Ünite 4: Sağlık Kurumlarında Finansal Yürütme-Dönen Varlıkların Yönetimi

Paranın Zaman Değeri

Paranın zaman değeri kavramı, gelecekte elde edilecek paranın bugün elimizdeki aynı parayla eşdeğer olmadığını göstermektedir. Paranın zamanla değerinin değişmesi ise faiz oranlarıyla ilgilidir.

Paranın zaman değeri hesaplamalarında para, zaman ve faiz olmak üzere üç unsur bulunmaktadır. Eğer geleceğe yönelik bir hesaplama yapılmakta ise, bu unsurlardan birinin artması gelecekteki değeri arttıracaktır; bugüne yönelik bir hesaplama yapılmakta ise, unsurlardan birinin artması bugünkü değeri azaltacaktır.

Paranın kullanım maliyetini ifade eden faiz kavramı, basit ve bileşik faiz olmak üzere ikiye ayrılır:

Basit faiz anapara üzerinden sadece bir kez hesaplanan faiz türüdür. Basit faiz hesaplamasında faiz tutarı, anaparanın yani yatırılacak paranın bugünkü değerinin faiz oranı ve vade ile çarpılması ile bulunur. Faiz oranının yıllık, aylık veya günlük olmasına göre basit faiz hesaplanırken farklı formüller kullanılır. Aylık ve günlük faiz hesaplamaları ile ilgili formüllerdeki payda, ay için bir yıldaki ay sayısı olan 12 ile 100’ün; gün için de 360 ile 100’ün çarpımından elde edilmiştir. Günlük faiz hesaplamasında bir yıl 360 gün kabul edilmektedir. Ticari faizlerde bir yıl 360 gün; gerçek faizlerde 365 gün olarak alınmaktadır.

Gelecek değer ise anapara ile hesaplanan faiz tutarının toplanması ile hesaplanır.

Bileşik faiz ise kazanılmış faizlerin de anaparaya eklenerek faizin de faizinin hesaplandığı bir faiz türüdür. Anapara, her yıl bir önceki yılın faiz tutarı kadar artmakta ve bu durum kazanılan faizlerin daha yüksek olmasını sağlamaktadır. Bir yıl içerisinde hesaplanan faiz sayısı birden fazla olabilir, böyle bir durumda faiz ödeme sayısı bulunarak vade sonunda ulaşılacak gelecek değer hesaplanabilmektedir.

Gelecek değerin anapara ile faizin toplanması ile bulunurken gelecek değer faktörü ise bugünkü 1 TL’nin istenilen herhangi bir dönemdeki değerini ifade eder ve bileşik faizin hesaplanmasına benzer bir formül ile hesaplanır.

Sağlık kurumlarında yatırım kararlarının alınmasında bugünkü değer hesaplamalarının önemi büyüktür. Bugünkü değer, belirli bir faiz oranı üzerinden yatırılmış olan ve gelecekte elde edilmesi beklenen belli bir tutarın bugüne indirgenmiş değeridir. Bugünkü değer faktörü , gelecekte elde edilecek olan 1 TL’nin çeşitli faiz oranları üzerinden bugünkü değerini ifade etmek için kullanılır.

Belli bir sürede eşit zaman aralıklarında, sabit faiz oranı ile ve eşit miktarda gerçekleşen nakit akışlarına anüite yani taksit denir. Anüitelerde, olağan taksit ve peşin taksit olmak üzere iki tür taksit bulunmaktadır. Olağan taksitler, dönem sonu taksitlerini; peşin taksitler ise dönem başı taksitlerini ifade etmektedir. Olağan taksit ile peşin taksitin hesaplaması farklı şekilde yapılmaktadır.

Her dönemin sonundaki 1 TL’lerin istenilen herhangi bir dönemin sonundaki değeri gelecek değer faktörü anüite olarak adlandırılır. Her bir eşit taksitin belli bir faiz oranı üzerinden ayrı ayrı hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamı ise bugünkü değer faktörü anüiteyi vermektedir.

Sağlık Kurumlarında İşletme Sermayesi Yönetimi

İşletme sermayesi denildiğinde sağlık kurumlarının faaliyetlerini sürdürmek amacıyla kısa sürede nakde çevirebileceği aktif varlıklar yani dönen varlıklar akla gelmelidir.

İşletme sermayesi hazır değerler, menkul kıymetler, ticari ve diğer alacaklar, stoklar, yıllara yaygın inşaat ve onarım maliyetleri, gelecek aylara ait gelir ve gider tahakkukları ile diğer dönen varlıklar gibi unsurları içermektedir. Ayrıca bir yıl içerisinde ödenmesi gereken yani kısa vadeli borçlar işletme sermayesi yönetimine kaynak oluşturur.

Brüt işletme sermayesi ve net işletme sermayesi kavramları ise işletme sermayesinin kapsamını belirtmek için kullanılır. Brüt işletme sermayesi, sağlık kurumlarının sahip oldukları dönen varlıkları; net işletme sermayesi ise, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki farkı ifade etmektedir.

Sağlık kurumlarında işletme sermayesi yönetimi ile ilgili politikaların temelde iki odak noktası bulunmaktadır:

  • İşletme sermayesi tutarları
  • Sermaye tutarlarının finansmanı

İşletme sermayesinin finanslaması üç temel stratejiye dayanmaktadır; dengeli finanslama stratejisi, ihtiyatlı finanslama stratejisi ve atılgan finanslama stratejisi.

Dengeli finanslama stratejisinde, sağlık kurumunun duran varlıkları ve işletme sermayesinin süreklilik gösteren kısmı uzun vadeli kaynaklarla; işletme sermayesinin dalgalanma gösteren kısmı olan işletme sermayesi unsurları ise kısa vadeli kaynaklarla finanse edilir. Bu stratejide kaynakların sağlandığı süre ile varlıkların paraya çevrilme zamanları uyumlu olmaktadır.

İhtiyatlı finanslama stratejisinde, sağlık kurumunun sahip olduğu tüm varlıklar diğer bir ifadeyle duran varlıklar ve işletme sermayesi uzun vadeli kaynaklarla finanse edilmektedir. Likidite riskinin en düşük ancak maliyetin en yüksek ve dolayısıyla karlılığın da en düşük olduğu stratejidir.

Atılgan finanslama alternatifi, işletme sermayesinin hem dalgalanan hem de süreklilik gösteren kısımlarının diğer bir ifadeyle işletme sermayesinin tümünün kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edildiği bir stratejidir. Kısa vadede yabancı kaynak kullanımından dolayı karlılığı yüksektir.

Sağlık kurumları işletme sermayelerini finanslama stratejilerini ise kurumun ihtiyaçlarına göre belirlemektedir.

Sağlık kurumlarında işletme sermayesi döngüsü faaliyet süreci ile ilişkilidir. Yani, nakit ile başlayan döngü tıbbi malzeme ile ilaç tedariki ve kullanımı ile hizmete dönüşür, hizmet ve sunum eş zamanlı gerçekleşir, alacakların belirlenmesi ve tahsili ile devam eder ve tekrar nakde dönüşür (S:93, Şekil 4.1). Sağlık kurumlarının yönetimi sırasında işletme sermayesi yönetimine ayrılan süre, işletme sermayesine yatırılan tutarların büyüklüğü, işletme sermayesinin sağlık kurumlarının faaliyet hacmi ile yakından ilişkili olması ve işletme sermayesi tutarı ile karlılık arasındaki ilişki işletme sermayesi yönetiminin sağlık kurumları açısından önemini ortaya koymaktadır. Sağlık hizmetlerinde yapılan yatırımların çoğunluğu makine ve teçhizat gibi duran varlıkların alımına yapılmaktadır. Ancak bu durum, belirli durumlarda ortaya çıkmaktadır. Faaliyetlerin devamlılığı için işletme sermayesine yapılan yatırımlar sadece belirli dönemlerde değil her zaman finansal yöneticiyi meşgul edecek sürekliliği gerektirmektedir. Faaliyet hacmindeki artış, satışları ve bununla birlikte işletme sermayesine olan ihtiyacı arttıracağından, işletme sermayesi yönetiminde etkinliğin arttırılması sağlık kurumlarının etkin, verimli ve karlı bir biçimde yönetilmesinde önemli rol oynamaktadır.

Sağlık Kurumlarında Nakit ve Nakit Benzeri Varlıkların Yönetimi

Nakit, bir kurumun kasada veya bankada bulundurduğu parayı tanımlarken nakit benzeri varlıklar ise çeşitli menkul kıymetlere yatırılan ve kısa vadede nakde dönüştürülen varlıkları ifade etmektedir.

Nakit yönetimi, nakit giriş ve çıkışlarını tahmin etmek, elde tutulacak optimum nakit miktarını saptamak, nakit girişlerini hızlandırırken nakit çıkışlarını yavaşlatmak ve nakit mevcudunu en iyi şekilde değerlendirmek şeklinde tanımlanabilir. Nakit yönetiminin amacı; sağlık kurumlarının finansal yükümlülüklerinde sıkıntıya girmeden, sağlık hizmeti sunum etkililiğini düşürmeden, karlılığı mümkün olduğunca arttıracak biçimde bulundurulacak nakit miktarını ayarlamaktır. Ancak bu oldukça zor bir iştir.

Bu nedenle finansal yöneticinin planlama döneminde kurumun nakit açığı ve fazlasını tahmin etmesi, optimum nakit bulundurulması, nakit yetersizliği durumunda işleme koyulacak ek nakdin belirlenmesi, nakit girişini hızlandırıcı veya nakit çıkışını yavaşlatıcı eylemler konusunda karar alabilme yetkinliği olmalıdır.

Sağlık kurumunun bulunduracağı nakit tutarını;

  • Sağlık kurumunun büyüklüğü,
  • Sağlık kurumu organizasyonunun merkezileşmiş ya da merkezileşmemiş olması,
  • Sağlık kurumu hizmetlerinin genel yapısı ve
  • Muhasebe ve denetim fonksiyonunun yapısı etkilemektedir.

Sağlık kurumlarının nakit bulundurma nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

İşlem amacıyla nakit bulundurma sağlık kurumlarının çalışanlarının ücretlerinin ödenmesi, ilk madde ve malzemelerin alınması, genel gider harcamalarının yapılması, duran varlıkların temin edilmesi gibi günlük faaliyetleri için ayırdığı nakitleri ifade eder.

İhtiyat amacıyla nakit bulundurma mevsimsel veya dönemsel dalgalanmalar, doğal afetler, alacakların zamanında tahsil edilememesi gibi beklenmedik durumlardaki ihtiyacı karşılamak amacıyla ayrılan nakitleri tanımlar.

Spekülasyon amacıyla nakit bulundurma ise beklenmedik fiyat artışlarından kazanç elde etmek için kullanılan nakitleri açıklar.

Sağlık kurumlarının nakit bulundurmak ile sağlayacakları yararları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Günlük işlemlerin gerektirdiği ödemeleri eksiksiz şekilde karşılamak.
  • Beklenen ödemeleri zamanında yapmak.
  • Beklenmedik olaylara karşı hazırlıklı olmak.
  • Olağanüstü nakit ödemelerini yapabilmek
  • Alışlarda nakit iskontosundan faydalanmak.
  • Bankalardan ve diğer finansman kuruluşlarından kolaylıkla kredi temin etmek.
  • Ortaya çıkabilecek karlı iş olanaklarını ve yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek.

Ancak nakit bulundurmanın sağlayacağı faydalara karşılık, bazı sakıncaları bulunmaktadır. Bunlar ise;

  • Sağlık kurumları likit fon tutmakla, bu fonları karlı yatırım alanlarında kullanma olanağından yoksun kalması,
  • Elde bulundurulan nakitlerin, kısa vadeli borçların ödenmesinde kullanılarak fonlama riskinin azaltılması ve faiz tasarrufu sağlaması,
  • Sağlık kurumunun elinde bulundurduğu nakde aşırı ölçüde bağlı bulunması, kısa süreli finansman piyasalarından uzaklaşması.

Sağlık kurumlarının fazla nakit bulundurma ya da yeterli nakit bulundurmama durumlarda yaşayacağı sıkıntılar finansal yöneticileri zorlayan konulardandır. Bu nedenle faaliyetlerini yürütebilecekleri o ptimum düzeyde nakit bulundurmaları gerekmektedir. Bu konuda pratik yöntemler ve modeller ortaya konulmuştur.

Sağlık kurumlarının bulundurmaları gereken nakit tutarını belirlemesi ile ilgili uygulamada kullanılan pratik yöntemler;

  • Sağlık kurumunun en az 15 günlük hizmet sunum tutarına eşit miktarda nakit bulundurması.
  • Sağlık kurumunun kısa vadeli borçlarının belirli bir oranını karşılayacak nakdi bulundurması.
  • Sağlık kurumunun belirli bir süredeki nakit çıkışını karşılayacak nakdi bulundurması.

Ancak bu yöntemlerin işe yararlılığı tartışmaları devam etmekte olup daha gerçekçi çözümler matematiksel modeller ile sunulmuştur. Bu modeller şu şekilde özetlenebilir:

* Baumol modeli nde nakit maliyetleri, nakit bulundurma (fırsat maliyetleri) ve nakit tedarik maliyetleri olarak iki kısımda incelenir. Bu modelin amacı, sağlık kurumlarının faaliyetini yürütebilmesi için her seferinde borç alacağı veya diğer kullanım alanlarından çekeceği likit fonların optimum tutarını belirlemektir. Nakit giderinin artışının ve tedarik giderinin azalışı arasında eşit seviyelerde kurulacak denge, toplam nakit maliyetinin en az olduğu durumu tanımlamaktadır.

*Beranek modeli nde menkul kıymetlerden sağlanacak getiriler ile nakit bulundurma maliyetlerinin eşit olduğu noktaya kadar nakdin menkul kıymetlere yatırılabileceği düşünülmüştür. O noktada nakit yönetimin optimal tutulacağı ön görülür. Sağlık kurumuna para girişlerinin devamlı olduğu, nakit ödemelerinin ise kontrol altında bulundurularak belirli günlerde ve büyük tutarlarda yapıldığı varsayımı ile hesaplama yapılmaktadır. Bu varsayımlar altında para girişleri kolaylıkla tahmin edilmekte ve ödemeler kontrol altına alındıktan sonra fazla fonlar menkul kıymetlere yatırılmaktadır.

*Miller-Orr mode linde ise hedef nakit seviyesine bağlı olarak elde bulundurulacak nakit düzeyinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Miller ve Orr, modellerini, firmaların net nakit akışlarının rastlantısal olacağı ve gözlem sayısı arttıkça, net nakit akışlarının normal dağılım göstereceği varsayımı altında geliştirmişlerdir. Model, pazarlanabilir menkul kıymetlerle nakit arasındaki karşılıklı aktarmaların zaman ve tutarını belirlemek için düzenlenmiştir.

Nakit ve nakit benzeri varlıkların yönetiminde etkinliği artırma yöntemleri sağlık kurumları tarafından uygulanmakta olup şu şekilde sıralanabilir:

  • Tahsilat ile fonların kullanımı arasındaki zaman aralığını kısaltmak ve nakit devir hızını arttırmak.
  • Çok sayıda banka ve banka şubesi ile çalışmak yerine, para alımı ve ödemelerini belirli banka veya banka şubelerinde toplamak.
  • Nakit giriş ve çıkışları arasında zaman uyumu sağlamak.
  • Ödemeleri haftanın belirli gününde merkezden yapmak.
  • Peşin ödemeler konusunda dikkatli davranmak ve olabildiğince kaçınmak.
  • Yatırım harcamalarında öncelik analizi yaparak acil olmayanları ertelemek.
  • Haftalık hatta daha kısa süreli nakit giriş ve çıkışlarını gösteren nakit bütçeleri hazırlamak.

Sağlık Kurumlarında Alacakların Yönetimi

Alacak yönetiminin temel amacı, alacakların, kurumun net bugünkü değerine yapacağı katkıyı arttırmasıdır. Alacak yönetiminin, sağlık kurumunun nakit girişi, karlılığı ve finansman gereksinimi üzerinde önemli etkileri vardır.

Alacak tiplerini, vadelerine (kısa ya da uzun vadeli), niteliklerine (ticari ve diğer alacaklar) ve vergi usulüne (normal, şüpheli, değersiz, vazgeçilen) göre sınıflandırmak mümkündür. Alacaklar, sağlık kurumunun faaliyetleri ya da faaliyet dışı işlemler sonucu oluşmaktadır.

Alacak işletme sermayesi, nakit ve nakit benzeri varlıklardan sonra ikinci önemli unsuru oluşturmaktadır. Bu nedenle alacaklara yapılan yatırım, karlılık ve risk faktörlerine değerlendirilir. Bu nedenle alacaklara yapılan yatırımı etkileyen faktörleri belirlemek önemlidir:

  • Üretilen sağlık hizmetinin türü ve değerinin yüksekliği
  • Üretilen sağlık hizmetinin mevsimsel değişimi
  • Sağlık kurumunun büyüklüğü ve genel ekonomik yapı
  • Sağlık kurumları arasında rekabet
  • Sağlık kurumunun “kredi”, “iskonto” ve “tahsilat” politikaları ile ilgili uygulamaları
  • Sağlık kurumlarda finansal faaliyetleri ile ilgili konular

Sağlık kurumlarında alacakların yönetim sürecinde Sağlık Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sağlık hizmet bedellerinin ödenmesine yönelik yaptığı düzenlemeler önem teşkil eder. Çünkü Türkiye’de herkes genel sağlık sigortası kapsamında olup bu konuda SGK tek geri ödeme kurumudur. İlgili yasa gereğince sağlık hizmetleri kapsamında tüm teşhis ve tedaviyi kapsayan tüm konular SGK tarafından belirlenir. Bu kapsamda sağlık kurumlarının uymaları gereken iki temel düzenleme bulunmaktadır. Bunlar SGK tarafından yayınlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve fatura inceleme usul ve esaslarıdır.

Sağlık güvenlik kurumu sağlık uygulama tebliğ i, SGK tarafından belirlenen hem genel sağlık sigortalısını ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri hem de sağlık hizmeti sunucusunu ilgilendiren ve uyulması gerekli kurallar ve bilgileri içeren Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğdir. SUT kapsamında; sağlık hizmetleri sunucuları, sağlık hizmeti sunucularına müracaat ve yükümlülükler, tedavi hizmetlerinin temini ve ödeme esasları, yol ve gündelik giderleri, tıbbi malzeme temini ve ödeme esasları, Faturalandırma ve ödemeye yönelik ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır. Sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin bilgiler ile karşılığı ödeme işlemlerinin elektronik ortamda yürütülmesi “MEDULA” sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Sağlık kuruluşlarında alacaklara bağlanan fonların nakde dönüştürülebilmesi için çeşitli finansal teknikler uygulanmaktadır. Alacakları finanse etme yöntemlerinin başlıcaları; alacakların iskonto ettirilmesi, factoring ve forfating’dir.

  • Alacakların iskonto ettirilmesi yönteminde, sağlık kuruluşunun senetli alacakları, cari piyasa iskonto oranları üzerinden iskonto ettirilerek bir banka tarafından alınmaktadır. Tahsil edilemeyen alacaklar üzerinde bankanın sağlık kuruluşuna rücû etme hakkı bulunmaktadır.
  • Factoring yönteminde , kredili satıştan doğan vadeli alacakların factor adı verilen finansal kuruluşlara peşin bedelle, belirli bir iskontoya tabi tutularak satılması işlemi ile gerçekleşir.
  • Forfaiting ise, genellikle uluslararası işlemlerde, vadeli mal veya hizmet ihracatından doğan ve bedeli belirli bir ödeme planına bağlı olarak tahsil edilebilecek alacakların bir banka veya bu alanda uzman bir finans kuruluşu tarafından rücu edilemez biçimde satın alınması işlemidir.

Alacakların yönetiminde etkinliğin arttırılmasına yönelik olarak sağlık kurumları tarafından alınabilecek başlıca önlemler şöyle sıralanabilir:

  • Kredili satış koşullarının sağlık kurumları açısından daha elverişli hale getirilmesi
  • Kredi taleplerinde risk analizlerinin yapılması
  • İskonto politikalarının uygulanması Alacakların tahsilinin hızlandırılması
  • Tahsilat politikası tekniklerinden yararlanılması
  • Banka kredi kartları ile tahsilat yönteminden yararlanılması
  • Büro hizmetlerinin hızlandırılması
  • Alacakların izlenmesi
  • Şüpheli alacakların ayıklanması
  • Alacakların sigorta edilmesi
  • Satış elemanlarının tahsilat sürecine katılması
  • Alacakların değerlemesi
  • SUT ve fatura usul ve esaslarının düzenli takip edilmesi

Sağlık Kurumlarında Stokların Yönetimi

İşletmelerin, satmak, yeni mal ve hizmetlerin üretiminde kullanmak ya da diğer çalışma faaliyetlerinde tüketmek amacıyla bazı maddeleri önceden edinmek ve elde tutmak zorunda olduğu madde/malzemeye ‘stok’ adı verilir. Stoklar işletmelerin türlerine göre varlıklar içerisinde önemli bir yer tutarlar. Sağlık kurumları için, ilaçlar, tıbbi sarf malzemeleri, laboratuvar kitleri, radyoaktif malzemeler ilk madde ve malzeme stoklarına; özel hastanelerde protez ve ortezler ticari mallara; eğitim hastanesi niteliğindeki hastanelerin ürettiği “eğitim hizmetleri” yan ürünlere örnek olarak verilebilir. Bir kurumda stok yönetimi, en az üç nokta açısından dikkat gerektirir: stok unsuru işletme varlıkları içerisinde önemli bir orana sahiptir; stokların likiditesi diğer işletme sermayesi unsurlarına göre daha düşük olduğundan stok yönetiminde yapılan hataların düzeltilmesi zaman alabilir; stok düzeyindeki dalgalanmaların önemli ekonomik etkileri vardır.

Sağlık Kurumlarında Stok türleri:

Tıbbi stoklar, ilaçlar, tıbbi sarf malzemeleri, laboratuvar malzemeleri, tıbbi gazlar, radyoaktif malzemeler ve diğer tıbbi sarf malzemeleri kapsar.

Diğer stoklar ise , büro, temizlik, ısıtma, yiyecek, teknik bakım ve onarım malzemeleri, akaryakıt ve yağlar gibi tıbbi hizmetler dışında kullanılan malzemelerden oluşur.

Sağlık kurumlarında bulundurulacak ilk madde ve malzeme stoklarının miktarını etkileyen faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Planlanan poliklinik ve klinik hizmet üretim miktarları
  • Sağlık hizmeti üretiminin mevsimsel özellikleri
  • Emniyet stok miktarı
  • Fiyat iskontolarının çekiciliği
  • İlaç ve tıbbi malzeme fiyatları ile ilgili beklentiler
  • İlk madde ve malzemelerin miadı
  • Stok yatırımlarını karşılayacak finansman imkanları ve kaynağın maliyeti
  • Stoklara ilişkin depolarının kapasitesi

Sağlık kurumlarında, toplam stok maliyetlerinin en az olacağı ve kurumun karlılığını düşürmeyeceği stok seviyesini yani optimum stok miktarın ı belirlemek önemlidir. Çünkü, optimum stok seviyesinin belirlenerek stokların yönetilmesi, firma değerinin artmasında önemli rol oynayacaktır. Bu amaçla, ekonomik sipariş miktarı yardımıyla optimum seviye belirlenmektedir. Ekonomik sipariş miktarı, stok miktarları, stokların sipariş maliyetleri ve stok bulundurma maliyetleri arasındaki ilişkiden yararlanarak optimum stok miktarının bulunmasına yönelik bir yöntemdir. Ekonomik sipariş miktarının hesaplanmasında tablolama yöntemi ve matematiksel yöntem olmak üzere iki temel hesap yöntemi kullanılmaktadır. Tablolama yöntemi, bir deneme yanılma yöntemidir ve çok kullanışlı değildir. Matematiksel yöntem ise, formül yardımıyla ekonomik sipariş miktarının bulunmasını sağlayarak finansal yöneticilere kolaylık sağlamaktadır.

Stok yönetiminde etkililiği arttırma yöntemleri ise,

  • Yanlış satın alma politikalarını önlemek için sağlık kurumu bünyesinde “Satın Alma Planlama Birimi’nin kurulması,
  • Stok türleri için sağlık kurumunda standardizasyon çalışmalarının geliştirilmesi, ilgili birimler arasında koordinasyon sağlanması,
  • Satın alma sonrasında stokların sipariş miktarlarının izlenmesi ve finansal tablo analizleri ile stok politikalarının denetimlerinin yapılması,
  • Toplam Kalite Yönetimi tekniklerine ait uygulamaların stok yönetimi politikalarına uygulanması, karar verme yöntemlerinin ve maliyet hacim kar analizlerinin kullanılması,

şeklinde sıralanabilir.