Ünite 7: Sosyal Güvenliğin Uluslararası Boyutu

Sosyal Güvenliğin Uluslararası Boyut Kazanmasını Hızlandıran Sebepler

İktisadi Gelişmeler

Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde dünya çapında iktisadi ilişkiler büyük ivme kazanmıştır. Ülkeler arasındaki iktisadi gelişme farklarının büyümesi, gelişmiş ülkeleri geri kalmış diğer dünya ülke insanları için çalışmak ve yaşamak için cazip bölgeler hâline getirmiştir.

Haberleşme teknolojisindeki gelişme, televizyon yayıncılığı, internet iletişiminin gelişmesi ve ulaşım masraflarının düşmesi insanları bir ülkeden diğer ülkeye yoğun göçe teşvik etmiştir. Uluslararası emek ve insan göçü sosyal güvenliği uluslararasılaştırmıştır.

Devlet Anlayışlarındaki Gelişmeler

Yirminci yüzyılda insanlık büyük değişme ve gelişmeler göstermiştir. 19. yüzyılda ortaya çıkan ve gelişen liberalizmin sosyal ve ekonomik sonuçları radikal sosyalist akımların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Rusya’da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin kurulması ve komünist rejimlerin Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde hakim olması; Çin’de komünist bir yönetimin hakimiyet kurması; Avrupa’da, Almanya ve İtalya’da Faşist yönetimlerin hakim hâle gelmesi bu siyasi gelişmelerin başında gelmektedir.

Sosyal devlet anlayışının yaygınlaşması, sosyal güvenlikle ilgili uluslararası sözleşmelerin imzalanmasını kolaylaştırmıştır.

İktisadi Bütünleşme Hareketleri

Ülkeler ve bölgeler arası iktisadi bütünleşme (entegrasyon) hareketlerinin de sosyal güvenliğin uluslararasılaşmasında önemli rolü olmuştur. İktisadi bütünleşme, üretim faktörlerinin ülkeler arasındaki dolaşımının serbestleştirilmesidir. Bu bakımdan iktisadi entegrasyonların gelişebilmesi için bu entegrasyonlar içindeki üretim faktörleri ve özellikle işgücü ve insan hareketliliğinin önündeki engellerin kaldırılması gerekir. AB gibi bölgesel bütünleşme hareketleri sosyal güvenliğin uluslararasılaşma sürecini hızlandırır.

İnsan Hakları Alanındaki Gelişmeler

İnsan hakları alanındaki gelişmelerde Birleşmiş Milletler Teşkilatının (BM) kurulması ile başlayan sürecin önemli bir yeri vardır. Sonuç olarak insan haklarına dair bütün sözleşmelerde sosyal güvenlik hakkı temel bir insan hakkı olarak kabul edilmiştir. Bu sözleşmelerin bütün dünyada uygulamaya girmesine yönelik faaliyetler de sosyal güvenliğin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Uluslararası Göç

Uluslararası göç, sosyal güvenlik hakları bakımından ayrıldığı ülkede kazanmış olduğu hakların terk edilmesi, göç ettiği ülkede de dezavantajlı grup olarak kendisi ve ailesi için yeterli sosyal güvenlik garantisi sağlayacak bir iş ve çalışma ortamı bulamaması sonucunu doğurmuştur. ILO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar bu kesimlere yönelik siyasi ve sosyal düzenlemeler çerçevesinde sosyal güvenlik kapsamına alınmasına yönelik uluslararası düzeyde sözleşmeler imzalamışlardır.

Sosyal Güvenliğin Uluslararası Boyut Kazanmasında Hukuki Sürecin Seyri

Sosyal güvenliğin uluslararası boyut kazanmasının millî devletler bakımından nasıl bir hukuki seyir izleyerek günümüze geldiği de üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Ülkelerin bu anlamda izlediği yol incelendiği zaman, bu alandaki hukuki gelişmenin üçlü bir yapı içinde gerçekleştiği gözlemlenir. Bunlar:

  • İkili anlaşmalar,
  • Uluslararası sözleşmelerin kabulü ve
  • Yurt dışı hizmet borçlanması hakkının tanınması,

olarak özetlenebilir.

İkili Uluslararası Anlaşmalar

Ülkeler arası ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri sosyal güvenliğin uluslararası boyut kazanmasına yol açan ilk faktör olmuştur.

Uluslararası sosyal güvenlik anlaşmaları sosyal güvenliğin uluslararası boyut kazanmasında ilk aşamayı meydana getirirler.

Türkiye, önce 1960’lı yıllardan sonra işçi gönderdiği Avrupa ülkeleri ile ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamıştır.

Çok Taraflı Uluslararası Anlaşmalar ve Sözleşmeler

Çok taraflı uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeler uluslararası kuruluşların hazırladığı ve birden çok devlet tarafından onaylanmış olan anlaşma ve sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler ve anlaşmalar uluslararası kuruluşun anlaşma ve sözleşmelerin hazırlanmasına ilişkin esasları içinde yürürlüğe girerler.

Ülkelerin uluslararası anlaşmaları onaylama zorunlulukları yoktur. Uluslararası anlaşma ve sözleşmeler bir kanunla onaylanır. Kanunla onaylanmış uluslararası kaynaklar onaylayan ülkenin millî mevzuatının bir parçası hâline gelirler. Kanunla onaylanmamış bulunan uluslararası kaynaklar ise uluslararası kuruluşların sözleşme, tavsiye kararı gibi farklı adlarla yayınlanan kararlardır. Bunların sosyal güvenlikle ilgili kararları, kanunla onaylanmamış ise millî mevzuatın bir parçası niteliği taşımazlar.

Ülkeler uluslararası sözleşmeleri onaylamasalar bile sosyal güvenlik düzenlemeleri yaparken bu sözleşmeleri göz ardı etmezler.

Borçlanma İmkânlarının Getirilmesi

Bazı ülkelerin ikili sosyal güvenlik sözleşmesi yapamadığı ülkelerdeki vatandaşlarının sosyal güvenlik meselelerinin çözülmesi bakımından aldıkları bir başka tedbir ise yurt dışında geçirdikleri süreyi ülkelerinin sosyal güvenlik sistemine saydırma imkanı veren hizmet borçlanması imkânının sağlanmasıdır.

Yurt dışı hizmet borçlanması, anlaşma yapılamayan ülkelerdeki vatandaşların sosyal güvenliklerini sağlamayı amaçlar.

Anayasal Boyutu

Sosyal güvenliğin anayasal bir hak olarak kabul edilmesi ve ülke anayasalarında düzenlenmesi uluslararası boyut kazanmasını kolaylaştırmıştır. Anayasalarda önce kendi vatandaşları için sosyal güvenliği bir insan hakkı olarak tanıyan devletler bu alandaki uluslararası sözleşmeleri de daha kolay imzalamışlardır.

T.C. Anayasası’na göre, “Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” (md.60).

Sosyal Güvenlikle İlgili Belli Başlı Uluslararası Sözleşme ve Tavsiye Kararları

Başta insan hakları alanı olmak üzere uluslararası kuruluşlar belirli alanlarda bütün dünyada asgari seviyede birtakım standartların oluşturulması ve uygulamaların gerçekleşmesine ilişkin sözleşmeler hazırlamakta ve bu sözleşmelerin onaylanması için çaba göstermektedirler.

Uluslararası düzeyde bir sözleşmenin varlığı, imzalamayan ülkeler üzerinde baskı yaratır. Sosyal güvenlik alanında çok sayıda uluslararası sözleşme ve tavsiye kararları bulunmaktadır. Aşağıda bu sözleşme ve tavsiye kararlarından belli başlıları hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri

Birleşmiş Milletler Antlaşması, BM’nin amaçları arasında “Ekonomik, sosyal, kültürel ve insancıl nitelikteki uluslararası sorunların çözümünde ve ırk, cinsiyet dil ve din ayrımı gözetmeksizin herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygıyı geliştirip özendirmede uluslararası işbirliğini geliştirmek” (m.1/3) hükmüne yer vermiştir. Sosyal güvenliğin bir insan hakkı olarak kabul edildiği bilindiği için BM’de bu alanda faaliyet yürütmeyi amaçları arasına katmış bulunmaktadır. BM’nin bu amaca yönelik çalışmaları sonuç vermiş ve aşağıdaki uluslararası metinler kabul edilmiştir.

  • İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
  • Mültecilerin Statüsüne Dair Sözleşme (1951)
  • Vatansızların Statüsüne Dair Sözleşme (1954)
  • Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (1966)
  • Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (1966)
  • Her Çeşit Irk Ayırımının Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Sözleşme (1966)
  • Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılmasına Dair Sözleşme (1979 )
  • Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989)

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Sözleşme ve Tavsiye Kararları

Uluslararası seviyede öncelikle; çalışanların korunması ve bütün dünyada standart haklara kavuşturulması, asgari seviyede bir haklar kataloğuna ulaşılması alanlarında etkili çalışmalar yapan uluslararası kuruluşlardan birisi de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’dür (Turan, 1979: 129- 167).

Genel Nitelikli Sözleşme ve Tavsiye Kararları

  • Filadelfiya Bildirgesi (1944):
  • Gelir Güvencesine Dair 67 No’lu Tavsiye Kararı:
  • Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında 102 No’lu Sözleşme:
  • Sosyal Güvenlik Açısından Vatandaşlarla Vatandaş Olmayanlara Eşit İşlem Yapılmasına dair 118 No’lu Sözleşme (1962):
  • Sosyal Güvenlik Haklarının Korunması İçin Uluslararası Bir Sistem Kurulmasına Dair 157 No’lu Sözleşme (1982):

ILO’nun Sosyal Güvenlik Dallarına Dair Sözleşme ve Tavsiye Kararları

ILO’nun çok sayıdaki sözleşme ve tavsiye kararları içerisinde bazıları vardır ki; sosyal güvenlik hakkının uluslararası alanda korunması açısından daha büyük önem taşır. Aşağıda, doğrudan sosyal güvenlikle ilgili olmayan ancak taşıdığı hükümler ve düzenlemelerle özellikle sosyal güvenlik hakkının uluslararası boyut kazanması açısından önemli olduğu düşünülen sözleşme ve tavsiye kararları yer almaktadır.

  • Göçmen İşçilere Dair Sözleşmeler
  • Denizcilere Dair Sözleşme ve Tavsiye Kararları
  • Denizcilerin Sosyal Güvenliğine Dair (Gözden Geçirilmiş Hali) 165 No’lu ve 1987 Tarihli Sözleşme

Avrupa Konseyi Sözleşmeleri

1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi 21 üyeden oluşan uluslararası bir teşkilattır. Konsey Avrupa’nın askerî bakımdan savunulmasını sağlamak amacıyla kurulan NATO yanında, onu sosyal ve ideolojik anlamda tamamlamak üzere kurulmuş bir teşkilattır (Brownlie, 1992: 325).

Avrupa Konseyi 21 üye ülkeden oluşur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uluslararası sözleşmelerde insan haklarına belirli bir hukuki içerik getiren ilk sözleşmedir. 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanmış ve 3 Eylül 1953 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil 22 ülke bu sözleşmeyi onaylamıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi; insan haklarına uluslararası düzeyde hukuki bir muhteva getiren ilk sözleşmedir.

Avrupa Sosyal Şartı (1961), 18 Ekim 1961 tarihinde İtalya’nın Torino şehrinde imzalanmış ve 26 Şubat 1965 tarihinde gerekli olan 5 devletin onaylaması ile yürürlüğe girmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini tamamlamak amacıyla hazırlanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi; insan haklarına uluslararası düzeyde hukuki bir muhteva getiren ilk sözleşmedir.

Avrupa Sosyal Şartını imzalayan ülkeler bir sosyal güvenlik sistemi kurmayı ve ILO’nun 102 sayılı Sözleşmesinde belirtilen standartlardan az olmamak üzere sos-yal güvenlik garantisi sağlamayı taahhüt ederler.

Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi

Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bu alandaki diğer önemli belgelerden birisidir. 14.12.1972 tarihinde Paris’te imzalanmış olup Türkiye 13.7.1976 tarih ve 2023 sayılı Kanun ile (RG.23.7.1976 T.,15655 Sa.) kabul etmiştir.

Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, taraf ülkeler arasında emeğin serbest dolaşımını sağlamaya yönelik sosyal güvenlik tedbirlerinin alınmasını öngörür.

Günümüzde sosyal güvenlik alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Sosyal güvenlikte yabancı ve vatandaş ayırımı büyük ölçüde kaldırılmış ve sosyal güvenliğin uluslararası alanda ekonomik ve sosyal gelişmelerin önünde bir engel olmaması ve uluslararası alanda çalışan, iş yapan hareket eden kişilerin sosyal güvenlik haklarının korunması alanında önemli mesafeler alınmıştır.