Ünite 6: Milli Gelir Düzeyinin Belirlenmesi

Giriş

Bir ülke ekonomisinin gelir düzeyi, o ülkenin refah düzeyinin belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Bu ünitede, milli gelirin nasıl belirlendiği açıklanmıştır. Bunu açıklarken de Klasik modele alternatif olan Keynesyen model dikkate alınmıştır.

Denge milli gelir düzeyinin oluşumu şöyle ele alınmıştır:

  • Birinci aşamada devletin olmadığı dışa kapalı (diğer ülkeler ile ekonomik ilişkilerin olmadığı) bir ekonomide;
  • İkinci aşamada bir adım daha ileriye giderek, ekonomiye devleti dâhil edip ve devletin olduğu bir ekonomide denge gelir düzeyinin belirlenmesi,
  • Son aşamada ise dışa açık bir ülke ekonomisinde, diğer ülkeler ile mal ve hizmetler üzerine olan ticareti modele dâhil edilerek milli gelir düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Devletin Olmadığı Dışa Kapalı Bir Ekonomide Denge Gelir Düzeyinin Belirlenmesi

Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide karşımıza iki tür harcama bileşeni çıkmaktadır. Bunlar,

  • Tüketim ve
  • Yatırım harcamalarıdır.

Bunların yanında denge gelir düzeyinin elde edilişine alternatif yöntem olarak yatırım-tasarruf eşitliği yoluyla gösterilmektedir. Burada tüm tasarrufların hane halkları tarafından yapıldığını ve tüm yatırımların da firmalar tarafından yapıldığını varsayılmaktadır.

Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide gelir özdeşliğini şu şekillerde yazılır:

Y ? C + I

Y ? C + S

(Y=Harcamalar Bakımından Milli Gelir C= Tüketim I= Yatırım S= Tasarruf)

Tüketim harcamaları , hane halklarının mal ve hizmetler üzerine yaptıkları harcamalardır. Tüketim harcamaları, harcanabilir gelirin (YD) bir fonksiyonudur. Yani, harcanabilir gelirdeki artışlar, tüketim harcamalarının da artmasına yol açar. Dolayısıyla harcanabilir gelir ile tüketim harcamaları arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Diğer koşullar sabitken, tüketim ile harcanabilir gelir arasındaki ilişki tüketim fonksiyonu tarafından belirlenir. Tüketim fonksiyonu, farklı harcanabilir gelir düzeylerinde hanehalklarının ne kadar harcama yapmak istediklerini gösterir. Tüketim fonksiyonunu aşağıdaki gibi yazabiliriz:

C = C o + cYD

Burada tüketim harcamaları (C), otonom tüketim harcamalarından (C0) ve uyarılmış tüketim harcamalarından (cYD) oluşur. Otonom tüketim harcamaları (C0), gelir düzeyi sıfırken yapılan tüketim harcamalarını ifade eder.

Devletin olmadığı bir ekonomide harcanabilir gelir (YD), toplam gelire yani GSMH’ye (Y) eşittir.

C = C o + cY olur.

Ortalama tüketim eğilimi (APC), her bir yıl için bir ekonomideki tüketim harcamalarının harcanabilir gelire oranıdır ve harcanabilir gelirin ne kadarının tüketim harcamalarına ayrıldığını göstermektedir.

Marjinal tüketim eğilimi (MPC veya c), hanehalklarının elde ettiği ilave gelirin tüketim harcamasında ne kadar artış yarattığını gösteren orandır. Yani, MPC (veya c), tüketim harcamasındaki değişmenin (?C) gelirdeki değişmeye ( ?Y ) oranıdır.

Tüketim harcamalarını etkileyen gelir dışındaki diğer temel faktörler; hane halklarının servetleri, bekleyişleri ve faiz oranlarıdır.

Tasarruf, gelirin tüketilmeyen kısmıdır. Dolayısıyla, gelir ile tüketim arasındaki fark bize tasarrufu verecektir:

S = Y – C

Tasarruf gelirin tüketilmeyen kısmı olduğuna göre, tüketim fonksiyonundan yola çıkarak tasarruf fonksiyonunu elde edebiliriz:

S = Y – (C O + cY)

Buradan da tasarruf fonksiyonunu şu şekilde elde ederiz:

S = Y – C O + cY

S = – C O + (1 – c)Y

Tasarruf fonksiyonundan görülebileceği gibi, tasarruflar da harcanabilir gelirin artan bir fonksiyonudur. Dolayısıyla tasarruf fonksiyonu bize, diğer koşullar sabitken, tasarruf ile harcanabilir gelir arasındaki ilişkiyi gösterir.

Ortalama tasarruf eğilimi (APS), tasarrufun harcanabilir gelire oranıdır ve harcanabilir gelirin ne kadarının tasarruf edildiğini göstermektedir.

Marjinal tasarruf eğilimi (MPS veya s), harcanabilir gelirde ortaya çıkan artışın ne kadarının tasarruf edildiğini göstermektedir. Yani, MPS, tasarruftaki değişmenin (?S) gelirdeki değişmeye (?Y) oranıdır. Bu eğilim pozitif ve birden küçük bir katsayıdır.

MPC + MPS = 1 ya da c + s = 1 olmalıdır.

Benzer şekilde, harcanabilir gelir ya tüketildiği ya da tasarruf edildiği için, ortalama tüketim eğilimi (APC) ile ortalama tasarruf eğiliminin toplamı da 1’e eşittir.

Firmaların mal ve hizmet üretimine yönelik olarak sermaye mallarına yaptığı harcamalara yatırım harcaması denir. Yatırım harcamaları, toplam harcamalarının en çok dalgalanma gösteren bileşenidir.

Yatırımları;

  • Otonom ve
  • Uyarılmış yatırımlar şeklinde ikiye ayırabiliriz.

Otonom yatırımlar, milli gelirden bağımsız olarak yapılan yatırımlardır. Yani otonom yatırımlar, milli gelirdeki değişmelerden etkilenmezler. Uyarılmış yatırımlar ise milli gelirdeki değişmelere bağlı olan yatırımlardır.

Yatırım harcamalarını etkileyen temel faktörler;

  • Kâr beklentileri,
  • Faiz oranı ve
  • Sermaye miktarıdır.

Ekonomide denge kavramı ile ilgili olarak çeşitli tanımlar vardır. Bu tanımlar denge için, “değişme eğiliminin olmadığı durum” ifadesini kullanırlar. Mikroekonomide denge dediğimizde aklımıza arz ve talep gelir. Makroekonomide dengeyi ifade ederken, ilk olarak planlanan toplam harcamaları (toplam talep) tanımlamak yerinde olur. Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide toplam talep, tüketim ve yatırım harcamalarından oluşur. Planlanan toplam harcamalar, tüketim ve planlanan yatırım harcamalarından oluşur. Bu durumda toplam harcamaları şu şekilde gösterebiliriz:

AE = C + I

Burada, toplam harcama fonksiyonunu oluşturan, tüketim ve yatırım fonksiyonlarını açık olarak yazdığımızda, toplam harcama fonksiyonu şu şekilde olacaktır:

AE = C + cY + I

Buradan toplam harcama fonksiyonu şu şekilde olur:

AE = A o + cY

Toplam harcama fonksiyonunun eğimini ise toplam harcamalardaki artışı, gelirdeki artışa oranladığımızda buluruz:

c = ?AE/?Y

Denge gelir düzeyinin koşulu ise şu şekilde ifade edilir:

AE = Y

AE’nin yerine Y yazarsak formül şu şekle dönüşür:

Y = A o + cY

Buradan da Y(1 – c) = A o olur.

Y’nin önündeki değeri eşitliğin diğer tarafına atıp Y’yi tek başına bırakırsak, aşağıdaki denge gelir düzeyinin formülünü aşağıdaki elde etmiş oluruz:

Y = (1/(1 – c))A 0

Daha önceki açıklamalarımızda Y= C + S ve Y = C + I olarak ifade edildiğini göstermiştik.

Öyleyse, C + S = Y = C + I olur.

Bu durumda da C’ler birbirini götürür ve denge eşitliği S=I olur.

Tasarruf paradoksu : Bir ekonomide hanehalklarının gelir seviyelerinde bir değişme yokken daha fazla tasarrufta bulunma istemeleri durumunda, ilginç bir paradoks ortaya çıkabilmektedir. Bu paradoksa göre, hanehalklarının gelirlerinde bir değişme yokken daha fazla tutumlu olmaları, tasarruf düzeyinin artmamasına, bunun yanında gelirin de azalmasına yol açmaktadır.

Çoğaltan, otonom tüketim harcamalarındaki artışın gelir üzerindeki etkisine çoğaltan etkisi denir (S:143, Tablo 6.9).

Çoğaltan katsayısını (?) şu şekilde ifade edebiliriz:

Devletin Olduğu Dışa Kapalı Bir Ekonomide Denge Gelir Düzeyinin Belirlenmesi

Toplam harcamalara kamu harcamalarını eklerse yeni toplam harcama fonksiyonumuz şu şekilde olacaktır:

AE = C + I + G (G= Kamu harcamaları).

Artık ekonomiye devlet dahil olduğu için milli gelir harcanabilir gelire eşit değildir. Harcanabilir geliri; milli gelirden (Y) vergileri (TA) çıkarıp, transferleri (TR) eklediğimizde buluruz. Bu durumda,

Harcanabilir gelir = YD = Y – TA + TR olur. Harcanabilir gelir eklendiğinde tüketim fonksiyonu;

C = C O + c(Y – TA + TR) olur.

Tüketim harcamalarının otonom, toplanan vergilerin hepsi gelir üzerinden alındığı ve t oranında alınması durumunda transfer harcamaları ve vergiler şu şekilde ifade edilebilir:

TR = TR O

TA = tY

Bu durumda tüketim fonksiyonu:

C = C o + c(Y – tY + TRo ) olur.

Yapılan matematiksel işlemlerden sonra tüketim fonksiyonu şu şekle dönüşür:

C = C o + cTRo + c(1 – t)Y

Toplam harcama fonksiyonu ise;

AE = A o + c(1 – t)Y şeklinde ifade edilir.

Toplam harcama fonksiyonunun eğimini, toplam harcamalardaki artışı, gelirdeki artışa oranladığımızda buluruz:

c(1 – t) = ?AE / ?Y

Bu kısımda bilinmesi gereken diğer kavramlar ise şöyle özetlenebilir:

  • Gelir vergisinin konulması, gelirde ortaya çıkan bir artışın artık daha düşük bir oranda tüketimi artırmasına yol açacaktır.
  • Gelir vergisi oranlarındaki değişme, çoğaltanın ve denge gelir düzeyinin değişmesine neden olur.
  • Kamu harcamalarındaki artış veya azalışlar; toplam otonom harcamaların, toplam harcama düzeyinin ve denge gelir düzeyinin değişmesine neden olur.
  • Transfer harcamaları da bir otonom bileşen olduğu için, transfer harcamalarının değişmesi toplam otonom harcamaların değişmesine ve buna bağlı olarak da toplam harcamaların ve denge gelir düzeyinin değişmesine neden olur.

Devletin Olduğu Dışa Açık Bir Ekonomide Denge Gelir Düzeyinin Belirlenmesi

Günümüzde artık dışa kapalı ekonomi kalmamıştır. Ülkeler birbirleriyle çeşitli şekillerde ekonomik ilişkiler kurmaktadırlar. Bu sebeple milli gelir hesaplamasına dış ticaretin etkisi de eklenecektir. Ekonomiyi dışa açtığımızda ülkenin dünyanın geri kalan diğer ülkeleri ile mal ve hizmetler üzerine olan ihracat ve ithalat ilişkilerini dikkate almak gerekir.

İhracat (X), bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin yabancı ülkelere satılmasına denir. Diğer bir ifadeyle ihracat, diğer ülkelerin yurt içi mal ve hizmetlere olan talebini gösterir. Bu bakımdan ihracat, toplam çıktının ve gelirin bir bileşenidir. Yurt dışından mal ve hizmetlerin satın alınmasına ise , ithalat (M) denir. İthalat, ihracatın aksine, yurt içi çıktının bir bileşeni değildir. Çünkü ithalattaki mal ve hizmetler ülke içerisinde üretilmez, diğer ülkelerden ithal edilir. Fakat hanehalklarının toplam tüketim harcamalarına, firmaların toplam yatırım harcamalarına ve kamu harcamalarına baktığımızda, bunların içine ithalat girer. Bu nedenle, toplam çıktıyı (geliri) doğru bir şekilde hesaplayabilmemiz için ithalatın çıkarılması gerekir. Bu bilgiler ışığında dışa açık bir ekonomide planlanan toplam harcamaları şu şekilde gösterebiliriz:

AE = C + I + G + X – M

Toplam planlanan harcama fonksiyonundaki son iki terim; yani ihracat ile ithalat arasındaki fark (X–M), ülkenin mal ve hizmetler üzerine olan net ihracatını (NX) ifade eder.

İhracatın artması net ihracatı artırırken, ithalatın artması ise net ihracatı azaltacaktır. Net ihracatın artması da, toplam planlanan harcamaların ve gelir düzeyinin artmasına yol açacaktır. Tersine, eğer net ihracat azalırsa, toplam planlanan harcamalar ve gelir düzeyi azalacaktır. İhracat ve ithalat düzeylerinin belirlenmesi için ihracat ve ithalat fonksiyonlarının ve bu fonksiyonlardan yola çıkarak elde edilen net ihracat fonksiyonunu incelemek gerekmektedir.

İhracat fonksiyonunu (X=XO) belirleyen faktörler; diğer ülkelerin gelirleri ve döviz kurudur. İthalat fonksiyonunu (M = M 0 + mY) belirleyen faktörler ise yurt içi gelir düzeyidir. Yurt içi gelir düzeyi arttığında, ülke vatandaşları yurt dışından daha çok şey satın alacaklardır.

İthalat fonksiyonunun da tüketim fonksiyonu gibi iki kısmı vardır.

  • Birincisi, M0 ile gösterilen otonom kısmıdır.
  • İkincisi ise, mY ile gösterilen uyarılmış kısmıdır.

Burada Y gelir düzeyini, m ise marjinal ithalat eğilimini göstermektedir. Marjinal ithalat eğilimi, marjinal tüketim eğilimine benzer bir şekilde, gelirdeki bir birimlik artışın ne kadarının ithalata gittiğini gösteren birden küçük pozitif bir katsayıdır.

Net ihracat (NX) fonksiyonu ise şu şekilde elde edilir:

NX = X – M

NX = X 0 – (M 0 + mY)

NX = X 0 – M 0 – mY

Net ihracatın pozitif değer alması (X > M), toplam harcamaların artmasına; net ihracatın negatif değer alması (M > X) ise, toplam harcamaların azalmasına neden olur. Bu durum dikkate alınarak toplam harcama fonksiyonu şu şekilde olur;

AE = C + I + G + NX

AE = C + I + G + (X – M)

Eşitliğin sağ tarafındaki her bir harcama fonksiyonunu (tüketim, yatırım, kamu harcamaları, net ihracat) daha açık bir şekilde göstererek, toplam harcama fonksiyonunu şu şekilde yazabiliriz:

AE = C 0 + cTR 0 + c(1 – t)Y + I 0 + G 0 + X 0 – M 0 – mY

Elde ettiğimiz eşitlikte otonom harcamaları A0 olarak gösterip, geri kalanları Y parantezine alırsak; toplam harcama fonksiyonunu aşağıdaki şekilde yazabiliriz:

AE = A 0 + [c(1 – t) – m]Y

Böylece, devletin olduğu dışa açık bir ekonomide toplam harcama fonksiyonunun eğimini bulabiliriz. Toplam harcama fonksiyonunun eğimini, daha önce olduğu gibi (hem devletin olmadığı hem de olduğu dışa kapalı ekonomilerdeki gibi), toplam harcamalardaki artışı, gelirdeki artışa oranladığımızda buluruz:

c(1 – t) – m = ?AE / ?Y

Dikkat edilecek olursa, dışa açık bir ekonomide harcama fonksiyonunun eğimi azalmıştır. Çünkü ekonominin dışa açılması ile harcama fonksiyonunun eğimine marjinal ithalat eğilimi (m) eksi olarak girmiş ve eğimin değerinin azalmasına yol açmıştır.

Denge gelir düzeyini, toplam harcama fonksiyonundan yola çıkarak biçimsel olarak da elde edebiliriz. Denge koşulu, toplam harcamaların toplam gelire eşitliği (AE=Y) olduğundan, AE’nin yerine Y yazıp, harcama fonksiyonunu Y için çözümlersek, denge gelir düzeyinin formülasyonunu elde etmiş oluruz. Aşağıda aşama aşama denge gelir düzeyinin nasıl elde edildiği gösterilmiştir:

Y = A 0 + [c(1 – t) – m]Y

Y – Y[c(1 – t) – m] = A 0

Y[1 – c(1 – t) + m] = A 0

Son olarak denge gelir düzeyi şu şekilde belirlenmiş olur:

Denge gelir düzeyinin eşitliğinde toplam otonom harcamaların önündeki katsayı bize dışa açık bir ekonomideki çoğaltan katsayısını göstermektedir: