Ünite 5: Sosyal Güvenliğin Finansmanı

Sosyal Sigortaların Gelir Kaynakları (Finansmanı)

Sosyal sigortaların temel gelir kaynağı primlerdir ve bunun yanında fon, yatırım gelirleri ve devlet katkısı gibi gelirler de vardır.

Sosyal Sigortaların Gelir Kaynakları Olarak Primler

Primlerin Tarifi

Sosyal sigortanın sağladığı güvenlik garantisinden yararlanmak için düzenli olarak ödenen maliyet miktarıdır.

Doğrudan prim: Özel sigortaların gelir kaynağı olarak kullandığı prim,

Katkı payı: Sistemle ilgili tarafların giderleri karşılamak üzere ifade edilen fiyatı,

Payroll tax: Ücret ve gelirlerden kaynakta kesilen vergi olarak ifade dilmektedir.

Primler sosyal güvenlik garantisinden faydalanmanın, bedeli, karşılığı, yani fiyatıdır.

Primler, bir bedel-fiyat özelliği göstermekle birlikte, bunu desteklemeyen yönler de vardır. Primler ücret veya gelirin bir parçasıdır. Sigortalı için ücretten yapılan kesinti, işveren için ücret maliyetinin parçasıdır.

Bir başka yaklaşımla, primler aslında bir çeşit vergidir. Buna göre, sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlananın bu hizmetler için ödediği bir çeşit ücrettir. Sosyal sigorta primleri “tahsisi vergi” anlamında “para-fiskal (vergi benzeri) gelirler” olarak adlandırılabilirler.

Primin en genel tanımı; kendine özgü özellikleri olan bir gelir kaynağı aracı şeklinde yapılabilir.

Primlerin vergilerden üstünlükleri aşağıdaki gerekçelerle açıklanmaktadır:

  • Ödenen primlerin karşılığının alınacağı bilindiğinden, kişiler prim ödemeye vergi ödemekten daha kolay ikna edilebilirler.
  • Primlerin kesintisi ücret ve maaş üzerinden olduğundan ödendiği fazla hissedilmeyen bir tür vergi şeklinde özetlenebilir.
  • Ödenen prim miktarının artması, maaş ve ücretlerin de artmasını ilişkilendirdiği için, prim ödeme eğilimi artmaktadır.
  • Primlerde ödenen prim ile sağlanan fayda ilişkisi daha kolay kurulmaktadır.
  • Özerk yönetim primle gelir kaynağının elde edilmesinin bir sonucudur.
  • Prim ödeyen sosyal tarafların özerk yönetimde söz sahibi olmasıyla hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde sorumluluk sağlar.

Primin kimlerden, ne oranda ve/veya miktarda tahsil edileceği hangi sigorta kolları için kimlerin prim ödeyeceği ve primlerin ne şekilde hesaplanacağı sorularının cevabı için primler çeşitli açılardan incelenmektedir. Bunlar:

Ödeyenlere göre primler: Sigortalılar, işverenler ve devlet tarafından ödenen primler sosyal sigorta primleridir. Kimlerin prim ödeyeceği konusu sigortalıların çalışma statüleri yanında sigorta kollarının özelliklerine de bağlı olmaktadır.

Sigortalılar, sosyal sigortalara prim ödemede en kolay ikna edilebilen ve sağlanan sosyal güvenlik garantisinden doğrudan faydalanan gruptur.

İşverenler, sistemin gelir katkısına sigortalı çalıştırmanın maliyeti ve ücretin bir unsuru olarak prim öderler. İşverenlerin çalıştırdığı sigortalılar için prim ödemesi beşeri sermaye yatırımı olarak değerlendirilmektedir.

Devletin, sosyal sigortaların gelir kaynağına sigortalılar ve işverenlerin yanı sıra katılımının farklı sebepleri vardır. Devletin prim ödemesiyle, sigortalıların ve işverenlerin prim yükü azaltılmış olur. Devlet genelde, istihdam teşvikle birlikte, gençler, engelliler ve kadınlar gibi grupların da istihdamı için prim öder.

Önceleri, sigortalılar daha çok prim öderlerken, prim yükü gittikçe işverenin üzerinde kaymaya başlamıştır. Ancak, 1980’li yıllarda prim yükünü devlet üzerine alarak bölgeler arası dengesizlikleri gidermek ve gelişmekte olan bölgelere teşvik amaçlı çalışmalara başlamıştır.

Tek prim-sigorta kollarına göre ayrı prim (çoklu prim): Bütün sigorta alanları için tek prim alınabildiği gibi, her sigorta alanı için de farklı prim alınabilir, böyle primler çoklu prim olarak adlandırılır.

Her sigorta alanı için ayrı prim alınması, büyük ve çok fonksiyonlu iş bölümüne göre yürütülen, muhasebe ve kayıt yönünden gelişmiş iş gücü anlamında çalışanların fazla olduğu ve eğitim seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde veya sektörlerde uygulanmaktadır.

İşyerlerinin küçük olduğu, sigortalının eğitim seviyesinin düşük olduğu, çalışanların büyük bir kısmının tarım sektöründe olduğu ülke veya sektörlerde tek prim uygulanmaktadır.

Bir ülkede prim finansmanı daha çok zorunluluklar tarafından belirlenir.

2008 yılındaki sosyal güvenlik reformundan sonra ülkemizde kısa süreli sigorta kolları için tek prim, uzun vadeli sigorta kolları için tek prim ve genel sağlık sigortası, işsizlik sigortası için de ayrı primler olarak 8, sosyal sigorta riski işçin de 4 ayrı prim alınmaktadır.

Nispi primler-mutlak primler: Prime esas kazançlarla olan ilgisine göre nispi veya mutlak primler olarak ikiye ayrılır.

Nispi primler: Kazancın belirli bir oranı alınarak, sigortalılar arasındaki prim yükünü eşit dağıtmak için alınan primdir.

Mutlak (maktu) prim: Kendi adına bağımsız olarak çalışan gruplar için uygulanan sigortalıların gelirlerinin belirsiz veya istikrarsız olarak seyrettiği gruplar için uygulanan prim şeklidir.

Safi (net)-gayrisafi (brüt) primler: Primler bir başka açıdan safi ve gayrisafi primler olarak sınıflandırılabilir.

Safi prim: Sosyal sigortalı kişilerin bütün ihtiyaçlarını (aylık, ödenek vs.) karşılamak için ihtiyaç duydukları maddiyatı sağlamak için oluşturulmuş primdir.

Gayrisafi prim: Safi prime ek olarak, sosyal sigortaların yönetim giderlerini de karşılamak üzere alınan primdir.

Toplam prim değerlendirildiğinde, safi prim/gayrisafi prim oranı ne kadar yüksekse, sistem kaynakları iyi derecede kullanılıyor, safi prim/gayrisafi prim oranı ne kadar düşükse, primler israf ediliyor anlamını taşımaktadır.

Sosyal sigorta primlerinin belirlenmesi iki aşamadan oluşmaktadır:

  • İlk aşama; teknik hesaplama,
  • İkinci aşama ise; kim ne kadar prim ödeyecek sorularına verilen cevaptan oluşmaktadır.

Sosyal Sigortaların Prim Dışı Gelirleri

Sosyal sigortaların prim dışı gelirleri:

  • Fon ve yatırım gelirleri
  • Devlet katkıları
  • İdari ve gecikme cezası gelirleridir.

Fon ve yatırım gelirleri; sosyal sigortalar finansman türü olarak fon biriktirme prensibine göre kurulmuşsa, gelirgider hesaplaması zaman diliminde fonlar çeşitli alanlarda değerlendirilerek prim dışı gelirler elde edilebilir.

Devlet katkıları; devletin çalıştırdığı sigortalılar için işverenler dışında ödediği prim dışında farklı şekillerde finansmana katkıda bulunmasıdır.

İdari para ve gecikme cezaları; sosyal sigortalı olan kişilerin ilk kuruluşunda planlanan gelir olmadığından, sistemin işleyişiyle ilintili süreçte, sosyal sigortalara idari para cezaları ve gecikme cezaları sosyal sigortaların prim dışı gelirlerini oluşturmaktadır.

Yukarıda sayılan gelirler dışında da sosyal sigorta kurumlarının gelirleri olabilir. Bunlar:

  • Mal varlığındaki azalmayı gidermek için tahsil edilen gelirler,
  • Kişi ve kurumlardan karşılıksın olarak alınan primler,
  • Sosyal sigorta kurumlarının kendi faaliyetleri kapsamında yaptıkları danışmanlık ve proje hizmetlerinden sağlanan gelirler olarak sıralanabilir.

Primlerin Yansıması

Primlerin yansıtılması ile sosyal güvenliğin sosyal adaleti sağlama ilkesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Primlerin yansıması kimlerin prim yüküne kimin veya kimlerin katlandığı ile ilgilidir. Bunlar:

  • Sigortalı primlerinin yansıması
  • İşveren primlerinin yansıtılması
  • Devlet primlerinin yansıması

Sigortalı primlerinin yansıması, sigortalıların ödemiş oldukları primleri yansıtmaları işgücü içindeki statülerine bağlı olarak değişir. Buna göre bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalılar ile kendi adına bağımsız çalışan sigortalıların primleri yansıtmalar farklılık gösterir.

Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalılar, kamu ve özel sektörde hizmet akdi ile çalışan ücretliler (işçiler) ve kamu kesiminde maaşlı olarak çalışanlar (memurlar) olmak üzere iki ana gruptan oluşur.

Pazarlık gücü yüksek memur sendikaları, toplu görüşmeler sırasında prim yükünü devlete yansıtabilirler.

Kamu işyerlerinde sendikalı işçilerin, prim yükünü işverene yansıtma ihtimalleri daha yüksektir.

Ücret pazarlığını net ücret üzerinden yapan yüksek vasıflı çalışanlar ve yöneticiler prim yükünü tamamen işverene yansıtırlar.

Bağımlı çalışanlar, primlerin ücret ve maaş üzerinden kaynakta kesilmesi dolayısıyla prim yükünü fazla hissetmezler.

Kendi adına bağımsız çalışanlar, çalışma statüsü ve gelir seviyesi bakımından işgücü içinde en heterojen (birbirine benzemeyen, ortak özellikleri az olan) grubu oluşturur.

Kendi adına bağımsız çalışanların primleri yansıtmaları yaptıkları işle yakından ilgilidir.

Kendi adına bağımsız çalışanların prim yüklerini yansıtmaları ürettikleri mal ve hizmetin talep elastikiyetine bağlı olarak değişir.

İşveren primlerinin yansıtılması, işverenler, sosyal sigorta primlerini ücretin bir parçası ve emek maliyeti olarak kabul ederler ve kar marjlarının azalmaması için ödenmemesi ve kaçınılması gereken bir yük olarak mümkünse tüketicilere, çalışanlara ve girdi temin edenlere yansıtmak isterler.

İşverenlerin ödedikleri primlerin yükünü başkalarına yansıtma imkânı sigortalılardan daha fazladır.

Sigortalıların sigortasız (kayıtdışı-kaçak) olarak çalıştırılması prim yükünün tamamen sigortalı üzerine yansıtılması, çalışanın sosyal güvenliksiz kalması demektir.

Devlet primlerinin yansıması, vergi gelirlerinin kimlerden elde edildiği, devlet primlerinin yüküne kimlerin katlandığını belirler.

Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin ağırlıklı olduğu ülkelerde devlet primlerinin yükü geniş toplum kesimlerinin üzerindedir.

Sosyal Sigortaların Finansman Yöntemleri

Sosyal sigortalarda gelirler ile giderler arasındaki işlem dengesinin sağlanmasında farklı finansman yöntemleri benimsenebilir. Bunlar;

  • Fon yönetimi
  • Dağıtım yönetimidir.

Sosyal sigortaların finansman yöntemi olarak hangi finansman yönteminin tercih edileceğini

  • Sosyal sigorta kapsamına alınacak tehlikelerin özellikleri,
  • Ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapı özellikleri ile siyasi yapısı,
  • Sosyal sigortaların kurulma tarihi ve ilk kuruluş yılları özellikleri,
  • Siyasi iktidarın tercihleri gibi faktörler belirler.

Giderleri bir yıldan diğerine istikrarlı olan sosyal sigorta kolları için genellikle dağıtım yöntemi tercih edilir.

Siyasi iktidarlar, yöntem kısa sürede sosyal güvenlik garantisi sağlamaya başladığı için dağıtım yöntemi ile finansmanı daha çok tercih ederler.

Dağıtım yöntemi (yılı yılına finansman yöntemi), sosyal sigortaların sigorta ve yönetim giderlerinden oluşan kısa dönem (bu süre genel olarak bir yıldır) toplam giderlerinin, aynı yıl içinde elde edilen gelirlerle karşılanmasını sağlayan yöntemdir.

Dağıtım yöntemine finanse edilen sigorta kollarında, salgın hastalıklar ve deprem gibi doğal afetler dolayısıyla ortaya çıkabilecek beklenmeyen gider artışlarını karşılamak için yedek fonlar oluşturulabilir.

Sosyal sigortaların finansman yöntemi olarak dağıtım yönteminin benimsenmesinin olumlu yönleri (avantajlar) ve olumsuz yönleri (dezavantajları) vardır.

Fon yöntemi, sosyal sigortaların uzun dönemde elde edilen gelirlerle uzun dönemli giderlerinin karşılanması esasına dayanır.

  • Bireysel (ferdi) fon biriktirme yöntemi ve
  • Toplu (kollektif) fon biriktirme yöntemi olarak ikiye ayrılır.

Sigortalılar kendi adlarına açılan hesaplara prim ödüyor, aylıklarını da bu hesapta biriken fonlardan alıyorlar ise bireysel fon yöntemi geçerlidir.

Toplu fon biriktirme yöntemi, kişisel farklılıkları dikkate almaksızın herkesten alınan primlerle ihtiyacı olan herkese sosyal güvenlik garantisi sağlar.

İşsizlik sigortası gibi, gelirleri bir yıldan diğerine dalgalanmalar gösteren sigorta kolları fon yöntemi ile finanse edilir.

Finansman yöntemi olarak fon yönteminin benimsenmesinin olumlu yönlerinin yanında olumsuz yönleri de vardır.

Sosyal Güvenliğin Vergilerle Finansmanı

Primli rejimler olarak adlandırılan sosyal sigortaların vergilerle finanse edilmesi ve sosyal yardım ve hizmetlerden oluşan kamu sosyal güvenlik harcamalarının vergilerle finanse edilmesi ayrı şeylerdir.

Bütün bir sosyal sigorta sisteminin vergi gelirleri ile finanse edilmesi nadir rastlanan bir durumdur ve Avustralya ile Yeni Zelanda bu bakımdan en belirgin ülke uygulamalarını oluşturmaktadır. Bu durum zaman içinde sistemi sosyal sigorta olmaktan uzaklaştırır.

Sosyal sigortaların vergi ile finansmanında daha sık rastlanan durum belirli sigorta kollarının finansmanının tamamen vergilerle karşılanmasıdır. Aile ödenekleri sigortası gibi, prim ödeyen sigortalıdan ziyade bütün ailesine sosyal güvenlik garantisi sağlamaya yönelik sigorta kolları genellikle vergilerle finanse edilmektedir.

Devlet, sosyal sigortaların kapsama almadığı veya kapsam dışında bıraktığı kesimlere yönelik sosyal güvenlik harcamalarını vergilerle finanse eder.

Sosyal güvenlik için özel (tahsisi) vergi alınması sık karşılaşılan bir durum değildir. Ancak, sosyal güvenlik açıklarının kapatılması veya deprem gibi geniş toplum kesimlerinin zarar gördüğü olağanüstü dönemlerde ortaya çıkan ve önceden öngörülemeyen sosyal güvenlik harcamaları için geçici süreli (1 yıldan 5 yıla kadar gibi) ilave vergiler konulabilir.

Vergi ile finansmanın olumlu ve olumsuz yönlerini öne çıkaran tartışmalar, sosyal güvenlik sistemlerini yeni kuran veya yeniden yapılandıran ülkeler için yol gösterici olabilir. Hangi tür vergilerle ve kimin ödediğine bağlı olarak sosyal güvenliğin finansmanı ile sosyal adaletin sağlanması ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi arasında yakın ilişki vardır.

Sosyal güvenlik kapsamındaki nüfus ile vergi ödeyen nüfus aynı ise bu durumda vergi ile finansmandan beklenen, gelirin yeniden dağılımını sağlama fonksiyonu zayıflar.

Sosyal sigortaların vergilerle finansmanına yönelik ciddi bir eleştiri kaynağını da, kişi onurunu zedeleyen, ekonomiyi politikaya araç eden, beceriksizlikleri ödüllendiren ve yeteneklilerin cesaretini kıran bir etki yapabileceği iddiası oluşturmaktadır.

Bu durumun, yukarıda sayılan iktisadi ve sosyal tesirler yanında siyasi rejimi demokrasiden totaliter bir rejime doğru da dönüştürücü etki yapabileceği de ileri sürülmektedir.