Ünite 8: Rusya’daki Türk Toplulukları

Sibirya Türkleri

Kendi içinde Batı, Doğu ve Uzak Doğu Sibirya olmak üzere üç bölgeye ayrılan Sibirya Rusya’nın Asya’daki en büyük parçasını oluşturmaktadır. Adını Tatarlar ya da Sabir Türklerinden aldığı düşünülen bu bölge tarih boyunca birçok topluluğa ev sahipliği yapmıştır. Bunların başında da Türk toplulukları gelmektedir.

Tatarlar : Tobol-İrtiş, Baraba ve Tom isimleriyle bilinen üç guruptan oluşan Sibirya Tatarları bugün bu bölgenin Om, Novosibirsk, Tom, Tobol, Tara, Baraba ve Kemerova gibi çeşitli havalilerinde yaşamaktadırlar. Tüm bu Tatar guruplarının menşeilerinin Kimek-Kıpçak kabilelerine dayandığı ve bu bölgede Gök-Türk ve Uygur kağanlıklarının yıkılmasından sonra ortaya çıktıkları düşünülmektedir. XIII. yüzyıldan sonra ise teşekküllerinde Oğuz, Uygur, Kazak, Kırgız, Nogay ve Özbek gibi Türk boyları bilhassa rol oynamıştır.

Sahalar (Yakutlar): Bugün Rusya’nın Saha (Yakutiye) Cumhuriyeti adlı federal bölgesini meydana getiren Sahaların kültürel açıdan İskitlerle ilişkili, yanı sıra Kurıkan ve Kıpçak kültürleriyle yakın oldukları bilinmektedir. Oluşumlarını sağlayan en büyük etnik unsurlar ise Töles ve Kırgız boylarıdır. Rusların, Saha Türklerinin çok eski tarihlerden beridir yerleşiği oldukları, bölgeye gelişleriyse XVII. Yüzyılın başlarıdır. Bundan sonra Saha Türkleri, 27 Eylül 1990’da Yakut Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adı altında hakimiyetlerini ilan edene kadar asırlarca Rusya’nın yoğun Hıristiyanlık propagandası ve siyasi baskılarıyla mücadele ettiler.

Tuvalılar : Rusya’nın fedaral Tuva Cumhuriyeti’ni oluşturan Tuvalıların, M.Ö. 10,000’lerden beridir yerleşime açık olan bölgelerindeki kesin varlıkları M.Ö. V-III. Yüzyıllar arasına uzanmaktadır. Tuva coğrafyasında Hun boylarının ortaya çıktığı asır ise M.Ö. II. Yüzyıldır. Sırasıyla Göktürk, Kırgız, Moğol ve Çin idaresine geçen bölge en sonunda Rusya’nın, bölgedeki maden yataklarının keşfini müteakip tedrici işgaliyle karşılaştı ve nihayetinde içerideki Rus taraftarlarının da faaliyetleriyle de 1917’de Yenisey Eyaleti’nin bir parçası olarak Rusya himayesine girdi. 17 Ağustos 1944’de gelindiğinde Tuva Halk Cumhuriyeti SSCB’ye katılmak için başvuruda bulundu ve başvurusunun 14 Ekimde çıkarılan bir kararname ile kabulü üzerine Özerk Bölge sıfatıyla birliğe katıldı. 1993’te ise yeni anayasayla Tuva Cumhuriyeti şeklinde son halin aldı.

Hakaslar : Rusya federal bölgelerinden Sibirya federal bölgesindeki Hakas Cumhuriyeti’nde yaşayan Hakaslar, Andronova, Okuneva, Tagar, Karasuk ve Taştık gibi miladi kültürlerin tornasından geçmiş köklü bir bölgenin sakinleri olarak köken itibariyle Kırgız veya Yenisey Tatarı olup Kaçın, Sagay, Beltir, Kızıl, Koybal, Kamasin gibi büyük ,uruglardan (aile birliği) meydana gelmektedir. Bu aileler, Ruslar Yenisey havzasına indiklerinde bölgenin çeşitli yerlerinde farklı farklı hanlıklar kurmuşlardır. Moğol Altun Hanları ile mücadele etmekten büyük zararlar gördükleri için başlangıçta kurtarıcı gibi karşıladıkları Ruslarla sonra savaşa tutuştular. Yürütülen bu savaş sonunda Rusların Yenisey Valiliği’ne bağlanmakla kalmayıp bir de propagandaları sonucunda Hıristiyanlaştılar. Neyse ki peşini bırakmadıkları mücadeleleri geç de olsa 1991’de özerklik, 92’de ise Rusya Federasyonu’na tam üyelik hakkı kazanmalarıyla sonuçlandı.

Altaylılar : Altaylılar, bronz devrinden itibaren Afanasyevo, Andronova ve Karasuk kültürlerinin rastlandığı bugün Rusya’nın fedaral bölgesi olan Altay Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar. İskitlerden sonra sırasıyla Hunlar, Göktürkler, Kırgızlar ve Kitanlara geçen bu bölge XII. yüzyılda Naymanlar, ardından Moğollar eline geçmiştir. Bu arada Kalmuk-Oyrat Hanlığına bağlanan bölge halkı yani Altay Türkleri bir müddet sonra Çinliler, ondan sonra da Çinlilere karşı kurtarıcı olarak gördükleri Rusların sömürgesi altına girmiş ve bu son hakimleri elinde haliyle bir kısmı Hıristiyanlaşmış, ne var ki büyük bir çoğunluğu eski Türk dininde yaşamaya devam etmişlerdir. Yine de Altay bölgesi, doğal olarak Altaylılar 1919’da tam olarak Sovyet idaresi altına alındılar. 1922’de Oyrat Özerk Bölgesi’ne dahil edilen bu yerin siyasi statüsü 1948 Dağlık Altay Özerk Oblastı, 1991’de ise Dağlık Altay Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti, son olarak 1992’de Altay Cumhuriyeti’ne çevrildi.

Şorlar : Batı Sibiya’nın güneyi, yoğunlukla Kemerovo bölgesindeki Taşdagul, Novokuznetsk, Mejduçerensk, Miskovsk, Osinokovsk’de meskun Şorlar, 19. Yüzyıla kadar Türk dinini, fakat bundan sonra Hıristiyanlığı yaşamaya başlayarak Rus isimleri alan bir Tatar-Türk topluluğudur.

Dolganlar : Rusya’nın kuzeyindeki Taymır bölgesinde yaşayan Dolganlar, bir kısmı Ortodoks Hıristiyan olmuşsa da eski Türk inançlarını sürdüren ve avcılık ve geyik yetiştiriciliğiyle uğraşan bir Türk topluluğudur.

Sibirya’da Dağınık Yaşayan Türk Toplulukları: Rusya’da bir arada yaşayan Türkler, Sovyetler Birliği zamanındaki sert uygulamalar nedeniyle Sibirya’nın dört bir yanına dağılmışlardır. Her biri bir yerde hayatlarını bölük pörçük sürdüren bu Türkler;

  • Tatarlar, Başkurtlar
  • Çuvaşlar, Azeriler
  • Kazaklar, Kırgızlar
  • Özbekler, Sahalar
  • Tuvalılar ve Altaylılar’dır.

İdil Boyu Türkleri

Eski tarihlerden beridir Türk, Fin-Ugor ve Slav topluluklara yurtluk eden İdil bölgesi Türk boyları Tatarlar, Başkurtlar ve Çuvaşlar olarak üçe ayrılırlar.

Tatarlar : İdil boyunun en kalabalık Türk boyu, aynı zamanda Rusya’da nüfus bakımından Ruslardan sonra gelen ikinci en kalabalık etnik gurup olan Tatarlar, Tataristan ve bura dışında Başkurdistan, Astarhan Eyaleti, Sibirya ve Rusya Federasyonun belli başlı büyük şehirlerinde yaşamaktadırlar. Tatarlar, Kazan Hanlığı’nın Ruslarca yıkılmasını müteakip yurtlarından çıkarak dağıldı ve bir daha devlet kuramadılar. Şehir ve ırmak kenarlarına kovulan halkın bir kısmı Rus hizmetine girerek hıristiyanlaştı, bir kısmı ise haraç ve çeşitli devlet yükümlülükleri altında büyük eziyetler görme pahasına dinlerini korudu. Çeşitli hareketlenmeler sonucunda zaman zaman bazı haklar elde ederek konumlarında çeşitli değişiklikler olsa da sürekli baskı ve şiddetli propaganda ve asimilasyona maruz kaldılar. Göç ve sürgüne tabi tutuldular. Ne var ki bu yüksek kültür ve teşebbüs kabiliyetleri sayesinde Çarlık, Türkistan ve özellikle Uzak Doğu Müslümanları ile yürüttükleri ticaretle zenginleşmeyi başarmalarına engel olamadı.

XIX. yüzyılın sonlarında Rusya’daki Müslümanlar arasında İsmail Gaspıralı önderliğinde yürütülen Ceditçilik hareketi ve müteakibi hareketler Tatarlar üzerinde de tesirini göstererek 1917’de İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk-Tatarları olarak özerklik ilan etmelerine vesile oldu. 29 Kasım 1917’de ise nihayet İdil-Ural Devleti kuruldu. Ancak ne yazık ki bir yıl sonra Sovyetler tarafından yıkıldı ve durum tekrar başladığı yere döndü. Bugün ise buranın statüsü Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti olmaktır.

Başkurtlar : Göktürk, Hazar, Kimek, Oğuz ve Peçenek birlikleri içindeki Türk boylarından olan Başkurtlar, IX. Yüzyılda Hazar ile Kimekler arasında yayılarak iki gurup halinde batıya ve Ural bölgesine göçmüşlerdir. XIV. Yüzyılın ilk yarısında Özbek Han döneminde kitleler halinde İslam’a girmiş, Kazan Hanlığı çöktükten sonra Ruslarca asker olarak kullanıldıkları için çeşitli imtiyazlar edinerek Hıristiyanlaştırma politikasından muaf tutulmuşlardır. Uzun zaman askeri hizmette kalan Başkurtlar, Sovyet dönemi Başkurt Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti altında yaşamış, 1992’ye gelindiğinde ise burası özerk statüyle Başkurdistan Cumhuriyeti’ne dönüşmüştür.

Çuvaşlar : Etnik kökenleri hakkında Hazar, Avar ya da Burtasların bakiyesi oldukları, Türkleşmiş Fin-Ugordan veya İdil Bulgarlarının Müslüman olmamışlarının FinUgorlarla karışımından meydana geldikleri gibi farklı görüşlerin öne sürüldüğü Çuvaşlar, Rus Çarı Kazan Hanlığı’na saldıracağı zaman topraklarına dokunulmaması karşılığında Çarın ordusunda yer almış, fakat çok geçmeden Ruslara isyan etmişlerdir. Hristiyanlaştırma politikası sonucunda ekseriyetle Hıristiyan olmuş, belli aralık hareketlenmişlerse de Sovyetler Birliği dağılıp da Çuvaş Cumhuriyeti kurulana kadar bağımlı yaşamışlardır.

Kırım Türkleri

İskitlerden başlamak üzere Avrupa Hunları, Bulgarlar ve Hazarlar gibi Türk topluluklarına ev sahipliği yapan Kırım, çeşitli devirlerde Grekler, Gotlar ve Bizans, Moğolar, Tatarlar, Osmanlı ve en sonunda da Ruslar tarafından ele geçirilmiştir. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Kırım, önce Çarlık, ardından 1920’de tamamen komünistlerin eline geçti. 1921’de ise Kırım Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti kuruldu. II. Dünya Savaşı’na kadar özellikle yanlış politikalar yüzünden ciddi kayıplar yaşayan Kırım, savaş sırasında bir süreliğine Alman idaresine geçti, fakat nihayetinde 1944 yılında buradaki Sovyet hakimiyeti kesinleşti. Akabinde binlerce Kırım Türkü İç Asya’ya sürgün edilerek bölge Türklerden temizlenmiş oldu. Birliğin yıkılmasından sonra Kırım, bağımsız olan Ukrayna’nın bir parçası haline geldi.

Kafkasya Türkleri

Karaçay-Malkarlılar: Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Hazar, Kıpçak gibi eski Türk topluluklarının torunları olan Karaçay-Malkarlılar, bugün Kabardino-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşarlar. Kendilerine dağlı anlamında Tavlu adını veren bu Türk topluluğu, yaşadıkları vadilere göre Karaçay, Bashan, Çegemli, Holamlı, Bızıngılı ve Malkarlı gibi bazı guruplara ayrılır. Ruslar Kafkasları işgal etmeye başladıklarında Karaçay büyükleri bir araya gelerek kendi kültürlerini yaşayıp kendi kendilerini idare etme şartıyla Rus Çarlığına dahil olma kararı aldılar. Ne var ki bu Kafkas halkının yürüttüğü bağımsızlık savaşını desteklemelerinden dolayı Rus zulmüne maruz kalarak öldürülmeleri ya da Osmanlıya sığınmak zorunda kalmalarına mani olmadı. Karaçay-Malkarlılar Sovyetler’in dağılmasından sonra 1992’de kurulan Rusya Federasyonu’na bağlı Kabardino-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşamlarına devam ettiler.

Kumuklar : Hazar boylarından biri veya Karaçay-Malkarlı ve Kırım Türklerinden koptukları ya da Kıpçak ve Oğuz boyları ile yerli Kafkas halklarının kaynaşmasıyla oluşmuş oldukları düşünülen Kumuklar, Rus işgaline kadar zaman zaman Osmanlı, Rus ve İran himayesi altında federal bir devlet olarak varlıklarını sürdürdüler. Rusların Kafkasya’yı tamamen ele geçirmesiyle federal yapıları son buldu, Sovyetler zamanında ise Dağıstan Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti içerisinde yer aldılar.

Nogaylar : Cengiz Han’ın torunlarından Berke Han’ın başkumandanı Nogay’ın kurduğu birlik etrafında toplanan Türklerden müteşekkül Nogaylar, Ruslara karşı çetin bir mücadele yürütmüş ve sürekli göç etmek zorunda kalmışlardır. En sonunda Kırım Savaşı’ndan sonra Kırım Tatarlarıyla beraber Türkiye’ye yerleşmişlerdir.

Ahıska Türkleri: Hazarlar, sonraki Oğuz ve Kıpçakların doğrudan bakiyesi olan Ahıska Türkleri, Gürcistan’da hükümet kuran Atabeylik ailesinin idaresi altında bir müddet kaldıktan sonra Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı himayesine girdiler. Fakat bölge 1828 OsmanlıRus Savaşı neticesinde imzalanan Edirne anlaşması gereği savaş tazminatı olarak Ruslara bırakıldı. Bundan sonra bölge halkı ciddi zulümlere maruz kaldılar. Sovyet İhtilali olduğunda Osmanlı idaresi altına girmeyi talep eden Ahıskalılar, bir müddet arzuladıkları idare altında yaşasalar da Mondros Mütarekesi gereği Osmanlının bölgeden el çekmesiyle bu defa Ermeni ve Gürcü zulmüyle karşı karşıya kaldılar. En sonunda 1944’te Ruslarca Sibirya ve İç Asya’ya sürgün edildiler.