Ünite 3: Sosyal Hizmet Alanında Kurumsal Uygulamalar

Giriş

Sosyal hizmet alanının en önemli özelliklerinden birini yeniden yapılandırma tartışmaları oluşturmuştur. Hükümet programı, kalkınma planları, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu gibi çeşitli kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, sendikalar ve sosyal hizmet alanında çalışanlar yeniden yapılanma sürecinde çeşitli öneriler geliştirmiş ve raporlar hazırlamışlardır. Bu tartışmalar ve hazırlanan raporlarda hizmet standardının düşüklüğü ve yetersizliği, nitelikli personel eksikliği, dağınık yapı nedeniyle kaynak israfı gibi konuların öne çıktığı görülmektedir.

Bu ünite kapsamında belirtilen gelişmeler ışığında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve sosyal hizmet uygulamaları ile sağlık, eğitim, adalet, çalışma ve sosyal güvenlik ve diğer sosyal hizmet alanlarındaki sosyal hizmet uygulamaları ele alınacaktır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sosyal Hizmet Uygulamaları

Sosyal hizmet kuruluşları içerisinde kamuya ait olan sosyal hizmet kuruluşları sayıca en fazla olan kuruluşlardır.

Kamuya ait sosyal hizmet kuruluşları da, sosyal hizmetlerden sorumlu bakanlık olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısı altında toplanmışlardır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda her bakanlıkta olan klasik birimlerin dışında, kapsama alınan altı sosyal hizmet birimi bulunmaktadır. Bunlar;

  • Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
  • Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
  • Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü,
  • Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü,
  • Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü,
  • Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığı’dır.

Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Aile, toplum içindeki en küçük örgütlenmedir ve toplumun çekirdeği olarak görülür. Bu çekirdeğin her açıdan sağlıklı olması toplumun sağlıklı olması anlamına gelir. Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü ailenin toplum içinde her bireyle birlikte güçlendirilmesi, sağlıklı aile bilincinin geliştirilmesi, aile içi ilişkilerin sağlıklı olarak güçlendirilmesi gibi aile sağlığını her boyutuyla ilgilendiren konularda çalışmalar yapar.

Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP)

Aile, kişiyle toplum arasındaki bağı kuran ve toplum yaşamının devamını sağlayan en temel sosyal kurumlardan biridir.

Aile Eğitimi

Bakanlığın öncelikli hedefi, ihtiyaç sahiplerinin talepleri doğrultusunda, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti kapsamında, 0-6 yaş grubundaki çocukların bakımlarını gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak, geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmaktır.

Sosyal Hizmet Merkezi

Sosyal hizmet merkezi, hizmet verilen bölgede ihtiyaç sahiplerini tespit ederek sosyal hizmet müdahalesini ve takibini gerçekleştiren; çocuk, genç, kadın, erkek, özürlü, yaşlı bireylere ve ailelere koruyucu, önleyici, destekleyici, geliştirici hizmetler ile rehberlik, danışmanlık ve rehabilitasyon hizmetlerini bir arada ve en kolay ulaşılabilir şekilde, gerekirse kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile işbirliği ve eşgüdüm içinde sunan ve bu hizmetlerin koordinasyonundan sorumlu gündüzlü sosyal hizmet kuruluşudur.

Şiddet Mağduru Kadınlara Yönelik Uygulamalar

Bakanlık, ulusal kalkınma plan hedefleri, ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, belgeler ve kararların öngördüğü yükümlülükler ve görevler arasında da yer alan, kadına yönelik şiddeti önleme politikalarının geliştirilmesi, yasal önlemlerin alınması, koruyucu ve destek hizmetlerinin sağlanması gerektiği bilinci ile şiddete uğrayan veya bu riski taşıyan kadınlara yönelik hizmetlerini ağırlıklı olarak kadın konukevleri ile vermektedir.

Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Anne babası olmayan sahipsiz çocukların devlet eliyle barındırılıp bakıldıkları yerler, Bakanlık dönemine kadar uzun yıllar çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları olarak anıldılar. Çocuk yuvalarında 0-12 yaş çocuklar, yetiştirme yurtlarında 13-18 yaş gençler koruma altında tutulmaktaydılar. Bu kuruluşlar kışla tipi denilen büyük boyutlu, içinde 100 civarında çocuk ve gencin barındırıldığı kuruluşlardı. Bakanlık oluşumuyla birlikte çocuk yuvaları çocuk evlerine, yetiştirme yurtları sevgi evlerine dönüştürüldüler. Bu kuruluşların içinde en çok 8-10 çocuk ya da genç barındırılmaktadır.

Sağlık Alanında Sosyal Hizmet Uygulamaları

Sağlık hakkı, 1961 Anayasası’nın 49. maddesinde şu şekilde ifade edilmektedir: “Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla ödevlidir. Devlet, yoksul veya dar gelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcı tedbirleri alır”. Böylece sağlığın temel bir insan hakkı olduğu Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Dar alanda geniş kapsamlı hizmet ilkesi ile 1961 yılında yürürlüğe giren 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun, bu ihtiyacı gidermiştir.

Türkiye’de sosyal hizmetlerin gelişimi açısından, en önemli aşama, 1983 yılında, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün (SHÇEK) kurulmasıdır. Bu düzenlemeyle, Sağlık Bakanlığı bünyesinde yer alan sosyal hizmetler, 2828  sayılı yasa kapsamına alınmış, böylece sadece tıbbi sosyal hizmetler Sağlık Bakanlığı bünyesinde kalmıştır.

Tıbbi sosyal hizmetin gelişiminde, bir diğer aşamada 2002-2003 öğretim yılında Başkent Üniversitesi’nde Sağlık Bilimleri Fakültesine bağlı Sosyal Hizmetler Bölümü’nün kurulmasıdır. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalında da 2002-2003 öğretim yılı yüksek lisans programında yapılan değişiklikle, Sağlık ve Sosyal Hizmet odağında müfredat programı oluşturulmuştur.

Türkiye’de tıbbi sosyal hizmetin gelişiminde ulaşılan son nokta, 2011 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulama Yönergesidir. Bu yönerge, sağlık kurum ve kuruluşlarından hizmet alan hastaların tedavi sürecini etkileyen psiko-sosyal ve sosyo-ekonomik sorunlarının, sosyal hizmetin planlaması, uygulaması, değerlendirilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslarını belirleyerek tıbbi sosyal hizmetin insan hakları, eşitlik ve sosyal adalet temelli bir yaklaşımla ulaşılabilir olmasını sağlamak amacına yönelik olarak oluşturulmuştur.

Tıbbi sosyal hizmetin temel özelliği, hastalıkla ve hastalığın tıbbi tedavisi ile ilişkili, bireyin ve ailenin yaşamını etkileyen sosyal ve duygusal sorunları çözebilmektir. Bu bağlamda tıbbi ve psikiyatrik alanda çalışan sosyal hizmet uzmanları, tedavi sürecinde hastanın ve ailelerin pratik ihtiyaçlarının karşılanması (sağlık sigortasından yararlanma, sosyal yardım hizmetlerinden yararlanma gibi) hastalığın tedavisi ve izlenmesi için gerekli olan protez, ortez, ilaç gibi tıbbi malzemelerin sağlanacağı uygun kaynakların bulunması, hastanın tedaviden en etkin şekilde yararlanabilmesi için sağlık ekibinin bir parçası olarak, hasta ve ailesi hakkında ekibe bilgi verilmesi ve ekibin çalışmalarının desteklenmesi, hastanın hastalık nedeniyle yaşadığı umutsuzluk, korku, üzüntü, çaresizlik ve suçluluk duyguları gibi psikolojik sorunların çözümünde destek olunması, hastanın hastalık nedeniyle yerine getiremediği çocukların bakımı, yapılması gereken günlük işler gibi sorumlulukların yerine getirilmesi için destek sağlanması, hastanın ailesi ve sosyal çevresi ile ilişkilerinin düzenlenmesi, hastanın ve ailesinin yasal konular, hakları, toplumda var olan hizmetler ve bunlara nasıl ulaşılabileceği gibi konularda bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi, intihar girişimi, kayıplar, istismar mağduru olma gibi kriz ve travma yaratan yaşam durumlarının ele alınmasıyla ilgili konularda çalışmaktadır.

Eğitim Alanında Sosyal Hizmet Uygulamaları

Okul sosyal çalışmasının ilgi alanına giren sorunlar psikososyal nedenlerden kaynaklanabileceği gibi kültürel uyum ve ekonomik nedenlerden de kaynaklanabilmektedir. Okul sosyal çalışması, öğrencilerin içinde bulundukları gelişim dönemleri, aile koşullarını temel alarak çocuk ve gençlerin yaşadıkları çeşitli sorunların çözümü, ihtiyaç duyulan hizmetlerden yararlanmaları ve böylece eğitim faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürebilecekleri bir duruma gelmelerini sağlama gibi birçok hizmeti yürütmek üzere okullarda yer alan sosyal çalışmanın mesleki uygulama alanlarından birini oluşturmaktadır.

Okulda sosyal çalışma, okul öncesi, ilköğretim okulu ve lise öğrencilerinin derslerinde başarılarını engelleyen tüm olumsuzlukların giderilmesi yönünde tek başına, öğrenci, öğrenci ailesi, akrabaları, öğretmenler ve arkadaşlarıyla birlikte, konu ile ilgili çevredeki kurum ve kuruluşlar, bakkal, kahvehane, elektronik oyun salonu, internet salonu, seyyar satıcı, inşaat alanı ve benzerleri gibi öğrencinin etkileşimde bulunabileceği tüm “etki merkezleri” ile çalışarak öğrencinin eğitim, öğretim ve okul başarısını en üst düzeye çıkarılmasına yardımcı olmaktadır.

Bu amaçları şu şekilde maddeleştirebiliriz:

a. Öğrencinin bireysel özelliklerinin okul başarısını olumlu etkileyecek düzeyde olması için gereken desteklerin verilmesi,
b. Öğrencinin aile ilişkilerinin okul başarısını olumlu etkileyecek düzeyde olmasına yardımcı olunması,
c. Öğrencinin akraba ilişkilerinin okul başarısını olumlu etkileyecek düzeyde olması için destek verilmesi,
d. Öğrencinin arkadaşlık ilişkilerinin dersleriyle ilişkilerini olumlu etkileyecek düzeyde olması için destek verilmesi,
e. Okulda öğretmen ve öğrencilerle ilişkilerinin okul başarısını olumlu etkileyecek düzeyde olmasına yardımcı olunması,
f. Okul çevresi koşullarının okul başarısını olumlu etkileyecek düzeyde olması için gerekli iş ve işlemlerin yapılması, okul sosyal çalışmasının kapsamını belirlemektedir.

Adalet Alanında Sosyal Hizmet Uygulamaları

Suçlu insanların sağaltımında yapılarına uygun alternatif modeller belirlenmeli ve bu kişiler topluma kazandırılmalıdır. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (1982) 58. maddesi gençliğin korunmasına yöneliktir ve devletin, gençleri suçluluktan korumak için gerekli önlemleri alacağını ifade etmektedir. Bu nedenle, Türkiye’de çocuk suçluluğunu önleyici ve tedavi edici hizmetlerin geliştirilebilmesi bakımından ilgili kuruluşlara önemli görevler düşmektedir.

Çocuk Adalet Sisteminde Sosyal Hizmet Uygulamaları

Çocukların yetişkinlerden farklı olduğunun ve korunması gerektiğinin vurgulandığı 20. yüzyıl, suça yönelen çocuklar için de uluslararası bazı düzenlemelerin gerçekleştiği dönem olmuştur. Çocuğun yaşama, korunma, gelişim ve katılım haklarına işaret eden Çocuk Hakları Sözleşmesi tüm çocuklar için sosyal adaleti sağlamayı hedeflemektedir.

Ceza Adalet Sisteminde Sosyal Hizmet Uygulamaları

Dünyada 1870’lerin sonlarından beri sosyal hizmet mesleğinin ceza adalet sistemi içinde bulunduğu görülmektedir. Ceza adalet sisteminin polis, mahkemeler ve ceza infaz kurumları olmak üzere üç bileşeni bulunmaktadır. Sosyal çalışmacılar polisle çocuk istismarı vakalarında birlikte çalışmalar yapmaktadır. Türkiye’de özellikle emniyet müdürlüklerine bağlı çocuk şube müdürlüklerinde birlikte çalışmaktadırlar. Burada çalışan sosyal çalışmacılar bu şube ile diğer sosyal hizmet kuruluşları arasında köprü görevi görmektedir.

Sosyal çalışmacıların ceza infaz kurumlarında tutuklu/hükümlülerin haklarına yönelik bilinç geliştirerek savunuculuğunu yapmak önemli rollerinden biridir. Ceza infaz kurumlarında çalışan sosyal çalışmacıların bireylerle sağlıklı olmayan davranışlarını değiştirme konusunda çalışmalar yapmaları ön plana çıkmaktadır. Tutuklu/hükümlülerin yeni problem çözme becerileri öğrenmelerine yardımcı olmaları gerekir. En önemli konulardan biri de tahliye sonrası yaşamlarını nasıl düzenleyeceklerine yönelik tahliye sonrası planı yapılması gereklidir. Bu planı gerçekleştirmek için kaynak yönetimi yapmak sosyal çalışmacının işlevsel olduğu alanlardan biridir. Ceza infaz kurumlarında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının ayrıca cezaevi alt kültürü konusunda bilgili olmaları ve mesleki ilişkide sınırlarını koruyarak sürdürmeleri önemli konulardan bir diğeridir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Sosyal Hizmet Uygulamaları

Sosyal hizmet uygulamaları Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hizmet esasları içinde yer alır. Meslek elemanları sosyal hizmet kuruluşlarında doğrudan müracaatçıların ve ailelerinin sosyo-ekonomik sorunlarını çözümlemek için görev alırken onların sosyal hizmetlerden yüksek yararları gözetilerek hizmet almalarını sağlarlar.

Sosyal hizmet ara elemanı her ne kadar idari hizmetlerin yürütüldüğü noktalar açısından değerlendirilse de sosyal hizmet müdahale planının bir parçasıdır. Örneğin bir sosyal hizmet kuruluşu olan yaşlı bakım merkezinde yaşlı müracaatçının başka bir kuruma havale edilmesinde ulaşım, yeni kuruma yerleştirme gibi konularda destek hizmetlerinde görev alabilir.

Koruyucu aile, evlat edinme, çocuk ve gençlik merkezleri, sevgi evleri, yetiştirme yurtları gibi korunmaya muhtaç çocuk alanındaki kuruluşlarda görev alan ara meslek elemanları rollerini yerine getirirken çocuk ve gençlik mevzuatı ve alanın gerektirdiği bilgilere sahip olmalıdırlar.

Sosyal hizmet kuruluşlarında özellikle sosyal çalışmacıların kullandığı önemli meslek araçlarından birisi sosyal inceleme raporudur. Diğer sosyal meslek elemanlarının yanı sıra ara meslek elemanlarının da bazı mesleki raporlarda olduğu gibi bu mesleki araç konusunda da bir öngörüsünün olması gereklidir. Çünkü hizmet üretme olanağı bulacakları bu kuruluşlarda birlikte çalışacakları meslek elemanlarının rol ve sorumluluklarını bilmeleri işleyişin başarısı için gereklidir. Sosyal hizmet kuruluşlarında görev yapan sosyal çalışmacılar tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporunun en önemli özelliği bir sosyal hizmet mesleği etkinliği olması ve raporların temelinde sosyal hizmetin kuramsal çerçevesi ve uygulama esaslarının bulunduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle sosyal hizmet ara meslek elemanlarının sosyal inceleme olarak kavramsallaştırılan bu önemli mesleki süreç hakkında bilgi sahibi olmalarında fayda bulunmaktadır.

Diğer Sosyal Hizmet Alanlarında Sosyal Hizmet Uygulamaları

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı her biri ayrı genel müdürlük olarak örgütlenmiş sosyal yardımlar, aile ve toplum hizmetleri, çocuk hizmetleri, özürlü ve yaşlı hizmetleri, kadının statüsü ve sorunları ile ilgili sorumluluklarıyla sığınmacı sorumluluklarının tam ortasındadır. Göç ve sığınma alanında sosyal çalışmacılar önemli çalışmalar yaparlar. Sosyal çalışma mesleği kendisini işler kılan yöntemlerini sığınmacıların sorunlarının çözümünde de kullanır.

Göçmen kendine bir süre için ya da sürekli olarak yeni bir yaşam kurmak amacıyla bir ülkeden bir başka ülkeye taşınan kişidir. Göçmenlerle sosyal çalışma; bir ülkeye gelen göçmenlerin yerleştirilmelerinden beslenme, barınma, sağlık, eğitim gibi bireysel ve ailesel her türlü sorunlarının çözülmesi ve bu yolla göçmenlerin yeni yerleştikleri topluma olabildiğince çabuk uyum sağlayabilmelerini amaçlayan sosyal hizmet uygulamalarıdır. Sığınmacı ise; bir ülke yurttaşının herhangi bir, özellikle politik nedenle kendi ülkesini bırakarak başka bir ülkede yaşamak üzere o ülkeye geçmesi ve o ülkenin resmi makamlarına başvurması ve sığınma isteminin resmi makamlarca kabulüyle sahip olduğu hukuksal statü anlamına gelir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası insan hak ve özgürlüklerini belirli koşullar altında herkes için güvence altına alarak insan haklarına dayalı bir bakış açısı sunmuştur. Ayrıca konuyla ilgili olarak, 2510 sayılı İskân Yasası, 5682 Sayılı Pasaport Kanunu, Çeşitli Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelikler bulunmaktadır. Yine Türkiye’de Sığınmacı ve Göçmenler Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Anadolu Kalkınma Vakfı da çalışmalarıyla mülteci alanında hizmet veren kuruluşlardandır.

Sivil Toplum Örgütlerinin Sosyal Hizmet Uygulamaları

Sosyal hizmetlerin gerçekleştirilmesinde, sistemin önemli bir parçasını oluşturan Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) esas olarak kamu gücü veya zorunluluk olmaksızın gönüllülük esasına dayalı olarak oluşturulan kuruluşlardır. Demokratik sistemin güçlü bir unsuru olan STÖ’ler topluma dinamizm kazandırmada, toplumsal gelişmede  hayati önemde rol ve işlevlere sahip olmaktadır. Dernek ve vakıfların önemli bir bölümü sosyal hizmetler alanında katılımda bulunma kapasitesine sahiptir. Çocuk refahı, yaşlı refahı, engelliler ve sosyal yardım alanlarında olmak üzere sosyal hizmetlerin farklı alanlarında, birçok dernek ve vakıf toplum için oldukça yararlı ve öncü çalışmalar içinde bulunmaktadır.

STÖ’ler asıl görevlerinin başarısı için sosyal sorumluluk kavramı altında sosyal refah çalışmalarını da kullanabilmektedirler. Bu nedenle sosyal hizmet çalışmalarında bulunan STÖ’lerin bağlı bulunduğu bir sosyal hizmet yönlendirme ve denetleme merkezinin kurulması ve bu işi sosyal meslek elemanlarının üstlenmesi gerekir.

Sosyal Belediyecilik Uygulamaları

Belediyelerin sosyal fonksiyonlarını arttıran sosyal belediyecilik anlayışı, yerel yönetimlere sosyal alanlarda planlama ve düzenleme işlevi yüklemektedir. Bu bağlamda, kamu harcamalarını konut, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarını kapsayacak şekilde sosyal amaca yönlendiren, işsiz ve kimsesizlere yardım yapılması, sosyal dayanışma ve entegrasyonun sağlanması ile sosyo-kültürel faaliyet ve çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan altyapı yatırımlarının yapılması, bireyler ve toplumsal kesimler arasında zayıflayan sosyal güvenlik ve adalet konusunu güçlendirmeye yönelik yerel yönetimlere sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevlerinin verilmesi, bu çerçeveyi oluşturmaktadır.

Belediyelerin Sosyal Hizmet Uygulamaları

Sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında belediyelerin yürütebileceği hizmetler şu şekilde özetlenebilir:

  1. Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarını karşılamak, öksüzlere çocuk yuvaları ve kreşler yapmak, yaşlılara huzurevleri tesis etmek,
  2. Sağlık merkezleri, sağlık ocakları, gezici sağlık otobüsleri, ön tanı merkezleri hizmete sokmak,
  3. Hastaneler civarında hasta yakınları için misafirhaneler oluşturmak,
  4. Kültür, sanat ve spor tesisleri açmak,
  5. Tiyatro, sinema, kütüphane ve kültür merkezlerini mahallere kadar yaygınlaştırmak,
  6. Fakir, muhtaç ve yaşam mücadelesi veren kesimlere yönelik aş evleri ve imarethaneler kurmak,
  7. Engelliler için ulaşım, eğitim ve sosyo-kültürel ortamlarda kolaylık sağlayıcı tedbirler almak,
  8. Beceri ve meslek edindirme kursları açmak,
  9. Park-bahçeler ve piknik alanlarını yaygınlaştırmak,
  10. Doğal dengeyi koruyan ve çevresel şartları düzenlenmiş ucuz konut alanları üretmek,
  11. Tanzim satış mağazaları ve ekmek fabrikaları kurmak, gıda, kömür, ilaç, kırtasiye malzemesi yardımı yapmak, toplumsal gruplar, sivil toplum kuruluşları ve kitle örgütlerine rehberlik etmek, onlarla dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirmek, gençlerin, engellilerin ve kadınların toplumsallaşmalarını sağlayacak merkezler açmaktır.

Faaliyet alanlarına göre kurumsal yapı şu şekildedir:

Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü

  • Sosyal Hizmetler
    • Çocuk Merkezi
    • Kadın Danışma Merkezi ve Sığınma Evi
    • Gençlik Merkezi
  • Sağlık Hizmetleri
    • Sağlık Evleri
    • Evde Sağlık ve Bakımı
    • Evde Temizlik
    • Cenaze Hizmetleri
    • Sağlık Denetimi