Ünite 4: Ses Dizimi

Ses Uyumları

Ses uyumları terimi ünlü ve ünsüz uyumları biçiminde ortaya çıkan, sözcükler, ekler ve enklitikleri ilgilendirmektedir.

Ünlü uyumları nın bir türü olan önlük-artlık uyumu , bir sözcükte sadece a, ı, o, u gibi art veya e, i, ö, ü, gibi ön seslerin bulunmasını gerektirir: art ünlüleri içeren açık, kapı, kalın ; ön ünlüleri içeren eşik, gölge, gelin sözcüklerinde olduğu gibi. Her zaman, önce gelen sesin niteliği sonra gelen sesin niteliğinin belirleyicisidir. Ek alan sözcüklerde ise ekteki seslerin belirleyicisi sözcüğün son hecesindeki ünlüdür: kapı-lar-dan, yol-da, baş-ka; ev-ler-imiz-den, göl-ge-lik, öz-ge gibi.

Önlük-artlık uyumu geleneksel olarak ünlülere ilişkin olarak düşünülse de, aslında ön-art söylenişleri olan k, g, l ünsüzlerinin de bu uyuma girdikleri söylenmektedir. Bu durum, aklanmak ve oku sözcükleriyle eklenmek ve göklerin sözcüklerinin söylenişinde açıkça görülmektedir. Birinci sözcük çiftinde bu ünsüzlerin art, ikincisinde ise ön söylenişleri mevcuttur. Öyleyse, sözcüklerde ses uyumunun yanı sıra hece uyumundan da söz etmek gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Şişmanlık, kardeşlik, yeşilimtırak , baştakiler gibi sözcüklerde önlük-artlık uyumu görülmemesine rağmen hece uyumu mevcuttur. Buna göre, her hecedeki ünlü ve ünsüzler ön-damak ya da art-damak seslerden oluşmuştur.

Alıntı sözcüklerde, imkan, memnun, istasyon örneklerinde olduğu gibi, uyum kuralına aykırılıklar bulunabilir; ancak bunlar bile zaman içinde Türkçenin yapısına ayak uydurarak değişim gösterebilir. Kaynak dilde uyuma girmeyip Türkçede bu anlamda değişime uğramış olan sözcükler de vardır: hamir > hamur gibi.

Yazılı dilde, Arapça ve Farsçadan alınan ve söyleyişte uyumu bozan ünsüzlerden önce veya sonra gelen ünlünün üzerine düzeltme işareti konulmaktadır: kâr gibi. Bu durum, Batı dillerinden alınan sözcükler için geçerli değildir: rol, sol, gol örneklerinde olduğu gibi.

Uyum dışı durumlar şöyle sıralanabilir:

  • kimi eklerin tek bir biçimi olması: –yor, -man, -ımtırak, -daş, -ken, -ki, -leyin gibi
  • bazı sözcüklerin zaman içinde değişime uğraması:
    ana > anne ınan- > inan-
    karındaş > kardeş
    sışman > şişman

    Böylesi durumlarda bile, sözcükler ek aldığında, ekteki ünlünün önlük-artlık belirleyicisi yine son hece ünlüsünün önlük-artlık özelliğidir: kitap-çı, kardeş-lik, frekans-ı, maliyet-i vb.

Ünlü uyumlarının diğer bir türü olan düzlük-yuvarlaklık uyumu , sözcüğün ilk hecesindeki düz ünlüyü düz, yuvarlak ünlüyü ise dar-yuvarlak veya düz-geniş bir ünlünün izlemesini gerektiren kuraldır. Buna göre aşağıdaki sıralamalar kurallıdır:

  • a, ı + a, ı › ada, alın, ırak, ısı
  • e, i + e, i › eve, evi, sinek, iri
  • o, u + a, u › oda, odun, uçak, uçuk
  • ö, ü + e, ü › ödev, ölüm, üste, ütü

Düzlük-yuvarlaklık uyumu, ek alan sözcüklerde yalnızca ekteki ünlünün dar ünlü olması halinde ortaya çıkan bir uyumdur. Bu durumda, önlük-artlık uyumuyla da birlikte ek ünlüsü dört farklı biçimde gerçekleştirilir: kapımız, evimiz, kolumuz, gözümüz gibi.

Kavun, kabuk, kavurmak, çamur, yavru, tapu gibi sözcüklerin uyum dışı olmalarının sebebi, bu sözcüklerde yer alan dudak ünsüzlerinin, yuvarlak ünlülerin düzleşmesini engellemesinden kaynaklıdır. Kimi ağızlarda uyuma aykırı kullanımlar olduğu gibi (Trabzon: gelsan ‘ gelsen’ , koli ‘kolu’ , benum ‘ benim’), ileri uyum gösteren ağızlar da bulunmaktadır: başdakı ‘baştaki’, yaparkan ‘yaparken’, sabala ‘sabahleyin’ gibi.

Ünsüzlerde görülen ötümlülük-ötümsüzlük uyumu , ek ünsüzünün kendisinden önce gelen sesin ötüm özelliğiyle uyumunu gerektirir. Önceki ses ötümlüyse ekteki ünsüz de ötümlü, ötümsüzse ekteki ünsüz de ötümsüz olarak gerçekleştirilir: yol-da, söz-cü, öz-ge ama ağaç-ta, iş-çi, baş-ka gibi.

Hece ve Ses İlişkisi

Hece bir solukta çıkarılan ses veya ses dizisidir. Hecenin temelini ünlüler oluşturur. Bu yüzden, bir ünlü tek başına bir hece kurabilirken, bir ünsüz yanında bir ünlü olmadan hece kuramaz. Türkçede içerdikleri seslerin dizilimi bakımında altı türlü hece biçimi vardır:

  • ünlü: o
  • ünsüz-ünlü: bu
  • ünlü-ünsüz: il
  • ünsüz-ünlü-ünsüz: bak
  • ünlü-ünsüz-ünsüz: art
  • ünsüz-ünlü-ünsüz-ünsüz: dört

Ödünç sözcüklerde bu biçimlerden sapmalar görülebilir: ünsüz-ünsüz-ünlü-ünsüz sıralaması olan star ve ilk hecesi ünsüz-ünsüz-ünsüz-ünlü sıralamasını barındıran strateji sözcüğü gibi.

Türkçede en yaygın olan sıralama, ünlü-ünsüz ve ünsüz-ünlü-ünsüz biçiminde olan sıralamadır. En nadir görüleni ise, ünsüz-ünlü biçiminde olandır. Bu yüzden, bu tip hecelerin çekimleri de özel durumlar gösterir.

Türkçede tek bir ünlüden oluşan hece yanlızca o sözcüğündedir ve ünsüzle başlayan eklerle birlikte kullanıldığında bir ünsüz alır: o-n-da, o-n-un gibi.

Türkçede hece yapısına ilişkin diğer özellikler şöyle sıralanabilir:

  • Kökler çoğunlukla tek hecelidir.
  • Birden fazla hece barındıran sözcükler çoğunlukla türemiş sözcüktür.
  • Sadece ilk hece ünlüyle başlayabilir.
  • Yalnızca bileşik sözcüklerde ünlüyle biten bir heceden sonra ünlüyle başlayan bir hece bulunabilir: orduevi, öğleüstü gibi.
  • Bir ünlüyle biten heceler açık hece , ünsüzle biten hecelerse kapalı hece olarak adlandırılır.

Türkçe sözcüklerde heceleme yapılırken hecelerin söylenişi esas alınır. Sadece ilk hece ünlüyle başlar kuralına göre: oda, evi, uçuk, elele, sevgiyi, kapıya sözcükleri *od-a, *ev-i, *uç-uk, *el-e-le, *sev-gi-i, *kapı-a biçiminde değil o-da, e-vi, u-çuk, e-le-le, sev-gi-yi, ka-pı- ya biçiminde hecelenir. Son iki örnekte görüldüğü gibi, sözcükler ek aldığında bu kuralı bozmamak için son hecenin başında bir yardımcı ses kullanılır.

Birleşik sözcüklerde heceleme kimi zaman anlama göre yapılır. Bu durum dilcilik bakımında bir sorun olmamakla birlikte, Türkçenin yazım kurallarına uygun değildir. *Baş-öğ-ret-men değil ba-şöğ-ret-men, *ilk-o-kul değil il- ko-kul, *han-nım-e-li, değil ha-nı-me-li biçiminde heceleme olmalıdır.

Aynı durum, birlikte yazılmayan ama söyleyişte kavşak denen kısa soluklanmanın kaybolduğu sözcüklerin sesletiminde de ortaya çıkar: sa-bah-ta-nak-şa-ma ve bi-zi-moğ-lan gibi.

Batı kökenli sözcüklerde sözcük başı ve sözcük sonu ünsüz çiftleri, söyleyişte olmasa bile yazıda korunurken, eski alıntılardan olup sözcük başı ünlü türemesi içeren istasyon ve iskele sözcükleri, is-tas-yon ve is-ke-le olarak hecelenir.

Arapça kökenli olup Türkçede olmayan ünsüz çiftleriyle biten tek heceli sözcüklerde ise, bu ünsüzlerin arasına bir ünlü girmesi ve yeni bir hece eklenmesi ama bu sözcükler ek alınca bu ünlünün düşmesi kuraldır:

ilm › ilim › ilm-im
fikr › fikir › fikr-in
keşf › keşif › keşf-i
şehr › şehir › şehr-i gibi.

Türkçenin Ses Özellikleri

Bu özellikler şöyle sıralanabilir:

  • /ö/, /u/, ve /ı/ seslerinin tipik; geniz ünlüleri, ayın ve hemze, sızıcı sesler /f/, /v/, /j/ ‘nin tipik olmaması
  • havaalanı gibi birleşik sözcükler dışında ikiz ünlülerden kaçınma
  • ünlülerde birincil değil ikincil uzunluk bulunması
  • akıcı ünsüzlerin söz başında bulunmayışı
  • sızıcı ünsüzlerin söz başında az sayıda bulunması
  • /j/ sesinin her durumda yalnızca yabancı sözcüklerde bulunması
  • ses uyumlarının varlığı
  • iki ünsüzle hece başlamaması
  • söz başında iki ünsüz bulunmaması
  • söz içinde iki ayrı hecede iki ünsüzün yan yana gelebilmesi: ağaçta, birden, yolcu vb.
  • hece sonunda iki ünsüzün yan yana gelebilmesi: alt, üst, dört vb.
  • hece sonunda yalnızca sızıcı/akıcı + patlamalı biçiminde aşağıdaki ünsüz çiftlerinin bulunması ve bunlar dışındaki ünsüz çiftlerinin yabancı kökenli sözcüklerde bulunması:

-lç (ölç), -lp (alp), -lk (ilk), -lt (alt)
-nç (inanç), -nk (denk), -nt (ant)
-rç, (sürç-), -rk (ürk-), -rp (sarp), -rs (pars), -rt (art)
-st (üst)

  • Alıntı sözcüklerin bu kurala uyması halinde ünsüz çiftinin arasına dar ünlü getirilmemesi
  • Türkçede bulunmayan ünsüz çiftlerini içeren alıntı sözcüklerin ses türemesi, ses düşmesi veya göçüşme yoluyla Türkçeleştirilmesi
  • söz sonunda /b/, /d/, /g/, /c/ seslerinin bulunmaması
  • çok heceli sözcüklerde, zarf fiil eki – (y)Xp hariç,  /p/ sesinin sonda bulunmaması
  • şimdiki zaman eki hariç, /o/ ve /ö/ ünlülerinin yalnızca ilk hecede bulunması; aksini gösteren yabancı kökenli sözcüklerin söyleyişte ve bazı ağızlarda Türkçeye uyarlanması:
    doktor › dokdur / tokdur
    horoz › horaz / horuz vb.

Yardımcı Sesler

Bu sesler, eklenme sırasında, Türkçenin yapısına aykırı olabilecek ünsüz çiftleri ve/ya ikiz ünlülerin oluşumunu engellemek amacıyla ortaya çıkarlar. Bağlama ünlüleri ve bağlama ünsüzleri olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bunlar, yardımcı ünlü / ünsüz ve kaynaştırma sesi olarak da anılırlar. Bağlama ünlüsü, ünsüzle biten bir sözcüğe ünsüzle başlayan bir ek geldiğinde ortaya çıkar: el-i-m, mor-u-msu gibi. Bağlama ünsüzü ise sözcüğün ünlüyle bitip yine ünlüyle başlayan ek alması durumunda ortaya çıkar: iyi-y-im örneğinde olduğu gibi. /n/, /s/, /ş/ seslerinin de bu görevle kullanıldığı kanısı da mevcuttur; ancak Türkçenin tarihsel gelişimi ve diğer Türk dillerinin işleyiş biçimi dikkate alındığında bunun doğru olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir.