini şu şekilde ifade edebiliriz: Toplumsal hizmet ve olanaklardan eşit yararlanma sağlanmalıdır. İnsanlığın refahı için toplumsal ve ekonomik koşullar iyileştirilmelidir. Birey, grup ve toplum düzeyindeki değişimlerle, belirtilen amaçların gerçekleştirilmesine çalışılırken:

  1. Mesleki bilgi ve beceriye dayanılmalı
  2. Mesleki amaç, kişisel çıkarların üzerinde tutulmalı
  3. Gizliliğe uyulmalı
  4. Yapılan işin sorumluluğu üstlenilmelidir

Sosyal çalışma disiplininin konusu bireysel ve toplumsal uyumsuzlukların sonucu olan sorunlardır. Bu sorunlar, var olan uyumsuzlukların ortadan kaldırılmasıyla çözülebilir. Bu uyumsuzlukların çözümü, birey, grup ve toplum düzeyinde değişmeler yaratmakla mümkündür. Sosyal çalışma, bu değişmeleri gerçekleştirecek çeşitli teknikler geliştirir.

Sosyal çalışma toplumsal değişim ve gelişimi, toplumsal uyumu ve insanları güçlendirmeyi ve özgürleştirmeyi teşvik eden uygulamaya dayalı bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal adalet, insan hakları, kolektif sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkeleri sosyal çalışmanın merkezinde yer almaktadır. Sosyal çalışma teorileri, sosyal bilimler, insan bilimleri ve yerel bilgi ile desteklenen sosyal çalışma insanlar ve yapılar ile ilgilenmekte refahı arttırma ve yaşamın güçlüklerine meydan okumayı vurgulamaktadır.

Amerikan Sosyal Çalışmacılar Derneği Sosyal Çalışmayı şu şekilde tanımlamaktadır: “Sosyal çalışma bireylere, gruplara ya da toplumlara sosyal işlevsellik kapasitelerini yeniden sağlamak ya da arttırmak için ve onların amaçlarına uygun toplumsal koşulları oluşturmada yardım eden mesleki faaliyettir. Sosyal çalışma uygulaması sosyal çalışma değerleri, ilkeleri ve tekniklerinin mesleki uygulamasından oluşmaktadır”.

Sosyal çalışma, birey ve toplum sorunları üzerinde duran ve inceleyen, çözmeye çalışan bir disiplindir. Doğası gereği, her zaman rasyonel davranma becerisi bulunmayan insanın sorunları, kendi bünyesinden ve sosyal çevresinden kaynaklanabilmektedir. Toplumsal bir meslek, disiplin ve çalışma alanı olan sosyal çalışmayı tanımlayabilmek son derece zordur.

Sosyal çalışma toplumda var olan engeller, eşitsizlikler ve adaletsizlikler ile ilgilenmektedir. Toplumsal yaşamda her zaman karşılaşılabilecek kişisel ve sosyal sorunlar kadar acil durumlara ve krizlere de yanıt vermektedir. Sosyal çalışmanın bu tanımı, Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Derneği (IASSW) tarafından 2001 yılının Haziran ayında Kopenhag da resmi olarak kabul edilmiştir.

Bu tanımlar incelendiğinde toplum ve bireyin yaşadığı sorunlar, bireyin özgür iradesinin desteklenmesi gerekliliği ve sosyal devlet anlayışı, insan hakları, adalet, demokrasi, gelişme, barış, katılımcılık, bilimsel anlayış ve uygulama açısından insan ve topluma bakış açısı, felsefesi ve ahlak ön plana çıkmaktadır.

Sosyal Çalışma Mesleğinin Amaçları

Sosyal çalışmanın meslek olarak görülmesi insanın sosyal varlık olarak değerlendirilmesi ile başlamaktadır. Sosyal işlevsellik kavramı sosyal çalışmanın odağının kavranmasında ve diğer yardım mesleklerinden ayırt edilmesinde kilit unsurdur. Pozitif sosyal işlevsellik kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli görev ve faaliyetleri tamamlama yeteneği ve toplumdaki temel sosyal rollerini gerçekleştirmesidir.

Sosyal çalışma mesleği, tüm insanların sosyal işlevselliği ile ilgilense de, geleneksel olarak toplumun en savunmasız üyelerine, sosyal adaletsizliğe, ayrımcılığa ve baskıya uğrayan kesimlere öncelik vermektedir. Sosyal çalışmacılar, insanların sosyal işlevselliğini geliştirme sorumluluğunu yerine getirebilmek için sosyal gelişim, sosyal tedavi ve sosyal bakım faaliyetlerinde bulunurlar.

Sosyal bakım kavramı, temel ihtiyaçlarına ulaşma ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı içinde bulunan kişilere, bu ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamak için planlanan faaliyetlere verilen isimdir.

Sosyal tedavi kavramı ise, bir bireyin ve ailenin işlevsiz, problemli ya da sıkıntılı düşünce, his, davranış ve alışkanlıklarını değiştirmek veya düzeltmek için planlanmış faaliyetleri kapsamaktadır.

Sosyal geliştirme hizmetleri müracaatçıyı, belirlenen bir soruna sahip olmadan belirli bir alanda daha ileri götürmeyi ve geliştirmeyi önemser. Bu hizmetlere şu durumlar örnek verilebilir; genç ve yaşlı vatandaşlar için hobi programları, sağlıklı bebek bakımevleri, evlilik geliştirme seansları ve meslek eğitim programları.

Sosyal çalışma mesleğinin toplumda işlevsel olabilmesi ve uygulanabilmesi için, birçok kaynak tarafından onay, izin ya da yetki verilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Kongar’a göre sosyal çalışma mesleğinin amaçları şunlardır: Kişiler ve gruplara, kendileri ile çevreleri arasındaki dengesizlikten doğan sorunların belirlenmesi, çözülmesi ya da etkisiz hale getirilmesi için yardım etmek. Dengesizliğin ortaya çıkmasını önlemek için kişiler ya da gruplarla çevreleri arasındaki olası dengesizlik alanlarını belirlemek. Bu tedavi edici ve önleyici tedbirlere ek olarak, kişilerin, grupların ve toplumların en yüksek gelişme güçlerini aramak, belirlemek ve güçlendir. Bir çalışma alanının meslek olabilmesi için sistematik kuram, otorite, toplumun onayı, etik kuralları ve kültür olmak üzere beş unsurun tamamlanması gereklidir. Meslek, profesyonelleştikçe otoritesi de güçlenir. Toplum onayı, her meslek için gereklidir ve meslekler, otoritesinin toplum tarafından kabul edilmesini ister. Sosyal hizmetin üzerinde durduğu diğer bir alan, destekleyici ve güçlendirici çevreler oluşturmak ve şekillendirmektir. Bu amacın temeli; sosyal adalete ulaşmanın ve onu sağlamanın önemine duyulan güçlü inançtır. Sosyal çalışma mesleğinin çevresi içinde insan üzerine odaklanması, sosyal çalışmacının insanın birbiri ile ilişkili birçok boyutu ile ilgilenmesini gerektirir. Bütünlüğü içinde bireye duyulan bu ilgi, sosyal çalışma mesleğinin alanının genişliğine katkı sağlamıştır.

Sosyal çalışma mesleğinin amacı; mesleğin sınırlarını oluşturmaktadır ve mesleği uygularken kullanılacak yöntemler ve yollar hakkında bilgi vermektedir. Sosyal çalışma mesleğini anlamak, insanı sosyal bir varlık olarak derinlemesine değerlendirmekle başlar. Sosyal çalışma mesleğinin; insanların sorun çözme, baş etme ve gelişimsel kapasitelerini arttırmak; insanlara kaynak, hizmet ve olanak sağlayan sistemlerle müracaatçıları ilişkilendirmek; sistemlerin etkili ve insancıl olarak işlev görmesini sağlamak ve sosyal politikaların gelişimi ve ilerlemesi için katkıda bulunmak olmak üzere dört temel amacı bulunmaktadır. Sosyal çalışma sahip olduğu bazı özellikler nedeniyle diğer yardım mesleklerinden ayrılmaktadır. Sosyal çalışmayı diğer mesleklerden ayıran en önemli özellik; merkezine insanların yaşam deneyimleri ve çevreleriyle etkileşimlerini koymasıdır. Sosyal çalışma hem insanlarla birlikte hem de insanlar için mücadele eden bir meslektir.

Sosyal hizmet tüm insanların sosyal işlevselliği ile ilgilenmekle birlikte, önceliği toplumun en hassas kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya vermektedir. Sheafor ve Horesji sosyal hizmet uygulamasının dört amacına vurgu yapmaktadır. Bu amaçlar:.

  1. Birey, aile, grup, örgüt ve toplulukların sosyal işlevselliklerinin sağlanması, onarılması, korunması ve geliştirilmesi işlerinde başarılı olmak, stresi önlemek veya hafifletmek ve kaynaklarını kullanmada müracaatçılara yardımcı olmak,
  2. Sosyal politika, hizmet, kaynak ve programları temel insan ihtiyaçlarını karşılaması ve insan kapasitesini desteklemesi yönünde planlamak, biçimlendirmek ve yürütülmesini sağlamak
  3. Risk altındaki grupları güçlendirmek, sosyal ve ekonomik adaleti sağlayabilmek için örgütsel ve yönetsel sorumluluk almak, sosyal ve politik eylem sürecinde politika, hizmet, kaynak ve programları izlemek,
  4. Bu amaçlara yönelik mesleki bilgi ve becerileri geliştirip, test etmek

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) sosyal hizmet eğitimi için ulusal yeterlilik kurumu olan Sosyal Hizmet Eğitim Konseyi (CSWE) sosyal hizmetin amacını şu şekilde tanımlamaktadır: Sosyal hizmet mesleğinin amacı, insanın ve topluluğun refahını geliştirmektir. Başka bir amacı, birey ve çevre yapısı ile küresel bir bakış açısı bağlamında insanların farklılığına saygı ve bilimsel araştırmaya dayalı bilgi ile yönlendirilerek sosyal ve ekonomik adaleti sağlamaktır. Bir diğer amacı ise, insan haklarını sınırlayan koşulların önlenmesini, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını ve toplum içindeki her birey için yaşam kalitesini yükseltmeyi araştırma yolu ile gerçekleştirmektir.

Sosyal Çalışma Mesleğinin Etik Değerleri ve İlkeleri

Etik eylemde bulunma, hem kişi olarak hem de meslek elemanı olarak sosyal çalışmacının birincil sorumlulukları arasında bulunmaktadır. Sosyal çalışma müdahalesinin temelinde sosyal çalışmacı ve müracaatçı sisteminin değerinin bulunduğu ve bu müdahalenin, değerlerle iç içe geçmiş bir etkinlik olduğu düşünüldüğünde, sosyal çalışmanın mesleki değerlerinin, sosyal çalışmacı ile müracaatçı arasındaki mesleki ilişkinin niteliğinin ve sosyal çalışmacının etik eyleminin tanımlanmasına rehberlik ettiği söylenebilir. Mesleki sorumlulukları gereği insanların refahını arttırmaya çalışan sosyal çalışmacılar, mesleki uygulamalar sırasında birçok etik ikilemle karşılaşmaktadırlar. Uygulamalar sırasında mesleğin etik standart ve sorumluluklarını kabul eden ve uygulayan sosyal çalışmacılar, etik karar verme sürecinde de bu standart ve sorumlulukları kendisine rehber olarak alır. Sosyal çalışmanın etik standartları; müracaatçılara, meslektaşlara, uygulama ortamına, meslek elemanı olmaya, sosyal hizmet mesleğine ve topluma yönelik etik sorumluluklar olmak üzere altı başlık altında toplanmaktadır. Mesleki kurallar olarak da tanımlanan etik kurallar bir mesleğin güvencesidir. Meslek bu yolla toplumun kendisine olan güveninin sürekliliğini sağlar.

Sosyal Hizmette Etik Konular

Sosyal hizmet uygulamalarında en sık görülen etik konular dört başlık altında ele alınabilir:

Bireylerin hakları ve refahına ilişkin konular: Müracaatçıların kendi kararlarını alma ve seçim yapma haklarına karşılık, sosyal hizmet uzmanlarının da müracaatçılarının refahlarını arttırma sorumlulukları bulunmaktadır.

Kamu refahına ilişkin konular: Müracaatçıların dışındaki grupların ilgileri ve haklarına karşılık; sosyal hizmet uzmanlarının da topluma ve iş bulma kurumlarına karşı sorumlulukları vardır.

Eşitlik, farklılık ve baskıya yönelik konular: Sosyal hizmet uzmanlarının farklılıkları dikkate alarak eşitliği sağlama; toplumda ve devlet politikalarında değişim için çalışma ve baskıya karşı mücadele etme sorumlulukları bulunmaktadır

Mesleki roller, ilişkiler ve sınırlara ilişkin konular: Sosyal hizmet uzmanlarının belirli bir duruma uygun rollere karar verme, politik yaşam, meslek ve bireyler arasındaki sınırlara ilişkin konuları dikkate alma sorumlulukları bulunmaktadır.

Sosyal Çalışma Mesleğinin Etik Değerleri

Sosyal çalışma mesleğinin temel değerleri ve ilkeleri altı bölümden oluşmaktadır.

  1. Hizmet
  2. Sosyal Adalet
  3. Bireylerin Değer Yargıları ve Saygınlıkları
  4. İnsan İlişkilerinin Önemi
  5. Dürüstlük
  6. Yeterlik

Sosyal çalışmacılar, özellikle karar alma süreçlerinde, bireysel ve mesleki değerleri arasında çelişki yaşayabilmektedir. Yaşamın saygınlığı değeri, bir sosyal çalışmacının, bireysel değerleri ile mesleki değerlerinin örtüşmesi sonucunda kürtaj olmayı isteyen bir müracaatçısının isteğini desteklemesi şeklinde ortaya çıkabilirken kürtaja karşı olan bir diğer sosyal çalışmacının, müracaatçısının kürtaj olmayı istemesi durumunda mesleki ve bireysel değerlerde de çatışmanın ortaya çıkması görülebilir. Ancak etik ilkeler gereği sosyal çalışmacının müracaatçısının kararına saygı duyması beklenmektedir. Bu örnek bireysel değerler ile mesleki değerlerin, uygulamada karar vermeyi etkileyebileceğini göstermektedir.

Sosyal Çalışma Alanında Mesleki Roller

Her mesleki rolde, belirli görevlerin gerçekleşmesi beklenebilir. Aynı şekilde, belirli bir iş yükümlülüğü birden fazla mesleki rolün gerçekleştirilmesinde uygulanabilir. Sosyal çalışmacıların birbirleriyle ilişkili on temel rolü bulunmaktadır.

Arabulucuk Rolü

Sosyal çalışmacı, sosyal hizmetlerle kaynakları birbirine bağlar. Arabuluculuk rolü kapsamında müracaatçıyla kaynakları buluşturma sorumluluğu da bulunmaktadır. Sosyal çalışmacı, müracaatçının ihtiyaçlarını belirler, durumunu değerlendirir, kaynaklardan yararlanma konusundaki, motivasyonunu ve becerilerini belirler ve kendisine en uygun kaynaklara erişimi için yardım eder.

Savunuculuk Rolü

Savunuculuk rolü, müracaatçıya kaynaklara ulaşma ve hizmet alma haklarının sağlanması için yardım etme, birey ya da grupları olumsuz etkileyen program ya da politikaların değişimi için etkin mücadele etme rolüdür.

Eğiticilik Rolü

Eğiticilik rolü aynı zamanda mikro düzeyde uygulanır. Sosyal çalışmacılar, ihtiyaç duyulan insani hizmetlerin varlığı, kalitesi ve sosyal politika ve programların müracaatçıların ihtiyaçları için yeterli olması adına toplumu eğiten etkinliklerle mücadele etmeye hazırlıklı olmalıdırlar.

Klinik Uzmanlık ve Danışmanlık Rolü

Klinik uzmanlık ve danışmanlık rolü kanıta dayalı değerlendirmeleri uygulama ve bireylere, ailelere ya da küçük gruplara, yaşamlarındaki sosyal ve duygusal sorunlar ile başa çıkmak için yardımcı olacak müdahaleleri kapsar.

Vaka Yöneticisi Rolü

Vaka yöneticisi olarak sosyal çalışmacının görevi, ihtiyaç duyulan hizmetin türünü tanımlamakla başlar ve başarılı bir yaşamın önündeki engelleri araştırma, potansiyel yardımlara ulaşmasını denerken müracaatçılara savunuculuk etme ve bazı hizmetleri müracaatçıya doğrudan sağlamakla devam eder. Son olarak sosyal çalışmacı, planlanan hizmetin başarısını gözlemler ve ortaya çıkabilecek sorunları çözmeye yardım eder. Etkili vaka yöneticiliği, sosyal çalışmacıdan, amaç odaklı, koruyucu ve kendine güven sahibi olmayı bekler.

İş Yükü Yöneticisi Rolü

Sosyal çalışmacılar eş zamanlı olarak müracaatçılara ihtiyaç duyulan hizmeti sağlamak ve işverenleri olan sosyal kurumların taleplerine cevap vermek zorundadırlar. Başka bir ifadeyle, kuruma ve müracaatçıya karşı olan sorumluluklarını dengelemek zorundadırlar.

Çalışanları Geliştirme Rolü

Sosyal çalışmacılar genellikle orta düzey yönetici rollerini gerçekleştirirler. Bu rolle, enerjilerinin bir bölümünü çalışanların performansını korumaya ve arttırmaya ayırırlar. Bu rol sekreterlerle, danışma görevlileriyle ve gönüllülerle çalışmayı kapsayabilir. Ancak genellikle çalışanları geliştirme rolü profesyonel çalışanların etkililiğini arttırma temelinde gerçekleşir.

Yöneticilik Rolü

Yönetici rolünde sosyal çalışmacı kurum politikalarını ve yönetim programlarını uygulama sorumluluğunu üstlenir. Bu rolü gerçekleştirirken sosyal çalışmacı idari şef ya da yönetici müdür olabilir. Uzman orta düzey bir yöneticilik pozisyonunda da bulunabilir. Bu nedenle yöneticilik sorumluluğu sadece kurumdaki uzmanlar ya da program kapsamını içine alabilir.

Değişim Ajanı Rolü

Sosyal hizmetin hem birey hem de çevre üzerine odaklanması, sosyal çalışmacının çevrede, topluluklarda ya da daha büyük sosyal sistemlerde ihtiyaç duyulan değişikliğe yardım etmesini gerektirir. Sosyal çalışmacının değişim ajanı rolü, onu birçok diğer yardım mesleğinden ayırır.

Profesyonellik Rolü

Profesyonel, esas olarak, eylemleri düşünülerek yapılmış, amaca yönelik olan, işinin ehli, sorumluluk ve değerler sahibi olan kişidir. En yüksek profesyonel standartları yansıtacak şekilde faaliyette bulunmak sosyal hizmet uzmanının yükümlülüğüdür. Sosyal hizmet uzmanı sürekli olarak kendi bilgi ve yeteneklerini geliştirmek için arayış içinde olmalı, uygulamalarını değerlendirmeye tabi tutmalı, kalitesini arttırmalı ve yüksek etik değerler kapsamında görevini yerine getirmelidir.

Sosyal Çalışma Mesleğinin Gerektirdiği Yeterlikler

Sosyal çalışma mesleğinin gerektirdiği yeterlikler temel uygulama ilkeleri ve uygulamacı yeterlikleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Temel Uygulama İlkeleri

  1. Başvuran ile sosyal çalışmacı arasında profesyonel bir ilişki kurulması
  2. Yöntem uygulamalarının bilimsel dayanaklı olması
  3. Bireyin bir bütün olarak ele alınması
  4. Meslek bilinci ile hareket edilmesi
  5. Başvuran merkezli bir anlayışın geçerli olması
  6. Başvuranla ilgili aksayan yönlerden çok güçlü
  7. yönlere vurgu yapılması
  8. Mesleki etiğe uygun davranılması
  9. Sosyal adaletten yana olunması

Uygulamacı Yeterlikleri

Sosyal hizmet uzmanları, amaçlanan değişimleri yaratabilmek için

  • Sorun sahibi ile uygun profesyonel ilişki kurabilme becerisine sahip olmalıdır
  • Sorunları, sorunla ilişkili konuları, gereksinimleri ve gereksinimlerin giderilebilmesi için gerekli kaynakları bilmelidirler.
  • Bilgi toplama ve değerlendirme becerisine sahip olmalıdırlar.
  • Amaçlar çerçevesinde planlama becerisine sahip olmalıdırlar. Aynı zamanda planın başarıyla uygulanabilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • Başvuranların problem çözme, sorunlarla baş etme becerilerini geliştirebilmeli ve gelişimsel kapasitelerini açığa çıkarabilmelidirler.
  • İnsanları çevrelerindeki hizmetler, kaynaklar ve olanaklarla ilgili bilgilendirmelidirler.
  • Yoğun ihtiyaç sahibi ve ayrımcılığa uğramış kişiler adına karşıt müdahalelerde bulunabilmelidirler.
  • Başvuranlara en üst düzeyde hizmet verebilmek için sadece başvuranla değil, ilgili diğer meslek uzmanlarıyla işbirliği içinde olmalıdırlar.
  • Kendi kişisel-mesleki gelişimlerini sürekli olarak izlemeli ve eksik kaldıkları noktalarda destek almalıdırlar.
  • Sürekli olarak etik ilkeler çerçevesinde, mesleki standartları yükseltebilme becerisine sahip olmalıdırlar.

Amerikan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (NASW), sosyal çalışmacıların genel yeterlikleri destekleyici nitelikte bazı ek yeteneklere de sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak bu yetenekler, temel beceriler değil, temel becerileri besleyen özelliklerdir. Bu yetenekler şu şekilde sıralanabilir:

  • Anlaşılır konuşabilme ve yazabilme
  • Başkalarına öğretebilme
  • Duygu yüklü durumlara destekleyici tepki verebilme
  • Profesyonel ilişki için model olabilme
  • Karmaşık psiko-sosyal olguları yorumlayabilme
  • Planlanmış sorumlulukları yerine getirmede iş yükünü ayarlayabilme
  • Diğer insanları destekleyici kaynakları tanıma ve sağlayabilme
  • Herhangi bir insanın performansını ve duygularını değerlendirebilme
  • Grup etkinliklerine katılma ve liderlik edebilme
  • Stres altında da çalışabilme
  • Çatışmalı ortamlar ve zorlayıcı kişiliklerle baş edebilme
  • Problemin çözümü için gerekli bilginin ne olduğunu bilebilme
  • Uygulamaları ile ilgili araştırma tasarlayabilme ve gerçekleştirebilme
  • Sosyal ve psikolojik kuramları uygulamada kullanabilme

ABD Sosyal Hizmet Eğitim ve Uygulama Konseyi (CCETSW), sosyal çalışma alanında diploma verme yetkisine sahip bir kurum olarak, sosyal çalışma öğrencilerinin sahip olması gereken yeterlikleri belirlemiştir. Bu yeterlikler:

İletişim ve bağlantı kurma: Bu yeterlik; müracaatçılar, bakım vericiler ve toplumun diğer üyeleriyle, kaynakları, kolaylıkları en iyi şekilde kullanmaya ve destekleri ulaşılabilir kılmaya yardımcı olan, çalışılan kurumdaki insanlarla, çok disiplinli ilişki ağı geliştirmek, dayanışma ve yarar sağlama amacıyla kamu, özel ve gönüllü sektörlerdeki kurum ve kuruluşlarda çalışan meslektaşlarla etkili iletişim kurmayı kapsamaktadır.

Geliştirme ve muktedir kılma: İnsanların kendi güçlerini ve uzmanlıklarını kullanarak sorumluluklarını yerine getirmeleri, haklarını korumaları ve değişimi gerçekleştirebilmeleri için fırsat yaratmaktır. Sosyal çalışmacılar ortaklık ilişkisi içerisinde çalışarak bireyin durumu, güçleri ve sahip oldukları kaynaklar, becerileri ve olumlu yönleri üzerinde odaklanarak, sorun sahibi kişileri güçlü kılmalıdırlar. Müracaatçıların, sorumluluklarını yerine getirmelerine yardımcı olmak, insanlara haklarını korumayı, ihtiyaçlarını karşılamanın yollarını öğretmek de sosyal çalışmada temel sorunlardır.

Değerlendirme ve plan yapma: Sosyal çalışmacıların, sorun sahibi müracaatçıların onlarla ortaklık temelinde, mevcut durumun kilit unsurlarını, güçlerini, zayıflıklarını analiz ettiği, çözebilmek için atılması gereken adımları sürekli olarak incelediği ve bilgi topladığı merkezi becerilerindendir. Değerlendirme ve plan yapma yeterliği iletişim, çözümleme, müzakere eş güdüm becerilerini ve diğer becerileri kapsaması nedeniyle oldukça karmaşık ve çaba gerektiren bir yeterliktir.

Müdahale etme ve hizmet sunma: Müdahale etme ve hizmet sunma; belirli bir düzeyde destek, bakım, koruma ve denetim yoluyla değişimi gerçekleştirmek amacıyla yapılır. Destek, bakım, koruma ve denetim programlarının yönetimi; bakım, destek ve koruma hizmetlerinin doğrudan sağlanması; çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin değişim yoluyla desteklenmesi; çocuklarla, yetişkinlerle, yaşlılarla, bakım vericilerle ve gruplarla çalışma ilişkisinin kurulması ve sürdürülmesi kendileri ya da başkaları için risk oluşturan kişilerin, bakımı, korunması ve denetimi için katkı vermek, müdahale ve hizmet sunmanın diğer amaçlarıdır.

Kurum içinde çalışma: Sosyal çalışmacılar kendilerini istihdam eden örgütlerden, onların yasal ve örgütsel mevzuatlarından bağımsız olarak hareket edemezler. Bu nedenle uzmanın içinde bulunduğu kurumda etkili şekilde çalışabilme becerisini geliştirmesi gerekir.

Mesleki yetkinliği geliştirme: Mesleki uygulamaların en önemli beklentilerinden biri de, uygulayıcıların sürekli olarak meslekte yenilikçi-yaratıcı çözümler geliştirmeye yarayacak şekilde, yeni bilgi ve beceriler öğrenerek gelişmesidir. Lisans diplomasını alan uzmanlar, alan çalışmalarına başladıktan sonra, daha etkili ve bilgili meslek elemanları olabilmek için, yasal mevzuatı sürekli takip ederek, ileri düzeyde öğrenme becerileri sergilemesi ve derinlemesine, mesleki bilgilere sahip olmak için, çaba ve enerji harcaması gerekir.

Bir meslek elemanının bilgi ve becerileri, yaşam boyu öğrenme yoluyla, sürekli daha etkili ve derinlikli bir hale gelebilir. Bu şekilde güçlenerek, hem kendi mesleki güçlükleriyle ve yaşam stresleri ile çok daha etkili mücadele ederek, kendi iyilik halini korumakta başarı sağlar hem de müracaatçılarının baş etme mekanizmaları kurma, sorun çözme becerileri geliştirmelerine fırsat sağlar. Bu nedenlerden dolayı, sosyal çalışmacıların, iletişim, eşgüdüm ve yaratıcılık temelinde; öncelikle var olan becerilerini inşa etmesi, birleştirmesi, güçlendirmesi ve keskinleştirmesi; ikinci olarak da, süreç içerisinde ihtiyaç duyduğu yeni beceri alanlarını fark etmesi, anlaması ve geliştirebilmesi gerekmektedir.