Ünite 3: Sesbilim

Sesbirimler ve En Küçük Çiftler

Bir dilin sesbilimsel yapısını incelerken, saptamamız gereken özelliklerden biri o dildeki seslerin niteliğidir. Bir başka deyişle o dilde hangi seslerin olduğudur. Bir sesin bir dilde bulunup bulunması sözcükler arasında anlam farkına yol açıp açmamasına bağlıdır. Birbirleri arasında anlam farkı yalnızca bir ses tarafından oluşturulan sözcüklere en küçük çiftler denir. Türkçe için en küçük çiftler oluşturmaktadır. Sözcükler arasında anlam farkına yol açan p, b, t, s sesleri karşıtsal dağılım içindedir. Sözcük içinde hangisinin oluşturulduğu anlam farkına yol açmaktadır. Bunun için p, b, t, s sesleri Türkçenin sesbirimleri arasındadır. İki ses en küçük ikilide birbirinin yerine geçtiğinde anlamsal farklılığa yol acarsa bu iki ses o dilde birer sesbirimdir ve aralarındaki dağılım karşıtsal dağılımdır. Türkçenin ünlü sesbirimleri şunlardır:

  • /i/ on kapalı düz ünlü: iz, iplik, ince v.b.
  • /y/ on kapalı yuvarlak ünlü: ünlü, üst, Üsküdar v.b.
  • /e/ on yarı-kapalı düz ünlü: emek, eş, enişte v.b.
  • /oe/ön yarı-kapalı yuvarlak ünlü: ön, öksüz, ölüm v.b.
  • /u/ arka kapalı yuvarlak ünlü: uzun, us, un v.b.
  • /o/ arka yarı-kapalı yuvarlak ünlü: odun, on, onlar v.b.
  • /a/ arka acık düz ünlü: arka, ancak, ana v.b.
  • /µ/ arka kapalı düz ünlü: ıslık, ırak, ılık v.b.

Sesbirimcikler ve Bütünleyici Dağılım : Bir sesin belirli konumlarda soluklu diğer belirli konumlarda soluksuz olması, bu iki sesin bütünleyici dağılım içinde olduğunu gösterir. Türkçede /p/ sesi sözcük sonunda ise soluksuz sesbirimcik [p] ya da soluklu sesbirimcik [ph] olarak oluşturulur: [p] ve [ph] Türkçede bütünleyici dağılım içindedir, birinin olduğu konumda diğeri bulunmaz. [p] ve [ph] sesleri [p] sesbiriminin sesbirimcikleridir. Ancak sözcük sonunda /p/ sesi, hem soluklu [ph] hem de soluksuz [p] olarak oluşturulur. Bir sesin her iki sesbirimciğinin aynı konumda değişimli olarak bulunması, o seslerin serbest dağılım içinde olduklarını gösterir. Soluklu [ph] ve Soluksuz [p] sesleri Türkçede sözcük sonunda serbest dağılım içindedir. En küçük ikilide iki ses birbirinin yerine geçme ilişkisi içinde değilse aralarındaki dağılım bütüncül dağılımdır.

Soluklanma Kuralı : Ötümsüz patlamalı sesler olan /p/, /t/,

/k/ sesleri doğal bir ses sınıfı oluştururlar. Türkçede sözcük başında ya da sözcük içinde seslem başında bulunan ötümsüz patlamalı /p/, /t/, /k// ünsüzler, soluklu olarak söylenmektedirler. Bu dillerde görülen bir özelliktir. Bir sesbilim kuralı, yalnızca tek bir sese uygulanmaz, genellikle doğal sınıf oluşturan seslerin tümüne uygulanır. Türkçenin ötümsüz patlamalı sesleri olan /p/, /t/, /k/ sesler ile ilgili bu genellemeyi şu Soluklanma Kuralı belirtmektedir.

Soluklanma Kuralı

Ünsüz ? ->[+soluklu]/# _________

+patlamalı

-ötüm

Dillerde sesbilimsel nitelik o dilin kurallarına göre belirlenir. Türkçede yan akıcı /l/ ile üstdamaksıl akıcı /r/ ayrı birer sesbirimdir. Dillerde sesbirimciklerin dağılımını belirleyen koşullar, sesin sözcük içindeki yeri (sözcük başında, ortasında, sonunda), önünden ya da arkasından gelen sesin niteliği (unlu ya da unsuz olması) ya da bu sesin özelliği (Japoncadaki [i] sesi gibi) olabilir. Diller bu koşullardan hangisi uygulayacağında birbirlerinden ayrılırlar; bütün dillerde sesbilimsel koşullandırma özelliği taşıyan ses dağılımları bu koşullar çerçevesinde incelenmektedir.

Doğal ses sınıfları ve ayırıcı özellikler: Diller sesbirimlerinin dağlım özellikleri ve sesbirimciksel dağılımları bakımında birbirlerinden farklılıklar sergilerler. Dillerde, sesbilimsel kurallar yalnızca bireysel seslere uygulanmayıp ses sınıflarına uygulanmaktadır. Örneğin, Türkçede ötümsüz patlamalıların Soluklanma Kuralı yalnızca /p/ ya da /t/ ya da /k/ sesine uygulanmamakta, ötümsüz patlamalı seslerin hepsine uygulanmaktadır. Yani, Türkçede Soluklanma Kuralı ötümsüz patlamalı ses sınıfının bütün üyelerine uygulanmaktadır. Diller sesbilimsel bileşenlerinin içerdiği sesbilimsel kuralların niteliği acısından birbirlerinden farklılıklar sergiler; ancak bir dilde var olan kurallar, bir doğal sınıfın tüm üyelerine uygulanır. Buna göre, her bir sesi, sesleri oluşturan özellikler verilen değerler çerçevesinde bir sesbilgisel özellik kümesi oluştururlar. Örneğin /p/, /b/ ve /m/ sesleri birbirlerine bazı özellikler bakımından benzemekte, ancak bazı özellikleri bakımından da diğerlerinden ayrılmaktadır. Bir sözcükte bir sesbilgisel özelliğin artı [+] değeri, diğer sözcüklerdeki eksi [-] değeri ile karşıtlık ortaya çıkardığında, o sesbilgisel özellik incelenen dil için ayırıcı özelliktir. Buna göre Türkçede çiftdudaksıl patlamalı sesin ötümlü ya da ötümsüz olması, pil ve bil sözcüklerinde olduğu gibi, anlam farkı yarattığı için, ötümlülük/ ötümsüzlük Türkçe için ayırıcı özelliktir. Buna karşın, soluklu olmak ötümsüz patlamalı sesler için artık ya da öngörülebilir özelliktir, patlamalı sesin ötümsüz olmasına bağlı olarak o sesin hangi konumlarda soluklu olacağı öngörülebilmektedir.

Sesdizim : Anadili konuşurlarının anadilleri hakkında içselleştirmiş oldukları bilgilerden bir turu de sesbirimlerin sözcük içinde sıralanışıdır. Örneğin, Türkçeyi anadili olarak konuşanlar aşağıdaki sesleri bir sözcük olacak şekilde sıralanmasında bazı olası dizimleri oluşturmayacaklardır. Türkçede olası ve bulunan dizimler şunlardır:

/pars/

/sarp/

/rasp/

Ancak, Türkçede seslerin dağılımında sözcük başında iki unsuzun ardarda gelmesine izin vermez. Türkçeyi anadili olarak konuşan biri bu sesleri aşağıdaki dizimlerde sıralamaz. Bu dizilimler Türkçenin kurallarına uygun değildir.

/aspr/ /asrp/ /arps/ /apsr/ /arsp/

Türkçenin ses diziliminde, sözcük sonunda 3 ünsüz ardarda gelmez. Türkçede sözcük içinde unsuz dağılımı sözcük sonunda bulunan kümelerdeki ünsüzlerin niteliğini ve alıntı sözcüklerde sözcük başında bulunan unsuz kümeciklerinin bölünmesini belirler.

Bürünsel Sesbilim

Diller bürünsel özellikler olan vurgu ve ezgi değişimlerini sözcüklerin ve yapıların arasında anlam farkı yapmakta kullanmaktadır. Söyleyişte belirli ezgi ve vurgu yapılarıyla oluşan sesletimsel özelliklere bürünsel özellikler denir. Bürünsel özellikler öbek ve tümce anlamı acısından ele alınır, öbek ve tümce ile ilişkili olduklarından parçalar üstü sesbilimsel özellikler olarak adlandırılır.

Vurgu : Vurgu, sözcük ve sözdizimsel yapılarda sözcük, öbek ve tümce vurgusu olarak üç düzeyde incelenir. Her üç düzeyde, o düzeyi oluşturan birimlerden biri diğer birimlere göre daha kuvvetli ve belirgin bir bicimde oluşturulur ve birincil vurguyu taşır. Diğer birimler, birincil vurgu taşıyan birime göre daha zayıf vurguya sahiptir. Türkçede vurgu, birincil ve zayıf vurgu olmak üzere iki vurgu düzeyinde gerçekleşir. Sözcük düzeyinde, kok-sözcüklerin vurgu düzeneği ile bileşik sözcük ve tamlama yapılarının vurgu düzeneği birbirinden farklı özellikler sergiler. Çok seslemli kok-sözcüklerde iki ayrı vurgu derecesi bulunur. Bunlar, seslemin diğer(ler)inden daha kuvvetli, belirgin ve yüksek bir tonla söylendiği birincil vurgu [Ù], diğeri ise birincil vurgu almayan seslemlerde bulunan zayıf vurgudur [Ú]. Örneğin, kadar sözcüğünün ilk seslemi olan ka- zayıf vurgu, ikinci seslemi olan -dar ise birincil vurgu alır: kadár.

Bileşik sözcük ve tamlama yapılarında üçüncül [´] vurgu düzeyi bulunmaktadır. İkinci seslemleri vurgulu olan kará ve tahtá sözcüklerinden bileştirme yoluyla karátahta sözcüğü türetildiğinde, bileşik sözcüğün ikinci öğesi olan tahtà sözcüğünün vurgu düzeni değişmekte, ikinci seslemi zayıf vurgu ile söylenmektedir. Türkçede vurgu sözcük düzeyinde sesbirimseldir; aynı sesbirimleri içeren sözcükler arasında anlam farkı belirtir. Vurgu farkının anlam farkı yarattığı durumlar:

  • Aynı sesbirimleri içeren cins adları ve yer adları
  • Aynı sesbirimleri içeren köksözcükler ve vurgusuz sonekler ile oluşturulmuş sözcüklerdir.

Türkçede vurgu örüntüsünün sözcükler arasında anlam farkına yol açtığı başka bir durum da kök sözcükler ve vurgusuz sonekler ile oluşturulmuş sözcüklerdir. Yer adları ve cins adlarında olduğu gibi, kok sözcükler ile vurgusuz sonekler ile oluşturulmuş sözcükler arasındaki anlam farkı, vurgu düzeneklerindeki ayrım ile belirtilir.

Ezgi : Diller ezgi değişimlerini yapılar arasında anlam farkını ifade etmede kullanır. Türkçede ezgi örüntülerinin yapılar arasında işlev farkı belirttiği bağlamlar çok kısıtlıdır. Ancak, bazı durumlarda tek sözcüklü ya da öbek yapısından oluşan istek soruları, {mI} parçacığı kullanılmadan yükselen ezgi ile söylenebilmektedir. Ezgisel diller yapılar arasında anlam ve işlev farkı ezgi değişimleri ile ifade ederler.

Biçimbirimlerin Söylenişi

Anadili olarak konuşulan dilin içselleştirilmesinin bir parçası olan sesbilimsel bilgi, bir dilin konuşurlarının dillerindeki sözcüklerin ve sözcükleri oluşturan biçimbirimlerin nasıl söylendiğini belirler. Biçimbirimler genellikle içinde bulundukları değişik bağlamlara bağlı olarak değişik söyleniş biçimlerine sahiptir. Bu söyleniş biçimleri kurallıdır ve bu kurallar anadili konuşurunun dili hakkında içselleştirmiş olduğu bilgi kaynağını oluşturan öğelerden biridir.

Çoğul ekinin söylenişi : Türkçede çoğul ekinin iki söyleniş bicimi vardır. Sözcük kökündeki ünlünün [e] ya da [a] olması, yani ünlünün niteliği, çoğul ekinin iki biçiminin arasındaki dağılım farkını yaratmaktadır. Birinci sıradaki biçimlerin kökünde arka unlu olan [a] bulunmaktadır ve çoğul ekinin biçimbirimciği [lar]’dır, İkinci sıradakinde ise on unlu olan [e] sesi olan ekin biçimbirimciği [ler]’dir. Çoğul ekinin [ler] ve [lar] biçimbirimciklerinin dağılımının kuralına erişmek için yukarıdaki sözcük listesine bakıldığında, çoğullaştırılacak sözcüğe hangi biçimbirimciğin ekleneceği, sozcuğun son seslemindeki unlunun niteliğine bağlı olarak koşullandırıldığı görülür; örneğin, av, kız, ad gibi sözcüklere karşın ev,kez,et sözcüklerine çoğul eki eklendiğinde, dağılım av-lar, kız- lar, ad-lar ve evler, kez-ler, et-ler olarak gerçekleşmektedir. Başka bir deyişle, çoğul ekinin biçimbirimciklerinin dağılımı sesbilimsel kurallarla belirlenmektedir. Son sesleminde [a, o, u, ı] ünlülerinden biri olan sözcüklere eklendiğinde çoğul eki [lar] olarak söylenmekte; son sesleminde [i,e,u,o] ünlülerinden biri olan sözcüklere eklendiğinde ise çoğul eki [ler] olarak söylenmektedir. Böylece, Türkçede çoğul ekinin [ler] ve [lar] olarak iki biçimbirimciği oluşturulmaktadır.

Biçim-sesbilimsel kurallar : Dillerde her biçimbirim sesbilimsel bileşende tek bicim olarak yer almaktadır. Buna göre Türkçenin çoğul biçimbirimini, derin yapı diyeceğimiz düzeyde [lAr] olarak gösterilebilir. Buradaki büyük harfle gösterilen [A} sesi, aslında Türkçede çoğul ekindeki ünlünün acık ünlülerden [a] ya da [e] olarak gerçekleştiğini gösterir. Türkçenin çoğul ekinin biçimbirimciklerini türeten kural şöyledir: Son sesleminde on unlu bulunan bir sözcüğe çoğul eki [-lAr] eklendiğinde, ekin unlusu orta ön düz ünlü olan [e] olarak gerçekleştir; diğer durumlarda çoğul ekinin unlusu acık arka düz ünlü olan [a] olarak gerçekleştir. Bu bicim-sesbilimsel kural, Türkçede çoğul ekinin hangi bağlamlarda [lar], hangi bağlamlarda [ler] olarak oluşturulduğunu belirlemektedir. Bicim-sesbilimsel incelemelerin başlangıç noktasını, en küçük çift dediğimiz, birbirinden yalnızca tek bir seste farklı olan sözcükler oluşturmaktadır. Örneğin, yukarıda da gördüğümüz gibi, Türkçede av ve ev sözcüklerinin ünsüzleri aynı, yalnızca ilk sesleri olan ünlüleri farklıdır; böylece av ve ev sözcükleri en küçük çift oluşturmaktadır. Aynı bicimde ses ve sez sözcükleri birbirlerinden son seslerinin [s] ve [z] sesleri olmasıyla ayrılır ve en küçük çift oluştururlar; saz ve sez sözcüklerinin ilk ve son ünsüzleri aynıdır. Bu iki sözcük de birbirlerinden ünlülerinin niteliği ile ayrılır ve en küçük çift oluştururlar. Anadili konuşurları, Türkçenin çoğul ekinin hangi bağlamlarda nasıl söyleneceğini belirleyen bu kuralları çocukken içselleştirmiştir. Ölçünlü Türkçeyi ana-dili olarak konuşanlar hiç bir zaman avlar ve evler sözcüklerini * avler ya da * evlar olarak söylemez, çünkü çoğul ekinin biçimbirimciklerinin dağılımının sesbilimsel koşullandırmaya bağlı olduğunu içselleştirmiştir ve buna göre son sesleminde on unlu bulunan sözcüklerden sonra [ler] biçimbirimciği, son sesleminde arka ünlü bulunan sözcüklerden sonra da [lar] biçimbirimciği olarak söyleneceğini bilmektedir. Dillerde sesbilimsel ve biçimbilimsel sunumlar tektir. Ancak sesler belirli ses dizilimleri içinde ses çevresinden etkilenerek değişime uğrarlar ve böylece söyleyişte bir sesbirimin ve biçimbirimin değişkeleri ortaya çıkar. Bir sesbirimin değişkesi ‘sesbirimcik’; bir biçimbirimin değişkesi ise biçimbirimcik olarak adlandırılır.

Türkçe, biçimbirimlerin hem ünlülerini (Türkçedeki çoğul eki /lAr/’ın [ler] ve [lar] biçimbirimciklerinde olduğu gibi) hem de ünsüzlerini (İngilizce’deki çoğul ekinin /z/’nın [z], [s], [´z] ve Batı Afrika dili olan Akanın olumsuzluk ekinin [m], [n], [?] biçimbirimciklerinde olduğu gibi) etkileyen kurallar vardır. Bu kurallar bir biçimbirimin değişkelerinin belli sesbilimsel ortamlarda nasıl seslendirileceğini belirler. Kuralların içeriği dilden dile değişiklik gösterebilir; ancak evrensel olan bütün dillerin biçimbirimlerin genellikle birden fazla biçimbirimciği olduğu ve biçimbirimciklerin sesbilimsel koşullandırılmayla oluştuğu durumlarda bu dağılımının sesbilimsel kurallar tarafından belirlendiğidir.

Sesbilimsel Süreçler

Bir dildeki sesbilimsel göstergeler ile onların sesbilgisel göstergeleri arasında ses düşmeleri, ses eklemeleri, ses değiştirmeleri gibi ses olaylarıyla farklılaşmaya yol açan süreçlere sesbilimsel süreç denir. Sözcüklerin söylenişinde sesbilimsel süreçler bazı ses değişikliklerine yol acar. Bu değişiklikler sözcüğün sesbilimsel yapısı üzerinde (i) ses, ve bazı durumlarda seslem düşmeleri, (ii) ses, ve bazı durumlarda seslem eklemeleri, (iii) ses benzeşmeleri, (iv) özellik değiştirmeleri ve (iv) seslerin sözcük yapısı içinde yer değiştirmesi gibi etkiler yaratır.

Ses benzeşmeleri : Ünlü Uyumu Kuralı çerçevesinde, sözcüğün son seslemindeki unlu [lAr] ekindeki unlunun özelliklerini belirlemektedir; son sesleminde arka ünlü olan sözcüklerden sonra [lAr] eki arka ünlü olan [lar] olarak; son sesleminde ön ünlü olan sözcüklerden sonra ise ek ön ünlü olan [ler] olarak gerçekleşmektedir. Böylece Ünlü Uyumu Kuralına göre, sözcüğün son seslemindeki ünlünün ön/arka özellikleri ekteki ünlünün ön ya da arka ünlü olacağını belirlemektedir. Buna Türkçede Acık Ünlü Uyumu denir. Bu kural, yalnızca çoğul eki /lAr/’ın [ler] ya da [lar] olarak gerçekleştiğini belirtmez; kural geneldir ve Türkçede ünlüsü acık ya da orta ünlü olan bütün ekleri etkilemektedir. Kapalı Ünlü Uyumu , çokseslemli bir sözcükte, birinci seslem dışındaki seslemlerin ünlülerinin, ilk seslemdeki unlu ile arka/ön ve düz/yuvarlak boyutlarında benzeştiğini belirtir. Kapalı Ünlü Uyumu Kuralı, ünlüsü kapalı ünlü olan tüm soneklerin ünlülerinde, eklendikleri sözcüğün son seslemindeki ünlünün niteliğine bağlı olarak kapalı ön düz [i], kapalı arka düz [ı], kapalı ön yuvarlak [ü] ya da arka kapalı yuvarlak [u] olarak oluşturulacağını belirtir. Ünsüz Uyuşmaları , dillerde ünsüzler de etraflarındaki seslerle benzeşir. Türkçede sözcük içinde ve biçimbirim sınırlarında genizsil ünsüzler /m/ ve /n/ oluşma noktası bakımından ve ötümlü dişyuvasıl sürtünmeli /z/ unsuzu arkasından gelen sesin ötümsüz sesbilgisel özellikleri bakımından birbirleriyle benzeşir. Bu benzeşmeler genizsil benzeşmesi ve ötümsüzleşme süreçlerinde görülür. Genizsil benzeşmesi Türkçe köklerde çoğunlukla genizsil sesler arkalarından gelen patlamalı sesler ile eş çıkışlıdır. Türkçede genizsil seslerin benzeşme örneklerinden bir başkası, dişsil genizsil /n/ sesinin, arkasından gelen patlamalı ünsüz ile oluşum noktası acısından benzeşmesidir. Ötümsüzleşme , Türkçede son sesi ötümlü sürtünmeli ünsüz olan bir kökten sonra ötümsüz bir ünsüz ile başlayan sonek geldiği durumlarda, kökün son sesi ötümsüzleşir.

Ses düşmeleri : Ünlü Düşmeleri , Türkçede bazı yer belirteçleri, ne-soru sözcüğü ile yapılan sorularda ses düşmeleri olmaktadır. Bu tür sorularda, ne soru sözcüğünün ünlüsü olan /e/ düşürülmekte ve genellikle ne- den sonra gelen sözcüğün ilk sesi uzatılmaktadır. Yer belirteçlerinden aşağı sözcüğünün son ünlüsü olan /µ/, köke ünsüz ile başlayan bir ek eklendiğinde ve kökün son sesi olduğu durumlarda düşmektedir. [µ] ünlüsünün düşmesi kökün ikinci seslemindeki [a] ünlüsünün uzatılmasına yol açmaktadır. Ünsüz Düşmeleri , diller sözcüklerde ünsüzleri de düşürmektedir. Türkçede hızlı konuşmada uygulanan ünsüz düşmeleri özellikle akıcı ve kayıcı ünsüzleri etkilemekte ve /r/, /l/, /y/, /h/ seslerinin düşmesinde görülmektedir. Ünsüz Düşürülmesi , ünlü ile biten bir sözcük gövdesinden sonra ünlü ile başlayan bir sonek eklendiğinde ve üçüncü kişi iyelik ekinden sonra gelen durum eklerinden önce, sözcük gövdesi ile sonek arasına sonekin biçimbirimsel sınıflandırmasına göre niteliği belirlenmiş bir ünsüz bulunur. Biçimbirimsel sınıflandırmaya bağlı olan bu tür 3 ünsüz vardır: /y/ {- (y)I}, {-(y)A}, {-(y)AcAK}; /s/ {-(s)I(n)}; ve /n/ {-(n)In}. Bunlar eklerin birer değişkesini oluşturur.

Özellik değişmesi : Dillerde sesler sesbilimsel gösterimlerindeki özelliklerini değiştirerek değişik özellikler edinebilirler. Bu özellik değiştirme sesin sözcük içinde bulunduğu konuma bağlı olarak belirlenebilir. Türkçedeki ötümsüz patlamalı sesler olan /p/, /t/, /k/’nın soluklanmasını özellik değiştirme kuralına örnek olarak verebiliriz. Soluklanma , Türkçede ötümsüz patlamalı sesler olan /p/, /t/, /k/ sözcük ve seslem başında olduklarında soluklu olarak söylenmektedir. Ünlü Yükselmesi , özellik değişimi ünsüzlerde olduğu kadar ünlülerde de görülür. Örneğin, Türkçede gelecek zaman eki olan -(y)AcAk soneki bir eyleme eklendiğinde, sonekteki /y/ sesi kendinden önce gelen acık ünlüyü kapalı ünlüye dönüştürür: Bekliyecek ve arıyacak sözcükleri seslem düşmesi sonucu beklicek ve aricak olarak söylenir. Genizsilleşme , Türkçede ünsüz benzeşmelerinin bir başka örneği de {-lAr} biçimbiriminin ilk sesi olan akıcı /l/ sesinin son sesi genizsil unsuz olan on, bin gibi sözcüklere eklendiğinde genizsil özelliğine değişmesidir. Ünlü Eklenmesi , diller sesbilimsel bileşenlerinin özelliklerine bağlı olarak, bazı durumlarda sözcük yapısı içinde sesler ekleyebilirler. Ünlü eklenmesinin örneğini Türkçede alıntı sözcüklerde sözcük başında bulunan ünsüz kümeciklerinin ünlü eklenmesi ile bölünmesinde görebiliriz.

Seslerin yer değişimi : Dillerde bazı sözcüklerde sesler yer değiştirmektedir. Bu yer değiştirme genellikle belli sözcüklerde görülmektedir. Örneğin Türkçede bazı anadili konuşurları kibrit sözcüğünü, kirbit olarak akıcı /r/ sesi ile ötümlü patlamalı ses olan /b/’nin yerini değiştirerek söylemektedir.

Dil sürçmeleri : Günlük konuşmada ortaya çıkan dil sürçmeleri sesbilimsel süreçlerin kurallı olduğunu gösteren kanıtlardan biridir. Türkçede kaydedilmiş bazı dil sürçmeleri şöyledir:

Saba carfetmiyorum Gazla kaş arası

Cat taslasın…

Mustafa Candal salıyorr..

Cayıf keyi icinn…