Ünite 1: Sosyal Güvenlik

Sosyal Güvenlik: Sosyal Politika İçindeki Yeri ve Tanımı

Sosyal politika (siyaset) , esas olarak insanlığın iki temel problem (üretim-bölüşüm) alanından biri olan bölüşümle ilgili olup, toplumu oluşturan fertler ve sosyal gruplar arasında bölüşümden kaynaklanacak çatışmaları ortadan kaldırarak toplum hayatının refah ve huzur içinde sürekliliğini sağlamaya yönelik politikalar ve tedbirler ve bütünüdür.

Klasik dar ve geniş anlamda sosyal politika kavramından hareket edilirse sosyal güvenlik , bütün toplum kesimlerine yönelik sosyal politika tedbirlerini içeren geniş anlamda sosyal politika araçlarından biridir. Diğer sosyal politika araçlarından farklı olarak sosyal güvenlik, temel insan ihtiyaçlarından biri olan güvenlik ihtiyacını karşıladığı için gelir düzeyi, cinsiyeti, yaşı, mesleği ve toplumsal statüsü ne olursa olsun toplumu oluşturan bütün insanları ilgilendiren bir sosyal politika aracıdır.

Sosyal güvenlik kavramı insanoğlunun güvenlik gibi temel bir ihtiyacının karşılanması ile ilgili olarak ortaya çıkan problemler ve bu problemleri gidermek için zaman içinde geliştirilen tedbirler ve süreklilik kazanan uygulamaların bütününü ifade etmek için kullanılmıştır. Sosyal güvenlik için milli gelirden ayrılan kaynakların büyüklüğü sosyal güvenliğin önemini ortaya koyan önemli bir göstergedir. Uluslararası Çalışma Örgütüne göre sosyal güvenlik sosyal barışı ve politik istikrarı sağlama aracıdır. Sosyal güvenlik garantisinin soyut ve somut olmak üzere iki boyutu vardır. Soyut boyutunu ; tehlikenin zararlarına maruz kalmadan önceki gelecek endişesi duymama, zararlarının karşılanacağını bilmeden kaynaklanan rahatlık hali, somut boyutunu ise tehlikenin zararlarına maruz kaldıktan sonra bu zararları karşılamak için sağlanan hizmetler ve parasal ödemeler oluşturur.

Dar anlamda sosyal güvenlik sanayi toplumunda işçi olarak çalışanları kapsamına alan sosyal güvenlik sistemini ifade eder.

Geniş anlamda sosyal güvenlik , sosyal koruma programlarının yanı sıra aktif istihdam politikalarından barınma ihtiyacının karşılanmasına kadar insan refahını ilgilendiren her konuyu kapsamına alır.

Hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın, temel bir insan hakkı olarak sosyal güvenlik; ferde ve ailesine yaşadıkları toplum içinde onları başkasına muhtaç etmeyecek, ihtiyaçlarının esiri haline getirmeyecek, şahsiyetlerinin korunması ve kişiliklerinin serbestçe gelişmesine imkân verecek bir hayat standardının temini ve koruma garantisinin sağlanmasıdır.

Sosyal Güvenlik Tehlikeleri ve Kapsamı

Sosyal güvenlik ihtiyacını doğuran, insanların istek ve iradeleri dışında meydana gelen tehlikelerin zararlarıdır ve sosyal güvenlik de bu zararları ortadan kaldırmaya yönelik mücadelenin adıdır. Tehlikeler, meydana geliş sebeplerine göre veya sonuçlarına (yol açtığı zararlar ve sürelerine göre) bağlı olarak sınıflandırılabilir.

Sebeplerine göre tehlikeler: Fizyolojik tehlikeler, Tabi afetlerden kaynaklanan tehlikeler, Sosyo-ekonomik tehlikeler, İnsanların sebep olduğu tehlikeler

Tehlikeler sonuçları ve zararları bakımından da sınıflandırılabilir:

Zararlarının süresi bakımından tehlikeler; Kısa vadeli geçici (hastalık, doğum, işsizlik, iş kazaları vb) ve uzun vadeli-sürekli (malullük, yaşlılık ve ölüm) tehlikeler.

Tehlikelerin zararları; Çalışma gücünün kısmen, tamamen, geçici veya sürekli olarak kaybedilmesi, gelirin tamamen veya kısmen, geçici veya sürekli olarak kaybedilmesi, harcama artışına bağlı olarak (sağlık gibi) giderlerin artışı, mal varlığına yönelik kayıplar şeklinde ortaya çıkar.

Yukarıda belirtilen sınıflandırmaların dışında özellikle sağlanan koruma garantisinin sınırlarının belirlenmesi bakımından ILO’nun, 1952 tarih ve 102 sayılı Sosyal Güvenliğin Asgari Normları sözleşmesinde, 9 ayrı sosyal güvenlik tehlikesi sayılmıştır. Sosyal sigortaların örgütlenmesi bakımından temel belirleyici unsur olan bu tehlikelerin tanımı ve sağlanan sosyal güvenlik garantisinin kapsamı sigorta kolları itibarıyla aşağıdadır.

Hastalık (sağlık hizmetlerinin sağlanması), Hastalık (gelir garantisinin sağlanması), İş kazaları ve meslek hastalıkları, Analık, Malullük, Yaşlılık, Ölüm, İşsizlik, Aile Gelirinin Yetersizliği

Sosyal Güvenlik: Tarihsel Gelişim Süreci

Bugünkü anlamı ve kurumsal yapısı ile sosyal güvenlik büyük ölçüde Sanayi Devrimi ve sonrasında oluşan ekonomik ve sosyal yapının bir ürünüdür. Dolayısıyla sosyal güvenliğin tarihi gelişim sürecini de Sanayi Devrimi öncesi ve sonrası dönemde olmak üzere iki ayrı dönemde incelemek daha isabetli olacaktır.

Geleneksel dönemde temel sosyal güvenlik koruması sağlayan birim, ailedir. Tanıma bilme faktörüne bağlı yardımlaşma geleneksel dönemin en yaygın ve kapsamlı diğer önemli sosyal güvenlik yöntemini oluşturur. Aynı yerleşim biriminde ve birbirine yakın mekânlarda yaşayan kişiler, komşuluk ilişkisine bağlı olarak içlerinden birisi tehlike ile karşılaştığı zaman ayni veya nakdi olarak yardımda bulunur. Akrabalık ve hısımlığa bağlı yardımlaşma aidiyet duygusunun öne çıktığı bir diğer yardımlaşma şekli Tanıma bilme faktörüne bağlı sosyal yardımların en kapsamlı şeklini dini sosyal yardımlar oluşturur Dini sosyal yardımlar, her toplumda ve dönemde en geniş kapsamlı sosyal yardım sağlayan yöntemlerin başında gelmiştir. İslamiyet, oruç, kurban ve zekat gibi ibadetleri birer sosyal güvenlik yöntemine dönüştürmüştür.

Sanayi devrimi öncesi dönemde , teşkilatlı, kurumsallaşmış sosyal güvenlik uygulamaları da vardır.

Esnaf ve sanatkârların meslek kuruluşları olan loncaların dayanışma sandıkları ilk sosyal sigortalar olarak kabul edilebilir. Vakıflar da tehlikelerin zararlarını giderme amacı ile oluşturulmuşsa sosyal güvenlik kurumu olarak kabul edilebilir.

Sanayi devrimi ile hızlanan sanayileşme ve şehirleşme, sosyal güvenlik ihtiyacının karşılanması bakımından çift yönlü bir olumsuz etkiye sahip olmuştur. Sanayi Devriminin ortaya çıkardığı yeni çalışma ortamı ve çalışma ilişkileri sos- yal güvenlik ihtiyacını artırmıştır. Ücretliler bütün ihtiyaçlarını (beslenme, barınma, giyim vb.) piyasadan para ödeyerek temin etmek durumundadırlar ve paraya olan ihtiyaçları daha fazladır. Ücret gelirinin yetersizliği önce kadınların, sonra da yaşlarına bakmaksızın çocukların çalışma hayatına girmesine yol açmış, aile sosyal güvenlik garantisi sağlayan değil, bizzat kendisi sosyal güvenlik ihtiyacı doğuran bir kurum haline gelmiştir.

Sanayi toplumu, sosyal güvenlik sistemini oluşturan temel kurum sosyal sigortalar dır. Sigortacılık ilkeleri üzerine oluşturulan sosyal sigortalar, özel sigortalardan farklı olarak Devlet tarafından kurulan, üyeliğin ve finansmana katılımın zorunlu olduğu geniş kapsamlı bir sosyal dayanışma müessesesidir.

İlk sosyal sigortalar, sanayileşmenin ilk başladığı İngiltere’de değil, her alanda devletçi politikalar uygulayan Almanya’da kurulmuştur. Sosyal sigortaların sahip olduğu avantajlar diğer sanayi devrimi yaşayan ülkelerde de hızla gelişmesine yol açmıştır.Sosyal sigortalar, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde sosyal güvenlik garantisi sağlamanın temel yöntemini oluşturmuştur.

Günümüz sosyal güvenlik sistemleri , esas olarak birçok ülkede primlerle finanse edilen sosyal sigortalar üzerine inşa edilmiştir. Sosyal sigortaların bıraktığı boşluklar ise vergiyle finanse edilen yerel ve/veya merkezi kamu yönetiminin sosyal güvenlik harcamaları ile desteklenmektedir. Sosyal güvenlik ihtiyacının karşılanmasının temel bir insan hakkı ve devlet görevi olduğu kabulünden hareketle, ILO’nun temel prensipleri doğrultusunda toplumu oluşturan herkesi, her tehlikeye karşı koruma kapsamına alma hedefini gerçekleştirmek üzere inşa edilmiştir.

Sosyal Güvenliğin Kurumsal Yapısı (Yöntemleri)

Günümüz sosyal güvenlik sistemlerinin kurumsal yapısı; sosyal sigortalar ve kamu sosyal güvenlik harcamaları üzerine oluşturulmuştur.

Sosyal yardımlar , geleneksel dönem sosyal güvenlik sağlama yöntemi olarak en eski sosyal güvenlik yöntemidir. süresi ve miktarı yetersiz sosyal güvenlik garantisi sağlayabilir.

Sosyal sigortalar , modern (günümüz) sosyal güvenlik yöntemlerinin en yaygın ve kapsamlı olanıdır. Finansman kaynağından hareketle primli rejimler olarak da adlandırılırlar. Sosyal sigortalar, devlet tarafından kurulan ancak yönetimi özerk, zorunlu katılımın esas olduğu sosyal güvenlik kurumlarıdır.

Sosyal sigortaların bıraktığı idari ve teknik boşluk, vergilerle finanse edilen kamu sosyal güvenlik harcamaları ile doldurulur. Primsiz rejimler olarak da adlandırılan kamu sosyal güvenlik harcamaları, sosyal güvenliğin bir devlet görevi olduğu anlayışı ile karşılıksız olarak devletçe sosyal güvenlik garantisi sağlama yöntemidir. Kamu sosyal güvenlik harcamaları ile sağlanan sosyal güvenlik garantisi de kanunlarla garanti edilmiş, talep edilebilir bir haktır.

Sağlanan sosyal güvenlik garantisi üç şekilde gerçekleştirilir.

  1. Hizmet olarak: Dezavantajlı gruplara (yaşlı, özürlü, kimsesiz çocuklar) durumlarının gerektirdiği her türlü bakım ve eğitim hizmetlerinin verilmesi ve sosyal sigorta kapsamında olmayanlara karşılıksız veya çok düşük bedelle sağlık hizmeti temin edilmesi bu grupta yer alır.
  2. Kamu yardımı olarak: Genellikle bir veya birkaç defaya mahsus olarak beslenme, barınma, sağlık ve giyim ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ayni veya nakdi yardımları içerir. Özellikle, deprem ve su baskını tabii afet hallerinde yaygınlaşan bir uygulamadır.
  3. Sürekli gelir ve aylık ödeme: Ülkemizde 2022 sayılı Kanun kapsamında 65 yaşını geçmiş muhtaç Türk vatandaşlarına aylık bağlanması uygulamasında olduğu gibi, hiçbir sosyal güvenlik garantisi olmayan veya yetersiz geliri olan kişilere sağlanan sosyal güvenlik garantisidir.

Modern sosyal güvenlik kurumlarının sağlamış olduğu sosyal güvenlik garantisi, kişiye yaşadığı toplum içinde insan haysiyetine yaraşır bir hayat standardı sağlanması ile sınırlıdır. Daha yüksek standartta ve seviyede sosyal güvenlik garantisi talep edenler, ilave (tamamlayıcı) sosyal güvenlik tedbirlerine başvururlar. Modern sosyal güvenlik yöntemlerinin sağladığı gelir garantisini yetersiz görürlerse daha yüksek bir hayat standardına sahip olmak için tamamlayıcı nitelikte ilave sosyal güvenlik yöntemlerini kullanırlar.

Fertler bireysel tasarruflarını banka mevduatı olarak saklayacakları gibi altın, döviz, hisse senedi, tahvil ve bono gibi menkul veya ev, işyeri gibi gayrimenkul kıymetlere dönüştürerek de koruyabilirler. Günümüz toplumlarında bireysel tasarruflar ağırlıklı olarak kurumlar aracılığıyla değerlendirilmektedir. Özel sigortalar bu konudaki en gelişmiş kurumlardır. Tamamlayıcı sosyal güvenlik yöntemleri arasında işyeri, işletme, işkolu ve sektör düzeyinde gerçekleştirilen çeşitli kurumlar da yer alabilir. Yardımlaşma ve dayanışma sandıkları, kamu kesiminde aynı statüde bulunan bütün çalışanları kapsama alabileceği gibi (sivil ve askeri personel) yalnızca belirli çalışan gruplarını (ilköğretim öğretmenleri, Merkez Bankası çalışanları vb) kapsama almak üzere oluşturulurlar.

Sosyal Güvenliğin Finansmanı

Sosyal güvenlik sistemlerinin idealini oluşturan herkesi, her tehlikeye karşı, insan haysiyetini yaraşır bir seviyede koruma garantisine kavuşturma hedefi pahalı ve yüksek maliyete katlanmayı gerektirir

Finansman konusunu önemli hale getiren kullanılan finansman yöntemi ve araçlarının sosyal güvenlik sisteminin gelirin yeniden dağıtıcı etkisini belirleyici olmasıdır.Sosyal güvenliğin finansmanı çok boyutlu bir konudur. Nitekim sosyal güvenliğin finansmanı:

Sosyal güvenlik için tahsis edilecek kaynakların seviyesi arttıkça, sosyal güvenlik kapsamına alınanların sayısı artmakta sağlanan gelir garantisinin de seviyesi yükselmektedir. ülkelerin gelişmişlik seviyesi arttıkça sosyal güvenlik için tahsis ettiği kaynakların seviyesinin de yükseldiğini ortaya koymaktadır.

Modern (günümüz) sosyal güvenlik sistemlerinin gelir kaynakları programların da niteliğini belirler hale gelmiştir. Nitekim, sosyal güvenlik programları:Primlerle finanse edilen sosyal sigortalar (primli rejimler) ve vergilerle finanse edilen kamu sosyal güvenlik harcamaları (primsiz rejimler), olarak iki temel grupta toplanmaktadır.

Primli rejimler olarak adlandırılmasından hareketle sosyal sigortaların gelir kaynaklarını; prim gelirleri ve prim dışı gelirler olarak ayırmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bir finansman kaynağı olarak primler; sosyal sigortaların sağladığı sosyal güvenlik garantisinden faydalanmanın bir bedeli (fiyatı) veya karşılığı olarak tarif edilebildiği gibi, sigortalı bakımından ücretin geciktirilmiş bir parçası, işveren bakımından da ücret maliyetinin bir unsuru olarak tarif edilebilmektedir. Primler, vergilere göre çok sayıda üstünlüğü bulunan ve kendine has özellikleri olan bir Finansman vasıtasıdır.

Primler, ödeyenler bakımından 3 grupta toplanabilir. Sigortalı primleri, işveren primleri ve devlet primleri . Sigortalılar doğrudan sosyal güvenlik garantisinden faydalandıkları için, işverenler sigortalı çalıştırmanın bir maliyeti olduğu ve birçok sosyal riskin de işyerinde çalışırken (iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi) ortaya çıkması dolayısıyla prim öderken, devlet de sosyal güvenlik garantisi sağlamak için, modern sosyal hukuk devletinin bir görevi olarak prim ödemektedir. Hangi tür prim uygulanacağı kapsama alınanların nitelikleri yanında kayıtlı ekonominin gelişmişlik seviyesine de bağlıdır. Sosyal sigortaların kapsama aldığı bütün riskleri finanse etmek için tek prim kullanılabileceği gibi, her sigorta kolu için ayrı prim (çoklu prim) alınması da söz konusu olabilir.

Sosyal sigortaların prim dışı gelirlerini , eğer varsa fon ve yatırım gelirleri ile devlettin yaptığı çeşitli katkılar oluşturur. Sosyal sigortaların finansman yöntemi fon esasına göre oluşturulmuşsa, gelirin elde edilmesi ile harcanması arasında geçen zaman diliminde fonların değerlendirilmesi ile yatırım gelirleri elde edilebilir. Devlet, sosyal sigortaların ilk kuruluş masraflarını karşıladığı gibi, geçici, sürekli veya şartlı olarak sistemin finansmanına katkıda bulunabilir. İstihdamı teşvik amacıyla geçici süreli katkılar yanında, toplam giderlerin belirli bir yüzdesini sürekli olarak karşılayarak da katkıda bulunabilir.

Kamu sosyal güvenlik harcamaları , vergi gelirleri ile finanse edilen sosyal güvenlik uygulamalarıdır. Vergi ile finansmanda genellikle benimsenen yöntem, toplam vergi gelirlerinden belirli bir payın sosyal güvenlik harcamaları için tahsis edilmesidir. Bu yöntem özellikle kimsesiz çocuklar, yaşlılar, özürlüler, şehit aileleri ve gaziler gibi gruplara yönelik sosyal güvenlik harcamaları için kullanılır.

Kamu sosyal güvenlik harcamalarının finansmanında sıklıkla kullanılan bir başka yöntem dolaylı vergi yöntemidir. Gelişmekte olan ülkelerde devlet daha çok dolaylı yöntemlerle sosyal güvenliğin Finansmanına katılır. Genellikle işlem hacmi yüksek olan bazı mal ve hizmetlerin ticareti üzerinden bir pay ayrılması veya özel durumlarda ek vergi alınması gibi yöntemlerle gelir elde edilmesi söz konusu olabilir.

Sosyal güvenlik sistemlerinin finansman yöntemleri , Sosyal güvenliğin gelir-gider dengesinin sağlanmasında benimsenen yöntem sos- yal güvenlik sisteminin geliri yeniden dağıtma felsefesini de belirler Gelir-gider denkliğinin sağlanmasında iki temel yöntem vardır: Dağıtım ve fon yöntemi.

Dağıtım (yılı yılına finansman) yöntemi en basit anlamı ile bir yılın gelirleri ile bir yılın giderlerinin denkleştirilmesi anlamına gelir Dağıtım yöntemi, basit ve kolay anlaşılabilir olmasının yanında kısa bir süre sonra hayata geçirilebildiği için politikacılarca da tercih edilen bir yöntemdir

Fon Yöntemi , dağıtım yönteminin aksine, uzun dönemde elde edilen gelirlerle uzun dönem sosyal güvenlik giderlerinin karşılanması esasına dayanır. Malullük, yaşlılık ve ölüm gibi uzun vadeli sigorta kolları için daha uygun bir finansman yöntemidir. Ancak işsizlik sigortası için mutlaka uygulanması gereken bir finansman yöntemidir. Fon yöntemi, tasarruf ve sermaye birikimi yetersizliği olan ülkelerde ilave tasarruf yarattığı için özellikle gelişmekte olan ülkeler için önerilen bir yöntem olmuştur Ancak, aynı yöntem fonların iyi değerlendirilememesi halinde gelecek nesillere önemli yükler getireceği için dezavantajlıdır.

Sosyal güvenlik için tahsis edilen kaynakların hacminin gelişmiş ülkelerde gayri safi yurt içi hasılanın % 20-30’u arasında değişen paylara ulaşması, gelişmekte olan ülkelerin de sosyal güvenlik harcamalarını bu seviyelere yükseltme hedefinde olması, sosyal güvenlik sistemlerinin finansmanının ekonomik etkilerini önemli hale getirmiştir. Sosyal güvenlik sistemlerinin gelir kaynaklarının ne olduğu, hangi finansman yönteminin seçildiği, primler ve aylıklar arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu ve gelir ve aylıkların belirlenmesi ve ayarlanması yöntemleri ekonomik etkilerinin yönünü ve derecesini de etkilemektedir.

Sosyal güvenliğin ilk ve en geniş kapsamlı ekonomik etkisi emek arz ve talebi ile istihdam seviyesi üzerinde gerçekleşmektedir. Prim oranlarının yüksekliği kişilerin çalışma-boş zaman tercihlerini etkilediği ölçüde emek arzına, prim maliyetinin yüksekliği de ücret maliyetini etkilediği ölçüde işverenlerin emek talebini etkilemektedir.

Sosyal güvenlik, fertlerin tasarruf eğilimini etkilediği ölçüde sermaye birikimi ve buna bağlı olarak yatırımlar ve iktisadi büyüme hızını da etkilemektedir. Primlerin kaynakta kesilmesi düşük gelirli gruplar için zorunlu tasarruf miktarını artırıcı etki yaparken, yüksek gelirli gruplar için bir sosyal güvenlik garantisine sahip olmanın rahatlığı dolayısıyla gönüllü tasarrufları azaltıcı etki yapabilmektedir. Sosyal güvenlik sistemleri, gelirin yeniden dağılımı ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik belirgin etkileri vardır. Sosyal sigorta programlarının prim oranları, prime esas kazançları, aylık hesaplama sistemleri sistemin gelir dağıtıcı etkisini belirleyen değişkenlerdir.