Ünite 5: Sağlık Alanında Sosyal Hizmetle İlgili Mevzuat

Giriş

Genelde sağlığın bedensel, ruhsal (zihinsel) ve sosyal ögelerden oluştuğu ve bunlardan birinde yaşanan sorunun diğerlerini de olumsuz etkileyeceği Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen tanımlamada belirtilmiştir. Bu tanıma esas olan bilimsel perspektif insanın biyopsikososyal bir varlık olduğunu ve tıbbın sağlık sorunlarına bütüncül yaklaşmasının zorunluluğunu hatırlatmaktadır. Tanım ayrıca tıbbın ve sosyal hizmetin ortak bir paydada yan yana gelmesinin gerekçesini ortaya koymaktadır. Hekim hastayı sağlığına yeniden kavuşturma çabasında bedensel ve ruhsal ögelere odaklanırken, sosyal hizmet sosyal ögelere odaklanır.

Yasal Çerçeve

1982 Anayasası’nın 56. Maddesinde sağlığın önemini gösteren hükümler bulunmaktadır. Anayasa’nın “Sağlık, çevre ve konut” başlığı altında sağlık ile ilgili vurgu şöyle ifade edilmiştir:

  • Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
  • Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir.
  • Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
  • Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
  • Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.

Sağlıkta Yeniden Yapılanma

Temelde ülkemizin sağlık hizmetleri ve doğal olarak sağlık mevzuatı oldukça dinamik bir yapı sergiler. Yeni gelişen tıbbi teknolojiler, hastalıklar ve toplumun sağlık ihtiyacının sürekli artışı gibi nedenler etkin ve esnek bir sağlık sisteminin kurulmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz dönemde de ülkemiz sağlık sistemi yeniden yapılanma sürecindedir. Bu yapılanmanın belirleyici mevzuatı ise 2011’de çıkarılan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’dir. 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin amacı; Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bakanlığın temel görevi; herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamaktır. Bu kapsamda Bakanlık;

  1. Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi,
  2. Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi,
  3. Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesinin önlenmesi,
  4. Sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi,
  5. Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi,
  6. İnsan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması,
  7. Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetme ve politikaları belirleme yükümlülüğü üstlenmiştir.

Bu çerçevede Bakanlığın hizmet birimleri aşağıdaki gibi yeniden yapılandırılmıştır:

  1. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  2. Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  3. Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü
  4. Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü
  5. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü
  6. Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü
  7. Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü
  8. Hukuk Müşavirliği
  9. Denetim Hizmetleri Başkanlığı
  10. Strateji Geliştirme Başkanlığı
  11. Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  12. Özel Kalem Müdürlüğü

Yukarıda belirttiğimiz hizmet birimlerinden sosyal hizmetle ilgili sorumlulukları olanları incelediğimizde öncelikle Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğüne değinmek gerekir. Genel Müdürlüğün görevleri şunlardır:

  1. Toplumun ve bireyin sağlığı ile ilgili bilgi, farkındalık ve kontrol yeteneklerini artırmak ve bu konuda sorumluluk almalarını ve karar süreçlerine katılımlarını teşvik etmek
  2. Sağlığı doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen faktörlerin ve sosyal belirleyicilerin iyileştirilmesine yardım edecek düzenlemeler yaparak birey sağlığının korunması ve sağlık düzeyinin yükseltilmesine yönelik davranış değişikliği oluşturmak ve sürdürmek
  3. Sağlığın teşviki ve geliştirilmesine yönelik bilimsel çalışmalar yapmak veya yaptırmak, eğitim kurumları ve basın yayın organları aracılığı ile toplumu bilgilendirmek, kampanyalar yapmak veya yaptırmak.
  4. Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması, önlenmesi ve teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin daha verimli kullanılabilmesi için uyarıcı, bilgilendirici ve eğitici mahiyette programlar hazırlamak veya hazırlatmak.
  5. Bakanlığın basın ve halkla ilişkilerini ve bilgi edinme hizmetlerini yürütmek.

663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Sağlık Bakanlığı teşkilatını yeniden yapılandırmanın yanı sıra, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Bu birimlerin görev ve sorumlulukları 2012’de yürürlüğe giren, Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik’te tanımlanmıştır. Yönetmelik’te adı geçen ve sosyal hizmetleri yakından ilgilendiren iki kurum, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüdür.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği

Tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmetin hastanelerde gelişmesinde ve uygulanmasında 1983’te yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin özel bir yeri vardır.

Yönetmeliğin amacı, “yataklı tedavi kurumlarında çeşitli hizmetlerin uygulama esaslarını, personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemek ve modern çağın icaplarına ve memleket gerçeklerine uygun, süratli, kaliteli, ekonomik bir hastane işletmeciliği sağlamak” olarak ifade edilmiştir.

Yönetmelik, sağlık kurumlarını işlevlerine göre 5 alt gruba ayırmıştır:

  • İlçe / belde hastanesi
  • Gün hastanesi
  • Genel hastaneler
  • Özel dal hastaneleri
  • Eğitim ve araştırma hastaneleri

Tıbbi Sosyal Hizmet

Yukarıda yer verdiğimiz, hastane sosyal hizmetine temel teşkil eden Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin tamamlayıcısı niteliğinde olan bir diğer belge, 2011 yılında yürürlüğe giren Tıbbi Sosyal Hizmet Uygulama Yönergesi’ dir.

Yürürlükte olan Tıbbi Sosyal Hizmet Yönergesi’nin amacı; sağlık kurum ve kuruluşlarından hizmet alan hastaların tedavi sürecini etkileyen psikososyal ve sosyoekonomik sorunlarının, sosyal hizmet mesleği ve disiplininin yöntem ve teknikleriyle zamanında çözümlenebilmesi için tıbbi sosyal hizmetin planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları belirleyerek tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının insan hakları, eşitlik ve sosyal adalet temelli bir anlayış ile etkili ve ulaşılabilir bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

Yönerge, Sağlık Bakanlığına bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarını kapsamaktadır ve Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Hastanelerde tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının etkili biçimde yürütülmesine zemin oluşturulmak için yönerge yoluyla Tıbbi Sosyal Hizmetler Bilimsel Danışma Komisyonu kurulmuştur. Sağlık Bakanlığının tıbbi sosyal hizmetler politikasının oluşturulması, uygulamaların etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla bir bilimsel danışma komisyonu oluşturulmaktadır. Komisyon, Genel Müdür veya görevlendireceği en az daire başkanı düzeyinde bir idari amir başkanlığında Bakanlıkça seçilecek;

  • Üniversitelerin sosyal hizmet bölümlerinde görevli ve tıbbi sosyal hizmet alanında çalışmaları olan dört akademisyen,
  • Bakanlığa bağlı eğitim ve araştırma hastanesinde görevli iki sosyal hizmet birimi sorumlusu, olmak üzere toplam yedi üyeden oluşmaktadır.

Hasta Hakları

Sosyal hizmet uzmanlarının hastanelerde aktif olarak çalıştıkları birimlerde birisi hasta hakları birimleridir. Hasta hakları uygulamaları ülkemizde son yıllarda gelişmekte olan bir konu ve çalışma alanıdır. Hasta haklarının hastane ortamlarında yapılandırılması 1998 yılında yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ile olmuştur. Hasta Hakları Yönetmeliğindeki bazı uygulama esasları 2016 yılında gözden geçirilerek bir yönetmelikte güncelleme yapılmıştır. Hasta Hakları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 23 Aralık 2016 Tarihli ve 29927 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 42/A maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “hasta iletişim birimine” ibaresi “hasta hakları birimine” olarak değiştirilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 42/B maddesinin başlığında ve aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “hasta iletişim birimleri” ibaresi “hasta hakları birimleri” olarak değiştirilmiştir. Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hâllerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır. Yönetmelikte ayrıntılı olarak hasta haklarıyla ilgili temel ilkelere yer verilmiştir. Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şart koşulmuştur:

  • Bedenî, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.
  • Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek hastaya insanca muamelede bulunulur.
  • Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
  • Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
  • Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
  • Kanun ile müsaade edilen hâller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Toplum Ruh Sağlığı

Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki özellikleri ile önemli katkılar sağladıkları çalışma alanlarından biri de psikiyatridir. Psikiyatri hizmetleri içinde özellikle kronik ruhsal bozukluğu olan kişilere yönelik etkili bir hizmet modeli olan toplum ruh sağlığı hizmetleri ülkemizde yeni gelişmektedir. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı 2011 yılında Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri Hakkındaki Yönerge’yi yürürlüğe koymuştur. Yönergenin amacı; ağır ruhsal bozukluğu olan hastalara, toplum temelli ruh sağlığı modeli çerçevesinde psikososyal destek hizmetlerinin verilmesi, takip ve tedavilerinin gerektiğinde evde sağlık hizmetleri uygulamasına entegre bir şekilde yaşadıkları ortamda sunulabilmesi için Sağlık Bakanlığına ait yataklı sağlık tesislerine bağlı olarak faaliyet göstermek üzere toplum ruh sağlığı merkezlerinin kurulması ve işleyişi, asgarî fizikî şartları ile bulundurulması gereken araç, gereç ve personel standardının ve ilgili personelin görev, yetki ve sorumlulukları ile uygulamanın denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek hizmetin etkin ve ulaşılabilir bir şekilde sunulmasını sağlamaktır. Yönergeye göre toplum ruh sağlığı merkezinde ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı, sosyal çalışmacı, psikolog, hemşire, şoför, iş uğraş terapisti ve/veya usta öğretici, tıbbi sekreter, idari ve teknik personel, temizlik elemanı, güvenlik görevlisi ile ihtiyaç duyulan diğer unvanlarda yeteri kadar personel ilgili mevzuata uygun olarak istihdam edilmektedir. Hizmetin yoğunluğuna göre sorumlu uzmanın gerekçeli talebi, baştabibin uygun görüşü üzerine, ihtiyaç duyulan unvanlarda aynı usulle birden fazla personel görevlendirilebilmektedir. Merkezde görevlendirilecek personel, Bakanlık tarafından hazırlanan “Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Çalışma Prensipleri Genel Uyum ve Teori Eğitimi”ni almış olan personel arasından seçilmektedir. Yönerge’nin 10. maddesinde personelin görev ve sorumlulukları belirtilmiştir. Sosyal çalışmacıların mesleki rolleri iki ayrı başlık altında verilmiştir. Birinci başlıkta psikolog ve hemşirelerle ortak rollerine yer verilmekte, ikinci başlıkta ise yalnızca sosyal hizmet mesleğine özgü olan mesleki roller listelenmiştir. Merkezde görevlendirilecek sosyal çalışmacı, psikolog ve hemşirenin ortak görev ve sorumlulukları şunlardır:

  1. Merkeze gelen hasta veya yakınlarına merkezin amacı ve işleyişi hakkında bilgi vermek
  2. Hastalara bireysel danışmanlık hizmeti vermek, grup terapisi yapmak ve psikososyal beceri eğitimi vermek
  3. Hasta ve ailelerine psikoeğitim vermek
  4. Gezici ekibinin çalışmalarına katılmak
  5. Ev ziyareti sırasında yatış endikasyonu gerektiren bir durum tespit edilirse hastanın ilgili kliniğe nakledilmesini sağlamak
  6. Sosyodemografik veri formunu doldurmak, takip görüşmelerinde izlem ölçeklerini kullanmak
  7. İstatistiksel bilgilerin toplanmasında ve değerlendirilmesinde görev almak
  8. Merkeze devamı sağlanamayan hasta veya yakınlarıyla irtibat kurmak ve merkezin hastayla bağlantısını oluşturmak
  9. Toplumun bilgilendirilmesi ile ilgili ve damgalama karşıtı çalışmalar yapmak.

Sosyal çalışmacının mesleğin doğasına özgü görev ve sorumlulukları ise şunlardır:

  1. Merkezin sorumlu olduğu bölgedeki hastaların tespit edilmesi ve merkeze kaydını temin etmek için ilgili kurum ve kişilerle irtibat kurar.
  2. Hasta ve/veya yakınlarıyla irtibat kurarak merkez hakkında bilgi verir ve merkeze davet eder.
  3. Hastaneye yatışı gereken, bakıma muhtaç ya da çalışabilecek duruma gelmiş hastaların; hastane, bakım kurumu, korumalı iş yeri ihtiyacına cevap verebilmek için ilgili kurumlarla irtibat kurar.
  4. Damgalama karşıtı çalışmalar için kurumlar arası işbirliğini sağlar ve geliştirir.
  5. Hastaları sosyal ve hukuki hakları konusunda bilgilendirir, karşılaştıkları güçlüklerin çözümlenmesinde destek hizmeti verir.
  6. Sivil toplum kuruluşları ve diğer kurumlarla ilişkileri sağlar.

Toplum ruh sağlığı merkezlerinde hizmetin kapsamı Yönerge’nin 11. maddesinde şöyle ifade edilmiştir: Ağır ruhsal bozukluğu bulunan hastalara ait kayıt ve istatistiklerin tutulması, kayıtlı hastaların güçlendirilmesini ve toplumla bütünleşmesini hedef alan rehabilitasyon, psikososyal beceri kazandırma ve desteklemeye ilişkin plan, program ve çalışmaların yapılması, hastalık durumlarının değerlendirilmesi, tedavi edilmesi ve izlenmesi, topluma, hasta yakınlarına, sağlık personeline ve diğer ilgili personele ağır ruhsal bozukluklar alanında eğitim verilmesi esastır. Hizmetin gerektirdiği durumlarda üniversiteler, psikiyatri hastaneleri, psikiyatri klinikleri ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılabilmektedir.

Madde Bağımlılığı

Çeşitli maddelerin kötüye kullanımı diğer birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi ülkemizde de yaygın ve önemli sosyal sorunlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle 2013 yılında Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği hazırlanmıştır.

Yönetmelikte madde bağımlılığı; 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutulan maddeleri ve kullanımı; bedensel, ruhsal ve sosyal problemlere sebebiyet veren maddelerin kullanım arzusunun durdurulamaması hali olarak tanımlanmaktadır. Psiko-sosyal tedavi ise, Hastanın remisyon süresini uzatmak, yeni psikososyal beceriler kazanmasını ve topluma entegre olmasını sağlamak, yaşamını yapılandırmasına ve ruhsal sorunlarının çözümüne yardımcı olmak amacıyla yapılan tedavi hizmetleri olarak kavramsallaştırılmaktadır.

Yönetmeliğin “Personelin görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 19. Maddesinde, “Merkezlerde, bireye ve aileye yönelik sosyal hizmet uygulamalarını yürütmekle görevli ve psikososyal tedavi ekibinin bir parçası olarak sosyal çalışmacı bulundurulur.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yönetmelikten önce, 2004 yılından itibaren yürürlükte olan yönetmelikte madde bağımlılığı tedavi merkezleri, hekimden, hemşireden ve psikologdan oluşturulmuştu. Ekipte sosyal hizmet uzmanına yer verilmemişti. Tedavi ekibine sağlıklı bir sağaltım için sosyal hizmet konulması gerektiği bu yönetmelikle birlikte fark edilmiştir.

Organ ve Doku Nakli Hizmetleri

Sosyal hizmet mesleğinin sağlık alanında çalıştığı hizmet programlarından birisi de organ ve doku nakli hizmetleridir.

Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği 2009 yılında yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı, tedavisi doku veya organ nakli ile mümkün olan hastaların hayatiyetini sürdürmek için nakilleri gerçekleştirecek organ ve doku nakli merkezlerinin, organ ve doku kaynağı merkezlerinin ve doku tipleme ünitelerinin açılması, çalışması ve denetimi ile bunların bağlı olduğu kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların uymak zorunda oldukları usul ve esasları düzenlemek, organ ve doku nakli hizmetlerinin yürütülmesinde uyulması gereken esasları belirlemektir.

Canlıdan organ nakli, alıcının en az iki yıldan beri fiilen birlikte yaşadığı eşi, dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dâhil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilmektedir. Belirtilen canlı verici olabileceklerin haricinde, canlıdan nakil yapılabilmesi için; naklin yapılacağı ilde oluşturulacak Etik Komisyonun verici ile alıcı arasında, bu Yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata aykırı herhangi bir hususun bulunmadığını ve etik açıdan organ bağışının uygunluğunu onaylaması zorunludur.

Sağlık Yardımı

Sosyal yardımlar, sosyal güvenlik ve sosyal sigorta uygulamalarından farklı olarak devlet tarafında yapılan karşılıksız ödemeler olduğunu diğer ünitelerde vurgulamıştık. Sosyal yardımlarda kişinin engel durumu ve ekonomik yoksunluğu dikkate alınarak geçmişte herhangi bir prim ödemesi yapmış olması dikkate alınmaksızın nakdi ve ayni düzenli yardımlar sunulmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olan Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü sosyal yardım faaliyetlerini 1986 yılında yürürlüğe giren 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile oluşturulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynaklarıyla yürütmektedir. Sosyal güvencesi bulunmayan vatandaşlarımıza içinde sağlık hizmetinden ücretsiz yararlanma olan temel ihtiyaçlarının (gıda, eğitim, yakacak, barınma, gibi) karşılanmasına yönelik yardımlar yapılmaktadır. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamında fakr-ü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan kişiler sosyal yardım hizmetlerinden yararlanmaktadır. Bu kişilere ücretsiz sağlık hizmeti de verilmektedir.

Acil Sağlık Hizmetleri

Sağlık Bakanlığı tarafından 2000 yılında yürürlüğe konulan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin amacı; acil sağlık hizmetlerinin yurt sathında eşit, ulaşılabilir, kaliteli, süratli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak maksadıyla, sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti ile ilgili olan bütün kurum ve kuruluşların uymakla mükellef oldukları esaslar ile bu kuruluşlar arasında koordinasyon temin edilmesine ve Bakanlık tarafından yürütülecek olan acil sağlık hizmetlerinin sevk ve idaresine dair usul ve esasları belirlemek olarak tasarlanmıştır.

Yönetmelikte 2004’te yapılan değişiklikle; acil sağlık hizmeti kapsamında hastane öncesi ve hastaneler arası hasta nakil hizmetleri sırasında sunulan hizmetlerin bedeli, bağlı olduğu döner sermaye saymanlığı tarafından hastaların bağlı oldukları resmî veya özel sosyal güvenlik kuruluşlarına tahakkuk ettirilmekte ve tahsil edilmektedir. Sosyal güvencesi olmayıp ödeme gücü olmayanlardan ücret talep edilmemektedir.

Engellilik Tespiti

Sağlık mevzuatı kapsamında sosyal hizmet uzmanlarını ilgilendirecek bir diğer düzenleme, 2010 yılında yürürlüğe konulan Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik’tir.

Evde Sağlık ve Bakım Hizmetleri

Sağlık Bakanlığı tarafından 2005 yılında, Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkındaki Yönetmelik çıkarılmıştır.

Yönetmeliğin amacı; kişilerin ve toplumun sağlığını korumak maksadıyla, evde bakım hizmeti veren sağlık kuruluşlarının açılması, çalışması ve denetlenmesi ile bunları işleten kurum ve kuruluşların, özel hukuk tüzel kişilerinin ve gerçek kişilerin uyması gereken usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiştir.

Toplum Sağlığı

Sosyal hizmet uzmanlarının sağlık alanında yaptıkları bir diğer görev de toplum sağlığının geliştirilmesidir. Sağlık Bakanlığı tarafından 2011’de yürürlüğe konulan Toplum Sağlığı Merkezlerinin Kurulması ve Çalıştırılmasına Dair Yönerge’nin amacı, aile hekimliği uygulamasının yürütüldüğü illerde kurulacak toplum sağlığı merkezlerinin organizasyonu, kadroları, görevleri ile çalışma usul ve esaslarını belirlemektir.

Yanık Tedavi Birimleri

Tıbbi sosyal hizmetin yanık tedavi birimlerinde de önemli görev ve sorumlulukları ortaya çıkmaktadır. Sağlık Bakanlığı, 2011 yılında Yataklı Sağlık Tesislerinde Yanık Tedavi Birimlerinin Kurulması ve İşleyişi Hakkındaki Yönerge’yi yürürlüğe koymuştur.

Diyaliz Hizmetleri Diyaliz Merkezleri

Hakkında Yönetmelik 2010 yılında yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı; akut ve kronik böbrek yetmezliği bulunan hastaların tedavilerini diyaliz yoluyla devam ettirmede, böbrek nakline hazırlanmalarında ve gerekli diğer tıbbî durumlarda diyaliz yöntemlerini uygulayacak merkezlerin, planlamalarına, açılmalarına, faaliyetlerine, denetlenmelerine, merkezde ve merkezin denetiminde görev alacak sağlık personelinin eğitimi ve sertifikalandırılmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olarak ifade edilmiştir.