Ünite 4: Siyaset ve Birey: Siyasal Katılma

Siyaset Olgusu ve Siyasal Hayat

Toplumsal gerçeklik alanında varolan siyaset, belli bir coğrafi alanda konumlanmış örgütlenmeyi, fiziki cebir kullanma yetkisine sahip üstün bir otoriteyi, otoritenin örgütlü yapısını ve bu otoritenin eylemlerine muhatap kesimlerle kurulan etkileşim örüntülerini kapsamına almaktadır. Toplumsal gerçeklik alanında varolan siyaset, belli bir coğrafi alanda konumlanmış örgütlenmeyi, fiziki cebir kullanma yetkisine sahip üstün bir otoriteyi, otoritenin örgütlü yapısını ve bu otoritenin eylemlerine muhatap kesimlerle kurulan etkileşim örüntülerini kapsamına almaktadır.

Siyasal Davranış ve Bireyi Siyasete İten Temel Faktörler

Siyasal Davranış: İçinde yaşanan siyasal toplumdaki siyasal kurumlar, otorite merkezleri, iktidar ilişkileri ve süreçlerden gelen her türlü etkilere karşı bireyin verdiği tepki ve eylemlere kısaca siyasal davranış denir. İnsanın her gün yaptığı sayısız davranış ve eylemler içerisinde bazısı siyasal toplumdan, siyasal kurumlardan ve siyasal iktidar süreçlerinden gelen etkilere karşı verdiği tepkilerdir.

Varlığını Koruma ve Güvenlik İçinde Yaşama İhtiyacı: Kişilik yapısı, çevresel etkenler ve diğer faktörler nasıl olursa olsun her insan, bir canlı varlık olarak, öncelikle varlığını korumak istemekte, hayatını güvenlik içinde sürdürme ihtiyacını duymaktadır.

Daha İyi Yaşama Arzusu: Varlığını koruma ve güvenlik içinde yaşama ile bağlantılı bir diğer temel güdünün daha iyi yaşama arzusu olduğu söylenebilir. Bu arzu, insan hayatına bir dinamizm, hareketlilik ve gelişme kazandırmaktadır.

Zıt Duygulara Sahip Olma: İnsanda güvenlik içinde hayatını sürdürme ve daha iyi yaşama eğilimi ve arzusu olduğu gibi bunun zıttı niteliğindeki macera peşinde koşma, akıl almaz riskler yüklenme, yeni şeyler arama gibi eğilimler de vardır

İktidar Arzusu: Bireyin siyasal eylem ve davranışlarının temellendiği bir başka psikolojik özellik ve güdü insanın devamlı iktidar peşinde koşması, iktidarı elde etmek arzusu duyması, güç ve kuvvetini geliştirme eğilimidir.

Hürriyet İçinde Yaşama Arzusu: Bütün insanlar hangi sosyal özelliklere sahip olurlarsa olsunlar davranışlarının önüne sınırların konulmasını arzu etmez ve mevcut sınırları mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmak ister.

Bireyin Siyasal Aktör Haline Gelmesi Süreci: Siyasal Toplumsallaşma

Genel olarak içinde yaşadığı toplumun değerlerini, kurallarını, inançlarını, eğilimlerini ve davranışlarını benimsemesi sürecine toplumsallaşma denir. Toplumsallaşma, bir başka anlatımla kuşaklar arası bir etkileşim olup bir kuşaktan diğerine düzenli bilgi akışının sağlanması sürecidir.

Siyasi toplumsallaşma, toplumsallaşmanın bir boyutunu ifade eden siyasal toplumsallaşma toplumdaki siyasal değerlerin, inançların, kuralların, eğilimlerin ve davranış kalıplarının toplum üyelerine aktarılması ve benimsetilmesi süreci olarak tanımlanabilir. Topluma yeni katılan bireylerin siyasal sistemde rol oynayabilecek birer aktör hâline gelmeleri siyasal insan olarak yetişmeleriyle mümkündür. Temelde siyasal kültürü bireylere ve yeni kuşaklara benimsetme, sisteme uyumlu kişiler yetiştirme, sistem içinde oynayacakları rolleri öğretme süreci olan siyasal toplumsallaşma, sistemin devamı için hayati bir öneme sahiptir. Topluma yeni katılan bireylerin siyasal sistemde rol oynayabilecek birer aktör hâline gelmeleri siyasal insan olarak yetişmeleriyle mümkündür. Siyasal toplumsallaşma ile bireyler, siyasal sistemde rol oynamaya hazır birer siyasal insan hâline gelirler. Bu süreçle bireyler siyasal sistemin değerlerini, kurallarını, inançlarını, eğilimlerini ve davranışlarını öğrenir, neler yapmaları gerektiğini kavrar ve ne tür roller oynayacaklarını bilirler. Toplumsallaşmada ergenlik ve gençlik çağındaki gelişmeler son derece önemli rol oynar. Genellikle okullarda geçen bu yıllarda gençler siyasal sistemle ilgili her türlü bilgileri edinir ve gençlerin yurttaş olarak yetişmeleri sağlanır. Yapılan araştırmalar gençlerin siyasal hayata katılmalarının daha sınırlı, düzensiz ve değişir olduğunu göstermiştir.

Siyasal Toplumsallaşma Faktörleri

Aile: Ailenin toplumsallaşmadaki etkisi iki alanda ortaya çıkmaktadır. Bir yandan aile üyelerinin çocuğa bazı siyasal değerleri, inançları, kuralları ve tutumları aktarmalarıyla birey, ilk siyasal bilgileri ailede elde etmektedir. Diğer yandan ise ailede hiç siyasal bilgiler aktarılmasa bile burada tanık olduğu otorite ilişkisi, ileride siyasal alana da yansıyacağından dolaylı bir etkilenme meydana gelecektir.

Arkadaş Grubu: Toplumsal kültürün, değerlerin, inançların, kuralların ve tutumların topluma yeni katılacak bireylere aktarılmasında arkadaş grupları belli işlevler görmektedir. Bir aile içinde doğan birey ilk değerleri, kuralları ve eğilimleri burada alırken hayatın erken dönemlerinden itibaren ailenin yanı sıra içinde yer aldığı değişik arkadaş gruplarından da bu yönde etkilenir.

İkincil Gruplar: Toplumsal sistemin varlığını koruması ve devam ettirmesinin zorunlu şartı olan siyasal toplumsallaşma sürecinde etken olan ikincil nitelikteki grup ve kurumların başında okul ve eğitim kurumları gelmektedir. Her siyasal sistem yönettiği toplum üyelerine belirli tutumlar, değerler, inançlar, davranış kalıpları ve eğilimleri aktarmaya gayret göstermektedir. Birey okulda, aile dışında bir başka otorite ile tanışmakta ve otorite ilişkisi içerisinde yaşamayı öğrenmektedir. Okuldaki eğitim sürecinde bireylere hangi siyasal tutum ve değerlerin verileceği, ne tür bilgilerin kazandırılacağı müfredat programlarında belirlenmiştir. Okulların  müfredat programları, siyasal toplumsallaşma açısından değerlendirilebilir. Öğrenci otoritenin emirlerine uyulması gerektiğini ve uyulmaması durumunda nelerin olacağın okullardaki uygulamalardan öğrenmektedir. Yine bu çerçevede okullarda öğrencilerin giymek mecburiyetinde oldukları üniformaların da siyasal toplumsallaşma sürecinde belli bir işlevi olduğu ve tek tip bir toplum yaratma amacına hizmet ettiği düşünülebilir.

Siyasal/Toplumsal Dernek ve Örgütler: Meslek birlikleri, sendikalar, dinî örgütler, siyasal örgütler, spor ve eğlence birlikleri gibi çeşitli dernek ve örgütler birey hayatında önemli yer tutar. Bu tür dernek ve örgütlerin, siyasal toplumsallaşma sürecinde belli etkileri olduğu kabul edilmektedir. Dolayısıyla meslek grubu siyaset dışı bir alanda gözükse de siyasal hayattan bağımsız ve ilgisiz değildir. Belli siyasal tutum, değer, kural ve davranışın geliştirilmesi, üyeleri tarafından benimsenmesi, ortak hareket edilmesi gibi eylemlerde etkili olabilmektedir.

Haberleşme Araçları: Kitle haberleşme araçlarını okuması, dinlemesi veya izlemesi bireyin kendi isteğine ve çabasına bağlı bir davranıştır. Bundan dolayı bu tür araçların bireyler üzerindeki etkisi farklı düzeylerde gerçekleşmektedir. Kitap, dergi ve gazete gibi yazılı; radyo ve müzik araçları gibi sözlü; sinema, tiyatro, bale, opera, televizyon ve video gibi hem sesli hem de görüntülü ve internet gibi çok yönlü kitle haberleşme araçları da siyasal toplumsallaşma sürecinde önemli rol oynamaktadırlar. Fakat bu araçların temel işlevi sadece bilgi vermekle sınırlı olmayıp aynı zamanda okuyucu, dinleyici veya seyircilerine belli tutum ve değerleri de aktarma ve bunların benimsenmesine yardımcı olma gibi işlevleri de bulunmaktadır.

Bireyin Siyasal Hayata Katılması

Bir siyasal toplumda bireylerin yerel ve ulusal düzeyde siyasal yöneticileri seçme ve yöneticilerin kendi istek ve menfaatleri doğrultusunda karar almalarını temin etmek amacıyla gösterdikleri her türlü davranış ve eylemleri ifade etmektedir. Siyasal katılmada hükümetin karar ve eylemlerini etkilemeye yönelik bütün çabalar, yasal veya yasa dışı, barışçı veya şiddete dayalı, başarıya ulaşmış veya ulaşamamış her türlü eylem ve davranış yer almaktadır. Siyasal katılma temelde bir eylem, bir davranış olması nedeniyle bireylerin siyasal sistem karşısındaki durumlarını belirlemektedir. Eğer eylem ve davranışlarda bulunan aktörler tarafından tasarlanmış ise buna bağımsız (otonom) özerk katılma, başkaları tarafından tasarlanmış olması durumunda ise uyarılmış (bağımlı) mobilize katılma söz konusudur. Siyasal katılma, bütün bireyler için aynı önem ve derecede değildir. Bütün vatandaşların aynı tür eylem ve davranışlarda bulundukları söylenemez. Her bir vatandaşın siyasetteki konumu, durumu ve beklentileri farklı olduğundan hükümeti etkilemeye yönelik çabaları da farklılık göstermektedir.

Siyasal Katılma Biçimleri

Eylemin Yoğunluk ve Zorluk Derecesine Göre Siyasal Katılma Biçimleri: Oy vermek, siyasal uyarılara açık olmak gibi yoğunluğu çok düşük olan eylemler izleyici faaliyetleri; bir siyasal toplantı veya gösteriye katılmak, siyasal bir liderle ilişki kurmak geçiş faaliyetleri; daha yoğun ve zor nitelikteki seçim kampanyasında çalışmak, siyasal partiye ait bir makamı işgal etmek, bir siyasal makam için aday olmak, faal siyasal parti üyeliği yapmak, siyasal fon temini için çalışmak gibi eylemler de gladyatör faaliyetler oluşturmaktadır.

Olağan ve Olağandışı Siyasal Katılma Biçimleri: Siyasal rejim tarafından konulmuş kurallara ve normlara uygun olanlar olağan siyasal katılma eylemlerini oluştururken mevcut kurallara ve normlara uygun olmayan ve onlara karşı çıkmak amacıyla gösterilen eylemler de olağandışı siyasal katılma davranışlarını oluşturmaktadır. Vatandaşların hükümeti ve siyasal otoriteleri etkilemek ve kendi beklentileri doğrultusunda karar alınmasını sağlamak için siyasal sistemde görevli kişilerle ilişkiler kurmaları, onlara kendi beklenti ve isteklerini aktarmaları da olağan siyasal katılmanın en çok başvurulan etkinliklerinden biridir. Genelde olağan siyasal katılmanın yetersiz kaldığı, bireylerin istek ve beklentilerini olağan kanallarla siyasal otoritelere aktaramadıkları, olağan katılma kanallarının tıkalı olduğu yahut olumlu cevap alamadıkları durumlarda olağandışı eylemler gündeme gelebilmektedir.

Siyasal Katılmayı Etkileyen Faktörler

Sosyo – Ekonomik Faktörler: Bir toplumda siyasal katılma düzeyi, sosyo-ekonomik statüye bağlı olarak değişme eğilimindedir ve toplumlarda sosyal ve ekonomik faktörlerin yükselmesi, gelişmesi siyasal katılma eğilimi lehinde bir etki meydana getirmektedir. Sosyo-ekonomik gelişme toplumda örgütlenmelerin çoğalmasına ve daha çok kişinin bu örgütlere katılmalarına yol açmak suretiyle siyasal katılmayı artırma yönünde katkıda bulunmaktadır. Sosyo-ekonomik modernleşme toplumsal gruplar arasındaki gerginlikleri ve çatışmaları artırır, yeni gruplar ortaya çıkar, mevcut gruplar tehditlerle karşı karşıya gelir, mevcut gruplar durumlarını iyileştirmek için yeni imkânlar bulurlar. Devletin faaliyet alanları genişledikçe toplum üzerindeki etkisi ve baskısı giderek artar. Buna karşılık bireyler ve gruplar siyasal hayata katılma ve devletin özgürlükleri sınırlandırıcı işlevlerini daraltmaya çalışırlar. Modern millî devlette bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptirler ve siyasete katılabilme konusunda asgari eşit hakları ve şansları vardır.

Gelir ve Eğitim: bireylerin gelir düzeylerinin artmasının siyasal katılma yönünde olumlu etkide bulunacağı, varlıklı olanların, daha az varlıklı olanlara göre daha çok siyasal hayata katılabilecekleri ileri sürülmüştür. Eğitim ise bir yandan bireylerin siyasal toplumsallaşmasına katkıda bulunurken diğer yandan siyasete karşı belli ilgilerin oluşması ve bilgilerin kazanılmasında etkili olmaktadır.

Meslek: Sosyo-ekonomik statüyü belirleyen gelir, eğitim ve meslek faktörlerini ayrı ayrı değil belki de birlikte değerlendirmek ve bunların oluşturduğu kompozisyonun bireyin siyasal katılma davranışları üzerindeki etkisini birlikte düşünmek daha gerçekçi olabilir. Bu etkinin de yer ve zamana göre değişebildiği belirtilmelidir. Bu faktörlerin bazı siyasal katılma biçimlerinde artırıcı rol oynarken bazılarında sınırlandırıcı etkide bulunduğu gözlenmektedir. TÜSİAD’ın Seçim Sistemi ve Siyasal Partiler Araştırması’nda seçimlerde oy verme sıklığı ile sosyo-ekonomik statü düzeyi arasında ters orantının bulunduğu belirlenmiştir. Seçimlerde oy verme sıklığı sosyo-ekonomik statü düzeyi yükseldikçe düzenli biçimde azalmaktadır.

Psikolojik ve Bireysel Faktörler: Etkinlik duygusu bireyin kendi davranışlarıyla çevresini değiştirebileceğine ve sonrasında olup bitenlere etkide bulunabileceğine, gelişmeleri denetleyebileceğine, kendi geleceğini kendisinin davranışlarıyla oluşturabileceğine inanmasıdır. Böyle bir inanca sahip olan bireylerin siyasal hayata daha kolay katılabildikleri, her türlü gelişmelerle yakından ilgilendikleri ve siyaset sürecinde yer almaktan kaçınmadıkları gözlenmektedir. Hem etkinlik hem de teşebbüs duygusu siyasal katılmanın lehinde bir eğilimin oluşmasına katkıda bulunurken yabancılaşma tersi bir durum yaratmaktadır. Kendisine, içinde yaşadığı çevresine ve doğaya karşı yabancılaşan bireyler içinde yaşadıkları siyasal sistemi, kendisi ile hiçbir ilişkisi bulunmayan, kendisinin dışında ve ayrı bir yapı olarak görmektedirler. Kendi eylemleriyle sistemi etkileyebileceklerini düşünmemekte ve ona karşı ilgisizleşmektedirler. Bu durum siyasal katılmanın aleyhine bir sonuç yaratmaktadır.

Yaş: Burada söz konusu olan bireyin biyolojik yaşından çok yer aldığı belli yaş grubu ve kuşağıdır. Belli yaş gruplarının belli siyasal katılma eylemlerinde bulunmaları eğiliminin daha çok olduğu deneysel araştırmalarla da doğrulanmıştır.

Cinsiyet: Cinsler arasındaki rol farklılaşmasının erkeklerde siyasal katılmanın alanını genişletirken kadınlarda daraltmakta olduğu gözlenmektedir. Hukuk açısından böyle bir farklılaşma olmasa bile sosyolojik bakımdan bir gerçeklik teşkil etmektedir. Kadınların erkeklere göre siyasal hayata daha az katılmaları, sadece ekonomik ve sosyal bakımdan az gelişmiş toplumlarda değil gelişmiş ülkelerde de söz konusudur. Siyasetin genellikle erkeklere özgü bir uğraş alanı olarak görülmesi, kadınların eğitim düzeyinin erkeklere göre daha düşük olması, ev dışında geçirdikleri zamanın sınırlı oluşu, faal olarak çalışan kadınların erkeklere göre daha az oluşu, çoğu yerde kadının kocasına bağımlı durumda olması gibi nedenlerle kadınlar siyasal hayatta sınırlı rol oynamakta ve siyasette ikincil konumda bulunmaktadırlar.

Siyasal ve Hukuksal Faktörler: Vatandaşların siyasal sürece nasıl katılacakları, ne gibi sorumluluk ve haklara sahip oldukları, siyasal haklarını kullanırlarken hangi normlara uymaları gerektiği gibi hususlar yasalarca düzenlenmiştir. Vatandaşların kendi hür iradeleriyle toplumun yönetimine katılmaları anlayışına dayalı demokrasilerde bile siyasal katılmanın önüne konulmuş birçok engel ve sınır bulunmaktadır. Totaliter sistemlerde siyasal katılma bireysel düzeyde değil toplumsal düzeyde kitlelerin mobilize edilmesinin bir aracı olarak ortaya çıkmaktadır. Toplum üyelerinin kullandıkları bir hak ve siyasal hayatta aktif rol oynayabilecekleri bir kanal değil iktidardakilerin toplumu harekete geçirmek, belli alanlara yöneltmek ve mobilize etmek için başvurdukları bir yol olarak görülmektedir. Dolayısıyla vatandaşların hür bir ortamda siyasal tercihlerde bulunmaları, tercihlerini açıklayabilmeleri, tercihleri doğrultusunda hükümetleri etkileyebilmeleri söz konusu değildir. Sistemin işleyişine ilişkin hususlar da siyasal katılmada etkili faktörlerdir. Demokratik sistem iki partili veya çok partili olabilir. Seçim sisteminin çoğunluk veya nispi temsil olması, bunların uygulamasının farklılığı, iki turlu veya tek turlu olması, barajlı veya barajsız uygulanması gibi durumlar vatandaşların siyasal katılma eylemleri üzerinde bazen genişletici bazen de daraltıcı etkide bulunabilir. Bu çerçevede ilave edilmesi gereken bir başka faktör de siyasal liderlik konusudur. Siyasal liderlerin kişilikleri ve kişisel özellikleri de siyasal katılma eylemleri üzerinde etkide bulunabilir.