Ünite 3: Sosyal Güvenlik Teknikleri

Sosyal Güvenlik Tekniği Kavramı

Sosyal güvenlik tekniği sosyal güvenlik sağlamak amacıyla kullanılan yol ve yöntemlerdir. Sosyal güvenlik tekniklerinin ortaya çıkış süreci, diğer sosyal konularda olduğu gibi şu süreçle gerçekleşir. İnsanoğlu bireysel veya toplumsal hayatını sürdürmede dışarıdan gelen faktörlerle güçlükle karşılaştığı zaman problemler ortaya çıkar ve sıkıntıya girer. Bu problemleri çözmek, sıkıntılardan kurtulmak için arayış içine girer ve zaman içinde bazı çözüm yol ve yöntemleri dener. Denediği bu yol ve yöntemlerden problemin çözümü konusunda başarılı olan kalıcı olur ve süreklilik arz eder. İnsanoğlu ne zaman bir problemle karşılaşsa bu yol ve yöntemi kullanır. Kullandığı bu yol ve yöntemler sosyal güvenlik bakımından o dönem için geçerli sosyal güvenlik tekniklerini oluşturur.

Sosyal güvenlik teknikleri her dönem ve her toplum için geçerli olan, durağan, değişmez teknikler değildir. Yeni sosyal güvenlik risklerinin ortaya çıkışı, sosyal güvenlik tekniklerini değiştirmiştir.

Sosyal Güvenlik Tekniklerinin Çeşitleri

Sosyal güvenlik teknikleri bireysel ve toplu teknikler olmak üzere iki grupta toplanır.

Bireysel Sosyal Güvenlik Teknikleri: Bireylerin başkalarından yardım ve destek almaksızın kendi sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla geliştirdikleri teknikler, bireysel sosyal güvenlik teknikleridir. Bireysel sosyal güvenlik tekniklerinin temeli tasarrufa dayanır. Birey karşılaşması mutlak ya da muhtemel olan sosyal güvenlik risklerine karşı tasarruf yapmak suretiyle tedbir almış olur. Bireysel sosyal güvenlik teknikleri günümüze kadarki gelişim sürecinde çok fazla çeşitlenememiştir. Gelişmenin olduğu tek alan özel sigorta tekniği olmuştur. Özel sigortanın da bireysel sosyal güvenlik tekniği olup olmadığı tartışmalıdır.

Bir iş kazası ya da meslek hastalığı durumunda işveren ister kusurlu ister kusursuz sorumlu olarak sorumluluğu ortaya çıkmış olsun sonuçta: Belirlenecek tazminatın sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamaya yetip yetmeyeceği, tazminatın hak edilip edilmeyeceğinin belirsizliği, tazminatın hak edildiği durumlarda bu tazminatın alınıp alınamayacağı (özellikle iflas durumlarında), ve zaman alınacağı gibi hususlardaki belirsizlikler hukuki sorumluluğun bir çözüm olup olmayacağını tartışılır hâle getirmektedir. Biz hukuki sorumluluğun bir tazmin sorumluluğu olarak belirli bir sosyal güvenlik fonksiyonunun olduğunu göz ardı etmemekle birlikte bir sosyal güvenlik tekniği olarak kabul edilemeyeceğini düşünüyoruz.

Bireysel sosyal güvenlik tekniklerinde etkinlik bireyin kapasitesi ile sınırlı olmaktadır. Bireysel tekniklerin yeterli olamamasının arka planında da bu gerçek yer alır.

Bireysel Sosyal Güvenlik Tekniklerinin Çeşitleri: Tasarruf özünde bir fedakârlıktır. Tasarruf etmek kişinin harcanabilir gelirinin bir kısmından gelecekte karşılaşabileceği sıkıntılar ya da yapmayı düşündüğü yatırımlar nedeniyle vazgeçmesi ve harcamaması olayıdır. Tasarruf bir teknik olarak insanlığın bulduğu en eski hatta ilk sosyal güvenlik tekniğidir denilebilir. Tasarruf tekniğinde değişen yalnızca tasarruf edilen şeydir. Bir zamanlar gıda saklama olarak başlayan tasarruf konusu şeyler zaman içinde kıymetli madenlerin (altın, gümüş vb.) ve diğer ek paranın bulunması ile paranın tasarrufu biçiminde devam etmiştir. Günümüzde tahvil, hisse senedi gibi başkaca tasarruf araçları ortaya çıkmıştır.

Tasarruf tekniğinin sosyal güvenlik tekniği olarak çok önemli bir fonksiyonu olmuştur. Ancak bireysel bir sosyal güvenlik tekniği olarak tasarruf tekniğinin sosyal güvenlik ihtiyacının karşılanmasında yeterli olması söz konusu olamaz. Tasarruf tekniğinin yetersiz kalmasının en önemli nedeni tasarrufun kişinin gelir seviyesi, tasarruf kültürü ve sosyal güvenlik bilinci ile ilişkili olma niteliğidir.

Bireysel tasarruf tekniğinin sosyal güvenlik garantisi sağlama bakımından yeterliliğini belirleyen faktörler:

  • Yeterli tasarruf yapmaya imkan verecek seviyede yüksek gelire sahip olma,
  • Tehlikeler ve zararlarının farkında olma ve tasarruf etme bilincinin varlığı,
  • Yeterli tasarruf yapılmasına imkân verecek kadar tehlikesiz geçen sürenin varlığı ve
  • Tehlikenin şiddeti ve yol açtığı zararın büyüklüğü,

olarak sıralanabilir. Sayılan bu özellikler bakımından bireysel tasarruflar her birey için sosyal güvenlik garantisi sağlamada yetersiz kaldığı için yeni tekniklere ihtiyaç duyulmuştur. Bütün eksiklik ve yetersizliklerine karşılık tasarruf tekniği belki tek başına yeterli bir teknik olamamakla birlikte tasarruf tekniği toplu sosyal güvenlik teknikleri içerisinde çağdaş sosyal güvenlik tekniklerinin de özünü oluşturmaktadır.

Özel sigorta bir sosyal güvenlik tekniği olarak doğmamıştır. Özel sigorta mala yönelik tehlikelere karşı bir güvenlik tekniği olarak doğmuş, ancak zaman içerisinde sosyal güvenlik alanında da bir teknik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Özel sigortanın işleyişinde temel esas şudur. Belirli bir riskle karşı karşıya olan kimseler bu riskin sonuçlarına karşı dayanışmaya girerler. Özel sigortada bu anlamda riskin sonuçlarının paylaşılması ve dağıtılması söz konusudur. Bu dayanışmayı kâr etmek amacı ile organize eden kimseye sigortacı denilir. Sigortacı bu dayanışmayı organize etmenin karşılığında kişilerin riskini belirli bir bedel karşılığında devir alan kimsedir. Özel sigortada bu karşılığa prim denilir. Özel sigorta primi içinde aktüeryal anlamda karşılık, organizasyonun giderleri ve sigortacının bu faaliyetten beklediği payı da içermektedir.

Ancak özel sigortayı tümüyle bir bireysel sosyal güvenlik tekniği olarak görmek mümkün değildir. Çünkü sigorta tekniği temel niteliği itibarıyla bir tasarruf toplu dayanışma esasında işler. Dolayısıyla toplu bir sosyal güvenlik tekniğidir. Özel sigorta tekniğinin ayırt edici özelliği isteğe bağlı olmasıdır. Kural olarak özel sigorta isteğe bağlı bir sigortadır. İsteğe bağlı olma özelliği özel sigortanın sosyal güvenlik sağlama fonksiyonu bakımından bir dezavantajdır.

Toplu Sosyal Güvenlik Teknikleri Çeşitleri: Adından da anlaşılacağı üzere toplu sosyal güvenlik teknikleri çok sayıda insanın yardımlaşma ve dayanışmasını gerekli kılan tekniklerdir. Sosyal yardımlaşma toplumun en küçük birimi olan aileden başlayarak çeşitli toplum seviyelerinde gerçekleştirilir. Aile, kabile, aşiret, boy, köy, hemşehrilik, aynı millet ve insanlık (Kızılay, Kızılhaç gibi kuruluşlar eli ile) seviyesinde sosyal güvenlik amaçlı yardımlaşmalar sosyal yardımlaşma olarak adlandırılır.

Sosyal yardımlaşma tekniğinin ayırt edici özelliği; Kişiler arası yardımlaşma tekniği olması, risk gerçekleştikten sonra devreye girmesi, kişinin talebine bağlı olması, yapılacak ve istenen yardımların yardım yapanın arzusuna ve yardım yapma gücüne bağlı olmasıdır.

Organize olmayan sosyal yardımlaşma çeşitli şekillerde gerçekleşir; kişiden kişiye yardımlaşma, aile içi yardımlaşma, hemşehrilik yardımlaşmaları ve ülke çapında yardımlaşmalardır.

Sosyal yardımlaşma tekniğinde en önemli problem, yardıma gerçekten muhtaç olanların tespit edilmesi işlemidir. Nitekim bu konudaki boşluktan dolayı dilencilik bir meslek olarak doğmuş ve gelişmiştir.

Sosyal yardımlaşmadaki yetersizlikler insanları yeni sosyal güvenlik teknikleri arayışına itmiştir. Bu arayış sosyal yardımlaşmanın yetersizliklerini büyük ölçüde gideren kurumsallaşmış sosyal yardımlaşma tekniklerinin doğmasına yol açmıştır

Kurumsallaşma sosyal yardımlaşma alanında birçok fayda sağlar. Bu faydalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Yardım miktarının daha büyümesini sağlamıştır,
  • Yardım yapılma zamanını kısaltmıştır,
  • Yardım alanlar ile yardım yapanların karşı karşıya gelmesinin olumsuz psikolojik etkilerini azaltmıştır,
  • Yardım yapmak isteyenler ile yardım alanların karşılaşmasını kolaylaştırmıştır,
  • Suiistimali engellemiş, yardımların yerine ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına katkı sağlamıştır,
  • Yardım süresinin uzamasını sağlamıştır.

Sosyal yardımlaşmada kurumsallaşma kendi içinde çeşitlilik göstermiştir. Bu amaçla ortaya çıkan üç kurum ya da üç teknikten söz edilebilir. Bunlar; Vakıf, Dernek ve Sandık şeklinde ortaya çıkan kurumlardır.

Vakıf; belli bir malın ya da paranın ayrı bir tüzel kişilik teşkil edecek biçimde sosyal yardım için tahsis edilmesi ile ortaya çıkar. Vakıf kuran kimse sosyal yardım amacıyla mal varlığından ayırdığı belirli mal ve paraları bu amaçla tahsis etmektedir. Sosyal güvenlik garantisi sağlama amacı ile oluşturulan vakıflara “avarız vakıfları” denir.

Dernekler; sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı kurumlaştırmada kullanılan bir başka örgütlenme biçimidir. Dernek, kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli sayıda gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.

Sandıklar; üyelerin sandığa aylık ya da yıllık belirli bir dönem içinde yapacakları katkı paylarından oluşan fonlardan sosyal güvenlik riski ile karşılaşan üyeye yapılan maddi destek sayesinde sandık üyesine sosyal güvenlik sağlanmasını, sosyal güvenlik ihtiyacının karşılanmasını esas alan bir sistemdir.

Yardımlaşma sandıkları, vakıf ve derneklerden farklı olarak sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı üyeleri arasında gerçekleştirir, dışa kapalı sosyal yardımlaşma örgütleri olarak faaliyet gösterirler.

İhtiyaç anında, muhtaç durumda bulunan üyelere mali destek vermek üzere, genellikle aynı meslek veya sanayideki kişiler tarafından meydana getirilen, primli sisteme göre işleyen yardımlaşma sandıklara Teavün (Orta) Sandığı denir

Sosyal Sigorta Tekniği: Sosyal sigorta tekniği, özel sigortanın bir türüdür. Özel sigortanın temelini oluşturan sigorta tekniği, sosyal sigortada kamu menfaatini gözeterek ve kâr amacı gütmeksizin sosyal güvenlik sağlama amacıyla kullanılmaktadır. Bu özelliği ile sosyal sigorta tekniği kamusal faaliyet niteliği kazanmaktadır.

Sosyal sigortanın temel ilkeleri; zorunlu olması, kamu sigortası olması, primli bir sistem olması, ödenen primle sağlanan yardım arasında bir bağın olmaması, bütün sosyal riskleri kapsaması, kâr amacı gütmemesi ve devletin garantisi altında olmasıdır.

Sosyal sigorta devletçe bir kamu sigortası olarak kurulur. Sosyal sigortalı olmak isteğe bağlı değil, ilgili mevzuatta şartları belirtilen herkes için zorunludur. Sosyal sigorta özel sigorta gibi primli sistemdir. Sigortalılar sistemin finansmanına zorunlu katkıda bulunurlar. Ancak bu katkı özel sigortadaki kadar fazla olmaz. Bunun birçok nedeni vardır. Bunlardan birisi özel sigortada işlemeyen Büyük Sayılar Kanunu sosyal sigortada devlet gücü ile işlediği için sigortalı başına düşen aktüeryal maliyet daha düşük olur. Büyük Sayılar Kanunu, tesadüfi bir değişkenin uzun vadeli kararlılığını belirleyen ihtimal teorisidir. Tesadüfi olarak gerçekleşen bir olay çok sayıda tekrar edildiği zaman şans faktörü ortadan kalkar ve her ihtimal için beklenen ortalama sonucu verir. Yazı ve tura gibi iki yüzü olan paranın çok defa atılması halinde her ikisinin gelme ihtimali % 50 veya çok yakın bir değerdir. Zorunlu sigortalılık ilişkisinin varlığı halinde, sosyal sigortalarda sigorta tekniğinin temelini oluşturan büyük sayılar kanununu daha kolay işler.

Günümüzde sosyal sigorta programları aşağıda belirtilen 9 sosyal güvenlik riskini kapsama alan bir sosyal güvenlik tekniğidir. Bunlar; İş kazası, Meslek hastalığı, Hastalık, Analık, Yaşlılık, Malullük, Ölüm, İşsizlik ve Aile ödenekleridir. Bu listeye, 1990’lı yıllardan sonra Almanya’nın öncülük ettiği bakım sigortası da onuncu sosyal sigorta programı olarak ilave edilebilir.

Ülkelerin iktisadi gelişme seviyeleri ile sosyal sigorta programlarının kişi olarak kapsamına aldığı nüfus arasında doğrudan bir ilişki vardır. Gelişmiş ülkeler daha çok sosyal riski ve daha geniş nüfus kesimlerini sosyal sigorta tekniği ile sosyal güvenlik kapsamına alabilmektedir.

Batı Avrupa ülkeleri başta olmak üzere sosyal güvenlik programları çalışan nüfusun %65 ve daha fazlasını kapsamına aldığı hâlde, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın %20’lere kadar düştüğü görülmektedir. Hatta işsizlik sigortası bakımından bu oran Asya-Pasifik ülkelerinde %6.3, Sahra Altı Afrika ülkelerinde ise yalnızca %1.1’dir.

Sosyal Yardım Tekniği: Çağdaş sosyal güvenlik sistemlerinin en önemli tekniği sosyal sigortalar olmakla birlikte bu teknik sosyal güvenlik sistemlerinin; herkesi her tehlikeye karşı koruma kapsamına alma hedefi bakımından önemli boşluklar bırakır. Bunlar idari ve teknik boşluklardır.

İdari boşluk, sosyal sigorta kurumlarının geç kurulmasından veya kurulduğu yıllarda bütün işyerlerini kapsama alamamasından kaynaklanır. Teknik (aktüeryal) boşluk ise sosyal sigorta tekniğinin sigorta özelliğinden kaynaklanır. Sigorta tekniğinin işleyişi gereği alınan primlerle sağlanan haklar arasında bir ilişki kurulur ve ancak belirli süre prim ödeyen ve sigortalı olanlara koruma garantisi sağlanır.

Sosyal sigortaların kapsam bakımından bıraktığı bu boşluklar, çağdaş sosyal güvenlik sistemlerinin sosyal sigortadan sonraki en önemli tekniklerinden birisi olan sosyal yardım tekniğini gündeme getirir. Çalışma ve kazanma gücü olmayan, prim ödeyemeyen kimselere sosyal güvenlik sağlamak için sosyal yardım tekniği kullanılır.

Sosyal yardım ve sosyal hizmetlerde aynı uygulama esasları hâkimdir. Sosyal yardım tekniğinin unsurları aşağıda sıralanmaktadır.

  • Muhtaçlara yönelik sosyal güvenlik sağlamada kullanılır,
  • Muhtaçlık kontrolüne dayalı yardım yapılır,
  • Yardımlar karşılıksız yapılır,
  • Devletçe yönetilir ve denetlenir.

Sosyal yardım tekniği devletçe kurulan bir sistem olduğu ve ödeme gücü olmayanlara sosyal güvenlik sağlanması söz konusu olduğu için bu teknikte sistemin finansmanı bütünüyle devletçe sağlanır.

Sosyal yardım tekniği, faydalananların finansmana katılmadığı, primsiz bir sistemdir.

Sosyal Hizmet Tekniği: Sosyal yardım tekniğinin unsurları aynı kalmak suretiyle yardımların hizmete dönüştürülerek yapılması “sosyal hizmet” olarak adlandırılır. Sosyal hizmetler de özünde birer sosyal yardımdır. Sosyal hizmetler de muhtaçlık kontrolüne bağlı olarak muhtaçlara devlet tarafından ve karşılıksız yapılır. Sosyal yardım ile sosyal hizmetin birbirinden ayrıldığı yer yapılan yardımların birinde ayni ve nakdi yardımın ağırlıklı olması, diğerinde ise bir hizmetin sağlanması ya da bir hizmetten faydalandırma şeklinde; yani hizmet biçiminde yardım yapılmasıdır.

Bugün gelinen noktada sosyal hizmetler sosyal yardım kavramının bir türevi olmaktan çıkmış ve neredeyse ondan bütünüyle ayrı bir sosyal güvenlik tekniği olarak gelişme göstermiştir. Nitekim sosyal hizmetler, bir uzmanlık alanı hâline gelmiş olup sosyal hizmetlerin nasıl sunulacağı ise apayrı bir uzmanlık hâline gelmiştir. Sosyal hizmetler aynı zamanda bir bilim alanı olarak da gelişmiştir. Bu hizmetleri kapsayacak şekilde, Sosyal Çalışma ya da Sosyal Hizmetler adı altında ayrı bir bilim ve araştırma alanı hâline gelmiştir. Sosyal politikanın bir alt disiplini olmaktan hızla çıkıp, lisans eğitiminden başlayarak ayrı bir uzmanlık alanı hâline gelmiştir.

Tamamlayıcı Sosyal Sigortalar: Sosyal sigorta tekniği olarak uygulamaya konulan bir başka teknik tamamlayıcı (ek, munzam, ilave) sosyal sigorta tekniğidir. Tamamlayıcı sosyal sigorta tekniği, sosyal sigorta kapsamında bulunanların ayrı bir kanunla yine zorunluluk esasına dayalı bir sigorta sistemi içine alınması ile ortaya çıkar. Munzam (ek) sosyal sigorta olarak da adlandırılan bu teknik, sosyal sigorta kapsamında olan sigortalıları zorunlu olarak ek bir sosyal sigorta kapsamına alır. Kişi bu ek sigorta sistemi için de prim öder. Sistem kanunla kurulur. Kimin hangi şartlarda sisteme gireceği ve sistemden hangi şartlarla ne gibi sosyal güvenlik haklarını alacağı kanunla belirlenir. Tamamlayıcı sosyal sigortalarda sigortalının ödediği prim ile aldığı aylık arasında birebir ilişki vardır.

Ülkemizde bu tekniğin uygulandığı üç adet munzam sosyal sigorta kuruluşu kurulmuştur. Bu kuruluşlardan kuruluş tarihî itibarıyla ilki Ereğli Kömür Havzası’nda çalışan taşkömürü işçilerini kapsayan ve 1921 tarihinde 151 Sayılı Kanunla kurulan “Amele Birliği”dir. Ülkemizin ikinci munzam sosyal sigorta kuruluşu 1941 yılında kurulan “İlkokul Öğretmenleri Sosyal Yardım Sandığı (İLKSAN)”dır. İlkokul öğretmenlerinin sosyal güvenliğini güçlendirmek için kurulmuş bir sandıktır. Munzam sosyal sigorta kuruluşlarından üçüncüsü ise 1961 yılında kurulan “Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK)”tır.

Geleneksel ve Çağdaş Sosyal Güvenlik Teknikleri Ayırımı

Sosyal güvenlik, tarihi hem çok eski bir kavram hem de yeni bir kavramdır. Dar anlamda sosyal güvenlik çağdaş bir kavramdır. Sosyal güvenlik tekniklerini, geleneksel ve çağdaş olarak ayırırken yapılan sınıflandırma değer yargısı içeren; gelenekseli kötü, başarısız; çağdaşı ise başarılı, olumlu bulan bir değerlendirme değildir. Geleneksel teknikler; bir dönem insanoğlunun sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamak için geliştirdiği ancak şimdi büyük ölçüde terk ettiği, (bireysel tasarruflar ve sosyal yardımlaşma gibi), tekniklerdir. Çağdaş teknikler ise bugün daha geniş toplum kesimlerini kapsayan ve onlara insan haysiyetine yaraşır bir sosyal güvenlik garantisi sağlayan (sosyal sigortalar gibi) tekniklerdir.

Geleneksel sosyal güvenlik teknikleri çağdaş sosyal güvenlik anlayışının doğmadığı bir dönemde ortaya çıkan sosyal güvenlik teknikleri olarak tanımlanabilir. Geleneksel sosyal güvenlik teknikleri, sosyal güvenlik ihtiyacını zamanında ve ihtiyaca yetecek şekilde karşılama imkânı olmayan tekniklerdir. Bu yetersizlikler, çağdaş sosyal güvenlik tekniklerinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

Çağdaş sosyal güvenlik tekniklerinin özünde devletin sosyal güvenlik alanında yükümlü olması ve vatandaşında gerektiğinde kendi sosyal güvenliği için devletin zorlamasını kabul etmesi yer alır. Sosyal sigorta sistemi kişileri kendi sosyal güvenlikleri için tasarruf yapmaya zorlar. Sosyal güvenlik kişiler için bir hak; devlet için bir görevdir.

Sosyal Güvenlik Tekniklerinin Geleceği: Sosyal güvenlik tekniklerinin geleceği ne olacaktır? Yeni sosyal güvenlik teknikleri bulunacak mıdır? Sosyal güvenlik tekniklerinin hangisi daha iyidir? Hangi teknik tercih edilmelidir? Bütün bu soruların cevabı başka alanlardaki tespit, tercih ve kararlara bağlı olarak verilebilir. Kullanılacak sosyal güvenlik tekniklerinin seçiminde seçici iki temel özne söz konusudur. Bunlardan birisi kişinin kendisi, diğeri ise devlettir. Kişiler kendi sosyal güvenlikleri bakımından bireysel sosyal güvenlik tekniklerinden istediğini seçme hakkına sahiptirler. Kişi yalnızca tasarruf yaparak ya da özel sigorta tekniğini kullanarak ya da isteğe bağlı sosyal yardımlaşma sandıklarından birisine katılarak bu yönde kendi seçimini yapabilir.

Küreselleşme bütün dünyada etkiler yaratan bir süreçtir. Bu gelişmelerin sosyal güvenlik alanında yeni işbirliklerini, yeni tekniklerin doğuşunu da etkileyebileceğini düşünmek gerekir. Küresel işbirliği imkânlarının sosyal güvenlik alanında da gelişeceği beklenmelidir. Küresel dünyada yaşamak artık daha kolay hâle gelmekte hatta bir ihtiyaç hâlini almaktadır. Dolayısıyla sosyal güvenlik artık tek bir ülkenin sorunu olmaktan çıkmıştır. Bunun için sosyal güvenlik alanında yeni teknolojiler geliştirerek yeni çözüm yolları bulmak bir ihtiyaç olacaktır. Sonuçta günümüzde özel sigorta alanındaki gelişmeler sosyal sigorta alanında da yaşanabilecektir. Sosyal sigorta sistemleri arasındaki işbirliği ve gelişmeler sosyal güvenlik ihtiyacının karşılanması alanında önemli katkı sağlayacaktır.