Ünite 4: Para Politikasının Yürütülmesi ve Para Politikası Araçları

Para Politikasının Yürütülmesi

Ekonomide bazı politika araçlarının kullanımı ile para miktarının değiştirilmesi ve böylelikle makroekonomik değişkenlere yön verilmesi, para politikası olarak tanımlanmaktadır. Para politikasının tanımından da anlaşılabileceği gibi politikanın yürütülmesinde öncelikle makroekonomik değişkenlerde nasıl bir değişimin arzulanır olduğuna karar vermek gerekir. Başka bir ifade ile izlenecek politikanın sonucunda varılması arzulanan amacın ne olduğuna karar verilmelidir. Söz konusu makro değişkenlerin neler olduğuna baktığımızda karşımıza çıkan önemli değişkenlerin;

  • Millî gelir (Y)
  • İstihdam (L)
  • Fiyatlar genel düzeyi (P) olduğu görülmektedir.

Ekonomide yukarıda sıraladığımız temel makroekonomik değişkenler birbiri ile yakın ilişki içerisindedir. Yani istihdam miktarı, milli gelir ve fiyatlar genel düzeyi birbiri ile bire bir ilişki içinde olan değişkenlerdir. Dolayısıyla herhangi birinde meydana gelen bir değişimin, kısa dönem etkileri değerlendirilir iken diğerlerindeki değişimlerin göz ardı edilmesi mümkün görünmemektedir. Yani istihdamın artması (işsizliğin azalması), milli gelirin artması ve fiyatlar genel seviyesinin yükselmesi bir bütün olarak yaşanan gelişmelerdir.

Talep şoku: Bir ekonomide para ve maliye politikası eylemleri uygulanmaksızın toplam talebin fiyatlar genel düzeyi dışındaki bir nedenden dolayı değişmesidir.

Arz şoku: Bir ekonomide toplam arzın fiyatlar genel düzeyi dışındaki bir nedenden dolayı değişmesidir.

Talep şokunu tanımlarken herhangi bir ekonomi politikası eylemi uygulanmadığı belirtilmekte iken arz şokunun tanımında benzer bir ifadenin kullanılmamış olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü para ve maliye politikası uygulamaları toplam talep eğrisinin yerini etkilerken kısa dönemde arz eğrisinin yerini etkilememektedir. Politikalar ancak toplam arz eğrisi üzerinde bulunulan noktanın yerini etkilemektedir.

Talep yönlü ekonomi politikaları, para ve maliye politikaları şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Dolayısıyla para politikası ile arzulanan nihai hedefe toplam talep üzerinden ulaşmaktadır. Eğer para politikası, nihai hedefe ulaşmak adına toplam talebi arttırmakta ise izlenen politika genişlemeci ya da gevşek para politikası olarak tanımlanmaktadır. Para politikasının hedefe ulaşmak için, toplam talebi azaltıcı yönde uygulanması durumunda ise politika, daraltıcı ya da sıkı para politikası olarak tanımlanmaktadır.

Para Politikası Amaçları

İktisat literatüründe, öne çıkan para politikası amaçlarını genel olarak aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür;

  • Tam istihdam
  • Arzulanır bir ekonomik büyüme
  • Fiyat istikrarı
  • Finansal istikrar

İlk üç amaç temel makroekonomik değişkenler olan milli gelir, istihdam ve işsizlik düzeyi ve fiyatlar genel düzeyi ile doğrudan ilişkili amaçlardır. Sıralamayı takip eden finansal istikrar amacı ise ilk üç amaç üzerinde dolaylı olarak etkili olmaktadır.

İstihdam kavramı, üretim faktörlerinin kullanım düzeyi olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla tam istihdam kavramı , üretim faktörlerinin tam kullanımı olarak algılanabilir. Para politikasının yürütülmesinde ekonomik büyümenin hedef olarak seçimi, tam istihdam düzeyinin hedeflenmesine benzer bir durumdur. Ekonomik birimlerin tüketim, tasarruf, yatırım yapma gibi kararlar alırken dikkate aldıkları en önemli değişkenlerden biri fiyat düzeyleridir. Çünkü fiyatların, piyasa ekonomisinde yol gösterme işlevi bulunmaktadır.

Fiyatlar genel düzeyindeki hareketlilik bazen artış bazen de azalma yönünde olabilir. Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artış enflasyon olarak tanımlanmakta iken fiyatlar genel düzeyindeki sürekli azalış deflasyon olarak tanımlanmaktadır.

Fiyat istikrarı , fiyatlar genel seviyesinin değişim hızı ile ilgili bir kavramdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası fiyat istikrarını, ekonomik birimlerin yatırım, tüketim ve tasarruf kararlarını alırken dikkate almaya gerek duymadıkları ölçüde düşük bir enflasyon oranı olarak tanımlamaktadır. Bu tanımlamadan da anlaşıldığı gibi fiyat istikrarı, fiyat artış hızının sıfır olması değil fiyat artış hızının arzulanır bir düzeyde olması olarak tanımlanabilir.

1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununda 25.4.2001 tarihinde 4651 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, ülkemiz merkez bankasının temel nihai hedefi fiyat istikrarı olarak tanımlanmıştır. Aynı yasa, bankaya fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını belirleme bağımsızlığını da sağlamaktadır.

Ödünç verilebilir fonların transferinin gerçekleştiği finansal sistem, ekonominin gelişimi için önemli bir rol üstlenmektedir. Bu sistem üstlendiği bu rolü, fon transferinde etkinliği sağlayabildiği ölçüde yerine getirmektedir. Finansal sistem içinde bulunan piyasaların istikrarlı çalışması, finansal piyasaların gelişimi açısında önemlidir. Faiz oranları, döviz kurları gibi makroekonomi için önemli birçok finansal değişken, finansal sistem içinde belirlenmekte, dolayısıyla finansal sistemdeki istikrardan etkilenmektedir. Finansal istikrar; finansal sistemde, yer alan kurumlarda ve ödeme sistemlerinde istikrarı ve şoklara karşı dayanıklılığı ifade etmede kullanılan bir kavramdır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2005 yılından itibaren yılda iki kere düzenli olarak Finansal İstikrar Raporu yayınlamaktadır. Böylelikle banka, finansal sistemi bir bütün olarak değerlendirerek sisteme ilişkin kırılganlık ve risklere ilişkin değerlendirmelerini şeffaflık ilkesine dayanarak kamuoyu ile paylaşmaktadır.

Merkez bankaları finansal istikrarı sağlamak amacıyla finansal sistemi takip ederek, para miktarını ayarlamakta, ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmakta ve bu sistemlere ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmakta, finansal sistemde istikrarı sağlamak amacıyla para ve döviz piyasaları ile ilgili gerekli tedbirleri almaktadır. Faiz oranı istikrarı ve döviz kuru istikrarı gibi konuları da finansal istikrar içinde değerlendirmek mümkündür. Çünkü bu iki değişkende oluşan istikrarsızlık finansal istikrarsızlığa neden olabilmektedir.

Para politikasının amaçlarına ilişkin üzerinde durulması gereken bir başka nokta ise bazen amaçların birbirini tamamladığı bazen ise çatışabildiğidir. Ekonomik büyüme ve tam istihdama ulaşma amacı birbirini tamamlarken kısa dönemde bu amaçlar fiyat istikrarı amacı ile çatışmaktadır. Ancak uzun dönemde ise fiyat istikrarı ve ekonomik büyüme amaçları birbirini tamamlayan amaçlardır.

Hedefleme Stratejisi

Merkez bankalarının nihai hedeflerine ulaşmada izleyecekleri yola kısaca hedefleme stratejisi denilmektedir. Para politikasının başarılı olabilmesi için, para politikası araçlarının kullanımında önemli bir ayarlama yeteneği gerekmektedir. Kullanılan politik aracın, amaca arzulanır etkiyi verebilmesi buna bağlıdır. Bu sebeple merkez bankaları, para politikası yürütürken hedefleme stratejisi adını verdiğimiz bir yapıyı dikkate almaktadır. Para politikasının hedefleme stratejisi dâhilinde yürütülmesinin iki temel nedeni bulunmaktadır. Bu nedenler, para politikası eylemlerinin nihai hedef üzerinde yaratacağı etkinin,

  • Dolaylı ve
  • Gecikmeli olmasıdır.

Merkez bankaları nihai hedef üzerinde doğrudan bir kontrol gücüne sahip değildir. Para politikaları dolaylı yoldan nihai hedef üzerinde etkili olabilmektedir. Çünkü merkez bankaları, para politikası araçları üzerinde doğrudan bir kontrol gücüne sahip iken nihai amaç üzerinde doğrudan bir kontrol gücüne sahip değildir. Bunun yanında nihai hedef üzerinde yaratılan etkinin ortaya çıkabilmesi için belirli bir zamanın geçmesi gerekmektedir. Yani herhangi bir para politikası eylemi, ekonomiye gecikmeli olarak etki etmektedir. Para politikası uygulamalarının fiyatlar ya da gelir üzerindeki etkisinin genelde bir yıl ve bir yılın üzerinde bir süre sonra gerçekleştiği düşünülmektedir. Para politikasının dolaylı ve gecikmeli etkilerinin olması sürecin yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu sebeple merkez bankaları hedefleme stratejisi adını verdiğimiz bir yaklaşımı benimser. Hedefleme stratejisi; merkez bankasının para politikası yürütürken para politikası araçları ile nihai hedefler arasına faaliyet ve ara hedefler koymasıdır.

Hedefleme stratejisinde nihai hedefe ulaşabilmek için hangi değişkenlerin ara ve faaliyet hedefi olarak kullanılacağına ve bu değişkenlerde hangi düzeyin hedef olarak belirleneceğine karar verilmesi gerekmektedir. Faaliyet hedeflerinin para politikası araçlarına kolay tepki veren değişkenler arasından, ara hedefleri ise faaliyet hedefi değişkenlerinden etkilenen ve fiyat düzeyi ve istihdam gibi nihai amaçlara etki edebilen değişkenler arasından seçilmesi gerekmektedir. Ancak bu özellikleri sağlayan birçok alternatif değişken bulunmaktadır. Bu sebeple merkez bankaları doğru değişkeni ara hedef olarak seçmek için bazı kriterleri dikkate almak durumundadır. Bu kriterler;

  • Kontrol Edilebilirlik: Merkez bankasının hedef değişken üzerinde etkili bir kontrol gücünün olmasını ifade eder.
  • Ölçüle Bilirlik: Hedef olarak seçilen değişkenin gözlenebilir ve kolay bir şekilde ölçülebilir olmasıdır.
  • Tahmin Edilebilirlik: Ara hedef olarak seçilecek değişkenin, nihai amaç üzerindeki etkisinin tahmin edilebilir olması gerekir.

Para politikası yürütülmesinde fiyat istikrarı gibi nihai hedeflere ulaşmak için faiz oranı, döviz kuru, enflasyon oranı veya parasal büyüklük gibi nominal değişkenlerden hedef olarak biri kullanılıyor ise bu değişken nominal çapa olarak tanımlanmaktadır. Bu durum aynı zamanda para politikası kuralları olarak da görülebilir. Hedefleme stratejisinde nominal çapaların kullanımı özellikle enflasyon beklentilerine yön vermekte başarılı olmak suretiyle nihai hedefin gerçekleştirilmesinde önemlidir.

Para Politikası Araçları

Merkez bankasının kontrolünde olan ve ekonomiye yön vermek için merkez bankasının kullandığı enstrümanlar para politikası araçları olarak tanımlanır. Merkez bankalarının toplam talep ve bunun aracılığı ile temel makroekonomik değişkenler üzerinde etki yaratabilmek için kullanabileceği araçları şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Politika faizi
  • Faiz koridoru
  • Reeskont oranı
  • Zorunlu karşılık oranı
  • Açık piyasa işlemleri
  • İletişim politikası
  • Döviz işlemleri

Ekonomide likidite arzı ve talebine göre belirlenmekte olan kısa vadeli faiz oranları, para politikası yürütülmesinde temel araçların başında gelmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu amaçla 1 hafta vadeli repo faiz oranını politika faiz oranı olarak kullanmaktadır. Faiz Koridoru, Merkez Bankasının kısa vadeli faiz oranlarına ilişkin borç alma (alt limit) ve borç verme (üst limit) faiz oranlarını açıklayarak piyasa faiz oranının limitler içinde belirlenmesini sağladığı sistemdir. Kelime anlamı yeniden iskonto olan reeskont , ticari bankaların iskonto ettikleri bir senedi merkez bankasına tekrar iskonto ettirerek merkez bankasından kısa vadeli kredi kullanımı anlamına gelir. Merkez bankası, bankaların ellerindeki mevduatların belirli bir oranına karşılık gelen kısmını, merkez bankasında tutmalarını zorunlu kılabilir. Bankalara yatırılan mevduatların ne kadarını merkez bankasında muhafaza edecekleri ise zorunlu rezerv oranı ile belirlemektedir. Merkez bankalarının, kısa vadeli faiz oranlarının arzulanan düzeyde oluşumunu sağlamak ve finansal sistemdeki likiditeyi etkin bir biçimde düzenlemek için kısa vadeli piyasalardan menkul kıymet alım ve satımı yapması açık piyasa işlemi (APİ) olarak tanımlanır. Merkez bankası, iletişim politikası ile Merkez bankaları bazen kamuoyuna izlenecek politikaya ilişkin sinyaller vermektedir. Bu sinyallerde amaç, likidite arz ve talebini etkilemektir. Döviz kuru , döviz piyasasında döviz arzı ve talebi tarafından belirlenmektedir. Döviz kuru, ekonomide önemli etkileri olan bir değişkendir. Merkez bankaları, döviz piyasasında döviz alımı ya da satışı yaparak ve dolayısıyla döviz arzı veya talebini etkileyerek döviz kuruna müdahale edebilmektedir.

Küresel Kriz Sonrası TCMB Para Politikası Uygulamaları

2008 yılının son çeyreğinde tüm dünyayı etkileyecek şekilde derinleşen küresel krizle birlikte, sadece fiyat istikrarının sağlanmasının makroekonomik istikrarın sağlanmasında yeterli olmadığı kanıtlanmıştır. Bu yüzden merkez bankalarının fiyat istikrarına odaklanırken, finansal sistemde biriken riskleri de göz ardı etmemeleri gerektiği anlaşılmıştır. Kriz sonrası süreçte finansal istikrarın göz ardı edilmesinin orta ve uzun vadede fiyat istikrarını ve makroekonomik istikrarı tehdit edebileceği görülmüştür. Bu yüzden TCMB 2010 yılının sonlarından itibaren makro finansal riskleri de gözeten alternatif bir para politikası stratejisi tasarlamaya yönelmiştir.

Yaşanan küresel finansal kriz sonrası Merkez Bankası tarafından finansal istikrar amacı öne çıkarılmış, spekülatif sermaye hareketlerini azaltmak amacı ile gecelik borçlanma faizi ve politika faizi düşürülmüş, kredi arzındaki artışı sınırlandırmak amacıyla zorunlu karşılık oranlarında kademeli artışlar gerçekleştirilmiştir.