Ünite 1: Sabit Objektifli Basit ve Gelişmiş Küçük Boyutlu Sayısal Fotoğraf Makineleri

Sabit Objektifli Sayısal Fotoğraf Makineleri

Sayısal fotoğraf makinelerinin birbirlerine göre en belirgin farkları, boyutları ve tasarımlarının çeşitlilik göstermesidir. Bu farklı boyutlar, kullanım amaçlarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Farklı boyut ve tasarımlarda üretilen fotoğraf makineleri için farklı boyutlarda görüntü algılayıcıları üretilmektedir. Cep telefonları ve kompakt fotoğraf makineleri için algılayıcılar (köşegen uzunlukları) 1/3 inç, 1/2,5 inç, 1/1,8 inç, 1/1,6 inç, 2/3 inç gibi boyutlarda, DSLR modeller içinse algılayıcılar (en x boy) 17,3 x 13 mm, 23,5 x 15,7 mm ve 24 x 36 mm gibi boyutlarda üretilmektedir.

Değişebilir objektifi fotoğraf makineleriyle kıyaslandıklarında sabit objektifli fotoğraf makineleri; küçük algılayıcıları, yavaşlıkları ve sınırlı işlevleri nedeniyle “fotoğrafçılık zevki” veren modeller olmasalar da objektiflerinin algılayıcıya yakın konumlanmaları nedeniyle çok işlevsel bir yapıya sahiptir. SLR modellerde objektif ile algılayıcı arasına ayna mesafesi kadar bir boşluk girdiği için objektifin önünde de “minimum netleme mesafesi” adı verilen kullanılamaz bir derinlik bulunur.

Boyutların büyümesi, makinelerin üzerindeki objektiflerin ve/veya içindeki algılayıcıların da boyutlarının büyümesine yol açmaktadır. Algılayıcının boyutları büyüdükçe algılama hücreleri daha temiz sinyaller üretebilmekte ve bu da daha kaliteli görüntülerin oluşmasını sağlamaktadır.

Fotoğrafta kaliteyi belirleyen unsurlar; algılayıcı büyüklüğü, çözünürlük, objektif kalitesi, yazılım ve kullanıcının tercihleridir.

Algılayıcı Boyutları

Algılayıcı boyutları açısından bakıldığında geniş yüzeyli hücreler gerçeğe daha yakın, daha temiz pikseller oluşturur. Algılayıcı yüzeyinin büyüklüğü, bir başka üstünlük daha sağlar: Her bir hücrenin aynı büyüklükte olması durumunda, iki farklı algılayıcıdan daha geniş yüzeyli olanı daha yüksek çözünürlüğe sahip olacaktır.

Algılayıcılar, üretim zorluklarına bağlı olarak belli standart boyutlarda üretilir. Zaman zaman özel üretim boyutlarına rastlanılsa da maliyeti yükselttiği için çok fazla yeğlenmez.

Algılayıcı boyutları ile bu algılayıcıların önünde kullanılan objektiflerin aydınlatma daireleri arasında bir ilişki bulunmaktadır. Objektifin net görüntü daire çapı, arkasında bulunan algılayıcıyı tamamen kaplamak zorundadır. Bu durumda algılayıcının köşegeni, önünde kullanılan “normal objektifin” net görüntü daire çapına eşit olmalıdır. Objektifin gövde ile bütünleşik olarak üretildiği tüm fotoğraf makinelerinde küçük boyutlu algılayıcılar kullanılmaktadır ve bu objektiflerin odak uzaklıkları 35mm’lik film kullanan (tam çerçeve) fotoğraf makinelerinden daha kısadır. Hangi oranda daha kısa olduğunu anlamak için tam çerçeve fotoğraf makinelerinin normal odak uzaklığı olan 50mm’yi, kıyaslanmak istenen fotoğraf makinesinin normal odak uzaklığı bölmek yeterlidir. Çıkan sonuç “odak çarpanı” olarak bilinen kavramdır.

Gizli Kameralar

İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki “Soğuk Savaş” yılları boyunca casusluk faaliyetlerinde kullanılmak üzere sayısız gizli kamera tasarımı yapılmış ve bu gizli kameralar, dönemin teknolojisi olan kimyasal film kullanıyordu ve mekanik donanımlara sahipti. Günümüzde her türlü günlük kullanım aracının (gözlük, kalem, anahtarlık, düğme vb.) içine yerleştirilebilen gizli kameralar tamamen sessiz çalışabilmekte ve fotoğrafın yanında video kaydı da yapabilmektedir.

Gizli kameraların “kötü amaçlı” kullanımlara alet olmaları en önemli sorundur. Askerî ve teknolojik casusluk eylemleri kadar sınavlarda kopya çekme, soygun ve terör saldırıları için bilgi toplama gibi eylemlerde de kullanılmaktadır. Ayrıca basın ve polis tarafından bilgi edinme ve olumsuzlukları belgeleme amaçlı olarak ayrıca kayak, yüzme ve sörf gibi hobi amaçlı sporlarda da ilginç anların görüntülenmesi amacıyla bu tür kameralardan yararlanılmaktadır.

Gizli kameralar, çok küçük görüntüleme modülleridir ve tek başlarına değil, kameralı gözlük, kameralı kalem, broş, kol saati, gibi monte edildikleri araçla birlikte satılırlar.

Cep Telefonları

Günlük yaşamımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sırada yer alan cep telefonları, hem fotoğraf makinesi hem de video kamera işlevine sahip olabilmektedir. Temelde, yalnızca “bas çek” işlevini yerine getirmek için tasarlandıklarından gerçek anlamda fotoğrafçılık yapmak için uygun araçlar değildir.

Tüm kullanıcıları fotoğrafçı, gazeteci ve kameraman yaptıkları için; toplumsal adalet ve düzenin sağlanması adına son derece önemli bir kanıt oluşturma ve belgeleme işlevine sahiptir.

Cep telefonlarının asıl işlevleri elbette karşılıklı konuşma yapmaktır. Görüntüleme özelliği çoğu cep telefonunda bulunmakla birlikte ürünün asıl işlevini değil, yardımcı bir işlevini yerine getirmektedir.

Basit Küçük Boyutlu Fotoğraf Makineleri

“Bas çek” olarak adlandırılan Basit küçük boyutlu (kompakt) sayısal fotoğraf makinelerinin en belirgin özelliği, objektif ve şaşın ince, küçük ve hafif gövdeler içine başarıyla yerleştirilmesidir. Bu makinelerin asıl kullanıcıları, fotoğrafçılıktan fazla anlamayanların oluşturduğu büyük çoğunluktur.

Hem fotoğraf hem de video çekme özelliği bulunan bu tür modeller, aslında son derece kullanışlıdır ancak fotoğrafçının kontrol edebileceği mekanizma sayısı çok azdır. Basit küçük boyutlu fotoğraf makinelerinin kullandığı bellek kartı tipi de önemli bir ölçüttür. SD (secure digital) ve MemoryStick en çok kullanılan bellek kartlarıdır ama MultiMediaCard ve xD Picture Card da hala bazı modellerde kullanılmak zorundadır.

Makine üreticisi firma, fotoğraf makinesinin üretiminden daha sonra piyasaya çıkan bellek kartları için çeşitli yazılımlar (firmware) hazırlayarak bunları kendi internet sitelerinden yayımlamaktadır. Fotoğraf makinesi ile ilgili yazılım güncellemelerini indirerek fotoğraf makinesine yüklemek gerekir. Söz konusu yazılımlar yalnızca bellek kartı ile ilgili sorunları değil, görüntü kalitesini iyileştirici, peş peşe çekim hızını arttırıcı ya da pil ömrünü uzatıcı bazı yenilikleri de içerebilmektedir.

Gelişmiş Küçük Boyutlu Fotoğraf Makineleri

Gelişmiş küçük boyutlu (kompakt) fotoğraf makineleri olarak nitelenen bu modeller, genellikle dayanıklı malzemelerden üretilmiş gövdelere sahiptir ve kullanıcının değiştirebileceği kontrol mekanizmalarını barındırır. Menülerinde de çok sayıda özellik barındırdıklarından, basit küçük boyutlu modellere göre daha karmaşık arayüzlere sahiptir. Kolay taşınabilen ama hiç de ucuz olmayan gelişmiş küçük boyutlu fotoğraf makineleri, fotoğraf çekerken dikkat çekmek istemeyen profesyonel ya da ileri amatör fotoğrafçılar tarafından kullanılır.

Gelişmiş küçük boyutlu fotoğraf makineleri, daha çok portre ve yaşam fotoğrafları çekmek için kullanılır. Gelişmiş küçük boyutlu fotoğraf makinelerinin en tipik özellikleri; manuel ve yarı otomatik pozlandırma modları, ışık geçirgenliği yüksek olan keskin bir objektif, gerçek anlamda diyafram kontrolü, gelişmiş ışık ölçüm modları ile nitelikli görüntüler oluşturabilen nispeten büyük bir algılayıcıdır.

Gelişmiş küçük boyutlu fotoğraf makinelerinin belki de en ayırt edici özellikleri, RAW formatında kayıt yapabilme yetenekleridir. RAW formatında çekim sonrasında fotoğrafçıya çok daha fazla değişiklik olanağı sunmakta ve daha nitelikli bir görüntü oluşturma şansı vermektedir.

Elektronik Bakaçlı (EVF) Fotoğraf Makineleri

Elektronik bir bakaca sahip olan EVF (electronic viewfinder-elektronik bakaçlı) modeller “her durum için tek bir fotoğraf makinesi” taşımak isteyen fotoğrafçılar için çok uygun bir sınıfı oluşturur.

Üzerlerindeki geniş aralıklı zoom objektifleri nedeniyle “superzoom”, “ultrazoom” ya da “megazoom” adlarıyla da anılan bu sınıftaki fotoğraf makineleri ergonomik gövdeleri ile SLR görünümündedirler. Bu nedenle ABD’de “SLR-like” (SLR’ye benzer) adıyla anılır.

Küçük boyutlu modeller ile SLR modeller arasında bir köprü olduklarını düşünenler ise bu modellere “bridge” (köprü) adını vermişlerdir. “Farklı yönlere çevrilebilen ekran”ları sayesinde önemli bir kullanışlılığa daha sahiptir.

Çok amaçlı fotoğraf makineleri olarak tanımlanabilecek olan EVF modeller, “fotoğrafa yeni başlayan amatörler” kadar “her farklı durum için elinin altında tek bir fotoğraf makinesi isteyen ciddi amatörler” tarafından da tercih edilmektedir. Oldukça küçük olan algılayıcı boyutları (genellikle 1/2,3 inç) nedeniyle, özellikle uzun odak uzaklıklarında ciddi keskinlik kaybı yaşanmakta ve genel performansları “ciddi fotoğrafçılar” açısından pek yüksek bulunmamaktadır. Ayrıca, bu kadar uzun odak uzunluklarında elde tutarak çekim yapmak çok zorlaşmaktadır. Üç ayakla çekim yapılması tavsiye edilir.

Elektronik bakaçlı modeller, görünüm olarak büyük DSLR modellere benzeseler de aslında küçük boyutlu fotoğraf makineleri ile aynı mantıkta çalışır: küçük bir algılayıcı, bunun önünde bütünleşik yapıda geniş aralıklı bir zoom objektif ve bütünleşik bir flaş.

Tasarım ve ergonomi bakımından DSLR modellere benzedikleri için onları DSLR modellerle karşılaştırmak, aradaki farkları daha iyi anlamamızı sağlar. En belirgin fark, optik bir bakaç sisteminin bulunmamasıdır. SLR modellerde objektiften giren ışığın gözümüze kadar ulaşmasını sağlayan ayna ve prizma yerine, küçük boyutlu (ama çoğu kez yüksek çözünürlüklü) bir elektronik ekran bulunmaktadır.

DSLR ile diğer farklılıklarına gelince; klasik örtücü düzeneği yoktur, objektiflerin geniş açıları biraz daha sınırlıdır, otomatik netleme (AF) hızları daha yavaştır ve el ile netlik yapmak zordur. Ayrıca daha küçük algılama yüzeyi ve geniş aralıklı zoom objektifin azalan performansı nedeniyle görüntü kaliteleri de belirgin bir şekilde daha aşağıdadır. Öte yandan daha hafiftirler, daha kolay kullanılırlar, daha ucuzdurlar ve video çekimi de yapabilmektedir. Objektifin önüne eklenebilen “geniş açı ve tele konvertörler” sayesinde daha da geniş bir kullanım aralığı sağlanabilir. Elektronik bakaçlı modellerin hem bakaçlarından hem de arka bölümdeki sıvı kristal ekranlarından sürekli ön izleme yapılabilir.

Elektronik bakaçlı modellerin bir bölümü ciddi fotoğrafçıları hedeflemektedir ve manuel kullanım olanaklarına ek olarak RAW formatında görüntü kaydı da yapabilmektedir. Bu sayede fotoğrafçı çekim sonrasında görüntü üzerinde daha geniş kontrol olanağına kavuşmaktadır.