Ünite 8: Örgütle ve Toplumla Uygulamada Etik

Örgütle Sosyal Hizmet Uygulamasında Etik

Sosyal hizmet ancak örgütsel bir çatının altında işlev görebilen bir meslektir ve sosyal hizmet uzmanlarının görevleri örgütün doğasına ve özelliklerine göre şekillenmektedir. Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki bilgi ve beceri repertuarları çalıştıkları örgütün niteliğine göre bir birinden farklılaşabilir. Örgütlerin temel amaçları sosyal hizmet uzmanlarının bilgi ve beceri repertuarını sürekli yeniden şekillendirmektir. Hem örgütün yapısı hem de örgütteki sosyal hizmet uzmanının mesleki sorumlulukları o örgütteki etik çerçeveyi çizer.

Örgütler şüphesiz insan mamulüdür, fakat kesin kurallarla işleyen mekanik yapılara dönüştürülmüş araçlardır. Danışan bir örgüt olduğunda, mevcut etik kuralların, örneğin danışan ile fiziksel temas veya duygusal ve cinsel ilişki gibi somut etik kuralların örgüt bağlamında yorumlanması gerekir. Çünkü hizmet alan bir kişi olduğunda fiziksel temas kültürel hassasiyetle sınırlanmıştır. İnsanla ilişki için bu açık ve anlaşılırdır. Fakat hizmet alan bir örgüt olduğunda durum faklı olabilmektedir. Şu halde örgütle sosyal hizmet bağlamında etik kuralları açık ve net biçimde yorumlamaya ihtiyaç bulunuyor.

Profesyonellerle ilişkimizi altı temel etik kural biçimlendirmektedir.

  • Saygı,
  • Gizlilik,
  • İş Birliği,
  • Duygusal ve Cinsel Sınırlar,
  • Etik Çerçeveyi Koruyucu Girişimler,
  • Meslektaşları Savunma

Saygı : Saygı bir yetişkin insanın sahip olması gereken temel davranış örüntüleri arasındadır. Zor durumdaki insanlarla zor koşullar altında çalışan bir mesleğin mensupları olduğumuz için zarar verici duygularla karşılaşma olasılığımız herhangi bir kişiden çok daha yüksektir. Bunun farkında olarak yalnızca danışanlarımızla değil aynı zamanda birlikte çalıştığımız meslek elemanlarıyla da bu farkındalığı yüksek iletişim biçimini sürdürmemiz gerektiğini akılda tutuyoruz.

Gizlilik: Yalnızca danışanlarımız tarafından değil, meslektaşlarımız tarafından da bize aktarılan gizlilik özelliği taşıyan bilgileri saklamak zorunda olduğumuza şüphe yoktur. Bununla birlikte meslektaşımızın sahip olduğu bilgiyi bir başka meslektaşıyla paylaşmasının sınırını da yine danışan belirlemektedir. Hangi bilgi ne ölçüde kiminle paylaşılabilir? Bu soruların yanıtını ancak danışan verir. Danışanlarımız hakkında meslektaşlarımız veya ilgili diğer meslek uzmanları tarafından görülmesi gereken bilgi notlarında, gizliliğe ilişkin uyarılar koymak çok önemlidir.

İş Birliği: Mesleğimizin etik kuralları birlikte çalıştığınız profesyonellerle nasıl bir iş birliği yapacağımıza rehberlik etmektedir. Bu rehberlik örgütsel ortamda yaşanabilecek çatışma durumlarına nasıl yanıtlar vermemiz gerektiğini de bize göstermektedir. Birlikte çalıştığımız mesleklerin uzmanlarının etik kuralları ile kendi mesleğimizin etik kuralları arasında somut, elle tutulur olmasa da yorum farkları oluşabilir. Uzlaştırıcı bir müzakere ortamında, etik konulara ilişkin bu görüş farklılıklarını açıkça tartışabilecek bir zemine ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

Duygusal ve Cinsel Sınırlar: Bir uzman veya hizmet alan arasında güç farklılığının hizmet alanın aleyhine kullanılmaması için herhangi bir duygusal veya cinsel ilişki yasaklanmıştır. Böyle bir ilişkinin varlığı düşünüldüğünde, akla iki tip sömürü biçimi gelebilir. İlişkide güçlü konumunda olan uzman kişi bu gücünü diğer kişiyi duygusal veya cinsel olarak taciz ederek istismar edebilir. İkinci olarak, daha az güçlü konumda olan kişi de, güçlü olanın sahip olduğu olanaklardan daha fazla yararlanmak için (örneğin daha yüksek gelir gibi) ona duygusal veya cinsel olarak yakınlaşma çabasına girebilir ve burada birincisinde olduğu gibi bir güç istismarı söz konusudur.

Aralarında güç ve yetki ilişkisi olan kişilerin birbirlerine karşı bu resmî ilişkiye zarar verebilecek başka tipte etkileşimlerden özellikle uzak durmaları gereklidir.

Etik Çerçeveyi Koruyucu Girişimler: Sosyal hizmet uzmanları meslektaşları mesleki yükümlülüklerini yerine getirmediğinde veya profesyonel davranışları mesleki etik kurallarını çeşitli yönlerden ihlal ettiğinde müdahale etme sorumluluğu taşırlar.

Örneğin bir meslektaşın alkol veya madde kullanması ve bunun etkisi altındayken mesleğini icra etmeye çalışması, ruhsal bir hastalığının gelişmesi veya baş etmekte çok güçlük çektiği yoğun bir psikososyal stres altında bulunması gibi durumlarda yetkili birimlere bildirimde bulunma yükümlülüğümüz vardır. Öncesinde elbette meslektaşımız ile konuşmalıyız. Bunu da doğrudan yüz yüze iletişim kurarak yapmalıyız. Hiç şüphesiz bu tip problemler çalışma performansını somut olarak etkilemiyorsa meslektaşımızla konuşmalı ve ona yardım kanallarına ulaşması için destek olmalıyız. Fakat bir yaptırım uygulatmamız söz konusu değildir.

Meslektaşları Savunma: Bir sosyal hizmet uzmanının etik olmayan bir uygulama yaptığına ilişkin suçlamaya maruz kalması mutlak suretle böyle bir problemin ortaya çıktığını göstermez. Bu tip suçlamaların önemli bir kısmında, dikkatli incelendiğinde, bir etik sorun olmadığı tespit edilebilmektedir. Dolayısıyla meslektaşlarımızı her an etik dışı bir eylemde bulunacakmış gibi hassasiyetle izlediğimiz kadar, onlara etik çerçeveye saygı duydukları ve özen gösterdiklerine ilişkin kabulümüz ile olumlu yaklaşmalı ve destek olmalıyız.

Örgütün idari yetkilerine sahip olan yönetici konumundaki kişilerin etik yükümlülükleri uygulayıcılardan her zaman daha fazladır. İdareciler çalışanların yapacakları işin içeriğini belirleme ve onların performansını izlemeyetkisine sahiptirler. Yetkilerini adil biçimde kullanmak zorundadırlar. İdarecilerin etik sorumlulukları;

  • Yetkinlik,
  • Sınırlar,
  • Eğitim-öğretim

olmak üzere üç başlık altında değerlendirilebilir.

Yetkinlik: Sosyal hizmet uzmanları ancak yeterli ölçüde bilgili oldukları ve yetkinliklerini kanıtladıkları alanlarda süpervizyon vermelidir. Örneğin, aile danışma merkezinde yönetsel konumda çalışacak olan bir sosyal hizmet uzmanı, aile hukukunu, ailenin işlevselliğini etkileyen psikososyal bileşenleri ve girişimleri içeren kuramsal yaklaşımları ve kültüre duyarlı olarak aile kurumunun güncel sorunlarını bilmek zorundadır.

Sınırlar: Sosyal hizmetlerde idari, eğitsel veya mesleki yönlerden yönetsel sorumluluk yürüten profesyoneller astlarıyla, net, uygun ve kültüre duyarlı sınırlar oluşturmalıdırlar. Bir sosyal hizmet eğitim kurumunda öğrencilerimize eğitsel danışmanlık ve ders verebiliriz. Fakat aynı zamanda onlara terapistlik yapabilir miyiz? Hayır.

Görece büyük kuruluşlarda ast-üst ilişkileri arasındaki hiyerarşi küçük kuruluşlara oranla daha fazladır. Hiç şüphesiz bu durum yönetim kademelerinin sayısal çokluğu ile ilişkilidir. Yöneticilerin kişilik özellikleri de hassas ilişkilerinin etik çerçevesini etkiler. Örneğin bazı yöneticiler, meslektaş, arkadaş gibi bir ortaklık paydası üzerinden daha yakın ve içten iletişim sürdürme eğilimi gösterebilir.

Sosyal hizmetin güçlendirmeye ilişkin vurgusu, bizi çalıştığımız insanlarla daha eşitlikçi ve içten ilişkiler kurmaya motive ediyor. Bununla birlikte sınırların muğlaklığı her zaman profesyonel davranışın etik ihlali riskine yakın olmasına sebep olabilir. Dolayısıyla, kendiliğindenliğimiz, özgünlüğümüz ve karşımızdaki kişiyi değerli hissettiren içtenliğimizle değerlendiren ve yön veren yasal yetkilerimiz arasında makul bir denge kurmak için sağduyumuza başvurmamız gerekir. Prensip olarak yönetici konumundaki kişilerin astları ile ikili ilişkiler kurmaması beklenir. Fakat pratikte kabul edilebilir düzeylerde çeşitli ikili ilişkilere rastlanabilmektedir.

Eğitim-Öğretim: İdarecilerin ve eğitsel yöneticilerin sorumlu olduğu bir konu çalışanların yeterli düzeyde eğitim almasının sağlanmasıdır. Süreklilik gösteren hizmet içi eğitim programları örgütün güncel gelişmelere tüm çalışanlarıyla birlikte adapte olmasını sağlayacak biçimde yapılandırılmış olmalıdır. Bu güncel bilgiler, yapılan işlerin etik uygunluğunun daha iyi biçimde gözden geçirilmesini mümkün kılacaktır. Yöneticinin vereceği geri bildirimi sözcükleri çok doğru seçerek ve adil biçimde yapmaya özen göstermesi çok önemlidir. Bunun için değerlendirme ölçütlerinin somut olması önemlidir.

Diğerlerinde olduğu gibi öğrenci eğitimci ilişkisi de hem mesleğimizin etik kuralları hem de çalışılan yükseköğretim mevzuatıyla şekillenir. Öğrenci çeşitliliğinin eğitimci tarafından fark edilmesi ilişkinin etik bir çerçeveye yerleşmesinin ön koşuludur. Öğrencinin konumuna göre akademik beklentileri şekillendirmek, sosyal hizmet uygulamasında olduğu gibi eğitiminde de müdahalenin sosyal bağlam içinde gerçekleşmesini mümkün kılacaktır.

Sosyal hizmet eğitiminde, etik ihlallerin ya da ikilemlerin sıklığını, içeriğini raporlayan veya tartışan çalışmalardan ziyade sorunlarla karşılaşmayı önlemek için gerekli olan ilkeler üzerinde tartışma yapan yazılar yer almaktadır.

Eğitimci – öğrenci ilişkisinin ikili ilişkiler nedeniyle zarar göreceğini düşünen kimi eğitimciler kesin sınırlar belirleme ve öğrenciyle hocalık rolünün dışında herhangi bir bağlantı kurmaktan kaçınarak adeta “mekanik” bir ilişki kurma eğilimi gösterebilmektedir. İkili ilişkilere ilişkin kaygılar yüzünden sosyal hizmet mesleğinin temel varsayımları olan, hizmet alan bireyin bulunduğu yerden başlama, onun özgünlüğünü ve biricikliğini fark etme ve bunu ona yansıtma vb. vazgeçilmez davranışlar öğrenciye sergilenememektedir.

Öğrenciye gösterilen ne çok hoşgörülü ne de çok yargılayıcı tutumun her ikisi de etik değildir. Öğrencinin başarısızlığını görmeme öğrenciyi zorlamak kadar etik bir ihlaldir. Her iki durumda da öğrencinin kendisi için yeni olan karmaşık bilişsel, duyuşsal ve davranışsal öğrenme süreçlerine açıkça ket vurulmaktadır. Hem öğrencilerin hem de eğitimcilerin kişilik ve eğitim tarzına ilişkin farklılıklar göz önüne alındığında öğrencilere dersleri kadar eğitimcilerini de seçme şansı verilmesi uyumlu bir öğrenme sürecine katkı verebilir.

Örgüt yönetimi ile ilişki bağlamında düşündüğümüzde profesyonellerin hakları ve sorumlulukları bir demir paranın iki yüzü gibi, birbirine bağlı ve dengeli olarak işlemektedir. Örgüt yönetimi ile ilişkiler başlığı altında dört etik konudan bahsetmek mümkündür.

Örgütsel Bağlılık: Temelde sosyal hizmet uzmanlarından çalıştıkları örgütün kurallarına ve kültürüne uyum içinde hareket etmeleri beklenir. Bununla birlikte çalışılan örgütün politika ve prosedürlerinin geliştirilmesine dönük çalışmalar yapılmalıdır.

Danışan Kayıtları: Sosyal hizmet uzmanlarından zamanında hazırlanmış, yeterli içerikte, danışanın durumunu net biçimde yansıtan ve sunulan hizmetleri anlaşılır biçimde betimleyen danışan kayıtları tutmaları beklenmektedir. Ayrıca bu kayıtların güvenli ve etkili biçimde saklanması gereklidir. İstenildiğinde kayıtlara kolaylıkla erişilebilmelidir. İyi tutulmuş danışan kayıtları kaliteli hizmet sunulduğunun göstergesi olarak görülür. Hizmetin etik hassasiyetleri ve idari yükümlülükler nedeniyle danışan kayıtları düzenli tutulmalıdır.

İdari Konular: Sosyal hizmet uzmanları örgütlerde idareci olarak çalıştıklarında, sözleşmeli personel istihdamı, satın alma, kaynakların yönetimi, personel görevlendirme işleri, bürokratik hiyerarşinin ilkelerine göre yazışmaları yürütme gibi birtakım sorumluluklar üstlenirler. Çalıştıkları kuruluşun maddi ve beşerî tüm kaynaklarını doğru biçimde yönetebilmek öncelikli etik sorumluluklarıdır. Sosyal hizmet etik kuralları asgari normları ortaya koyar. Bu normların üstüne çıkılabilir. Hiç şüphesiz bu yetki sosyal hizmet örgütlerinin elindedir. Etik standartlar artırılabilir ama azaltılamaz. O nedenle etik kurallar belgesi asgari olanı bize gösterir. Yönetsel sorumluluk yürüten meslektaşlarımızın etik kurallara aykırı düşen durumları önlemek veya ortadan kaldırmak için hızlı ve etkili yanıtlar vermesi öncelikli sorumlulukları arasında yer alır.

Örgütün çalışma çevresinde etik sorunlarla baş etmek için şunlar yapılabilir: konu ile doğrudan ilgili kişilerle yine doğrudan ve bire bir konuşarak ihlaller önlenebilir. Örgütte değişimi mümkün kılacak üst yönetim kademesiyle prosedürlere ilişkin çalışma yaparak etik ihlal olasılığı asgari düzeye indirilebilir. Şüphesiz anlaşmazlıklar ve olası örgütsel çatışmalar önceden planlanmış sistemik müzakere yöntemleriyle ele alınarak uzlaşma sağlanabilir.

Mesleğimizin etik kuralları, sendika oluşumları içerisinde yer almamızı zorunlu koşmaz, böyle bir tavsiyede bulunmaz ama yer almanın etik açıdan uygun olduğunu da belirtir. Çalışan örgütlenmeleri içinde hem danışanlara sunulan hizmetlerin hem de kendi mesleki ve çalışma koşullarıyla ilgili haklarımızın geliştirilmesi için mücadele edebileceğimizi belirtir. Çalıştığınız sosyal hizmet örgütlenmesi ile çeşitli açılardan anlaşmazlık yaşayabilirsiniz. Etik kurallar bu anlaşmazlıkların nasıl çözüleceğini doğrudan anlatan bir rehber değildir, olması da beklenmez. Fakat bu anlaşmazlıkların çözümü için uygun tedbirlerin alınması gerektiğinin ve özellikle sendikal haklara başvurarak işi durdurma veya yavaşlatma gibi eylemlerde hizmet alanların zarar görmemesi gerektiğinin altı çizilir.

Toplumla Sosyal Hizmet Uygulamasında Etik

Sosyal hizmet mesleğini çocuk gelişiminden, psikolojiden, psikiyatriden vb. mesleklerden ayıran en önemli özelliği sosyal adaleti sağlamaya, korumaya ve geliştirmeye dönük uygulamalar içermesidir.

Meslekî etik kurallarının toplumsal bağlamı, etik kurallar belgesinin son bölümünde açıkça; sosyal refah, halk katılımı, kriz durumlarında çalışma ve sosyal aksiyon başlıkları altında olmak üzere dört kategoride verilmektedir.

Sosyal Refah: Sosyal hizmet uzmanı; bölgesel düzeyden başlayıp daha küresel düzeye doğru olmak üzere toplumun genel refah düzeyini artırmalı; bireylerin, toplumun ve çevrenin gelişimini sağlamalıdır. Sosyal hizmet uzmanları temel insan haklarının karşılanması için gerekli yaşam koşullarının sağlanması konusunda savunuculuk yapmalı; sosyal adaletin gerçekleştirilmesini destekleyen sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel değerler ve kurumların geliştirilmesine katkı vermelidir. Bunun için ekolojik sistem yaklaşımını kullanmak ve örgütsel misyonla bütünleştirmek zorunludur.

Sosyal Hizmetlere Halk Katılımı: Toplumun geniş kesimlerini etkileyen sarsıcı insani kusur, teknoloji veya doğal kaynaklı kriz durumlarında (terör olayları ve afetler gibi) sosyal hizmet uzmanlarından aktif roller üstlenmesi beklenir. Kriz, topluluk psikolojisinde, iki temel kriz türünden birisi. Aile üyelerinden birisinin ölümü, hastalık, kaza, ameliyat, işini kaybetme veya değiştirme, ailevi geçimsizlik gibi stresli ve bir anlamda önceden tahmin edilemeyen bir yaşam deneyimiyle ortaya çıkan akut bir davranış veya duygu düzensizliğidir. Etik kurallar belgesi meslek mensuplarının toplumu sarsan olaylar karşısında hızla meslek bilgisini kullanarak çalışmalar yürütmesini beklemektedir.

İster bireysel duygusal krizler, isterse toplumsal, politik ve ekonomik krizler yaşanıyor olsun, krizlerin tümünde ortak olan girişim, dışarıdan profesyonel bir yardım yoluyla kriz mağduruna, doğru adımları atma ve sağlıklı karar verme kapasitesini yeniden kazandırma olarak bilinir. Kriz müdahalesinde rol alan profesyoneller hizmet alan sisteminin güvenini ve özerkliğini özellikle korumaya çalışmalıdır. Krizin çözümlenmesi sürecine, kimlerin katılabileceği kimlerin katılamayacağı konusunda danışanların görüşleri mutlaka alınmalıdır.

Sosyal Aksiyon: Etik kurallarımızda sosyal refahın sağlanması yükümlülüğünü karşılayabilmek için yapılacaklar –etik belgemizde, sosyal ve siyasal aksiyon başlığı altında– mesleki sorumluluklar olarak ayrıntılı biçimde listelenmiştir:

  • İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları ve tam olarak gelişmeleri için kaynaklara, istihdam olanaklarına, hizmetlere ve fırsatlara eşit biçimde ulaşmalarını sağlamak amacıyla sosyal ve siyasal aksiyonlara katılma.
  • Temel insan ihtiyaçlarının karşılanması ve sosyal adaletin gerçekleştirilmesi amacıyla politikalarda ve yasal düzenlemelerde değişiklik yaratmak üzere savunuculuk yapma.
  • İncinebilir, dezavantajlı, baskı altında olan ve istismar edilen insanlara ve gruplara özel ilgi göstermekle birlikte, insanların tümü için seçenekler sunma ve fırsatlar yaratmak amacıyla hareket etme.
  • Türkiye’de ve dünyada kültürel ve sosyal farklılıklara saygıyı oluşturacak koşulları ve desteği sağlama.
  • Irk, etnik ve ulusal köken, renk, cinsiyet, yaş, cinsel yönelim, medeni durum, siyasal görüş, dinsel inanç farkı, ruhsal ya da bedensel engeli nedeniyle insanlara, gruplara ya da belirli bir sınıfa yönelik ayrımcılığa karşı çıkma, bunlara yönelik baskıları önleme ve ortadan kaldırma.

Sosyal hizmet uzmanlarının etik sorumluluklarının öncelikli muhatabı öncelikle danışanlardır. Danışanlarımıza ek olarak meslektaşlarımız, yöneticilerimiz, öğrencilerimiz, çalıştığımız örgütler ve içinde yer aldığımız toplum da etik sorumluluklarımız kapsamında yer almaktadır. Hekimlik, hemşirelik, mühendislik gibi güncel gelişmelerin ve buluşların sık yaşandığı meslek alanlarında olduğu gibi sosyal hizmet alanında da taze bilgiler ve becerilerle çalışmak sosyal hizmet uzmanlarının etik yükümlülüğüdür. Bunun için yalnızca eğitim almak yetmez. Sosyal hizmet uzmanları, geleneksel sosyal hizmet eğitiminde bir yöntem olarak adlandırılmış olan ‘araştırmaya’ değer ve uygulamalarında sistematik bir yer vermelidir. Danışanlarımıza hizmet sunarken mesleki uygulama standartlarımızı sürekli yüksek tutmakla yükümlüyüz.

Sosyal hizmetin kendisine has önemli özelliklerinden bir tanesi de, her yönüyle eleştirel bilinçle yürütülen bir yapıya sahip olmasıdır. Mesleğimize ve kendimize ilişkin etik yükümlülüklerimiz aynı zamanda sahip olduğumuz yeni ve yararlı bilgileri meslektaşlarımızla paylaşmamız gerektiğini de bize hatırlatmaktadır. Sosyal hizmet mesleğinin bilimsel bilgisi hiç şüphesiz uygulama deneyimlerinden doğar ve şekillenir. Dolayısıyla edindiğimiz yeni bilgi ve becerileri mesleğe kazandırmak için öncelikle meslektaşlarımızla paylaşmalıyız. Böylece kullanım alanını yaygınlaştırırız.

Daha önce üzerinde durduğumuz gibi sosyal hizmet uzmanlarından beklenen, yalnızca mesleki yetkinliğine sahip oldukları alanlarda ve konularda çalışmalarıdır. Örneğin bir psikiyatrik tedavi kuruluşunda çalışırken hasta ve yakınlarına yönelik psikososyal girişimleri uygulayıcı düzeyinde bilmeden klinik çalışmalar içerisinde yer almak danışan sistemine zarar verme olasılığı nedeniyle kabul edilemez.

Sosyal hizmet alanında lisansüstü eğitimlerin yanı sıra, sürekli eğitim programları içerisinde aktif olarak bulunmak, çeşitli yaklaşımlara ilişkin sertifika programları takip etmek mesleki yetkinliği korumanın yolları arasındadır. Ayrıca güncel sosyal hizmet hakemli dergilerindeki akademik yayınları da bunun için düzenli olarak takip etmeliyiz. Akademik yayın okumanın yalnızca akademisyenin veya öğrencinin sorumluluğu olmadığı, aynı zamanda saha çalışanı sosyal hizmet uzmanı için gerekli olduğu akılda tutulmalıdır.

Türkiye’de en önemli hakemli meslek dergisi ‘Toplum ve Sosyal Hizmet’tir. Bu dergide sosyal hizmet alanındaki hem teorik hem araştırmaya dayalı gelişmeler ulusal, bölgesel ve yerel bilgi ile desteklenerek sosyal hizmet akademisyenleri ve uygulayıcıları ile paylaşılmaktadır.

Mesleğimizin etik kuralları, sosyal hizmet uzmanlarının, ırk, etnisite, ulusal kimlik, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, medeni durum, siyasi inanç, dil, bedensel ya da zihinsel engel nedeniyle ayrımcılık yapmasını, bunu kolaylaştırmasını, ayrımcılığa göz yummasını net biçimde yasaklamıştır. Uygulamada, hangi durumların mümkün olamayacağından, ilke ayrımcılığın kaynağı olabileceğini bütünüyle kestirmek mümkün olmayacağından ilkesel olarak çoğunluk değerleri ve özellikleriyle farklılaşan her değerin ve kişisel özelliğin potansiyel olarak bir ayrımcılık sorunu doğurabileceğini önceden kestirmek önemlidir.

Etik kurallarımız açıkça şunu ifade etmektedir: Sosyal hizmet uzmanları dürüst olmayan hileli işlere katılmamalı; göz yummamalı; bu durumlarda ilişkilendirilmemeye özen göstermelidir.

Sosyal hizmet uzmanları kişisel sorunları nedeniyle zorlanabildikleri gibi yaptıkları işin doğası nedeniyle de çeşitli zorlanmalara maruz kalabilmektedirler. Bu nedenle profesyonellerin, tükenmişlik veya dolaylı travmatizasyon gibi önemli sorunlara karşı dikkatli olmaları da gerekir. Tükenmişlik, “yardım edici mesleklerdeki insanların çalışma koşullarının bir sonucu olarak idealizm, enerji ve deneyimlerindeki amaçlarının azalması süreci” olarak tanımlanmaktadır. Düşük, verimsiz iş tutumları, işe devamsızlık, yabancılaşma ve ilgi yetersizlikleri tükenmişlik belirtileri olarak görülür. Kızgınlık, tembellik ve iş yapamama, işle ilgili koşullarda oluşan tükenmişlikten çok çalışanın kusur ve yetersizliğini gösterebilir. Çalışana baskı yaşatan iş çevresinden bağımsız olarak, kişisel, ailevi ve sosyal koşullar da tükenmişliğe neden olabilir. Bunlar, dolaylı yoldan iş başarısını fazlasıyla etkileyebilir.

Empatik bağlantı kurulan danışanla doğrudan çalışmanın yanı sıra başka bazı durumlar travmaya neden olabilir. Dolaylı travmatizasyon, profesyonelin travmatik olaylarına maruz kalmış kişilerle çalışması sonucunda kendisine ve dünyaya ilişkin bakışında zamanla oluşan köklü değişimlerdir. Sosyal hizmet mesleğine giren kişiler genelde başkalarına yardım etmekten hem memnuniyet duyarlar hem de sosyal adalete katkı yapma ümidiyle motive olurlar. Hiç şüphesiz bu faktörler kişileri tükenmişlik ya da dolaylı travmatizasyon gibi sorunlara karşı koruyacaktır. Çünkü ne kadar güçlük yaşarlarsa yaşasınlar yaptıkları işin anlamının farkında olarak hareket edeceklerdir.

Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki çalışmalarını yürütürken sorumlulukları ve yükümlülükleri konusunda hesap verebilir ve kamusal değerlendirme ve denetime, üst birimleri tarafından yürütülecek incelemelere her zaman açık ve hazır olmaları beklenir.