Ünite 8: Sağlık Kurumları Finansal Yönetiminde Gelecek Trendler

Giriş

Sağlık ve sağlık hizmetleri yaşamımızda önemli bir yere sahiptir. Sağlık hizmetleri aynı zamanda temel bir insanlık hakkıdır. Bu açıdan herkesin sağlığa ve sağlık hizmetlerine eşit ulaşım hakkının bulunduğu, sağlık hizmetleri kalitesinin yüksek olduğu, dayanışma üzerine kurulu ve tüm toplumun katılımına açık olarak yapılandırılmış bir sağlık sistemi geliştirilmesi gerekir.

Günümüzde ekonominin tüm sektörlerinde olduğu gibi, sağlık sektöründe de önemli değişme ve gelişmeler meydana gelmektedir. Hızla gelişen teknoloji, nüfus yapısı, yaşam koşulları, beslenme koşulları ve değişen hastalık dokuları sağlık hizmetlerinin sunumunu doğrudan etkilemektedir.

Ulusal sağlık politikalarına yön verebilmek ve sağlık kurumları özelinde etkili ve verimli sağlık hizmetleri sunabilmek üzere planlamalar yapmak için, sağlık alanında içinde bulunulan değişim sürecini anlayabilmek ve gelecekte bu alanda olabilecek gelişimleri öngörebilmek, son derece önemlidir. Bu açıdan bu ünitede sağlık kurumlarında geleceğe yönelik trendler ele alıp incelenmektedir.

Gelecek Trendleri

Modern Health Care (Modern Sağlık Bakımı) Dergisi’nin (Eylül, 1999) özel sayısı, sektör uzmanlarının gelecek 20 yıldaki gelişmeler hakkındaki görüşlerini şu şekilde sıralamıştır.

  • Bilgiye erişim hastaları güçlendirecek ve hizmet sunucularının tanı ve tedavilerini daha verimli ve etkili hale getirecektir.
  • DNA çipleri, klonlama, yeni ilaçlar ve biyonikler, sağlık bakımını, yaşam kalitesi ve süresini önemli ölçüde geliştirecektir.
  • Hastanelerin birleştirilmesi, yatak ve sağlık kurumu sayılarının büyük ölçüde azalması ile sonuçlanacak ve geriye kalan hastaneler öncelikli olarak çoklu sistem yetmezliği olan, ağır travma geçiren ya da büyük bir ameliyat geçiren hastalara hizmet verecektir.
  • Özellikle destekli yaşam ve evde bakım gibi uzun süreli bakımda, geniş çaplı artışlar meydana gelecektir.
  • Sağlık sigorta kapsamı ile ilgili kararları, tüketiciler verecektir.
  • Sağlık sektöründe devlet kontrolü artacaktır.

Yukarıda sıralanan öngörülere paralel olarak Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Vakfı (European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions) 2003 yılında, Sağlık ve Sosyal Hizmetlerin Geleceği Raporu’nda sağlık alanını etkileyebilecek en önemli unsurları aşağıdaki gibi sıralamıştır:

  • Demografik değişiklikler
  • Beklentilerin yükselmesi
  • Sağlık bilişiminde gelişmeler ve yeni tıbbi teknolojiler
  • Sağlık hizmetlerinin maliyetinin artması.

Aşağıda bu unsurlara ilişkin açıklamalar yer almaktadır.

Demografik Değişiklikler

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, dünya genelinde yaşlı nüfusta artış gözlenmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde, doğum artış hızları önemli ölçüde düşmüş, beslenme ve temel sağlık hizmetleri gelişmiş bunlara bağlı olarak da ortalama yaşam süresi uzamıştır (Sayfa 199’da yer alan Tablo 8.1.’i inceleyiniz). Aynı zamanda bebek ölümlerin kontrol edilebilir düzeylere gerilemiştir.

Nüfusun yaşlanması, bir nüfusun yaş yapısının değişerek, o nüfustaki çocukların ve gençlerin payının azalması ve yaşlı insanların payının göreceli olarak artmasıdır. İnsanların yaşlarının ilerlemesi fizyolojik ve kaçınılmaz bir süreçtir. Yaşlanma sürecinin birbirinden farklı boyutları bulunmaktadır. Bu boyutlar; sağlık, sosyal, kültürel, ekonomik ve finansal boyutlardır.

Yaşlanan nüfus farklı anlamlar taşımaktadır. Yaşlanan nüfus, bir yandan işgücünün yaşlanması anlamına gelirken, diğer yandan da, yaşlılara yönelik hizmetleri tüketecek olanların artışı anlamına gelmektedir. İşgününün yaşlanması, tüm sektörler üzerinde etki yaratacağı gibi, sağlık sektöründe de yaratacaktır. Bu durum aynı zamanda, gelecek yıllarda sağlık kurumlarında çalışan personel sayılarında yetersizlik olabileceği öngörüsünü beraberinde getirmektedir.

Yaşlıların sosyoekonomik ve demografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak, bu yaş grubunun ihtiyaçlarının ve beklentilerinin karşılanmasının yanı sıra nüfusun tüm gruplarına sunulan hizmetlerin planlanması konusunda da önem taşımaktadır. Gelecekte yaşlıların barınma sorunlarında artış olacağına ilişkin öngörüler, bu durumun yaşlıların sağlık hizmetlerinin giderilmesi ile ilgili sorunlara da yol açabileceğini göstermektedir. Kısaca, yaşlanan nüfus gelecekte sağlık hizmet ve harcamalarında önemli artışlara yol açacaktır. Bu nedenle, bu duruma ilişkin önlemlerin alınması önem taşımaktadır. Demografik anlamdaki bu değişikliklere bakıldığında, bu değişikliklerin finansman boyutuna önemli ölçüde yansımaları olacağı açıktır.

Sağlıklı yaşam da bireylerin sağlı hizmetleri talebinde etkili unsurlardan biridir. Obezite, kanser gibi hastalıklara ilişkin artış beklentileri, gelecekte bu alandaki sağlık hizmet ve harcamalarının da artacağını göstermektedir.

Beklentilerin Yükselmesi

Bilgi ve iletişim teknolojileri sürekli gelişmektedir. Bu gelişmeler diğer sektörlerle birlikte sağlık sektörünü de etkilemekte ve sağlık hizmetlerini alan tüketiciler, verilen hizmeti daha iyi değerlendirebilmektedir. Bu arada daha bilgili olan hizmet alanlar, daha iyi hizmet beklerken, sağlıklarıyla ilgili karar verme sürecinde daha çok söz sahibi olmak istemektedirler.

Bireylerin sağlık hizmetlerini kullanma şekillerinde meydana gelebilecek olası değişimlere (Sayfa 203, Tablo 8.4.) de yer verilmiştir. Bireylerin sağlık çalışanlarından ve kurumlarından beklentileri, önemli bir şekilde değişim göstermektedir.

Kalite ve Akreditasyon

Hastaların bilinçlenmeleri, beklentilerinin yükselmesi, artan rekabet, tıp ve teknoloji alanındaki gelişmeler gibi faktörler hastaların kalite beklentilerini de artırmıştır. Hastalar artık, ihtiyaçları olduğunda, onlara en iyi şekilde, en yüksek kalitede hizmet sunabilecek, güvenilir ve akredite olmuş sağlık hizmeti kurumlarından hizmet almayı istemektedir.

Türkiye’de de akreditasyon sistemi kuruluş çalışmaları kapsamında, 1999 yılında Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) kurulmuştur. Bunun yanında, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ana hedeflerinden biri olan “Nitelikli ve Etkili Sağlık Hizmetleri için Kalite ve Akreditasyon” hedefi çerçevesinde, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı bünyesinde Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Daire Başkanlığı kurulmuştur. Bakanlıktaki yeni yapılanma sonrasında ise bu birim kapanmış ve Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü çatısı altında “Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Daire Başkanlığı” kurulmuştur. Bu birim sağlık hizmetlerinde kalite standartları geliştirme, kalite değerlendirme, kalite eğitimleri ve sağlık kurumlarının akreditasyonu alanlarında faaliyetlerini yürütmektedir.

Akreditasyon alanlarındaki faaliyetlere ek olarak Sağlık Bakanlığı hastaların sağlık hizmetlerinden hızlı bir şekilde faydalanabilmelerini sağlamak için Merkezi Hastane Randevu Sistemi geliştirmiştir. Bu şekilde hastaların sıra beklemeden, zaman kaybetmeden istedikleri hekimlere muayene olabilmeleri sağlanmış ve hastaların beklentilerinin karşılanmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır.

Sağlık Kuruluşları Birleşik Akreditasyon Komisyonu’nun uluslararası bir kolu olan JCI, sağlık hizmeti veren kurumlara akreditasyon ve sertifikasyon hizmetleri sunmaktadır. Sağlık kurumlarının bu hizmeti alabilmek ve akredite olabilmek için, önemli bir maliyete katlanmaları gerekmektedir.

Sağlık Bilişiminde Gelişmeler ve Yeni Tıbbi Teknolojiler

Hızla yaşanan teknolojik gelişmeler, sağlık kurumlarının hem organizasyon yapılarında hem de hizmet sunum şekillerinde önemli değişimleri de beraberinde getirmektedir. Bu süreçte, sağlık hizmetlerinin sunumu yoğun bir bilgi akışı içerisinde gerçekleşmektedir. Yüksek kaliteli hasta bakımı, her bir hastanın tıbbi geçmişinin, sunulan sağlık hizmetinin ve hastanın iyileşme durumunun dikkatli bir şekilde belgelendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Tıbbi teknolojide meydana gelen hızlı değişiklikler ve gelişmeler, sağlık kurumlarının sundukları hizmetleri doğrudan etkilemektedir. Sağlık maliyetlerini düşürme, yaşam süresini arttırma ve yaşam kalitesini yükseltme gibi istekler sağlık kurulumlarında teknolojik gelişmelerin zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. Tıbbi teknoloji alanındaki gelişmeler, sağlık hizmetlerinden yararlanacak kişilerin beklentilerini de değiştirmektedir. Bireyler hizmet tüketiminde; yüksek teknoloji, uygun fiyat, hız ve kalite aramaktadır. Sağlık kurumlarının kendilerini bu açılardan da yenilemeleri ve geliştirmeleri gerekmektedir. İnternet de doktor-hasta iletişimine yeni boyutlar kazandırmıştır.

Tele-sağlık, bilişim ve iletişim teknolojileri kullanarak tıp ve sağlık konularında, uzak mesafeler arasında bilgi alışverişi yapılmasını ifade etmektedir. Yeni tıbbi teknolojiler kapsamında dikkat edilmesi gereken bir durum olarak tele-sağlık uygulamalarında, sağlık kurumları açısından iki grup teknolojik altyapı gereklidir.

  • Birincisi, tele-sağlık içeriğini teşkil edecek her türlü işitsel, görsel, yaşamsal ve eğitime yarayacak verilerin elde edilmesine, stoklanmasına, gönderime hazırlanmasına yarayacak cihaz ve ekipmandır.
  • İkinci grup teknolojik ekipman ise, gönderilen verileri karşı tarafta alan, görünür ve kaydedilir hale getiren alet ve cihazlardır.

Tele-sağlığın önemli bir teknolojik unsuru da, tele-sağlık içeriği olan elektronik verileri taşıyıcı, telefon, faks, internet, ISDN, uydu, vb. iletişim altyapısıdır. Bütün bu teknolojik alt yapı, sağlık kurumları açısından önemli finansal planlamalar gerektirmektedir.

Sağlık Hizmetlerinin Maliyetinin Artması

Kalkınma ve refah düzeyinin artması ile sağlık hizmetleri için yapılan harcamalar da artış göstermektedir.

Bir yandan sağlık teknolojisindeki hızlı değişim, hızlı nüfus artışı, yaşlanan nüfus, değişik alanlarda yüksek düzeyde eğitim görmüş uzmanlara ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle üretilen hizmetin maliyetinin artması, diğer yandan hizmeti kullananların daha iyi hizmet talebinde bulunmaları, sağlık harcamalarında artışa yol açmaktadır. Sağlık hizmetlerinin özelliklerinden dolayı, dünyanın birçok yerinde farklı yöntemler kullanmak suretiyle sağlık harcamalarının toplum üzerindeki yükünü azaltmaya, hizmetlere ulaşımda hakkaniyetin sağlanmasına ve hizmet sunumunda verimlilik ve kalitenin yakalanmasına çalışılmaktadır.

Ortalama yaşam süresinin artması ve buna bağlı kronik hastalıkların ve yetersizliklerin artması, sağlıkta yüksek maliyetli ileri teknoloji kullanımı, sağlığın emek yoğun bir sektör olması, sağlık bilincinin artması, gelir artışı ile birlikte sağlık harcamaları talebinin artması gibi nedenlerden ötürü sağlık harcamalarında artış görülebilmektedir. Sağlık harcamalarında yaşanan bu artış, dünyanın pek çok ülkesinde önemli sorunlara da yol açmaktadır (Sayfa 208’de Tablo 8.5’de OECD ülkelerinin kişi başı toplam sağlık harcamaları görülmektedir). Kişi başı sağlık harcamalarında bu tabloda ABD ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de ise bu oran diğer OECD ülkeleri ile kıyaslandığında oldukça düşüktür.

Sağlık turizmi 1990’lı yıllarda ortaya çıkmış ve oldukça önemli gelişmeler göstermiştir. Sağlık turizmi, tedavi amacı ile yapılan seyahatleri ifade etmektedir.

Sağlık turizmi, giderek önem kazanan bir uygulama haline gelmiştir. Birçok insan, kendi ülkesinde yüksek teknolojili sağlık hizmetleri ve profesyonel insan kaynaklarının az olması, tedaviyle birlikte tatil yapma isteği, sağlık hizmetlerinin kendi ülkelerinde daha pahalı olması, daha kaliteli sağlık hizmeti almak, kronik hastaların, yaşlıların ve engellilerin başka ortamlara gitme ve tedavi olma istekleri gibi nedenlere dayalı olarak, sağlık hizmetleri almak için başka ülkelere gitmeyi tercih etmeye başlamışlardır.

Türkiye gelen turist sayısı açısından Dünyada 7. sıradadır. Yılda yaklaşık 30 milyon turist gelmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın 2010-2014 Stratejik Eylem Planı’nda, Türkiye’nin sağlık turizminde lider konuma gelmesi hedeflenmiştir. Türkiye jeotermal kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından, dünyada ilk yedi ülke arasında yer almakta olup, Avrupa’da ilk sıradadır. Bu nedenle sağlık turizminde, Türkiye’nin önemli avantajları bulunmaktadır.