Ünite 2: Psiko-Sosyal Hizmetler

Psikoloji Biliminin Doğası

Psikoloji, insan davranışını ve bu davranışın gerekçelerini inceleyen, davranışı etkileyen unsurları açıklamaya çalışan bir disiplindir.

Günümüzde psikoloji konusundan bir şeyler bilmenin zorunluluk olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü psikoloji, insan hayatının hemen her yönünü ilgilendirir.

Bireylerin psikoloji bilimi hakkında temel bilgilere sahip olmasının hem kendileri açısından hem de içinde yaşadıkları toplum açısından yararları vardır. Psikoloji, bireyin kendi davranışlarını daha iyi anlayabilmesine ve böylece daha bilinçli bir insan olmasına katkı sağlar.

Psikoloji, pek çok bilim dalının faydalandığı disiplinlerden biridir. Psikolojiden en fazla istifade eden alan eğitimdir. Ruh ve beden arasındaki ilişkinin kuvvetinden dolayı hekimlerin de psikoloji bilimine olan ilgileri her geçen gün artmaktadır.

Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı

Psikoloji, insan davranışının altında yatan sebepleri bulmaya çalışan bilimsel çabaya verilen addır. Psikolojinin konusu; insanların duyuşu, düşünüşü ve davranışlarıdır.

Psikoloji tanımlardan birkaçı şu şekildedir:

  • Psikoloji, insan davranışının bilimsel çerçevede incelenmesidir.
  • Psikoloji, zihinden geçen bilinç olaylarını inceleyen bilim dalıdır.
  • Psikoloji, insan ve çevresi arasındaki ilişkilerin incelenmesidir.
  • Psikoloji, bireyler arasındaki ilişkileri inceleyen bilimdir.
  • Psikoloji, insanın çevreye uyum sürecini inceleyen bilim dalıdır.

Tanımlarda üzerinde durulan temel kavramlar, “bilimsel, davranış, bireysel ve zihinsel” kavramlarıdır.

Psikolojinin Alt Dalları

Psikologlar ve psikolojik yardım hizmeti sunan mesleklerin kısaca tanınmasında yarar vardır. Bu meslekler:

  • Psikolog: Terapist olarak çalışan psikologlar dört yılık psikoloji eğitimi alan hatta bu eğitime ilave olarak klinik psikoloji, okul psikolojisi gibi alanlarda master ve doktora eğitimi alan meslek grubudur.
  • Psikolojik danışman: Daha çok uyum problemleri ile ilgilenen ve çoğu zaman öğrenci, evlilik ve aile danışmanlığı gibi özgül alanlarda yoğunlaşan meslek grubudur.
  • Psikiyatr : Tıp doktorlarıdır. Tıp eğitiminin ardından üç yıl kadar bir akıl sağlığı merkezinde bulunmuş ve bu süre içinde anormal davranışların teşhisi, psikoterapi ve ilaç terapisi konularında uzmanlaşmıştır.
  • Psikiyatrik sosyal hizmet uzmanı : Hastaların ev ortamı hakkında bilgi toplayan ve toplum kaynaklarından (klinikler, hastaneler, toplum kuruluşları) faydalanması için hastaya yardımcı olan uzmanlardır.

Psikolojinin alt dalları ise;

Klinik Psikoloji: Psikolojinin en geniş uzmanlık alanıdır (Morgan, 1991). Davranışsal, zihinsel ve duygusal bozukluğu olan bireylerin değerlendirilip tedavi edildiği 34 Psiko-Sosyal Hizmetler uzmanlık alanıdır.

Danışmanlık Psikolojisi : Klinik psikolojiye yakın olmakla birlikte klinik psikolojiye göre daha hafif duygusal ve kişisel sorunlarla ilgilenmektedir.

Okul ve Eğitim Psikolojisi: Öğrencilerle çalışan ve onlara rehberlik eden psikologlardır.

Kişilik Psikolojisi ve Sosyal Psikoloji: Kişilik psikolojisi diğer alanlara göre dar bir uzmanlık alanıdır. Kişilik psikologları normal bireyleri anlamaya çalışırlar.

Gelişim Psikolojisi: Doğum öncesinden ölüme kadar devam eden yaşam süresinde insan gelişiminin evrelerini inceleyen uzmanlık alanıdır.

Psikometrik Psikoloji: Bu alan, diğer alanlara nispetle psikolojinin küçük bir uzmanlık alanı olsa da çok önemli bir uzmanlık alanıdır.

Endüstri/Örgüt Psikolojisi: İş hayatını iyileştirmek ve üretimi artırmak amacıyla psikoloji bilgilerini iş yaşamına uygulayan uzmanlık alanıdır.

Sağlık Psikolojisi: Bu alanda çalışan psikologlar, sağlığın sürdürülebilmesi ve hastalıkların önlenmesi için araştırmacı ve uygulamacı olarak çalışırlar.

Spor Psikolojisi: Psikoloji bilgilerinin spor ortamında uygulandığı bir alt disiplindir. Spor psikologlarının amacı takımın performansını ve motivasyonunu artırmak, takım içinde olumlu bir atmosfer oluşturmaktır.

Sosyal Hizmet Uygulamalarında Psikolojinin Yeri ve Önemi

Sosyal hizmet, bireysel düzeyde kişilerin toplumsal kaynaklardan eşit ve adil biçimde yararlanmalarını sağlamak amacıyla sunulan hizmetler toplamıdır.

Anormal davranışlar ve duygusal bozukluk sergileyen insanlara bakışta ve tanımlamada genel anlamda iki yaklaşım mevcuttur. Bunlar medikal model ve sosyal modeldir.

Medikal model, batı dünyasındaki doktorların uyguladığı ve hastalığın tanı ve tedavisinde kullanılan geleneksel bir yaklaşımdır. Bu model, ruhsal sorunları olan insanların deli olmakla, cin çarpması şeklinde suçlandıkları, şiddet ve saldırganlığa maruz kaldıkları, tehdit edildikleri, esir alındıkları hatta öldürüldükleri tarihsel geçmişe tepki olarak ortaya çıkmıştır. Medikal model, duygusal ve davranışsal problemleri fiziksel hastalık gibi değerlendirerek ruhsal hastalık olarak görmektedir. Bu yaklaşımda, hekim, hastanın işlevsizliği ve kusuru üzerinde durmakta ve mevcut sorunu çözmeye odaklanmaktadır.

Sosyal model, sosyal çevrenin ruhsal sorunlar için hem iyileştirici hem bozucu etkiye sahip olduğunu vurgulamaktadır. Bireylere yapılacak müdahalede biyopsikososyal yaklaşımın önemli bir yeri vardır. Biyopsikososyal yaklaşıma göre sağlık ve hastalık; sosyal, psikolojik ve biyolojik unsurların birlikte etkileşimi ile şekillenmektedir ve bu unsurları birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu modele göre hastalıkların anlaşılması, psikolojik ve sosyal faktörler sayesinde mümkündür. Bu nedenle klinik yaklaşım, biyolojik tıptan daha fazlasını gerektirir.

Sosyal Bazı Sorunların Psikoloji Perspektifinden Ele Alınması

Aşağıda bazı toplumsal sorunlar psikolojik bağlamda açıklanmaktadır.

Yoksulluk : Son zamanlarda sosyal bilimcilerin üzerinde durduğu konulardan biri olan yoksulluk sorunu, insanlık tarihi kadar eski bir konudur. En genel tanımıyla yoksulluk, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlarının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Tüm toplumlarda bulunan yoksulluk olgusunun gerek devlet politikalarıyla gerekse bireysel imkânlarla ortadan kaldırılması gerekir. Toplumdaki yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesi gelecekteki sosyal sorunların azalmasına katkı sağlayabilir.

Çocuk İstismarı ve İhmali: Çocuk istismarı ve ihmali; anne-baba ya da bakıcı gibi bir yetişkinin çocuğa karşı yönelttiği, toplum tarafından ya da profesyonel kişiler tarafından uygunsuz görülen, hasar verici, çocuğun gelişimini kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Çocuk istismarı, fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar ve ihmal olmak üzere dört grupta incelenmektedir. Sosyal sorunlar açısından bakıldığında ihmal edilen çocukların ileri yaşlarda antisosyal kişilik özelliklerine sahip olabildikleri bilinmektedir.

Savaş ve Terör: Toplumları ekonomik, tarihi, kültürel ve siyasi açıdan derinden etkileyen savaş ve terör saldırılarının en acımasız yönü, insanların ruh sağlığı üzerinde açtığı derin yaralardır. Travmatik bir olay olan savaşın ardından görülen en yaygın bozukluk, travma sonrası stres bozukluğudur.

Göç: Evrensel bir nitelik taşıyan göç olgusu, insanların yaşamakta oldukları yerden siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel vb. sebeplerden dolayı yer değiştirmesi olarak tanımlanabilir. Göçmenlerin göç ettiği yere uyum sağlayabilmesi ve göç alan toplumun da kabullenmesi bakımından göç; toplumsal, ekonomik, siyasi sorunlara yol açabilmektedir.

Irkçılık-Ayrımcılık: Irkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalmak, bireyler üzerinde yoğun strese yol açmakta ve bu durum anksiyete, depresyon ve öfke riskini artırmakta ve bu faktörler de kalp hastalığına sebep olabilmektedir. Etnik azınlıkların sağlık hizmetlerine erişim konusunda güçlük yaşamaları, gelir düzeylerinin düşük olması ve sigortalarının olmayışı gibi birtakım dezavantajları vardır ve bu da onların ruh hastalıklarına yakalanmalarını daha elverişli hale getirmektedir.

Aile İçi Şiddet: Aile içi şiddet, bir kişinin çocuklarına, eşine, anne babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Şiddet ve şiddetin sebep olduğu korku, aile fonksiyonları üzerinde yıkıcı sonuçlara yol açar. Ev içerisinde meydana gelen şiddet, başta kadın ve çocuklar olmak üzere tüm aile bireylerini etkiler.

Yaşlılık: Yaşlılıkta fizyolojik değişimler, emeklilik, eşdost kaybı, statü kaybı, ölüme yaklaşma duygusu gibi durumlar, psikolojik açıdan sarsıntılara yol açar. Yaşlı bireyler, yalnızlık, terk edilmişlik, işe yaramazlık gibi olumsuz duygular, içe kapanma, depresyon, yenilikten korkma, uykusuzluk, eskiye aşırı bağlılık ve ölüm korkusu gibi psikolojik durumlara sahiptir.

Engellilik: Dünya üzerinde bütün insanlar eşit doğar ve topluma katılmada eşit haklara sahiptir. Fakat gerçek hayatta bazı gruplar, fiziksel ve bilişsel farklılıkları, sosyal durumları açısından söz konusu haklara sahip olamamaktadırlar. Engelli bireyler de bu gruba dâhil edilebilir. Engelli inanların sorunu, kuşkusuz küresel insan hakları sorunudur ve engellilikle ilgili en önemli husus, ihtiyaçlarının karşılanması, anlaşılması ve toplumda farkındalığın oluşturulmasıdır.

Evsizlik: Yapılan araştırmalar, evsiz olmak ile ilişkili stresin bireylerin psikolojik iyi olma ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir. Evsiz bireylerin güvensizlik, yalnızlık, izolasyon, düşük benlik saygısı, depresyon, kaygı ve artmış korku yaşama olasılığı daha yüksektir.

Sosyal Hizmet Uzmanlarının Ruh Sağlığı Açısından Rol ve Sorumlulukları

Sosyal Hizmet Uzmanının Ruh Sağlığı Konularında Toplumsal Düzeydeki Rol ve Sorumlulukları

1. Ruhsal Risk Taraması ve Araştırma: Psikolojik sorunlara ve ruhsal hastalıklara yakalanma riski yüksek olan grupların nitelik, yoğunluk, sıklık ve bölgesel düzeylerde tespit edilmesine yönelik tarama çalışmaları yürütülür.

2. Koruyucu (Önleyici) Ruh Sağlığı Hizmetleri: Ruhsal sorunları önleme kavramı, aslında halk sağlığındaki “Toplumu etkileyen temel sağlık sorunlarına çare bulmak için merkezi, bölgesel, ulusal ve uluslararası kaynakların harekete geçirilmesi sürecidir” şeklinde bir yaklaşıma dayandırılmış ve ruhsal bozuklukların önlenmesi amacıyla üç aşamadan oluşan bir model geliştirilmiştir.

Koruyucu/önleyici müdahalelerde bulunurken atılacak ilk adım, risk faktörlerinin ve koruyucu faktörlerin belirlenmesidir. İkinci adım, önleme stratejilerinin geliştirilmesi ve bunların sınıflandırılmasıdır. Son olarak yapılacak işlem, belirlenen stratejilerin toplumun yapısına göre uyarlanması ve uygulanmasıdır. Koruyucu/önleyici sağlık hizmetleri, birincil koruma, ikincil koruma ve üçüncül koruma olmak üzere üç farklı boyutta gerçekleştirilir:

  • Birincil koruma (önleme) : Birincil önleme hizmetinin amacı, bireylerin herhangi bir hastalığa yakalanmasını önlemektir.
  • İkincil koruma (önleme): İkincil koruma hastalık belirtileri ortaya çıkmadan ya da yeni ortaya çıkmaya başladığı durumlarda teşhis ve tedavisinin yapılması ile ilgili uygulamaların tamamını içerir.
  • Üçüncül koruma (önleme): Alınan bütün önlemlere rağmen hastalığa yakalanan kişilerin hastalığın olumsuz sonuçlarını en aza indirmeyi amaçlayan önleme müdahaleleridir.

3. Sosyal İçerme: Sosyal dışlanmaya maruz kalan bireylerin veya sosyal ve ekonomik hayatta yer almalarına engel olan faktörlerin ortadan kaldırılarak ve yaşam düzeylerinin toplumda kabul edilebilir bir düzeye getirilerek toplumla kaynaşmalarının sağlanmasıdır.

4. Toplum Eğitimi: Sosyal hizmet uzmanları, toplumu psikolojik sorunlar ve ruh hastalıkları konusunda bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye yönelik kapsamlı eğitim programları geliştirmelidir.

5. Hizmet Geliştirme: Sosyal hizmet uzmanları, toplumun risk altında olan gruplarının ruhsal bozukluklarının önlenmesi, ruh sağlığının korunması ve rehabilitasyon hizmetlerinin planlanması ve sunumu gibi konularda çalışırlar.

Sosyal Hizmet Uzmanının Klinik Düzeydeki Rolleri

Sosyal hizmet uzmanlarının klinik düzeydeki rolleri şunlardır:

1. Sosyal inceleme: Doğru tanının konulması ve uygun tedavi planının geliştirilmesine katkı sağlayan sosyal inceleme, hastanın aile ve sosyal çevresine yöneliktir. İnceleme; tanı öncesinde, tedavi süresince ve taburcu sonrası izleme aşamalarında yapılabilir. İnceleme, tedavi ekibinin hastanın nitelikleri ve sosyal işlevselliği hakkında bilgi sahibi olmasını, hastanın ailesinin ve sosyal çevresinin patolojik özelliklerinin anlaşılmasını sağlar.

2. Psiko-eğitim ve Danışmanlık: Hasta ve ailelere hastalığın özellikleri ve hastalığın iş hayatını, aile hayatını nasıl etkilediği gibi konularda bilgilendirici danışmanlık yapılması ve eğitim verilmesidir.

3. Taburculuk Planlaması: Hekimin gözetimi altında hastalar için taburcu olma planı geliştirilir ve uygulanır.

4. Bireyle Çalışma: Tedavi planına uyum sağlanması, hastalık sebebiyle meydana gelen duygusal, psikolojik ve çevre kaynaklı baskıların üstesinden gelinmesi, aile ilişkilerinin düzenlenmesi, ilaçların düzenli kullanılması, sağaltım sonrası sosyal çevreyle uyum sağlamak gibi konularda hasta ve aile üyeleriyle yapılan uygulamalardır.

5. Grup Çalışması: Hastaların problem çözme becerilerini geliştirmek, hastaları sosyal hayata hazırlamak, sosyal desteği artırmak ve sosyal etkileşim becerilerini geliştirmek amacıyla terapötik grup çalışmaları yapılır.

6. Psikoterapi: Psikiyatrik sosyal hizmet alanında uzmanlaşan, çalışma deneyimine sahip olan ve psikoterapi yaklaşımlarına göre sertifikalı eğitim almış sosyal hizmet uzmanları tarafından sunulabilen bir hizmettir.

7. Hizmet İçi Eğitim Koordinasyonu : Psikoloji ve psikiyatri biliminin sürekli gelişen doğası sebebiyle klinisyenlerin sahip oldukları bilgileri sürekli güncellemesi gerekmektedir. Ayrıca psikolojik tedavinin disiplinler arası bir doğaya sahip olması, mesleklerin birbiri ile daima bilgi alışverişi yapmasını gerektirir.