Ünite 6: Roma İmparatorluğu’nun İlk Yüzyılı: Iulius-Claudius Hanedanı’ndan Flavius Hanedanı’na

Iulius-Claudius Hanedanı

23 Eylül 63’te Roma’da dünyaya gelen Augustus’un imparator olmadan önceki adı Caius Octaviasus idi. Octavius, Mısır kraliçesi VII. Kleopatra’yı, Actium merkezindeki deniz savaşından kaçmaya zorlamış ve onları izleyerek kesin yenilgiye uğratmıştı.

Actium zaferi, Octaviaus’u Roma dünyasının ve Akdeniz’in tartışmasız lideri yaptı ve ardından kendisiyle oldukça bağdaşan “Augustus (Kutsal)” ünvanı ona verildi. Augustus, askeri birliklerin bağlı olduğu eyaletlerin idaresini kendi üzerine aldı. Bu unvanın Augustus’a verilmesinin ardından evinin kapısı defne ve meşe yapraklarından yapılmış ve ortasında altın kalkan olan bir çelenk ile süslendi. Buna ithafen 2 defneyaprağı ve 2 meşe yaprağı cesaret, merhamet, adalet ve dindarlığı temsil ediyordu. Augustus ile başlayan bu dönem, Dominatus olarak adlandırılan başka bir idari şeklin başlayacağı tarihe kadar böyle devam etti.

Augustus M.Ö. 27 yılında Roma’dan ayrılıp Galya ve ardından İspanya’ya giderek buradaki kabileleri boyunduruğu altına aldı. Bu seyahat sırasında Arabia’nın Roma’ya bağlanması gibi bir dizi önemli olay gerçekleşti. Augustus’un zamanında Senatus’un itibarı arttı. Atlıların prestiji arttı ve güç imparatora geçmiş oldu. Bu dönem barış dönemi olduğundan savaş yoktu ve orduya ihtiyaç duyulmuyordu. Augustus kendisine bağlı bir muhafız alayı kurdu ve bu alayın görevi imparatoru ve sarayı korumaktı ve ayrıca bir de itfaiye alayı kuruldu.

Augustus’un çocuğu olmadığından kendisine varis olarak kız kardeşi Octavia’nın oğlu Marcelus’u varis seçti. Fakat Marcelus’un bir süre sonra ölmesi ve ardından yaşanan taht oyunları ile birlikte varis, Augustus’un karısı Livia’nın önceki evliliğinden olan üvey oğlu Tiberus oldu. Bu sırada 70 yaşına yaklaşan Augustus devlet işlerinde yer almamaya başladı. Augustus imparatorluğu kontrol altında tutmak için imparatorluğun çeşitli bölgelerine koloniler kurdu.

Augustus, Tiberus ile birlikte çıktığı Beneventum yolculuğunda, 76 yaşında hastalanarak hayata veda etti. Cesedi, Roma’da ihtişamlı bir törenle yakılarak büyük mozoleye konuldu.

Tiverius, M.Ö. 16 Kasım 42’de Roma’da dünyaya geldi ve Augustus’un üvey oğluydu. Augustus’un erkek çocuğu olmaması kendinden sonra tahta kimin geçeceği sorununu da beraberinde getiriyordu. Tiberius iktidarı boyunca Augustus’un politikasını sürdürmeye çalışmıştır ve Augustus’u tanrılaştırmıştır. Augustus’un ölümüyle kıpırdamaya başlayan lejyonlar, Tiberius’un oğlu Drusus ve yeğeni Germanicus tarafından bastırıldı. Daha sonra Doğu’da meydana gelen karışıklıklar yine Germanicus tarafından bastırıldı. Doğu’ya giden Germanicus Antakya’da zehirlenerek öldürüldü. Daha sonra taht için en güçlü isim olan Drusus’da karısı ve sevgilisi Seianus tarafından zehirlenerek öldürüldü. Seianus Roma tahtına geçmek için birçok entrikayı da beraberinde göze almıştı. Daha sonra Germanicus’un annesi Antonia’nın Tiberius’a gönderdiği uyarı mektubu ile Seianus’un oyunları bozuldu ve kendisi tutuklanarak öldürüldü.

Son yıllarını Capri adasında geçiren Tiberius’un taht varis Germanicus’un hayattaki tek oğlu Gaius (Caligula) ve torunu Tiberius Gemellus idi. Fakat torunu çocuk yaştaydı ve Tiberius’un ölümünden sonra imparator Caligula olmuştur. Caligula, çocukluğunu Ren bölgesindeki asker bölgede geçirdiğinden kendisine küçük çizme anlamına gelen “Caligula” lakabı takılmış fakat imparatorluk süresince resmi adı olan Gaius Caesar’ı kullanmıştır.

İmparator Caligula, tahta geçtiğinde birçok işler yaptı. Ancak imparator olduktan 6-7 ay sonra ağır bir hastalık geçirdi. Onu tanıyanlara göre Caligula, iyileştikten sonra farklı bir karaktere bürünmüştü. Kendini sürekli tehlike altında hissediyor ve ona zarar verebilecek herkesi birer birer öldürtüyordu. Kardeşi Gemelius ve Macro da öldürüldüler. Kendisine suikast düzenleyenleri feci şekilde öldürtüyordu ve artık hissedilir bir megalomani tüm benliğini kaplamıştı. İsrafın hiçbir şekilde önü arkası kesilmiyordu. Tiberius’un hazinesinden artık eser kalmamıştı. İmparator’a karşı olanlar onu öldürmek için zaman ve ortam kolluyorlardı. Nitekim 24 Ocak 41’de bir tören dönüşü suikast düzenlendi, karısı ve kızıyla birlikte feci şekilde öldürüldü.

Caligula’nın öldürülmesi ile tahta kimin geçeceği sorusu akılları kurcalıyordu fakat bu kargaşa çok geçmeden aşıldı ve sarayda gizlenmiş olan Caligula’nın amcası Claudius 50 yaşında tahta geçerek imparator oldu.

Nero Drusus ile genç Antonia’nın çocuğu olan Claudius Lugdunum’da (Lyon) doğmuştu. Silik bir tip olan ve içe kapanık bir ruh yapısına sahip olan Claudius’un bu durumu halkın içine yeterince çıkmasına engel oldu. Claudius’un ilk görevi yeğeni Caligula’nın katillerini cezalandırmak ve suikast girişimlerine karşı yüksek önlemler almak oldu. Claudius iyi bir iç ve dış politika izledi ve Roma topraklarına birçok yeni toprak ekledi. Yoğun bayındırlık faaliyetlerine imza attı. 4 evlilik yapan Claudius’un üçüncü karısı Messalina sayesinde kötü bir üne sahip oldu.

Daha sonra Claudius’un yeğeni Agrippina ile evlendi. Agrippina’nın önceki evliliğinde Nero Claudius Caesar Germaanicus isimli bir oğlu vardı ve Claudius Nero’yu manevi oğlu olarak kabul etti. Ardından Nero’nun tahtın varisi olduğu ilan edildi. Artık oğlunun tahta geçmeye hazır olduğuna inanan Agrippina, manta yemeğine koyduğu zehir ile kocası Claudius’u öldürdü.

Nero imparator ilan edildiğinden henüz 17 yaşında olduğundan, imparatorluğun yönetimi annesi Agrippina,nın elindeydi. Gerçekte İmparator’un, Claudius’un öz oğlu Britannicus olması gerekirken, Agrippina’nın entrikaları sonucu Nero imparator olmuştur.

Fakat tehdit oluşturan Britannicus akşam yemeğinde zehirlenerek öldürülmüştür. Nero, annesinin devlet işlerine karışmasını istemiyordu ve annesinin kendisi için tehdit oluşturduğunu biliyordu. Onu öldürtmek için bir plan yaptı. Nitekim Mart ayındaki Minevra festivali sırasında villasında annesini öldürdü fakat bu onu kötü bir üne kavuşturdu.

Daha sonra Nero, bir dizi entrikalar sonucunda Marcus Otho’nun eşi olan Poppea Sabina ile evlendi. 2 yıl sonra M.S. 64’de Roma’da büyük bir yangın çıktı ve bu yangının imparator tarafıdan kendine yaptıracağı Altın Ev için çıkarıldığı halk arasında söylentilere yol açmıştır. Sonuç olarak yangının ardından Roma adeta yeniden inşa edildi. Nero’nun kendini eğlenceye adamasının ardından üzerine yangın da eklenince ondan kurtulmanın zamanının geldiği düşünülüyordu. Fakat ona Nero suikastlerden kurtuldu ve ona suikast düzenleyenleri öldürttü.

Nero hayranlık duyduğu Yunanistan’a gezi düzenlemişti. Bu sırada Ludaia’da Yahudiler isyan etti ve isyan bastırılamadı. Ayaklanmalarla karşı karşıya kalan Nero’ya son darbe de Senatus’tan geldi ve onu istemediğini açıkça söylediler. Nero henü 30 yaşındayken boğazını keserek hayatına son verdi.

Dört İmparatorlar Yılı

Nero öldüğünde Galba Hispania Terraconensis valisiydi. Kimin imparator olacağıyla ilgili sorular ve iç savaş halini almış Vindex isyanı devam ederken, Galba kendini Roma Senatusu’nun ve halkın temsilcisi ilan etti. 1-2 hafta sonra Senatus 13 yaşındaki Galba’yı imparator ilan etti.

Galba Roma’ya geldiğinde hoşnutsuzluk halen devam ediyor ve had safhadaydı. Ayaklanmalar birbirinin ardına geliyordu. Galba varis olarak Galpurnis Piso’yu evlat edinince, Otho bu duruma içerledi ve kendisini imparator olarak selamlattı. Galba ve Piso öldürüldü.

Otho, Nero’nun karısı Poppea’nın ilk kocasıydı. Otho’nun en büyük rakibi Aşağı Germania orduları tarafından ilan edilen Vitellus idi. Nitekim ikisi arasında geçen mücadelede Otho tarafı yenilgiye uğradı. Bu duruma içerleyen Otho intihar etti.

Vitellius, Galba tarafından 68’de Aşağı Germania ordularının komutanlığına atanmıştı. Otho ile girdiği mücadeleden birkaç ay sonra Aleksandreia’daki lejyonlar Vespasionus’u imparator ilan ettiler. Ona bağlı ordu, Vitellus ordusunu 24 Ekim günü büyük bir yenilgiye uğrattı ve Roma’yı abluka altına aldılar. Vitellus ve taraftarlarını öldürdüler. Vesapasianus, Flavius Hanedanı kurucusu olduğundan burada sadece adı anılmıştır.

Flavius Hanedanı

Vespasianus’un Roma’ya büyük katkısı olmuş, isyanların bastırılmasında görev almıştı. M.S. 39’da Flovia Domitilla Vesapasianus imparator olmadan önce ölmüş, diğer iki oğlu ise sırasıyla imparator olmuştur. Vesapasianus imparator ilan edildiğinde Ludaia’da Yahudi ilanını bastırmak ile meşguldü. Oğulları Titus ve Domitianus ile birlikte birçok isyanı bastırmış ve Jerusalem(Kudüs) gibi önemli toprakları bünyelerine katmışlardı. M.S. 70 yılında Vesapasianus’un oğulları Tştus ve Domitianus’a Ceaser ve Princeps İvventutis unvanları vererek Roma tahtının varisi ilan etti. İlk olarak tahta kardeşinden 10 yaş büyük olan Titus geçecekti. İmparator’un yaşı itibarı ile sağlık sorunları vardı. Tedavi için Campania’dan Roma’ya dönen Vesapasianus bir türlü iyileşemedi ve 24 Haziran 79’da vefat etti.

Babası Vesapasianus’un ölümü ile tahta geçen Titus Latince ve Eski Yunanca şiirler yazıyor, müzikle uğraşıyor, lir çalıyordu. Ayrıca Kudüs’ün alınması gibi önemli savaşlarda da büyük rolü vardı. M.S. 24 Ağustos 79’da Vesuvius yanardağının patlaması ile Cumae körfezindeki yerleşim alanları lavlar altında kaldı. Titus halkın yanındaydı ve Vezüz yaralarını sararken ikinci bir felaket yaşandı ve büyük bir yangın çıktı. Ardından veba salgını ortaya çıktı. Halkın yarısı tahrip olmuştu. Fakat inşaatlar ile yaralar sarılmaya başlandı. Titus’un ölümü ani oldu. M.S. 81’de Sabinler’e yaptığı seyahat sırasında ateşlenerek hayata veda etti.

Domitianus doğumundan itibaren hep abisi Titus’un gölgesinde kaldı. Domitianus abisine kıskançlık duyuyor ve bir gün bu durumun tersine döneceğine inanıyordu. Titus’un ani ve beklenmedik ölümü ona bu fırsatı verdi ve imparator olan Domitianus bir süre sonra Domitia ile evlendi. Ondan bir oğlu oldu fakat kısa süre sonra onu kaybettiler.

Zaman geçtikçe imparatorun muhalifleri de artmaya başladı. Domitianus kendisine karşı gelenleri birer birer yok etti. Domitianus hep öldürülme korkusu ile yaşıyor, kime karşı şüphe duyuyorsa onu öldürtüyordu. İmparator’un kendisine olduğu kadar çevresine paranoyası başlamıştı. Sonunda imparatorun karısının ve praetor muhafızlarının da içinde olduğu bir suikast hazırlandı ve imparator bıçaklanarak öldürüldü.