Ünite 6: Özallı Yıllar (1980-1991)

Giriş

Türkiye siyaset tarihindeki en önemli kırılmalardan ve dönüşümlerden biri, 1980’li yıllarda Turgut Özal’ın liderliğinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde ülkede siyasal, ekonomik ve toplumsal ciddi değişimler yaşanarak, Türkiye dünya ekonomisiyle bütünleşmiş, ülke siyasetinde bir genişleme gerçekleşmiş, toplumsal çeşitlilik yeniden ortaya çıkarak ülkedeki farklı etnik, kültürel ve dinsel kimlikler kendini daha iyi ifade etme olanağı bulmuştur.

Ülkemizin siyasi tarihinde gerçekleşen bu tarihî kırılmaya eşlik eden değişim ve dönüşümün mimarı olan Turgut Özal, askerî darbeden hemen sonra ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı, daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanı olarak değişimlere öncülük etmiştir. Özal’ın kişiliği ve dünya görüşü bilinmeden 1980’li yılların anlaşılması mümkün olmayacaktır.

Turgut Özel 1927 Malatya doğumludur. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünü bitirmiştir. 1952 yılında ABD’ye giderek burada ekonomi alanında uzmanlık yapmıştır.

Yurda döndüğünde Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Özal, 1960’lı yılların başlarında aynı kurumda Genel Direktör olmuştur.1971 yılına kadar DPT Müsteşarlığı da olmak üzere pek çok üst düzey bürokratik görevlerde yer alır. 1971’de tekrar ABD’ye gider ve Dünya Bankasında 6,5 yıl görev yapar.

1977’de Milli Selamet Partisi İzmir milletvekili adayı olur ancak seçilemez. 1979’da Demirel hükümeti zamanında aynı anda DPT Müsteşarlığı ve Başbakanlık Müsteşarı gibi güçlü bir konuma getirilir ve 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Paketi’nin hazırlayıcısı olarak ekonomik dönüşümün öncülüğünü yapar.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı olarak devlet bakanlığına atanır. Bu görevden 22 ay sonra istifa eder.

20 Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisini (ANAP) kurar ve aktif siyasete atılır.

Türkiye siyasetine Batı ile Doğu sentezine dayalı yeni bir söylem ve yeni bir anlayış getirir. Batı’nın teknolojisi ile Türk İslam Kültürünü sentezleyen bir fikre sahip olan Özal’a hem geleneksel İslamcılar hem de Kemalistler karşı çıksa da Özal’a göre Osmanlı ve İslami kimliğe sahip olmak Batı ittifakının bir parçası olmak ile çelişmemektedir.

12 Eylül Ara Rejimi

12 Eylül 1980 askeri darbesi kendinden önce olan iki darbe ile karşılaştırıldığında en sert ve sonuçları itibariyle etkili olanıdır. Komuta kademesi tarafından gerçekleştirilen darbe 1982 Anayasası’nın da hazırlanması ile son bulmuştur.

Özallı yılların ilk üç yıllık dönemi 12 Eylül Askeri Darbesini gerçekleştiren MGK ve başındaki Kenan Evren’in ülkedeki rejimi düzenleme süreci ile geçti.

Bu dönemde ilk olarak parlamento kapatıldı. Daha sonra, büyük partilerin liderleri olan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş ve Necmettin Erbakan önce zorunlu ikamete tabi tutuldular, daha sonra Ecevit ve Demirel serbest bırakılırken Erbakan 1,5 yıl, Türkeş ise 4 yıl tutuklu kaldılar.

Darbeden 1 hafta sonra Bülent Ulusu hükümet kurdu ve Meclisten güvenoyu aldı. MGK Yasama Görevleri İçtüzüğü ve MGK Hakkında Kanun ile Anayasa Düzeni Hakkında Kanun çıkarılarak rejime anayasal bir dayanak sağlandı.

Siyasetin yanı sıra, toplumsal alanda da sendikalar, sivil toplum örgütleri, kitle örgütleri ve derneklerinin faaliyetleri durdurularak toplum yeniden şekillendirilmeye ve dönüştürülmeye çalışıldı.

29 Haziran 1981’de Kurucu Meclis oluşturuldu. Kurucu Meclis, MGK ve Danışma Meclisi olmak üzere iki kanattan oluşmaktaydı. 160 üyeden oluşan ve 40’ı 5 general tarafından, kalan 120’si de generallerin belirlediği valiler tarafından oluşturulan Danışma Meclisinin en temel görevi askerlerin istekleri doğrultusunda bir anayasa hazırlamaktı.

12 Eylül Darbesi’nden sonra askerler, geçiş süreci için bir takvim hazırladılar. 15 kişiden oluşan bir anayasa komisyonu kuruldu. 17 Temmuz 1982’de komisyon hazırladığı anayasa taslağını topluma sundu.

Oluşturulan anayasa aleyhine propaganda yasakları ve anayasa oylamasına katılımın yasal olarak zorunlu hale getirilmesi sonucu önerilen anayasa taslağı %91,37 oranında kabul oyu alarak yürürlüğe girdi.

1982 anayasası bir geçiş dönemi de içermekteydi. BU geçiş döneminde darbeciler siyasi hayatı kabul etmeye devam ettiler. Ayrıca, anayasa oylamasıyla Cumhurbaşkanı’nın seçiminin de oylamaya sunulmasıyla, Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçilmiş oldu.

Özal’ın Başbakanlık Dönemi

Özal, 1983 yılından Ekim 1989’a kadar iki hükümetin başında ülkeyi yönetmiştir. Bu dönem zarfında Özal, ülke ekonomisinin yeniden yapılandırılması bağlamında kapsamlı bir reform programı uygulamış ve ülke ekonomisinin büyümesini ve dünya piyasaları ile bütünleşmesini sağlamıştır.

1982 Anayasası’nın halkoylamasıyla kabul edilmesinden sonra, ülke yönetiminin tekrar sivillere devredilmesi kesinleşince, 1983 yılında yapılan genel seçimler sonrası ANAP çoğunluğu sağlayarak tek başına hükümeti kurdu.

6 Kasım 1983 genel seçimleri sonrası, 13 Aralık 1983’de Özal hükümeti göreve başladı. Bu dönemde, ekonomide önemli yapısal adımlar atılmış, ekonomi modernleştirilmiştir. Ekonominin büyümesine ve ihracatın artmasına öncelik verilmiştir. Vergi sistemi Avrupa ile uyumlaştırılmaya çalışılmıştır. Katma Değer Vergisi (KDV) bu dönemin akılda kalan en büyük yeniliklerinden biridir.

Zarar eden KİT’ler ve bankalar da bu dönemde ekonomiye katma değer sağlayan kuruluşlar haline getirilmeye çalışıldı. Dış politika alanında da hem konu hem ortaklıklar anlamında çeşitlendirilmeye gidildi. Bölge ülkeleri ile yakın ve siyasi ortaklıklar kuruldu. Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracatta dramatik artış sağlandı. 14 Nisan 1987’de AB’ne tam üyelik başvurusunda bulunuldu.

12 Eylül Darbesi ve sonrası 1982 Anayasası ile darbe öncesi faaliyette bulunan dört büyük partinin (AP, CHP, MHP, MSP) genel başkanları 10 yıl süre ile siyasi yasaklı konumuna getirilmişti. 1987 yılına kadar süren bu durum, 1987’den sonra daha çok tartışılmaya başlandı. 6 Eylül 1987’de yapılan referandum ile %50,2 oranında ‘evet’ tercihi sonucu bu dört parti liderinin siyasi yasakları kalkmış oldu.

12 Eylül sonrası kurulan MDP ve HP, 1983 genel seçimlerindeki başarısızlıklarını 1984 yerel seçimlerinde giderek artırdı. 1985 yılında yapılan kongre ve birkaç ay sonrası HP Sosyal Demokrat Partisi ile birleşme kararı alarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) adını aldı.

29 Kasım 1987 tarihine gelindiğinde siyasi yasakların kalması ve eski karizmatik liderlerin tekrar siyasi yaşama dönmeleri sonucu seçimlerde ANAP güç kaybetti, ancak yine de birinci parti olarak iktidarını devam etmeyi başardı.

Özal’ın Cumhurbaşkanlığı Dönemi

Turgut Özal, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in yedi yıllık görev süresinin bitmesinin ardından 31 Ekim 1989 tarihinde 3. Tur oylama sonucu Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sivil kökenli Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Özel görevde kaldığı sürece gerek muhalefet gerekse toplumun bazı kesimlerince farklı tutum ve davranışları nedeniyle tartışma konusu haline getirilmeye çalışılan Cumhurbaşkanı Özal, sivil, demokrat ve dindar görünümlü kimliği ile geniş bir kitlenin de teveccühünü kazanmayı başardı.

Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde en önemli dış politika gelişmesi Körfez Savaşı olmuştur. Özal, bu dönemde izlediği ABD yanlısı tavırları ile Saddam Hüseyin’in iktidardan düşmesi için yoğun çaba harcamıştır.

Özal, daha da ileri giderek Misak-ı Milli sınırlarını tartışmaya açmış, Musul ve Kerkük’ün Misak-ı Milli sınırları içerisinde olduğunu savunmuştur. Sonuçta dönemin Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay ile görüş ayrılıkları, Genelkurmay Başkanı’nın istifasını gerekli kılmıştır.

ANAP’ın 1989 yılındaki yerel seçimlerde kan kaybetmesini (%21) gerekçe göstererek muhalefet hükümetin meşruiyetini sorgulamaya başladı.

Özal sonrası ANAP başına gelen Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut, Haziran 1991’de yapılan kongre ile koltuğunu Mesut Yılmaz’a bıraktı.

Mesut Yılmaz, Kasım 1992’de yapılması gereken genel seçimleri öne alma kararı aldı. 24 Ağustos 1991’de Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrası, 20 Ekim 1991 tarihinde erken seçime gidildi.

Yapılan seçim sonucu DYP oyların %27.03’ünü alarak 178 milletvekili çıkarırken, ANAP %24 oyla 115, SHP 20,8 oyla 88, Refah 16,9 oyla 62 ve Demokratik Sol Parti 10,8 oyla 7 milletvekili aldı.

ANAP’ın iktidarı kaybetmesinde bazı etkenler öne çıkmaktadır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

  • Özal sonrası gelen liderler, Özal’ın başarı ile uyguladığı reform programını takip edememişlerdir.
  • Mesut Yılmaz döneminde ANAP sıradan bir merkez sağ partiye dönüşmüştür.
  • Muhafazakârlar ve liberaller arası ikilik bu dönemde giderek büyümüş bu da partinin güç kaybetmesine neden olmuştur.

Sonuç

Özallı yıllar, Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla kıyaslanabilecek hem siyasi hem de toplumsal ve kültürel köklü bir değişim ve dönüşüm dönemi olmuştur. Ayrıca ekonomi alanında atılan adımlar da Türk insanın kendisine olan güveninin artmasında etkili olmuştur.

Bu dönemin en önemli değişimi, toplumun zihniyetinde meydana gelen değişimdir. Türk insanı uzun süredir yaşadığı aşağılık kompleksinden kurtulmuş, daha yapıcı bir şekilde ve özgüvenle uluslararası sisteme katılma yönünde psikolojik engelleri ortadan kaldırmıştır. Pek çok konuda etkin davranarak uzun süreli reaktif anlayış terk edilmiş; Türkiye diğer ülkelere göre tavır bekleyen ülke olmaktan çıkmıştır

İkinci olarak bu dönemde, Türkiye’nin Batı’ya bağımlılığı görece azalmış, çevresindeki ülkeler ve aktörlerle karşılıklı bağımlılık ilişkileri geliştirerek ittifak politikasını çeşitlendirmiştir.

Üçüncü olarak Özal Dönemi’nde ülkenin toplumsal ve etnik politikası da ciddi bir değişime uğramıştır. İlk kez devlet yetkilileri ‘Kürt’ kelimesini kullanır hale gelmiştir. Ülkenin etnik politikası değiştirilerek, bu “kartın” diğer ülkeler tarafından istismar edilmesinin önüne geçilmek istenmiştir

Son olarak, ülkedeki ekonomik sistem güvenlik eğilimli olmaktan çıkarılmış, liberal ilklere uygun işleyen bir sisteme dönüştürülerek yeniden yapılandırılmıştır. Geleneksel ‘ithal ikameci’ ekonomik modelin yerini, dışa dönük ve açık ‘ihracata dayalı’ bir ekonomi politikası almıştır. Güçlü bir ekonomi, güçlü bir ülkenin ve bağımsız bir dış politikanın ön şartı olarak kabul edilmiştir.