Ünite 1: Örtü Altı Tarımı

Örtü Altı Yetiştiriciliğinin Tanımı, Önemi ve Tarihsel Gelişimi

Örtü altı yetiştiriciliği; bitkinin gereksinim duyduğu çevre koşullarının yapay yollarla yaratılıp sürekli denetim altında tutulduğu, yıl boyunca üretimi olanaklı kılması nedeniyle birim alandan yüksek verim alınmasını sağlayan bir yetiştiricilik dalıdır.

Örtü altı tarımı; sera ve alçak plastik tüneller altındaki üretimi kapsamaktadır.

Alçak plastik tüneller; bir yetiştiricilik dönemi için inşa edilen, bitkileri düşük sıcaklık, rüzgâr, yağmur, dolu, kuş ve haşerelerden korumak amacıyla bitki sıraları üzerine yarım daire kesitli yerleştirilmiş iskeletlerin üzerinin yumuşak plastik örtülerle örtülmesi sonucu elde edilen yapılardır. Alçak plastik tünel altında yapılan bitkisel üretimde erkencilik amaçlanır.

Seralar ise; iklim koşullarının açıkta bitki yetiştirmeye elverişli olmadığı dönemlerde, kültür bitkileri ile bunların tohum, fide ve fidanlarının ekonomik olarak üretilmesi, yetiştirilmesi, sergilenmesi ve korunmasını olanaklı kılan, uygun bir bitki gelişimi için ideal koşulları yaratmayı ve yıl boyunca üretim yapmayı amaçlayan, içinde hareket edilebilen yüksek sistemli yapılardır. İyi tasarlanmış bir sera, bitki gelişimi için gerekli olan iklim koşullarını sağlamalı, yıl boyunca üretime olanak tanımalı ve önemli iklim faktörlerini belirlenen optimum değerlere olabildiğince yakın olacak biçimde sağlamalıdır. Bu nedenle, seraların yüksek ışık geçirgenliğine, düşük ısı tüketimine, yeterli havalandırma etkinliğine, yeterli yapı mukavemetine ve yapının tamamının iyi bir mekanik davranışa sahip olması, inşaat ve işletme maliyetinin düşük olması gerekir.

Dünya nüfusu giderek artmakta, buna karşın ekilebilir arazi varlığı erozyon, çölleşme, kentleşme vb. birçok faktörün etkisi altında giderek azalmaktadır. Bu durumda, artan nüfusu besleyebilmek için birim alandan elde edilen ürün miktarını artırmak gerekmektedir. Birim alandan elde edilen ürün miktarım artırmada en önemli araçlardan biri de örtü altı tarımıdır.

Sera yetiştiriciliği aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

  • Yetiştiriciliğin tüm yıla yayılmasıyla yılda birden fazla ürün alınması, dolayısıyla birim alandan elde edilen gelirde artış sağlanır.
  • Seradan elde edilen ürünlerin pazara erken ya da geç çıkartılması sorunu yoktur. Pazarda sürekli ürün bulunmaktadır.
  • Birim alandan elde edilen verim ve ürün kalitesi artar.
  • İşletmede sürekli iş olduğundan işgücü yönünden yıl boyunca büyük değişiklik olmaz. Tarımdaki mevsimlik işgücü gereksinimi süreklilik kazanır.
  • Sera yapı elemanları ve ekipmanlarının üretimiyle ilgili yeni sanayi kollarının gelişmesine yardımcı olur.

Örtü altı yetiştiriciliğinin tarihsel gelişimi incelendiğinde bitkisel üretim için gerekli ortamı yaratma çabaları Romalılara (MÖ 1’inci yüzyıl) kadar dayanmaktadır. Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte, seralar, 15’inci yüzyılın sonları ile 18’inci yüzyıl arasında İngiltere, Fransa ve Hollanda’da tekrar görülmüştür. Ticari anlamda sera yetiştiriciliği 19’uncu yüzyılın sonlarında başlamış ve 1945’ten sonra da hızlı bir artış göstermiştir.

Günümüzde ABD, Japonya, Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde seracılık yaygındır. Avrupa’nın güneyinde yer alan İspanya, İtalya, Yunanistan başta olmak üzere Almanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda’da sera yetiştiriciliği oldukça gelişmiştir.

Günümüzde seracılık, ısıtma ve soğutma giderlerinin düşük olduğu 30-40’ıncı enlemler arasında kalan ülkelerde yayılmaktadır. Kırkıncı enlemin üzerine çıkıldığında ısıtma giderleri, 30’uncu enlemin altına inildiğinde ise soğutma giderleri hızla yükselmektedir.

Ülkemizde sera tarımının başlangıcı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça yenidir. Türkiye’de örtü altı tarımı 19401ı yıllarda kamu kuruluşları tarafından Antalya ve İçel’de kurulan seralarla başlamıştır. Tarımda plastiğin kullanılmaya başladığı 1960’1ı yıllardan itibaren yaygınlaşmış, zamanla Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgesi’ne yayılmıştır. Yetiştiriciliği yapılan ürünler başta sebze olmak üzere, kesme çiçek ve iç mekân bitkileri ile meyvedir. Örtü altı üretim sistemlerinde yetiştiriciliği yapılan sebze türleri domates, hıyar, karpuz, biber, patlıcan, marul, fasulye, kavun, kabak ve çilek, meyve türleri ise muz ve asmadır.

Örtü Tipleri

Örtü altı yetiştiriciliğinde örtü kullanımının birincil amacı bitkiyi dış etkilerden korumak ve bitki gelişimi için en önemli faktör olan ışığın bitkilere yeterli oranda ulaşmasını sağlamaktır. Bu amaçla cam ve plastik örtüler kullanılmaktadır. Bunların yanında, bitkiyi kum, kuş, böcek vb. haşerelerden korumak, buharlaşmayı azaltmak, yabancı ot gelişimini önlemek gibi amaçlarla da plastik örtüler kullanılmaktadır. Örtü tipleri kendi arasında toprak üzerine serilen örtüler, bitkiler üzerine serilen örtüler ve gölge evi olmak üzere üç grupta incelenmektedir.

Toprak üzerine serilen örtüler plastik malçlardır. Plastik malçlar, örtü altı üretim sistemlerinde erkencilik ve yüksek verim için kullanılmaktadır. Siyah renkli malçlar yabancı ot gelişimini önlerken, şeffaf malçlar toprağın korunmasını ve toprak neminin tutulmasını sağlamasının yanında toprağın ısınmasına da yardımcı olur. Malç kullanılmasının yararları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • Yabancı otların gelişmesini engelleyerek bitki besin maddelerinin bitkiler tarafından daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar.
  • Toprak yüzeyinden oluşacak buharlaşmayı azaltarak topraktaki nemin tutulmasını sağlar ve tuz birikimini önler.
  • Ürünlerin toprakla temasını önlediğinden kayıpları önler, kaliteyi artırır.
  • Hastalık ve zararlılara karşı bitkiyi korur.

Bitki üzerine serilen örtülerin en yaygın kullanılanı dokunmamış gözenekli plastiklerdir. Bu örtüler, ısı örtüsü olarak kullanılmasının yanında bitkiyi kum, kuş, böcek ve haşerelerden korumak amacıyla da kullanılmaktadır.

Gölge evi son yıllarda, pestisit kullanımını azaltması, geleneksel seralardan daha düşük maliyetle inşa edilebilmesi ve bitki mikrokliması üzerine etkilerinin az olduğuna inanılması nedeniyle, zararlıların (böceklerin) içeri girişinin engellemesi nedeniyle üreticiler tarafından yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Aynı zamanda, meyve kalitesini artırması ve su kullanımını azaltması nedeniyle meyve yetiştiriciliğinde de kullanımı giderek artmaktadır. Gölge evinde yetiştiriciliğin yararları aşağıdaki gibi özetlenebilir.

  • Gölgelemeyle optimum değerin üzerindeki solar radyasyondan korunma sağlaması,
  • Bitkileri rüzgâr ve doludan koruma,
  • Termal koşulları iyileştirme,
  • Böceklerin yapı içerisine girişini engelleme.

Sera Yeri Seçimi

Serada yetiştirilen bitkilerden optimum düzeyde verim alabilmek için uygun çevre koşullarının yaratılması gerekmektedir. Bunun da ilk adımı uygun bir sera yeri seçimidir. Kârlı bir üretim için; seçilen yerin seracılık yönünden uygun olması, seranın yönlendirmesinin doğru yapılmış olması ve uygun bir avlu düzeni oluşturulması yaşamsal öneme sahiptir. Yönlendirmede uygun çözümü bulmada sera kurulacak yerin enlem derecesi, sera tipi, çatı eğimi ve çatı tipi ile mevsim etkilidir.

Genelde, sera uzun ekseni, güneşlenme etkisinin az olduğu yerlerde doğu-batı, fazla olduğu yerlerde kuzey-güney doğrultusunda olmaktadır. Kuzey Yarım Küre’de bu şekilde yönlendirmeyle kış mevsiminde güneşten yararlanma olanağı artırılmış olur. Sera alın duvarının egemen kış rüzgârlarının estiği yöne yönlendirilmesiyle ısıtma giderleri de azaltılabilir. Alın duvarı, bireysel seralarda seranın kısa ön cephesi olarak tanımlanır.

Sera yeri seçiminde dikkate alınması gereken belli başlı faktörler arasında ışık, iklim koşulları, rakım, su kaynağı ve kalitesi, zararlı tehdidi, toprak ve topoğrafya, yola bağlantı, kullanılabilir işgücü varlığı sayılabilir.

Işık; bitkilerin fotosentez yapmaları için gereklidir. Bu nedenle yıl boyunca, özellikle de kış aylarında güneşlenmenin fazla olduğu yerler sera yeri olarak tercih edilmelidir. Bitkilerin güneşlenme gereksinimlerindeki farklılık bölgesel düzeyde farklı sera tiplerinin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

İklim koşulları; sera kurulacak bölgede oldukça önemlidir. Deniz, göl, akarsu gibi bir su kütlesinin bulunması o bölgede ılıman bir iklimin egemen olmasına neden olmaktadır. Ağaçlar, dağlar veya diğer engeller özellikle sabah ve öğleden sonraları seralarda gölgeleme etkisi yapabilir. Ayrıca bazı bölgelerde yılın belirli zamanlarında bulut ve sis oluşumunun meydana gelebileceği de unutulmamalıdır.

Rüzgâr hızının yüksek olması sera ısısının emme yoluyla dışarıya çıkışını artırır. Dolayısıyla sera içinde arzu edilen sıcaklığın oluşturulabilmesi için daha fazla ısı enerjisi harcanmasına yol açar. Ayrıca, şiddetli rüzgâr sera yapı elemanlarına da zarar verebilir.

Rakım; bir yerin yaz aylarında görülen maksimum sıcaklığı ile kış aylarında görülen minimum sıcaklığını etkilemektedir. Rakımı uygun olan bir yerin seçilmesiyle kış aylarında ısıtma giderleri, yaz aylarında ise soğutma giderleri azaltılabilir.

Su kaynağı ve kalitesi sera yetiştiriciliğinde oldukça önemlidir. Sulama, ısıtma, soğutma, nemlendirme, elde edilen ürünlerin temizlenmesi ve ilaçların seyreltilmesi gibi kültürel işlemlerde kullanılmak üzere yeterli miktarda ve kaliteli bir su kaynağının bulunması oldukça önemlidir. Su kaynağı olarak akarsular, göller gibi yerüstü su kaynaklarının yanında açılan artezyen ve derin kuyularla yeraltı suyundan veya içme suyu şebekesinden yararlanılabilir. Gereksinim duyulan su miktarı sulanacak alanın büyüklüğüne, yetiştirilen bitki türüne, hava koşullarına, yılın hangi döneminde bulunulduğuna ve havalandırma veya ısıtma sisteminin çalıştırılıp çalıştırılmama durumuna göre değişiklik gösterir.

Sera yeri seçilirken arazide zararlı böceklerin konakladığı bölgelerin mevcut tarım alanlarından uzakta olmasına özen gösterilmelidir. Zararlı böcekler içerisinde beyazsinek, yaprak biti, örümcekler (akarlar) ve kirpikkanatlı (trips) sayılabilir.

Bitkisel üretimde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli unsurlardan biri olması nedeniyle sera kurulacak yerin toprağının kaliteli olması gerekmektedir. Sera toprağı olarak geçirgen, besin içeriği zengin yani verimli, su tutma yeteneği iyi, drenaj , taşlılık sorunu olmayan derin topraklar idealdir. Tınlı kumlu ve kumlu topraklar en çok tercih edilen topraklardır. Drenaj, fazla suyun uzaklaştırılması işlemine verilen addır.

Arazi topoğrafyası da yer seçiminde etkilidir. Arazinin eğimi ve eğim yönü de dikkate alınmalıdır. Kış güneşinden yararlanma ve kuzey rüzgârlarından korunma yönünden arazi eğiminin güney ya da güneydoğuya bakması arzu edilir.

Elde edilen ürünün bozulmadan pazara ulaştırılabilmesi için sera kurulacak yerin mutlaka işlek bir yola bağlantısı olmalıdır. Ayrıca, sera örtü malzemesi ve yapı elemanlarının taşınması, gübre, ilaç, yakıt, alet ekipman vb. girdilerin kolaylıkla seraya ulaştırılabilmesi yönünden de yola bağlantı oldukça önemlidir. Ürünün zarar görmeden ve görünümü bozulmadan taşınabilmesi için yol kalitesi iyi olmalıdır. Ulaşımda kara yolu ve demir yolu kullanılabileceği gibi ekonomik yönden uygun olması durumunda hava yolu da tercih edilebilir. Seranın yola çok yakın olması durumunda, özellikle trafik nedeniyle oluşan toz örtü materyalinin kirlenmesine, dolayısıyla ışık geçirgenliğinin azalmasına yol açmaktadır.

Seracılık yıl boyunca üretim yapılan ve yoğun işgücü kullanılan bir sektör olduğundan, ek işgücüne gereksinim duyulmaktadır. Budama, yetiştirme, hasat ve paketleme işlemlerini yerine getirebilecek nitelikli işgücünün yakın çevreden sağlanabilir olmasına özen gösterilmelidir.

Bunların dışında elektrik, telefon, internet vb. hizmetlere yakınlık, pazara yakınlık, termal ve jeotermal enerji kaynaklarının varlığı, baca gazları ve toz oluşumuna yol açan sanayi bölgelerine olan uzaklık gibi faktörler de dikkate alınmalıdır.