Ünite 2: Pre-Sokratikler: Natüralist Dönem

Giriş

Bu dönem filozofların Natüralist olarak adlandırılmasının nedeni evrenin kökenini araştırmaya yönelik düşünsel faaliyetlerde olmalarıdır.

Bu filozoflar doğadaki çokluğun ardından yer alan ve herşeyin kendisinden meydana geldiği konusuna yanıt aramaktadırlar.

Miletos Okulu

Aristoteles Metafizik kitabından da bahsettiği gibi Tholes ve öğrencisi Anaksimandros ve Anaksimenes’in ortaya attığı fikirler felsefe tarihinin başlangıcıdır ve yarattıkları bu ekol Miletos Okulu olarak anılmaktadır.

Filozoflar evrenin düzenini anlama ve açıklama sırasında doğaüstü varlıklara değinmeden doğal nedenlerle açıklamaları onların filozofluklarının yanı sıra doğa bilimci olmaları ile açıklanmaktadır. Miletos Okulu’nda bilgi, tanrıların onayını almak düşüncesinden yola çıkarak yalnızca bilgilenme için kullanılmaya başlamıştır. Miletos’lu filozoflar evrendeki çokluğun arkasında yatan arkheyi neyin teşkil ettiği sorusunu aramaktadırlar.

Thales (MÖ 640-550)

Bugünkü İzmir’in güneyinde Söke Milas yolunun batısında yaşadığı düşünülmektedir. Bugünkü Felsefenin Başlatıcısı Thales kabul edilir. Mitolojiden ayrılan düşünce yapısı sebebiyle hem Bilimsel hem de Felsefi düşüncenin öncüsü kabul edilmektedir. Thales bilgiyi soyuttan teorik bilgiye dönüştürmüş ve bu ona geometrinin kurucu kişisi ünvanını sağlamıştır.

Thales doğayı doğru biçimde gözlemleyerek ortaya koyduğu bilgilerle, doğanın düzeninin (güneş tutulması, ayın hareketleri gibi) olduğunu ispatlamıştır.

Thales su her şeyin kendisinden meydana geldiği maddedir, demektedir. Bu görüş hiçbir şeyin yoktan var olmayacağı bilgisini de vermektedir. Thales’in suyu arkhe olarak seçmesi hem mitolojik, hem pratik hem de akılcı gerekçeler içerir.

Anaksimandros (MÖ 610-545)

Miletos Okulu’nun ikinci temsilcisidir ve coğrafya alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Dünya, gökyüzü ve Karadeniz’e gelen denizciler için haritalar yapma çalışmaları olmuştur. Anaksimandros Thales’in öğrencisi olsa da onun en büyük eleştirmenlerinden biridir. Aristoteles “sonsuz” kavramını ilk kez Anaksimandros’un kullandığını ifade etmekte ve sonsuz kavramının doğa bilimleri için kaçınılmaz bir başlangıç olduğunu kabul etmektedir. Anaksimandros apeironun bir kütlesinin var olduğunu da iddia etmektedir. Sonsuz bir şeyin bir kütleye sahip olduğu yönündeki bu düşünce, konu ile ilgili bir çelişki doğurmaktadır (Apeironun tanımı tüm karşıtların birliği gibi tanımlanan, aslında bir tanımsızlıktır ve bu tanımsızlık var olanların tüm niteliklerini içinde barındırabilmesini sağlar).

Thales’in arkhe olarak düşündüğü suyun üzerinde bir tepsi gibi duran dünya düşüncesine karşılık, Anaksimandros dünyayı eni boyundan büyük olan bir silindir biçiminde düşünür. Onun Mitolojiden arınmış bu görüşleri, bilimsel düşünce olarak tanımlanabilmekte ve Miletos Okulu’nun son temsilcisi Anaksimenes’in yolunu da belirlemiş olmaktadır.

Anaksimenes (MÖ 585-525)

Anaksimenes’in hocası Anaksimandros yerine düşünce olarak Thales’e daha yakın görüşte olduğu düşünülmektedir. Anaksimenes’e göre hava aynı zamanda soluk anlamına gelmekte, soluk da canlılık, yaşam ve ruhu tanımlamaktadır.

Anaksimenes tüm canlılarda ruhun olduğunu kabul etmesiyle, felsefe tarihinde canlı-cansız ayrımı yapan ilk filozof olmuştur. Canlıları ayakta tutan ruhlarıdır, ama buradaki ruh soyut değil, somut olan solunan hava anlamını taşımaktadır. Anaksimenes’in ünlü biri olmasını astronomi alanında yaptığı çalışmalar sağlamıştır. Tek gerçek ışık kaynağının güneş olduğunu varsayarak günümüz astroloji bilgisine döneminde erişmiş olmaktadır. Güneş ve ay tutulmasını da doğru biçimde açıklamıştır.

Miletos Okulu’nun Genel Değerlendirilmesi

Miletos Okulu’nun bilimsel gelişmelerin başlangıcı sayılmasının nedeni ham bir rasyonelizme yönelmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu okulda tanrılara ve mitolojik hikayelere yer vermemiş olsalar da mitolojiden ve dinsellikten büsbütün ayrılmış da sayılmazlar. Miletos Okulu’nun Persler tarafından işgaliyle son bulan okul, bu dönemin ardından felsefe çalışmalarının yoğunluğunu Güney İtalya’daki Yunan kentlerine taşımıştır.

Pythagoras (MÖ 570-495) ve Ardılları

Pythagoras Anaksimenes’in çağdaşıdır. Doğum yeri olan Samos’dan (Sisam MÖ 529) İtalya’nın güneyindeki Yunan kolonilerine göç etmiştir. Buradan da kaçtığı Kroton’a yerleşip dini-politik bir birlik oluşturmuştur. Erdemli bir politika için ahlaksal bir eğitimin zorunluluğundan bahseder, bunun okulunu kurar ve ahlaki öğretisini takip edenlerle siyasal bir nüfuz da kazanır. Pythagorasçılarda felsefe ile ilgilenmenin amacı, anlamak, öğrenmekten çok arınmak, bilgi yoluyla sağlamak, evrenin ruhuyla birleşmektir. Böylece Yunan’da Felsefenin iki tarzda geliştiği söylenebilir. Biri bilimsel felsefe, ikincisi mistik eğilimlerin öne çıktığı metafiziktir. Pythagoras’ın felsefesinde; madde yerine formun, nitelik yerine niceliğin, fizik yerine matematiğin ön plana çıktığı görülmektedir.

Miletos Okulu’nun maddi nedene Pythagorasçıların ise, formel nedene yönelmiş olduğu gözlemlenmektedir.

Pythagorasçı Felsefede Bilgelik ve Ruh Anlayışı

Pythagorasçı felsefenin insana bakış açısını belirleyen formel neden ruh kavramıdır. Evrenin bütününe yayılan ve yaşamın kaynağını oluşturan nicelikçe sınırsız bir havayla kuşatıldığını öne sürmektedirler. Ruhun doğru eyleme yöneltilmesi düşüncesi bireyselliğe yol açarken, bireysel eylemlerin sorumluluğuna ilişkin ahlaki tartışmanın zeminini de hazırlar. Filozof sözcüğünü ilk kez kullanan Pythagorasçılar, felsefe etkinliğini de insani etkinliklerin en üstünü ve doğru yaşamın yolu olarak tanımlamaktadırlar.

Pythagoras’ın ruhun göçüyle ilgili ulaştığı ikinci önemli sonuç ise; ruhun insandan hayvana geçebileceğine dair iddiasıdır.

Pythagorasçıların Sayılar Öğretisi (Varlık Anlayışı)

Evreni anlama ve anlak öğretilerinde Pythagorasçı Felsefeye hakim olan temel motif “uyum-harmonia” dır. Pythagorasçılar, müzik konusunda, teli uzatıp kısaltarak sesin çeşitli perdelerini yakalayıp gamın mucidi olmuşlardır.

Uyumlu seslerle sayısal oranlar arasındaki bağlantının uyumu sağlayanın sayı olduğu kanısına varmış, bu nedenle de evrendeki düzenin “arkhenin” sayı olduğu görüşüne ulaşmışlardır.

Pythagorasçıların bugünkü kozmosa mantıksal düzeni oluşturan sayılarla ulaştıkları düşünülmektedir. Modern geometrinin giderek modernleşmesine karşılık onlar matematiği somut bir geometriye dönüştürme çabası göstermişlerdir. Sonsuz bir madde sınırsız olmakla birlikte ancak sınırları belirli olduğunda yani form olduğunda bilinebilir olur. Pythagoras sınırsız olan havayı cisme dönüştürenin ateş olduğunu varsaymaktadır.

Pythagorasçıların Evren Tablosu

Pythagorasçı kuramda nesneler düzeni 1-2-3-4 sayılarının toplamı 10 sayısı bütün sayılar içinde en değerli mükemmel sayı olarak kabul edilmektedir. Merkez ateş adını verdikleri ve evrendeki tüm cisimlerin etrafında döndüğünü iddia ettikleri şey günümüz güneş sisteminin adlandırılışıdır.

Pythagorasçı Felsefenin Genel Değerlendirilmesi

Mistik Felsefenin önünü Pythagorasçılar açmışlardır. Siyaset, matematik, astronomi ve müzik gibi pek çok alanda çalışmalar yapmışlardır. Bu dönemde insanların sorumluluk sahibi oldukları ve bilgi düzeylerini geliştirerek kötülüklerden arınacaklarına dair yaklaşımlar felsefelerinde en önemli olarak işlenmiştir. Pythagoras ve yanındakiler mistik ve bilimsel gelişmenin zeminini hazırlamışlar, modern fizik bilimin temellerini atmışlardır. Matematik alanında özgün kuramlar geliştirerek matematiği bilimin temeline yerleştirmişlerdir. Evrenin matematiksel olarak ifade edebilecek bir düzeni olduğunu savunmuşlardır.

Değişim ve Hareket Sorunu

Miletos Okulu ve Pythagorasçılar ana-maddenin mahiyetini sorgularken tekten çoğulluk, nasıl meydana gelir sorusunu önemsememişlerdir.

Herakleitos (MÖ 535-457)

Herakleitos İyonya felsefesinin sonuncu filozofudur. Herakleitos’a göre düşünemeyen, aklını kullanmak ve sorgulamak yerine kendilerine verilenle yetinen insanlardır. Çocuklarla oyun oynamanın devlet yönetmekten daha iyi olduğu düşüncesindedir. Doğa üzerine olan kitabını okunması için, Artemis tapınağına bıraksa da, bu tapınağa giren tek sınıf Aristokratlar kitaba erişmişlerdir.

Herakleitos’un Evrenin Ana-Maddesi Üzerine Düşünceleri

Miletos Okulu’nun arkheyi durağan bir madde olarak seçmeleri üzerine Herakleitos arkheyi ateş olarak seçen Ateş ona göre tüm var olanların ilk gerçeğidir. Herakleitos’a göre ateş, her şeyin niteliksel olarak değişimine yol açan bir ilkedir.

Herakleitos’un Değişim Üzerine Düşünceleri

Herakleitos’a göre gerçeklik, hiç durmadan akıp giden bir ırmak gibidir. Kısaca her şey Akar cümlesi ona ait olmasa da ardılları tarafından onun yorumlanışıdır. Buna göre hiçbir şey aynı kalmaz ve her an her şey değişir anlamı çıkmaktadır.

Bu değişim hızlı olsa da yine de kurallara bağlı düzen ve ölçü içermektedir. Herakleitos’a göre tüm değişenlerin oranlı bir biçimde değiştiği düzene logos adı verilmiştir. Logos Yunancada akıl, düşünce, ölçüt gibi anlamlara gelmektedir.

Herakleitos’un Logos Öğretisi

Herakleitos’un öğretisinde değişmeyen iki şey bulunur. Bunun ilki arkhe (ateşin aynı kalan miktarıdır)’nin miktarı hep sabittir. İkincisi ise, Logos’tur Logos evrende egemen olan yasadır, düzendir, akıldır. Böylece Herakleitos hem evrenin hem de aklın yönetimi ilkesi olan logos’a tanrılık niteliğini yüklemiş olur.

Herakleitos’un Bilgi Kuramı ve Ruh Öğretisi

İnsanı beden ve ruhtan oluşan ikili bir yapı biçiminde tanımlayan Herakleitos için evrendeki kozmik ateş, insanın ruhunda da varlığını sürdürür. İnsan her nefeste ateşi içine çeker ve böylece akıl sahibi olur. Böylece tanrısallığın akılla kavranabileceğini öne sürmektedir. Böylece Tanrısal akıl ve insan aklı arasındaki ortak düzeni anlatmış yani logos’u ifade etmiş olmaktadır.

Elea Okulu

İtalya’da Elea Kenti’nde kurulması sebebiyle adını burdan alır. Parmides tarafından kurulmuştur. Elea Okulu üyeleri duyuların hakikati göstermemesi nedeniyle reddederken, felsefelerini deneyden bağımsız bir biçimde akıl yürütmeye dayandırır. Böylece okuldaki genel düşünme biçimi, ileride Platon’un görünüşler ve fikirler dünyasını birbirinden ayrı kılacaktır.

Parmanides (MÖ 515-460)

Duyguların doğal bir çıkış noktası olduğunu ve doğruluğun kaynağı olamayacağını düşünmektedir. Felsefede mantığa ve ona dayalı çıkarımlara önem vermektedir. Kendi içinde giderek daha tutarlı bir metafizik sisteme dönüşür. Hareket var olan bir şeyin var olmayan bir şeye dönüşmesi anlamına gelir.

Zenon (MÖ 490-430)

Parmanides’in öğrencisi olmuştur. Hakkındaki bilgiler Aristoteles’in Fizik kitabından edinilmektedir. Zenon’un yarattığı paradokslar, özellikle değişimin ve çokluğun olanaksızlığını ortaya koymaya yöneliktir.

Paradoks; karşıt çelişen anlamındadır. Zenon sonsuz kavramının araştırmacısıdır. Zenon paradokslarının tek amacı hareketi kabul etmenin yol açtığı mantık hatalarını göstererek Parmenides’in çelişkisiz, açık, net kavramlarına ulaşmada takip edilecek yolu gösteren öğretisini doğrulamaktadır.

Ksenophanes (MÖ 570-480)

Yaşadığı dönemde yaygın bir kabul gören insan biçimci tanrı anlayışını ve çok tanrıcılığı eleştirmektedir. İnsanların tüm özelliklerini tanrılara yüklemektedir. Oysa insani dünya ve tanrıların dünyası iki ayrı gerçeklik oluşturmaktadır.