Ünite 3: Rusya Müslümanlarının Siyasi ve Milli Hareketleri

Rusya Müslümanlarının İlk Siyasi Faaliyetleri

1905’teki Rus Devrimi Rusya’yı temelden sarstığı sıralarda Kazan Tatarları 353 yıldan beri Rus yönetimi altında bulunuyorlardı. Rusya’nın zaman zaman şiddetlenen baskı ve asimilasyon siyasetleri karşısında Tatar din adamları, Müslüman varlığının korunmasında birinci derece rol oynadılar. Tatarlar, yüzyıllarca Hıristiyan yönetimi altında kimliklerini koruma mücadelesiyle bilenmiş olduklarından, yasal yollar içinde büyük bir kararlılıkla direnmekte ve mücadele etmekteydiler. Rusya Müslümanlarının örgütlenmesinin ilk belirtileri 1890’a kadar götürülebilir. Gaspıralı İsmail Bey, Nijni-Novgorod şehrinde, tanınmış Müslüman tüccarlarını çay toplantısı bahanesiyle gizlice bir araya getirdi. Müslüman din adamlarına Rus dili öğretmek için Orenburg Müftülüğünde büyük bir dershane kurulmasına karar verildi ve bunun için önemli miktarda para toplandı. Somut bir sonuç çıkmasa da, bu toplantı Rusya Tatarlarını ilk defa bir araya getirmesi açısından bir başlangıçtı. Rusya Müslümanlarının asıl siyasi hareketleri 1904 yılı sonundan itibaren başladı. İki yıldan biraz fazla süren bu özgürlük döneminden sonraki 10 yıllık zamanda yeniden baskı rejimi hâkim oldu. Rusya Müslümanları 1917 Şubat Devriminin sağladığı özgürlük ortamında yeniden örgütlendiler. Toplantılar yaptılar, basın ve yayında canlı bir dönem yaşadılar. Fakat Bolşevik rejiminin güçlenmesiyle, bu özgürlükler giderek kısıtlandı, zamanla Çarlık dönemini mumla aratacak bir baskı ortamına dönüştü.

Rusya Müslümanlarının Kongreleri

Rusya Müslümanlarında Birlik (İttifak) Fikri

I. Kongre (15 Ağustos 1905)

Kongre milletin bütün vücudunu baştan ayağa hareketlendirmiş, orta sınıf, ulema, aydınlar ve eğitim görmüş Müslümanları uyandırmıştı (İsmail Gaspıralı 2004: 325). Toplantının en büyük semeresi birlik fikriydi. Kazak delegeleri de bu birliğe katılmak için hareket ettiler. Bu ilk kongrede;

  • Müslüman toplulukların birlikte hareket etmesi,
  • Eğitim yolunda çalışması,
  • “Umumi vatan işlerinde” Rusların ilerici aydın zümresi ve partisiyle birlikte iş görmesi kararlaştırıldı.

II. Kongre (12-23 Ocak 1906)

İttifak’ın henüz belirlenmiş bir programı yoktu. Müslümanlardan bazıları “aftonomist” (özerklikçi), bazıları sosyalist, bazılarıysa diğer partilere angaje oldular. Vilayetlerde yapılan toplantılarda fikir ayrılıkları baş gösterdi. Kongredeki en önemli konu, seçimlerde hangi parti ile ittifak kurulacağı meselesiydi. Mevcut partilerin programları incelendikten sonra, program ve ideolojik çizgi bakımından Müslümanlara en uygun olanın Meşrutiyetçi Demokrat (Kadet) Partisi olduğu kararlaştırıldı.

Rusya Müslümanları İttifakı Partisinin Kurulması

III. Kongre (16-21 Ağustos 1906)

İlk iki kongre hükûmetin izni dışında olduğundan, birçok kişi toplantıya katılmayı isteseler de, katılmaktan çekiniyorlardı. Abdürreşid İbrahim’in inkılâpçı, devlet karşıtı siyaset anlayışı ile Gaspıralı’nın ılımlı ve uzlaşmacı anlayışı karşı karşıya gelmişti. III. Kongrenin en önemli işi, “İttifak”ın bir parti haline getirilmesiydi. Kongrede Rus liberal burjuva aydınlarının kurduğu Kadet Partisi’nin programı benimsendi, dinî idarelerin ıslah edilmesi meselesi konuşuldu, müftü ve kadıların halk tarafından, beş yıllığına seçilmesi istendi. Kongrede ayrıca Kazaklar ve Türkistanlılar için ayrı bir dinî idare kurulması veya Orenburg Müftülüğü şemsiyesi altına alınmaları kararlaştırıldı.

Tatar Sosyalistleri (Tañcılar)

Tañ Yuldızı (Tan Yıldızı) gazetesi etrafında örgütlenen ve Tañçılar olarak bilinen 20-30 kadar eğitimli ve ilerici gençten oluşan bu grup, usûl-i cedit derecesindeki terakkiyi yeterli görmüyor, daha çabuk ve daha büyük adımlarla ilerlemek istiyorlardı. Sosyalist şkirlerden etkilenen bu gençler, Çarlık yönetimini ihtilal ile devirmek yanlısıydılar. Ulemaya karşı açıktan açığa muhalefete giriyor, mollaların görüşlerini ve yaşantılarını acımasızca eleştiriyorlardı. İshakî ve arkadaşları, okul yıllarında Kazan’da gizlice kurdukları “Şakirdlik” örgütünü Orenburg’da geliştirerek “Hürriyet” adında yeni bir siyasi örgüt oluşturdular. Bütün halkların, kadınların eşit haklara ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunuluyordu. 1907 yılı ortalarından itibaren Rusya’da katı bir baskı rejimi başladığında, Tañ Yuldızı gazetesi kapatıldı. Ayaz İshakî bir süre hapis yattıktan sonra Kuzey buz denizi kıyılarında bir yere sürgün edildi. 5-6 yıl içinde Tañcı gençlerin hemen hepsi sosyalist şkirlerinden sıyrılarak tamamen milliyetçi bir çizgiye geldiler.

Kırım’da Genç Tatarlar Hareketi

Kazan’daki Tañcılar hareketinin bir benzeri Kırım’da Genç Tatarlar adıyla ortaya çıktı. Onlar da Rus inkılâpçılarından etkilendiler; inkılâpçı eylemlere katıldılar. Rus istibdat rejimini devrim yoluyla devirmek yanlısıydılar. Genç Tatarlar, birçok bakımdan Gaspıralı ile ortak idealleri benimsiyorlardı. Sosyalist eğilimleri olmakla birlikte Müslümanlık ve Türklük konularıyla da ilgiliydiler. Gaspıralı’nın ılımlı çizgisine karşılık, Genç Tatarlar devrimci ve radikal bir tutum benimsediler.

Tatar Basını (1883-1918)

Basın ve yayınlar, Kazan Tatar burjuvazisinin ve iş adamlarının milli ve dinî beklentilerini de yansıtmaktaydı. Gaspıralı’nın gazete çıkarma izni alması kolay olmadı; birkaç yıl Petersburg’da bakan ve valilerin kapısını aşındırdıktan sonra nihayet, 1883’te Türkçe kısmının aynen Rusça tercümesini de yayınlamak şartıyla izin almayı başardı. Bahçesaray’da Tercüman adlı meşhur gazetesini iki dilde yayınlamaya başladı. Gazete, kısa zamanda Rusya’nın Müslüman Türk bölgelerine yayıldı.

Kazan, Türkistan ve Kafkasya’ya, hatta Osmanlı ülkesinde bile okunuyordu. Tercüman 1905’e kadar tek Müslüman yayın organı oldu. Bu tarihten itibaren sadece Türkçe olarak yayınını sürdürdü ve başlığının altına “dilde, fikirde, işte birlik” şiarını ekledi. Gazete sadece Kırım Türklerine değil, bütün Rusya Müslümanlarına hitap ediyordu. Rusya’da Kazan Tatarcasıyla yayınlanan ilk gazete Kazan Muhbiri idi. Gazete, Kazan’ın soylu ailelerinden Avukat Seyitgerey Mirza Alkin ve Yusuf Akçura tarafından 29 Ekim 1905’te çıkarıldı. Kitapları yazarlığıyla tanınan Hâdi Maksudi tarafından yayınlanan bu gazete, Ekim Devrimine kadar devam etti. Tatar basını içinde en önemli ve uzun ömürlü olan diğer iki yayın organı, Orenburg’da çıkan;

  • Vakit gazetesi ve
  • Şûrâ dergisiydi.

Fatih Kerimî tarafından 1906 yılı başında çıkarılan Vakit gazetesi, altın madenlerinin sahibi olan Remievler tarafından destekleniyordu. Tarihçi ve din adamı Rızaeddin b. Fahreddin tarafından 1908 yılı başından itibaren 15 günde bir çıkarılan şûrâ dergisi tam 10 yıl boyunca yayınını sürdürdü. Ciddi, ilmi ve kaliteli olan bu dergi Türkçülük fikrine en büyük hizmeti yaptı. Tatar sosyalistleri Mayıs 1906’dan itibaren Tañ Yuldızı adında bir gazete çıkarmaya başladılar. Radikal söylemlerinden dolayı 1907 yılı Kasımında yayını durduruldu. Aynı grubun bundan sonra çıkardığı Tavış (Söz) da çok geçmeden kapatıldı.1906 yılından beri çıkmaya başlayan haftalık Din ve Maişet (önceki adı Dünya ve Maişet) dergisi “Kadimci” denilen bu kesimin duygularına tercüman oluyordu. “Kadimci” denilen kimseler, kadınların (ilmihal bilgileri dışında) okumalarını doğru bulmuyor, Rusçanın yaygınlaştırılmasına ve tiyatroya şiddetle karşı çıkıyorlardı. Din konusundaki yeni yorumlara ve geleneğin eleştirmesine şiddetle itiraz ediyorlardı. Tatar kadın gazeteleri, Rusya’da Müslüman kadın hareketinin sesini duyurmasında önemli bir misyon üstlendiler. 1906’da Tercüman gazetesinin ilavesi olarak çıkan Âlem-i Nisvan ile 1913 sonunda yayın hayatına katılan Süyüm Bike dergileri kadınlara yapılan haksızlıkları, eğitim meselelerini ve gelişmiş ülkelerdeki kadın hareketlerini dile getirdiler.

Dini Kimlikten Etnik Kimliğe

Rusya Müslümanlarının siyasi ve milli faaliyetlerini tanımlarken bunu etnik anlamda bir “milli mücadele” olarak görmek doğru olmaz. “Rusya Türkleri” olma bilinci XX. yüzyıl başında Batıdan gelen millet (nation) anlayışının tesirleri altında gelişti. O da daha ziyade aydın ve okumuş kesim arasında gelişen bir durumdu. “Rusya Türkleri” tabiriyle kastedilen aslında Müslüman Türklerdi. Azerbaycanlılara ve Kazaklara kıyasla Kazan Tatarlarında İslam kimliği daha güçlüydü. Uzun yıllar Rus devletinin ve Ortodoks Hıristiyanların dinî baskılarına maruz kalan Kazanlılar kendi içlerine kapanmış, İslami kimliklerine daha fazla sarılmışlardı. Bu yüzden, Kazan Tatarlarının milli bilinçlenmesi büyük oranda dinî renk taşıyordu,çünkü İslam onların “milli” kimliklerini korumalarında büyük bir role sahipti. Rusya Müslümanlarının milli ve dinî kimlikleri iç içe geçmişti; kendilerini tanımlarken Müslüman tabirini kullanmaktaydılar. III. Kongrenin zabıtlarında konuşulanlara bakıldığında Rusya Tatarları, Kazan Müslümanları ve daha sıklıkla Rusya Müslümanları tabirlerinin kullanılmakta olduğu görülür. Tatar adı değişik dönemlerde farklı anlamlarda kullanılmıştır. Müslüman tarihçileri için Tatar, Cengiz Han Moğolları anlamına gelmekteydi. XIX. yüzyılda ise Rus yazarları bunu Kafkasya, Sibirya, Kırım ve Kazan bölgelerinde yaşayan Türk halkları için kullanıyorlardı. Sovyet döneminde ise Tatar tabiri sadece Kırım ve Kazan’ın Türk kökenli halkları için kullanıldı.

1905 yılından itibaren Kazan Tatarları ve Azerbaycanlı aydınlarda yerel milliyetçilik ve yerel dilde yazma eğilimleri de ortaya çıktı. Gaspıralı, Türk şivelerinin zannedildiği gibi birbirine çok uzak olmadığı fikrindeydi.

Ona göre, Türk şivelerini farklı diller, Türk kavimlerini farklı milletler olarak göstermek bölücülük (tefrikacılık) yapmaktı.1910’lu yılların başında Türkçülük-Tatarcılık tartışmaları şiddetlendi. Dil üzerinden devam eden bu ayrılık, giderek Türkçülük-Tatarcılık tartışmalarına dönüştü. C. Velidî, dil ve hayatta birbirinden oldukça uzaklaşan Türk topluluklarının birleşip bir millet oluşturmasının mümkün olmadığını söylüyordu.

Rusya’da Meşrutiyet döneminin ilk seçimi 1906 Nisanında yapıldı. Seçilen mebuslardan 25’i Müslüman olup bunlardan 12’si Kazanlıydı; maddi ve kültür düzeylerinin yüksek olması sebebiyle, diğer Müslüman bölgelerine kıyasla Kazanlılar daha fazla vekil seçtirmişlerdi. Rusya’da Meşrutiyet döneminin ilk seçimi 1906 Nisanında yapıldı. Seçilen mebuslardan 25’i Müslüman olup bunlardan 12’si Kazanlıydı; maddi ve kültür düzeylerinin yüksek olması sebebiyle, diğer Müslüman bölgelerine kıyasla Kazanlılar daha fazla vekil seçtirmişlerdi. Zaten sayıca az olan Müslüman vekillerin pek varlık gösteremediği III. Meclis, 1912’de süresini tamamladı. IV. Meclis seçimlerinde getirilen yeni sınırlamalar sonucunda sağcı vekiller yine çoğunluğu elde ettiler. Müslümanlar sadece 6 vekil çıkarabildi. Sık ve uzun süren tatiller sebebiyle IV. Meclis çok fazla çalışma imkânı bulamadı.

1917 Şubat Devrimi ve Rusya Müslümanları

Enflasyon, yiyecek kıtlığı ve askerler arasındaki moral bozukluğu 1917 Şubat Devriminin patlak vermesine yol açtı. Çar Nikola tahttan indirildi. Şubat ihtilali sekiz ay sürdü. Bu kısa dönemin ayırıcı özelliği, umut, hürriyet ve demokrasi arayışlarının ağır basmasıdır. Hürriyet ortamı Rusya Müslümanlarını da ümitlendirdi. Yeni rejim, Rusya’daki halkların ve bölgelerin yerel ihtiyaçlarını karşılayacak özerk yönetimler sözü veren bir söylem benimsedi. 1-11 Mayıs 1917’de Moskova’da Bütün Rusya Müslümanlarının Kurultayı adı altında çok geniş katılımlı bir kongre düzenlediler. Kongrede tartışılan en önemli konu, Rusya’nın yönetim sisteminin nasıl olacağı hakkındaydı. Üniter ve demokratik bir Rusya içinde Müslümanların Kazan Tatarlarının rehberliğinde din ve dillerini koruyarak yaşamaları gerektiğini ileri sürdüler.

Bu tartışmalar delegeleri;

  • Ünitaristler ve
  • Federalistler (federasyon taraftarları) olmak üzere ikiye böldü.

Birinci grup, Rusya’nın bölünmezliği ilkesini savunuyordu. Onlar yeni Rusya konusunda iyimserdiler. Bu grubun başını çeken Kafkasyalı Ahmed Salihov (Tsalikatti), Müslümanların güçlerini birleştirmek suretiyle üniter, merkeziyetçi ve demokratik bir Rusya içinde önemli bir güç olacağı düşüncesindeydi. Federasyon sisteminin Müslümanları küçük parçalara böleceğini, iktisadi ve medeni gelişmesini engelleyeceğini iddia ediyordu. Azerbaycanlı M. Emin Resulzade bu görüşe karşı çıktı. Resulzade, islamın Müslüman kavimler arasında bir bağ oluşturduğunu, fakat bu bağın millet teşkil etmediğini, bir Hıristiyan milleti olmadığı gibi, bir Müslüman milletinden de söz edilemeyeceğini savundu. Federasyondan yana olan Zeki Velidî, millet kavramı hakkında kafa karışıklığı olduğunu belirttikten sonra “Müslüman milleti” diye bir şey olamayacağını söyledi. Togan, Rusya Müslümanlarının yönetim, eğitim ve federasyon meseleleri söz konusu olduğunda etnik özelliklere dikkat edilmesi gerektiğini, aksi halde yapılan şeylerin gerçekçi olmayacağını ifade etti. Kazanlıların çoğu kültürel özerkliği savunurken, sayıları az da olsa federasyon sistemini savunanlar da vardı. Bunlardan Fuad Tuktar, “bugünkü fırsattan yararlanarak federasyon istemezsek tarih bize ne der?” diyordu.

Dört gün süren uzun tartışmalardan sonra kongrede her iki önerge oya sunuldu. Resulzade’nin önergesini (federasyonu) savunanlar 271’e karşı 446 oyla galip geldiler. Karar şu şekilde son hâlini aldı: “Müslüman milletlerin çıkarlarını sağlayacak en uygun yönetim sistemi, milli birlik ve toprak esaslarına dayanan özerkliktir; belli ülkeleri olmayan [bulundukları yerde azınlık durumunda olan] milletler için en uygun sistem milli-kültürel özerklik sağlayan halk cumhuriyetidir.” (Protokollar 1917: 250). Kongrede Müslüman din işlerinin yeniden düzenlenmesi meselesi de görüşüldü. Müslümanların dinî işlerinde tam özerklik verilmesi istendi. 1917 Ekiminde Lenin’in liderlik ettiği Bolşevikler hükûmeti ele geçirdi. Ekim Devrimi ile birlikte özgürlükçü ve barışçı ortam, yerini önce karmaşıklığa, sonra kısıtlamalara bıraktı. 1918’de Sovyetler Tatar milli ve özgür basınına set çekti.

Sonuç

1905 inkılâbını takip eden iki yılı aşkın dönemde Rusya Türkleri arasında ki kabilevî farklar azalarak milli birlik fikri oluşmaya başladı. “Rusya Müslümanları” adı altında yürütülmüş olmakla birlikte, bu çabalar Türk topluluklarının milli hareketi şekline dönüştü. Rusyalı Türk aydınlar, mezhep bakımından kendilerini Sünni ve Şii olarak ikiye ayıran farklılığın ortadan kalkması için ciddi bir çaba gösterdiler. Rusya Müslümanları 1904-1917 yılları arasında 5 büyük kongre düzenlemeyi başardılar. Bu toplantılarda medreselerin ıslahı, dinî idarelerin yeniden yapılandırılması, Müslüman kadınların toplumsal hayata katılması gibi kültürel ve toplumsal sorunlar tartışıldı ve kararlar alındı. “ittifak” adında güçlü bir parti kuruldu ve böylelikle Rusya’da yaşayan Türk halklarının birliği ilkesi kabul edildi. Bu 13 yıl içinde gerçekleştirilen faaliyetler o derece yoğun ve hızlı oldu ki, sürecin sonunda Rusya Müslümanları Rus çarına sadık bir tebaa olmak durumundan özerklik iddia eden bir toplum konumuna geldiler.