Ünite 8: Ortak Düzenlemeler

Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarına İlişkin Ortak Düzenlemeler

Sigortalılık Hâllerinin Çakışması

Genel Olarak Sigortalılık Hâllerinin Çakışmasında Benimsenen Esaslar

Bir kişinin aynı anda birden fazla sigortalılık türünü kapsayacak şekilde çalışması mümkündür. Her iki faaliyet nedeniyle ayrı ayrı sigortalılık ilişkisinin kurulup kurulmayacağı ya da bu faaliyetlerden sadece birine üstünlük tanınıp tanınmayacağı, bu konuda izlenen politikayı belirler.

Sigortalıların birden fazla sigortalılık türüne göre sigortalı olmalarına olanak tanımıştır. Sigortalı aynı anda hem m.4/I/c hem de m.4/I/a ya da b bendine göre sigortalı sayılmayı gerektirecek bir faaliyette bulunuyorsa sigortalı m.4/I/c bendine göre sigortalı sayılır. Sigortalının aynı anda hem bir iş sözleşmesine göre hem de bağımsız olarak çalışması hâlinde ise m.4/I/a bendi kapsamında sigortalılık esas alınacaktır.

Hem m.4/ I,a hem de m.4/I/b bendine göre çalışıp da m.4/I/a bendine göre sigortalı sayılanlar, yazılı talepte bulunmak kaydıyla, talep tarihinden itibaren m.4/I/b kapsamında da prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, m.4/I/b bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise m.4/I/a bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir.

m.4/I/b Bendine Göre Sigortalının Kendisine Ait veya Ortak Olduğu İşyerinde m.4/I/a Bendine Göre Çalışması Hâli

M.4/I/b bendi kapsamında sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı m.4/I/a bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri belirtilmiştir. Buna karşılık 1.10.2008 tarihinden önce sigortalı olanlar bakımından mevcut sigortalılık ilişkisi korunmuş ve bu durumdaki sigortalıların, m.4/I/a bendine göre olan sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar m.4/I/a bendine göre sigortalı olmalarına olanak tanınmıştır.

Zorunlu Sigortalılık ile İsteğe Bağlı Sigortalılığın Çakışması

İsteğe bağlı sigortalı olanların 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları hâlinde isteğe bağlı sigortalılık hâli sona erer (m.53/III). Ancak kısmi süreli çalışanlar, zorunlu sigortalılığın dışında kalan süreler için isteğe bağlı sigortalı olabilirler (m.51/III).

Yasal Düzenlemeye Uygun Olmayan Sigortalılık Hâli ve Türü İçin Prim Ödenmesi

sigortalının, sigortalı sayılması gerekenin dışında başka bir sigortalılık hâli için prim ödemesi hâlinde, ödenen primler m.53/I fıkrasına göre esas alınan sigortalılık hâli için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık hâlinde geçmiş kabul edilir (m.53/V).

Sigortalılık Sürelerinin Birleştirilmesi

5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan m.4/I/a,b ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanması taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği, hizmet sürelerinin eşit olması hâlinde ise son sigortalılık hâli esas alınır. Buna karşılık, malullük ve ölüm hâlleri ile yaş haddinden resen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık hâlinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hâline göre aylık bağlanır (m.53/VI).

5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce ilk defa sigortalı olup da farklı sosyal sigorta kanunlarına tabi olarak çalışanlara hangi kanuna göre aylık bağlanacağı ise mülga 2829 sayılı Kanun’daki hükümlere göre tespit edilir. 2829 sayılı Kanun’da, yaşlılık aylığı bağlanması taleplerinde tüm çalışma süresindeki en fazla tabi olunan sigortalılık süresi değil, fiilî olarak geçirilen son yedi yıldaki en fazla prim ödenen süre dikkate alınmaktadır.

Gelir ve Aylıkların Birleşmesi, Düzeltilmesi, Yükseltilmesi, Alt Sınırı ve Haczi

Gelir ve/veya Aylıkların Birleşmesi

Konu 54. maddede önce uzun vadeli sigorta kolları açısından (aylıkların birleşmesi), ardından kısa vadeli sigorta kolu açısından (gelirlerin birleşmesi) düzenlenmiş; daha sonra da hem uzun vadeli sigorta kolu hem de kısa vadeli sigorta kolundan gelir ve aylıkların birleşip birleşmeyeceği konusu açıklığa kavuşturulmuştur.

Uzun Vadeli Sigorta Kollarından Bağlanacak Aylıklarda

  • Hem malullük hem de yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı (m.54/I,a,1),
  • Malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı ile birlikte ölen eşinden dolayı da aylığa hak kazanan sigortalıya her iki aylığı (m.54/I,a,2),
  • Ana ve babasından ayrı ayrı aylığa hak kazanan çocuklara, yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın yarısı (m.54/I,a,3),
  • Birden fazla çocuğundan aylığa hak kazanan ana ve babaya en fazla ödemeye imkân veren ilk iki dosyadan yüksek olan aylığın tamamı, düşük olan aylığın yarısı (m.54/I,a,4),
  • Hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı (m.54/I,a,5),
  • Kanun’a göre vazife malullüğü aylığı almakta iken tekrar sigortalı olanlardan hem vazife malullüğüne hem de malullük aylığına hak kazananlara bu aylıklardan yüksek olanı, aylıkları eşitse yalnızca vazife malullüğü aylığı, bunlardan hem vazife malullüğü hem de yaşlılık aylığına hak kazananlara, bu aylıkların her ikisi (m.54/I,a,6),
  • Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda sonraki eşinden de aylığa hak kazananlara tercih ettiği aylığı bağlanır

Kısa Vadeli Sigorta Kolundan Bağlanacak Gelirlerde

  • Sürekli iş göremezlik geliriyle birlikte ölen eşinden dolayı da gelire hak kazanan eşe her iki geliri (m.54/I,b,1),
  • Ana ve babadan ayrı ayrı gelire hak kazananlara, yüksek olan gelirin tamamı, az olanın yarısı (m.54/I,b,2),
  • Birden fazla çocuğundan gelire hak kazanan ana ve babaya, en fazla ödemeye imkân veren ilk iki dosyadan yüksek olan gelirin tamamı, düşük olan gelirin yarısı (m.54/I,b,3),
  • Hem eşinden hem de ana ve/veya babasından ölüm gelirine hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak geliri (m.54/I,b,4),
  • Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda sonraki eşinden de gelire hak kazananlara tercih ettiği geliri bağlanır (m.54/I,b,5).

Kısa ve Uzun Vadeli Sigorta Kollarından Yapılacak Ödemelerin Birleşmesi

Malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları ve vazife malullüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse sigortalıya veya hak sahibine bu aylık veya gelirlerden yüksek olanın tamamı, az olanın yarısı, eşitliği hâlinde ise iş kazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirin tümü; malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır (m.54/I,c,I)

Gelir ve Aylıkların Düzeltilmesi, Yükseltilmesi, Alt Sınırı ve Ödenmesi

Düzeltilmesi

Gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veya başka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarının düzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi hâlinde gelir veya aylık tutarları, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre düzeltilir.

Artırılması

Gelir ve aylıklar, her yılın ocak ve temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılarak belirlenir.

Alt Sınırı

Sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutar, çalışma sürelerindeki her yıl için 82. maddeye göre tespit edilen prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep veya ölüm yılına ait ocak ayı itibarıyla 29. maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen ortalama aylık kazancın % 35’inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40’ından az olamaz. Hak sahibi kimselerin aylıkları, hak sahibi bir kişi ise bu fıkraya göre hesaplanan alt sınır aylığının % 80’inden, hak sahibi iki kişi ise % 90’ından az olamaz.

Ödenmesi, Durdurulması, Yoklama İşlemleri

Sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelir veya aylıklar, her ay peşin olarak ödenir. Gelir ve aylıkların ödeme dönemleri, ödeme tarihleri, ödeme şekli ve ödeme merkezleri Kurumca belirlenir.

Bağlanan gelir ve aylıklarını tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren aralıksız altı ay sonuna kadar tahsil etmeyenlerin gelir ve aylık bağlanma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacıyla söz konusu gelir ve aylıkların ödenmesi durdurulması kabul edilmiştir.

Gelir ve Aylıkların Haczi

Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Maddede haciz yasağının iki istisnası öngörülmüştür. İlki, Kurumun prim alacağı, diğeri ise nafaka alacağıdır. Bu alacaklar dışındaki başka bir alacak nedeniyle gelir veya aylıkların haczi mümkün değildir. Banka ve sigorta şirketlerinin kurmuş oldukları sandıklar tarafından ödenen aylıklar da aynı hükme tabidir.

Kurumun Avans Ödemesi

Kurum sosyal sigortalı ya da bunların hak sahipleri/bakmakla yükümlü oldukları kişilere hak ettikleri alacaklarını süresi içinde ödeyemeyecek olursa, bir başka deyişle ödemelerde gecikirse, avans verebilir.

Gelir ve Aylık Bağlanmayacak Hâller

Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu Kanun gereğince sürekli iş göremez hâle veya malul duruma getirdiği kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit olan kişilere gelir ve aylık ödenmez.

Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldığı bir mahkeme kararı ile sabit olanlara aylık bağlanmayacaktır.

Son olarak eşinden boşandığı hâlde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir.

Kurumun Denetleme ve Kontrol Yetkisi

Sosyal sigortalarda iki yönlü denetim söz konusudur. Bunlardan ilki, Kurumun faaliyet ve hesaplarının denetimine ilişkin olup “dış denetim” olarak adlandırılır. Öteki ise 5510 sayılı Kanun ve buna dayanılarak çıkarılan diğer mevzuat hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı yönündeki denetim olup bizzat Kurum tarafından yapılır ve “iç denetim” olarak kabul edilir.

Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu

Sosyal sigorta uygulamasında, sosyal riskler nedeniyle ortaya çıkan kimi sorunların çözümü ayrı bir uzmanlık gerektirir. Özellikle tıbbi konularda çıkacak uyuşmazlıkların çözümü önem taşır. İşte Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun oluşturulması bu amaca yöneliktir.

Kurul, sigortalılar hakkında vazife malullük derecesi iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik derecesi tespiti ile çalışma gücünün maluliyeti gerektirecek derecede kaybına ilişkin Kurumca verilen kararlardan itiraza konu olanları inceleyerek karara bağlar.

Kurul, bu Kanun’da yazılı görevlerle sınırlı olmak kaydıyla, mahkemelerden intikal eden ve bilirkişi sıfatıyla rapor düzenlenmesi talep edilen dava dosyaları hakkında, gerekli incelemeleri yaparak görüş bildirir. Mahkemeler, bahse konu dosyalar için belirlediği bilirkişi ücretini kurul üyelerine iletilmek üzere Kuruma gönderir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortasına İlişkin Ortak Hükümler

Zorunluluk İlkesi

Sosyal sigortaları özel sigortalardan ayıran en önemli fark, sigortalılığın zorunlu oluşudur. Zorunluluk ilkesi çerçevesinde işveren, sigortalı ve Kurum arasında emredici hükümlerle düzenlenmiş bir hukuksal ilişki ortaya çıkmaktadır.

Sigortalı olmak, kişi açısından yalnızca bir hak değil aynı zamanda bir yükümlülüktür. Başka bir ifadeyle sigortalı olup olmama konusunda kişinin iradesi rol oynamaz kişi istese de istemese de belirli koşulların varlığı hâlinde sigortalı olmak zorundadır.

Sigortalı olmak için olumlu ya da olumsuz herhangi bir irade açıklamasında bulunmak gerekli değildir. Bunun gibi sigortalı olmak için yargıç kararına veya Kurum işlemine de gerek yoktur. Kanun’un 4., 5. ve 7. maddelerinde belirtilen koşulları yerine getirenler, kendiliğinden sigortalı sayılırlar.

Kontrol Muayenesi Yaptırılması

Genel Sağlık Sigortası Bakımından

Kurum, yürütülen soruşturma kapsamıyla sınırlı olmak üzere, sağlık hizmeti alan genel sağlık sigortalısından veya bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetinin gerçekten alınıp alınmadığını ve sigortalının, isteğe bağlı sigortalının veya bunların hak sahiplerinin malullük, iş göremezlik raporlarında belirtilen rahatsızlıklarının mevcut olup olmadığını tespit amacıyla kontrol muayenesi ve tetkik yaptırılmasını talep edebilir.

Sosyal Sigorta Hakları Bakımından

Kontrol muayenesini bizzat sigortalı isteyebileceği gibi Kurum da isteyebilir. Kurumca yaptırılan kontrol muayenesinde veya sigortalının isteği üzerine ya da işe alıştırma sonunda yapılan muayenesinde yeniden tespit edilecek malullük durumuna göre, malullük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri, yeni malullük durumuna esas tutulan raporun tarihini takip eden ödeme dönemi başından başlanarak artırılır, azaltılır veya kesilir.

Kurumun yazılı bildiriminde belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başına kadar kabul edilebilir bir özrü olmadığı hâlde kontrol muayenesini yaptırmayan sigortalının malullük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri ile çalışma gücünün en az % 60’ını yitiren malul çocukların kendilerine bağlanmış olan gelir veya aylığı, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başından itibaren kesilir.

Kurumun yazılı bildiriminde belirtilen tarihten başlayarak üç ay içinde yaptıran ve malullük veya sürekli iş göremezlik hâlinin devam ettiği tespit edilen sigortalının veya aylık ya da gelir bağlanmış olan malul çocuğun kesilen aylık veya geliri, kesildiği tarihten başlanarak yeniden bağlanır.

Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildiriminde belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve malullük veya sürekli iş göremezlik hâlinin devam ettiği tespit edilen sigortalının malullük aylığı veya yeni sürekli iş göremezlik derecesine göre hesaplanacak geliri, gelir veya aylık bağlanan çalışamayacak durumda malul çocukların ise almakta oldukları gelir veya aylık, rapor tarihinden sonraki aybaşından başlanarak yeniden bağlanır.

Kurumun Sağlık Raporlarının Usul ve Esaslarının Belirleme Yetkisi

Yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade ederek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.

Yersiz Ödemelerin Geri Alınması

Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler, bu kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Yersiz ödeme Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Sosyal Sigortalarda Zaman Aşımı ve Hakkın Düşmesi

Kurum Alacaklarında Zaman Aşımı

Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zaman aşımına tâbidir. Ancak Kanun zaman aşımı süresinin başlangıcına ilişkin özel bir düzenleme yapılmıştır.

Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zaman aşımı on yıl olarak uygulanır.

Kurumca açılacak tazminat ve rücû davaları da on yıllık zaman aşımına tabidir. Zaman aşımı tarihi; rücû konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar.

Gelir, Aylık, İşgöremezlik Ödenekleri ile Masraf Ödemelerinde Zaman Aşımı ve Hakkın Düşmesi

Kanun’da aksine hüküm bulunmayan hâllerde iş kazası, meslek hastalığı vazife malullüğü ve ölüm hâllerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zaman aşımına uğrar. Ancak Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hak kaybına uğramazlar.

Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar ise hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin alacakları ise hakkı doğuran olayın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde istenmezse zaman aşımına uğrar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren ise beş yıl sonunda düşer.

Sosyal Sigorta Yükümlülükleri Nedeniyle Ücretlerde Kesinti Yapılamaması

5510 sayılı Kanun’a göre işveren, sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası için kendisine düşen yükümlülükler nedeniyle, sigortalıların ücretlerinden kesinti yapamaz.

5510 Sayılı Kanun’da Öngörülen Diğer Esaslar

Kanun’da özel sigortaya ilişkin hükümlerin sosyal sigorta ile ilişkisine de değinilmiş ve 5510 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde özel sigortalara ilişkin hükümlerin, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.

Sağlık hizmetlerinden yararlananların ödemekle yükümlü oldukları katılım payları, özel sigorta şirketleri tarafından teminat veya ödeme konusu yapılamaz.

Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri kapsamında yapılacak her türlü işlemler ve hesaplaşmaların, Kurum tarafından yürütüleceği ve ilgili sözleşmelerde irtibat kurumuna yapılan atıfların, Kuruma yapılmış sayılacağı da hüküm altına alınmıştır.

İdari Para Cezaları İle Diğer İdari ve Cezai Yaptırımlar

Kanun’da gerek işverenler gerek sağlık hizmet sunucuları için birçok cezai yaptırım öngörülmüştür. Hatta sistemin düzgün işleyebilmesi için işveren ve sağlık hizmet sunucuları dışında bazı kişiler için de cezai yaptırımlara yer verilmiştir.

İdari Para Cezaları

İdari Para Cezası Gerektiren Hâller

Sigortalının Kuruma Bildirilmemesi: m.4/I/a bendine göre sigortalı olanları Kanun’da belirtilen süre içinde Kuruma bildirmeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Ayrıca bildirimin, Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak yapılması da şarttır.

Öte yandan bildirgenin verilmediği; mahkeme kararından, yapılan denetim, kontrol veya incelemelerden ya da belirli bazı kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden anlaşılırsa bu durumda bu bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

İşverenin sigortalıyı Kuruma bildirmeden çalıştırdığı tespit edilir ve bu tespitten itibaren bir yıl içinde, aynı işyerinden, yine bildirge verilmediği yukarıda belirtilen durumlardan birinin sonucunda anlaşılırsa bildirgeyi vermekle yükümlü olanlar hakkında bu defa her bir sigortalı için asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Yükümlü olmalarına rağmen m.4/I/b bendine göre sigortalı olanları süresinde Kuruma bildirmeyen kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilere de aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.

Bildirgenin yasal süresi geçtikten sonra ilgililerce kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların yapılacak tebligat tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi hâlinde ise bu cezalar dörtte bir oranına karşılık gelen tutar üzerinden uygulanır.

Sigortalılık Niteliğinin Sona Erdiğinin Bildirilmemesi: Sigortalı olup da sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama veya sona ermesine ilişkin bildirimi, süresi içinde ve usule uygun olarak yapmayan hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunulan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilmesi gereken ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır.

İşyeri Bildirgesinin Verilmemesi: İşyeri bildirgesini, Kanun’daki usule ve süreye uygun olarak Kuruma vermeyenler hakkında, kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üç katı, diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı, defter tutmakla yükümlü olmayanlar için ise aylık asgari ücret tutarında idari para cezası verilir.

Ancak mahkeme kararına, yapılan denetim, kontrol veya incelemelere ya da belirli bazı kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelere istinaden düzenlenenler hariç olmak üzere bildirgenin veya belgenin yasal süresi geçtikten sonra işverence kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve söz konusu cezaların işverence yapılacak tebligat tarihini takip eden günden itibaren 15 gün içinde ödenmesi hâlinde bu cezalar dörtte bir oranına karşılık gelen tutar üzerinden uygulanır.

Kanun’da şirket kuruluşu aşamasında, ticaret siciline yapılan bildirimleri 10 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine göndermeyen ticaret sicili memurluğu hakkında 102. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.

Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Verilmemesi: Kanun’a göre aylık prim ve hizmet belgesini belgeleri, süresi içinde Kurumca belirlenen şekilde ve usulde vermeyenlere her bir fiil için

  • Belgenin asıl olması hâlinde aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin beşte biri tutarında
  • Belgenin ek olması hâlinde aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin sekizde biri tutarında (m.102/I,c,2); ek belgenin 86. maddenin beşinci fıkrasına istinaden Kurumca resen düzenlenmesi durumunda, aylık asgari ücretin iki katını geçmemek kaydıyla her bir ek belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına, aylık asgari ücretin yarısı tutarında
  • Belgenin mahkeme kararı, Kurumca veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde ya da bazı kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden, hizmetleri veya kazançları Kuruma bildirilmediği veya eksik bildirildiği anlaşılan sigortalılarla ilgili olması hâlinde belgenin asıl veya ek nitelikte olup olmadığı, işverence düzenlenip düzenlenmediği dikkate alınmaksızın aylık asgari ücretin iki katı tutarında (m.102/I,c,4), idari para cezası uygulanır.

Defter ve Belgelerin Kuruma İbraz Edilmemesi: Kanun’a göre Kurumca yapılan yazılı ihtara rağmen işyeri, defter, kayıt ve belgelerini ibraz etme yükümlülüğünü zorunlu (mücbir) neden olmaksızın on beş gün içinde tam olarak yerine getirmeyenler hakkında; bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü iseler aylık asgari ücretin on iki katı, diğer defterleri tutmakla yükümlü iseler aylık asgari ücretin altı katı defter tutmakla yükümlü değil iseler aylık asgari ücretin üç katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Kurumun İstemesine Rağmen Bilgi ve Belge Vermeme: Kurum tarafından, Kanun’un 100. maddesi kapsamında istenen bilgi ve belgeleri belirlenen süre içinde mücbir sebep olmaksızın vermeyen kamu idareleri, bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler hakkında aylık asgari ücretin beş katı tutarında, geç verilmesi hâlinde ise aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Bakmakla Yükümlü Olunan Kişinin Tescilin Yapılmaması: Kanun’a göre 100. maddenin altıncı fıkrasına göre genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır.

İdari Para Cezalarına İtiraz

İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur.

Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde idari para cezası kesinleşir.

İdari para cezalarının, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde peşin ödenmesi hâlinde bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak Kurumca veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi hâlinde daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 89. maddenin ikinci fıkrası hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.

İdari Para Cezalarında Zaman Aşımı

İdari para cezaları on yıllık zaman aşımı süresine tabidir.

İdari Yaptırımlar ve Fesih

Kurumca yapılan inceleme neticesinde;

  • Sağlık hizmeti sunulmadığı hâlde sağlık hizmetini fatura ettiği,
  • Faturayı veya faturaya dayanak oluşturan belgeleri, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği,
  • 64’üncü madde gereğince kapsam dışı tutulan sağlık hizmetlerini, kapsam içinde olan sağlık hizmetleri gibi gösterdiği,
  • Sağlık hizmetlerine hak kazanmayan kişilere, sağlık hizmeti sunarak Kuruma fatura ettiği,
  • 73’üncü madde gereğince belirlenen tavanın üzerinde ilave ücret aldığı tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümlere göre takip yapılır. Bu fiiller nedeniyle Kurumun yersiz ödediği tutar 96. maddeye göre geri alınır.

5510 Sayılı Kanun’dan Doğan Davalarda Görev ve Yetki

5510 sayılı Kanun’a göre Kanun’da aksine hüküm bulunmaması koşuluyla bu Kanun’un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.

Yargıtay’a göre Kurum aleyhine açılacak davalar, Kurumun merkezi olan Ankara’da veya işlemi yapan şubenin bulunduğu yerde açılmalıdır. Buna karşılık, Kurumun sigortalı işçinin halefi olarak işveren aleyhine dava açması durumunda, yetkili Mahkeme, İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi çerçevesinde belirlenecektir.