Ünite 1: Osmanlı Devleti’nde Yenileşme Çabaları

Osmanlı Devleti’nin Buhran Devrine Genel Bir Bakış

17. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar süren döneme duraklama dönemi veya bir başka deyişle buhran dönemi adı verilmektedir. Osmanlı Devleti bu dönemde askeri başarılar elde etmesine rağmen iktisadi ve sosyal hayatta buhran yaşamaktadır. Bu dönem içerisinde Doğu’da 1639 yılında Safevi Devleti ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması bugünkü Türkiye-İran sınırının oluşmasını sağlamıştır. Batı’da ise Merzifonlu Kara Mustafa Paşa önderliğinde gerçekleştirilen II. Viyana kuşatması olumsuz sonuçlanmış ve Osmanlı Devleti’ne karşı Avusturya, Lehistan ve Venedik önderliğinde kurulan Kutsal İttifak ’ın oluşmasına neden olmuştur.

Askeri zaferler kazanmak için bütçenin büyük oranda askeri harcamalara gitmesi ve istenen sonuçların yeteri kadar alınamaması XVII. Yüzyıl Buhranı’nın sebeplerinden biridir. Safevilerle uzayan savaş ve Girit’in fethinin gecikmesi de bütçeyi olumsuz etkileyen askeri unsurlardandır. Diğer sebepler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Avrupa’da merkezi yönetimlerin güçlenmesi.
  • Sömürgecilik ve coğrafi keşifler ile Avrupa’nın ekonomik olarak güçlenmesi.
  • Osmanlı Devleti’nin merkezi otoritesinin zayıflaması ve yüksek yeterliklere sahip devlet adamlarının yetişmesinin azalması.
  • Vergi toplama sisteminin zayıflama ve iltizam usulüne geçiş ile birlikte çıkan isyanlar.
  • Savaş ganimetlerinin azalması ve eski ticaret yollarının önemini kaybetmesi.

Koçi Bey ve Katip Çelebi gibi dönemin Osmanlı bilginleri ve alimleri de bu dönem içerisinde yaşanan buhran ortamını kaleme aldıkları eserlerde vurgulamaktadırlar.

Osmanlı Devleti’nde Buhran, Yenileşme ve Ekonomik Bağımlılık Süreci (1700-1838)

Yaşanan kısmi askeri başarıların neticesinde imzalanan barış antlaşmaları ile istenen sonuçları elde edemeyen Osmanlı Devleti, 1715-1718 yılları arasında Avusturya ile yapılan savaşı kaybederek Pasarofça Antlaşmasını imzalamış ve Sırbistan topraklarının önemli bir bölümünü kaybetmiştir. Bu antlaşmanın ardından 27 yıl sürecek olan Lale Devri (1703-1730) dönemine geçilmiştir.

Lale Devri, Osmanlı Devleti’nin dışarıda barış siyaseti güderek ülke içindeki siyasi, askeri ve teknolojik yapıları yenilemeye ve düzenlemeye gittiği bir dönemdir ve adını İstanbul’da yoğun olarak yetiştirilen lale çiçeğinden almaktadır. Bu dönemde Avrupa tarzında yenilikler yapılması amacıyla yurtdışındaki elçiliklerin sayısı artırılmaya başlanmıştır. Paris elçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin raporu bu konuda dikkat çekmektedir. Bu dönem içerisinde pamuk üretimine geçilmesi, tercüme heyetlerinin oluşturulup bazı eserlerin çevirilerinin yapılması ve İbrahim Müteferrika tarafından ilk matbaanın kurulması gibi birçok yenilik gerçekleştirilmiştir. Ancak yenilikler için harcanan bütçe halkın ekonomik olarak daha da geriye gitmesine neden olmuş ve Patrona Halil önderliğinde gerçekleşen isyan ile III. Ahmet tahttan indirilip I. Mahmut başa geçirilerek Lale devri sona erdirilmiştir.

I. Mahmut yenilik yapma fikrini devam ettirmiş ve daha çok askeri alana odaklanmıştır. Bu alanda yapılan yenilikler konusundaki en önemli isim Humbaracı Ahmet Paşa’dır. Ahmet Paşa humbaracı ocağının düzenlenmesi ve hendesehanenin kurulmasına öncülük etmiştir. I. Mahmut askeri alanın yanı sıra kültürel alandaki yeniliklere de önem vermiş, matbaaya devlet desteği sağlamış, ülke genelinde kütüphaneler kurulmasını istemiş ve Yalova’da ilk kağıt fabrikasının kurulmasını sağlamıştır.

I. Mahmut ve sessiz geçen III. Osman döneminin ardından Osmanlı tahtına geçen III. Mustafa döneminde Rusya’nın baskıları sonucu gelişen Osmanlı-Rus savaşı yaşanan kayıpların ardından Küçük Kaynarca Antlaşması ile son bulmuştur. Bu antlaşma Osmanlı için birçok alanda Karlofça’dan sonra benzer şekilde çok büyük kayıpların yaşanmasına neden olmuştur. Yaşanan bu büyük hezimet Osmanlı içerisinde askeri yeniliklerin artırılması anlayışını güçlendirmiştir. Bu anlayışla başa geçen I. Abdulhamid döneminde Baron de Tott önderliğinde askeri yenilikler gerçekleştirilmiştir

III. Ahmet ile başlayan ve I. Abdulhamid dönemine kadar süren 18. Yüzyıl daha sonra gelecek köklü yeniliklere her ne kadar temel oluştursa da kendi dönemi içerisinde beklenene etkiyi yaratamamıştır

Osmanlı Yenileşmesinde Dönüm Noktası III. Selim ve Nizam-ı Cedit

III. Selim tahta çıktığı anda var olan Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya savaşlarını sona erdirmek için hamleler gerçekleştirmiş bunun neticesinde Ziştovi Antlaşması ile Avusturya ile olan savaşı sona erdirmiştir. Rusya ile de gerçekleştirilen Yaş Antlaşması savaşı sona erdirmiştir. Savaşların ardından III. Selim güçlü bir yenilik hareketi başlatmış öncelikli olarak dönemin aydınlarından devlet sorunlarını içeren raporlar (layihalar) yazmalarını istemiştir. Bu raporların da etkisiyle Nizam-ı Cedit adı verilen yenilik hareketi başlatılmıştır. Bu yenilik hareketi içerisinde en dikkat çekici yeniliklerden birisi Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının amaçlanmasıdır. Yeniçeri Ocağı’nda ıslah amacıyla gerçekleştirilen çalışmaların yanı sıra Batı tarzında Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu 1793’te kurulmuştur. Ayrıca yeni ordunun masraflarının karşılanabilmesi için de İrad-ı Cedit adı altında yeni bir defterdarlık oluşturulmuştur. Donanmanın güçlendirilmesi için yapılan çalışmalar da askeri yeniliklerin bir diğer ayağını oluşturmaktadır.

İdari olarak daha öncesinde geçici olan elçilikler Londra, Paris, Viyana ve Berlin şehirlerinde daimi olarak açılmıştır. Kırsal bölgelerde devletin gücünün artırılabilmesi için merkezi otoritenin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Ticari olarak da daha öncesinde var olan tekel sistemi (gedik usulü) kaldırılarak serbest ticarete geçilmiş böylece ticari ortamın canlandırılması amaçlanmıştır. Bu dönemde Fransının Mısır’dan çıkartılması için Ruslar ve İngilizler ile ittifak yapılması yaşanan diğer önemli gelişmelerdendir. Bu ittifakın ardından Rus ve İngilizler’in Boğazlar ve Mısır üzerindeki emellerinin engellemek için yeniden Fransızlarla ittifaka giden Osmanlı, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’nın da desteğiyle bir süre daha bölgenin hakimi olarak kalmayı başarmıştır.

Osmanlı toplumu içindeki bazı çıkar gruplarının ekonomik gelir kapısı haline gelen Yeniçeri Ocağı’nda yaşanan değişimler ve kurulan yeni ordu bu grupların çıkarlarını zedelemeye başlamış, Kabakçı Mustafa önderliğinde çıkarılan isyan desteklenerek III. Selim tahttan indirilip IV. Mustafa tahta geçirilmiş ve kurulan yeni ordu kapatılmıştır.

II. Mahmut Dönemi Gelişmeleri ve Yenilikleri

III. Selim döneminin yenilikçileri Kabakçı Mustafa isyanının ardından Rusçuk bölgesinin ayanı olan Alemdar Mustafa Paşa’nın etrafına toplanmış ve 10 bin kişiyle İstanbul’a yürümüşlerdir. Bunun ardından elde edilen başarı ile yenilikçi kanadın istediği II. Mahmut tahta geçirilmiştir.

II. Mahmut, merkezi otoriteyi güçlendirmek adına ayanlar ile saraya arasında Sened-i İttifak’ ı imzalamıştır. Ancak bu imzadan 5 hafta sonra Alemdar Mustafa Paşa’nın öldürülmesi yapılan bu ittifak unutulmuştur. Yine de Osmanlı tarihinde padişahın gücünü sınırlayan bir belge olarak tarihteki yerini almıştır.

İngiltere ile Fransa ve Rusya’ya karşı birlik oluşturacak bir ittifaka gidilmiştir. Bu dönemde bir ilk olarak Balkanlardaki ilk milliyetçi nitelikteki isyan Sırplar tarafından çıkarılmıştır. İsyanın ardından Sırplar özerk niteliğe sahip olmuştur. Rusların da desteği ile Sırpların ardından Rumların da isyan çıkartması neticesinde Mehmet Ali Paşa önderliğindeki Mısır’dan gelen kuvvetlerin başarılarına rağmen İngiltere, Rusya ve Fransa’nın desteğiyle Yunanistan bağımsızlığını ilan etmiştir.

Balkanlarda bunlar gerçekleşirken, Mısır ve civarında da Mehmet Ali Paşa, Nizamiye adlı ordusu ile giderek güçlenmekte ve adeta bağımsız bir devlet gibi hareket etmektedir. Yunan isyanını bastırma konusunda etkin rol alan Mehmet Ali Paşa kendisine vaat edilen Suriye toprakları yerine sadece Girit’i alabildiği için bir isyan başlatmış kısa zamanda Kütahya’ya kadar ilerlemiştir.

Osmanlı ise bu durum karşısında Ruslardan yardım istemek zorunda kalmıştır. Rusların devreye girmesi ile İngiltere ve Fransa da sürece dâhil olmuş Kütahya ve Hünkâr İskelesi antlaşmaları imzalanmıştır. Bu antlaşmalar Osmanlı Devleti’nin iç işleri dış ülkelere açık hale getirmiştir. Bunun yanı sıra İngiltere’nin desteğini alabilmek için imzalanan Balta Limanı anlaşması İngilizlere ticaret konusunda çok önemli imtiyazlar verilmesine ve ülke içi ekonomik dengelerinin daha da bozulmasına neden olmuştur. Bu tip ekonomik imtiyazlar ilerleyen süreç içerisinde Kırım savaşı esnasında dış borçlar alınmasına neden olacaktır

II. Mahmut da III. Selim gibi Yeniçeri ocağına alternatif olarak Sekban-ı Cedit adında yeni bir birlik oluşturmuş ancak Alemdar Mustafa Paşa’nın öldürülmesi ile bu birliği kaldırmak zorunda kalmıştır. Süregelen askeri başarısızlıklar ve sürekli isyan edilmesi nedeniyle uzun süren uğraşlar sonucunda Yeniçeri ocağı tamamen kaldırılmıştır. Bu olay Vaka-i Hayriye olarak adlandırılmaktadır. Yeniçeri ocağının yerineyse Asakir-i Mansure-i Muhammediye adı verilen yeni bir ordu oluşturulmuştur.

Devlet yönetimi konusunda da II. Mahmut dönemi içerisinde pek çok yenilik yapılmıştır. Günümüz bakanlıklar sisteminin temeli bu dönem içerisinde kurulmuştur. Yine eğitim sisteminde de askeri ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla birçok yeni kurum oluşturulmuş ve İstanbul’da ilköğretim zorunlu hale gelmiştir. Bunun yanında Avrupa’ya öğrenci gönderimi hızla artış göstermiş ve sayıları 300’e ulaşmıştır. Mevcut geleneksel okulların yanında Batılı tarzda özellikle de Fransız modelinde yeni okullar açılmış ve bu okullarda daha çok askeri öğrencilerin eğitim almaları sağlanmıştır. Açılan tıp okulları ile de tıp alanında yetişmiş insan açığı kapatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca Avrupa’daki klasik eserlerin Türkçeye tercümesi yaptırılarak kütüphanelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır.

Gündelik yaşam içerisinde de padişah artık Batılı tarzda pantolon kullanımını tercih etmektedir. Aynı zamanda kendi dönemine kadar tercih edilen Topkapı sarayından ayrılarak Dolmabahçe sarayını kullanmakta ve eski saray usulleri üzerinde çok sayıda değişiklik yapmaktadır. Halkın gündelik yaşamı konusunda da bazı değişiklikler yaşanmıştır. Ulema hariç herkes fes giyme zorunluluğu getirmekte ve bu ihtiyacı karşılamak için de İstanbul’da feshane kurulmaktadır. 1831 yılında Takvim-i Vekayi adı verilen ilk Türkçe Osmanlı gazetesi de yine bu dönem içerisinde çıkarılmaya başlanmıştır. Bunların yanı sıra ilk nüfus sayımı, ilk karantina ve ilk posta teşkilatı da diğer yenilikler arasındadır.

Uzun yıllar boyunca süren Osmanlı yenileşme hareketi içerisinde en büyük yenilikler II. Mahmut döneminde gerçekleştirilmiştir. Ancak gerçekleştirilen yenilik hareketleri ile meşgul olan devlet ve Yeniçeri ocağının kaldırılmasının ardından bir süreliğine ordusuz kalan devlet II. Mahmut dönemi içerisinde büyük miktarda toprak kayıpları yaşamıştır. Toprak kayıpları da beraberinde Osmanlı Devleti için son derece olumsuz etkiler bırakan çeşitli antlaşmaları beraberinde getirmektedir. Yapılan yenilikler için bütçeden büyük miktarda pay ayrılması gerekmektedir. II. Mahmut döneminde bütçenin yüzde 70’i askeri harcamalara ve yeni kurulan orduya gitmektedir. Ancak Balta Limanı gibi antlaşmalar Osmanlı ekonomisine ağır bir yük bindirmeye başlamıştır. Genel olarak Osmanlı Devleti’nde yenileşme çabalarının yaşandığı dönem içerisinde bu özellikler görülmektedir.