Ünite 7: Metinlerarasılık

Metinlerarası eleştiri yöntemi Fransa’da 1960’lı yıllarda yazınsal eleştiri konusunda bir yenileşmeden söz eden kuramcılardan Julia Kristeva’nın çalışmalarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Kavramın yaratıcısı Kristeva’dır. Anılan tarihten başlayarak metinlerarasılık kavramı yazınsal eleştirinin temel araçlarından birisi durumuna gelmiştir.

Julia Kristeva dışında Roland Barthes gibi önde gelen araştırmacılar metinleri tarihe, toplumsal koşullara, yazara, yazarın psikolojisine, amaçlarına vb. göre ele alıp tanımlamak istemezler. Bunun yerine yapıtların birbirleriyle karıştıkları, her yazınsal metnin aslında “ çoksesli ” özellikte olduğunu varsayım olarak benimserler; yeni varsayıma göre bir metnin, dolayısıyla da metnin anlamının büyük ölçüde önceki metinlerden gelen kesitlerin iç içe geçmelerine bağlı olarak üretildiğini kabul ederler.

Metinlerarasılık olgusu postmodern olarak adlandırılan yazınsal ürünlerin öne çıkan estetik bir özelliğidir.

Bir metnin başka metinlerle aralarındaki her tür ilişkiye metinlerarası adını veren Kristeva ve onun görüşünü sürdüren Barthes gibi daha pek çok eleştirmen metinlerarasını metnin yazınsallığının bir ölçütü olarak görürler.

Metinlerarasılığın Tanımı, Kökeni ve Çeşitli Kuramlar

Metinlerarasını, kabaca iki ya da daha çok metin arasında bir alışveriş, bir tür konuşma ya da söyleşim biçimi olarak tanımlayabiliriz.

Bir metin ile başka bir metin arasındaki her tür alışveriş işlemi yenidenyazma dışında alıntı, kolaj mozaik , yaptakçılık, palempsest vb. imgeleri ile gösterilir.

Karşılaştırmalı Yazın Eleştirisi

Karşılaştırmalı yazın eleştirisinde “temel olarak, yazınsal denilen, ya da yazınsal denilebilecek her nesnenin, bir kültürün öteki yapıcı unsurlarıyla ilişkilendirilerek incelenmesi söz konusudur.” Karşılaştırmalı yazın eleştirisi, daha çok bir ülkenin kültürünün başka ülkelere ait kültürlerle karşılaştırmasına dayanır. Bunu yapmak için inceleme nesnesi olarak bir bütünce (corpus) oluşturulur.

Bütünceden çıkarılan unsurların birbirleriyle benzerlik, koşutluk, aynı zamanda karşıtlık ilişkileri içerisinde oldukları gösterilmeye, böylelikle bir yapıt yorumlanmaya çalışılır.

Metinlerarası yaklaşımda eski, önceki bir yapıttan gelen bir unsurun uğradığı “bağlam değiştirme” sonucunda yeni metinde aldığı -yazarca verilen- anlamı araştırıp bulmak söz konusudur. Metinlerarasında başka bir yapıta ait bir kesit, yazarca anlamla donatılır.

Karşılaştırmalı yazında anlam (ancak yazarca bilerek verilmemiş) karşılaştırmayı yapan eleştirmence yapıtların karşı karşıya konmasına bağlı olarak çıkarılır.

Kaynak Eleştirisi

Karşılaştırmalı yazın eleştirisinden başka, metinlerarası kimilerince bir kaynak eleştirisi olarak görülür. Oysa yaklaşımlarından dolayı ikisi arasında çok sayıda belirgin ayrım bulunur.

  • Metinlerarası, bir bağlam değiştirme işlemidir. Oysa kaynak kavramı durağan bir kökene gönderir.
  • Kaynak durağan bir nesne olduğu için her zaman kolaylıkla ulaşılabilir, saptanabilir. Metinlerarası gönderge ise, tersine bir metinde çoğu zaman kolaylıkla saptanamayan, tanınamayan izler bırakır.
  • Kaynak kavramı somut bir bütüne gönderir; metinlerarası ise tersine, parçalanmış, tek bir sözcüğe bile indirgenebilen ayrışık, çoğu zaman kolaylıkla çıkarılamayan bir unsura ya da metne gönderir.
  • Kaynak eleştirisinin amacı, baskıya gitmeden önce, bir yapıtın geçtiği aşamaları izlemektir. Metinlerarasında, kaynak eleştirisinde olduğu gibi, bir metin-öncesi araştırma yapmak söz konusu değildir.

Metinlerarasılığın Kökeni

Rus Biçimcileri

Biçimciler birbirlerini etkileyen yapıtların yazınsal alandaki gelişimlerini izlerler; amaçları eski biçimlerin yerini alan yeni biçimleri saptamaktır.

Rus Biçimcileri, tanımlamalarında, ayrıca bir metinlerarası yöntem olan parodi terimini sıklıkla kullanmaya başlarlar. En geniş anlamıyla ele alınan parodi (yansılama) yapıtların taklit edilmesi ve dönüştürülmesidir.

Mihail Bahtin

Üstü kapalı olarak metinlerarası olgusundan söz eden, onun işlevsel alanını salt biçimlerin ve tekniklerin gelişimini izlemek olarak sınırlayan Biçimcilerin tersine, Bahtin açıkça bir yapıtın başka yapıtlarla sürekli alışveriş içerisinde olduğunu düşünür. Ona göre, bir sözce başka sözcelerle ilişki halinde olmadan, belli oranda birbirlerini etkilemeden var olamaz.

Ayrıca her söylem belli bir tarihsel ve toplumsal alan içerisinde konumlanır. Tarihsel ve toplumsal olgulara sıkı sıkıya bağlı kalarak ortaya attığı, söyleşimcilik adını verdiği kuramı metinlerarası alışverişlerin kapısını aralar.

Metni kapalı bir dizge olarak betimlemekten kaçınan Bahtin’e göre, bir metin sözceler arası bir etkileşim ve söyleşi yeridir.

Metin gibi dil de tek başına var olmaz, farklı toplumsal söylemlerin iç içeliğiyle oluşur. Her metin dil, sözce ya da söylem toplumsal bir bağlamda konumlandığına göre, başkalarınca önceden kullanılmıştır.

Bahtin, Socrates Söyleşileri’nin az çok parodik modellerden oluşan farklı biçemlerin ve değişik söyleme biçimlerinin karma bir dizgesi olduğunu belirler. Karnaval söylemi gibi Menipos Taşlamaları’nda da hem parodik bir eğilim benimsenir hem de ciddi iletiler verilir.

Dönemin toplumsal ve siyasal güncelini eleştirdikleri için pek çok kimse tarafından benimsenen bir tür olmayan Menipos Taşlamaları, öykü, mektup, söyleşi, dize, düzyazı, sözbilimsel tumturak, güldürü vb. tür ve biçemlere yer verdiklerinden, bir çokbiçemsel (ve çoktürlülük) niteliğiyle kendilerini belli ederler.

Julia Kristeva

Kristeva’nın ortaya attığı metinlerarası kavramı, Bahtin’in söyleşimcilik kuramından ve onun “söyleşim boyutundan yoksun sözce yoktur” düşüncesinden kaynaklanır.

Kristeva metnin de her zaman öteki metinlerin kesiştiği yerde bulunduğu ilkesini benimser.

Kristeva böylelikle metni bir alıntılar mozaiği olarak tanımlar: “Her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur, her metin kendi içinde başka bir metnin eritilmesi ve dönüşümüdür.”

Roland Barthes

Roland Barthes, “Metin Kuramı” (1968) başlıklı yazısında metni büyük ölçüde Kristeva’nın metin konusundaki tanımını izleyerek tanımlar ve metinlerarası kavramının metnin ayrılmaz bir özelliği olduğunu vurgular: “Her metin bir metinlerarasıdır; onda farklı düzeylerde az çok tanınabilecek biçimler altında öteki metinler yer alır: Daha önce edinilen kültürden gelen metinler ile etrafımızdaki kültürden gelen metinler. Her metin eski alıntıların yeni bir örgüsüdür.”

Michael Riffaterre

Riffaterre metinlerarasını büyük ölçüde okur-metin arasındaki ilişkiye göre tanımlar: “Metinlerarası, okurun kendinden önce ya da sonra gelen bir yapıtta başka yapıtlar arasındaki ilişkileri algılamasıdır” (1980).

Bir yapıt ile ondan önce ve/ya ondan sonra gelen yapıtlar arasındaki ilişkiyi okur kavrar. Böylelikle Riffaterre tanımlamalarını bir alımlama kuramı çerçevesine oturtur. Riffaterre’e göre, metinlerarası bir izin algılanmasında okurun belleği ve edinci (becerisi) temel ölçütleri oluşturur.

Gérard Genette

Genette, iki yapıt arasındaki olası her tür alışverişe bir metinlerarası yerine metinselaşkınlık adını verir.

Metinlerarası ise, metinselaşkınlık içerisinde anılan ilişki türlerinden birisi olacaktır. Böylelikle Genette, metinlerarasını son derece geniş bir alanı içerisine alacak biçimde tanımlamaya uğraşan Kristeva’nın tersine, oldukça dar bir alan içerisinde ele alır.

Genette’in belirlediği beş tip metinselaşkınlık (ya da metin-ötesi) ilişkisi şunlardır:

  1. Metinlerarası
  2. Anametinsellik
  3. Yan-metinsellik
  4. Üst-metinsellik
  5. Yorumsal üst metin

Metinlerarası Yöntemler

Ortakbirliktelik İlişkileri

Genette’in “iki ya da daha fazla metin arasındaki ortakbirliktelik ilişkisi, yani (…) bir metnin başka bir metindeki somut varlığı” biçimindeki tanımından yola çıkarak, iki tip metinlerarası ilişki belirlenebilir: iki ya da daha fazla metin arasında kurulan “ortakbirliktelik ilişkisi”ne dayanan metinlerarası ilişkiler; “türev ilişkisi”ne dayanan metinlerarası ilişkiler.

Alıntı ve Gönderge

Alıntı, bir metnin başka bir metindeki varlığını en somut biçimde görünür kılan, ilk akla gelen, en genel ve en sık karşımıza çıkan metinlerarası bir yöntemdir.

Gönderge ise, bir yapıtın başlığını ya da yazarın adını anmakla yetinir. Gönderge, bir metinden alıntı yapılmadan okuru doğrudan bir metne gönderir.

Geniş anlamıyla bir metinde bir çağın, bir türün (yazınsal olsun ya da olmasın), bir geleneğin vb. yanında yalnızca yapıt başlıklarının, yazar adlarının ya da bir roman, trajedi, şiir kişisinin, tarihi bir kahramanın, kutsal kitaplardan birinin adının açıkça anılması alıntısız göndergeleri işin içerisine sokar.

Gizli Alıntı ya da Aşırma

Gizli alıntı, ayraçlar ya da italik yazı kullanılmadan, bir sözcenin geldiği yapıt ya da yazarın adı belirtilmeden yapılan alıntıdır.

Bir yazarın kendi düşünsel çabasının sonucu olmayan bir yapıttan kimi bölümleri ya da bütünü (bu kullanıma daha azrastlanır) ayraçlarla belirtmeden, aşırıya varacak derecede, olduğu gibi kopyalaması, yazarın adının yerine kendi adını yazması, böylelikle bir başkasının metnini kendi metniymiş gibi göstermesi, onu sahiplenmesi olarak da tanımlanabilir.

Anıştırma

Açık seçik göndermede bulunmadan bir kişi ya da nesne konusunda düşünceyi uyarma biçimi olan anıştırmada söylenmesi gereken şey açıkça, doğrudan belirtilmek yerine yalnızca telkin edilir.

Kolaj

“Bir metnin başka bir metindeki somut varlığı” tanımlaması kolaj kullanımına uygun düşmektedir.

Türev ilişkileri

Bir metni başka bir metne bir türev ilişkisine göre bağlayan açık metinlerarası yöntemlerin en önemlileri, yansılama (parodi), alaycı dönüştürüm ve öykünmedir.

Ana-Metinlerin Ciddi Düzende Dönüşümü

Ana-metin düzleminde, alt-metin (ya da gönderge metin) bir oyun düzeninde, daha çok eğlendirmek ve/ya yermek amacıyla dönüştürülür.

Biçimsel Dönüşümler

Çeviri, Koşuklaştırma, Düzyazılaştırma, Vezin Dönüşümü, Biçem Dönüşümü, Kipsel Dönüşüm biçimsel dönüşümler altında yer alırlar. Bir metni bir dilden başka bir dile aktarmak olan çeviride, çevirisi yapılan yapıtın aslına uygun olup olmadığı, ortaya çıkan biçemsel olduğu kadar anlamsal dönüşümler üzerinde durulur.

Anlamsal Dönüşümler

Alt-metnin anlamında meydana gelen izleksel dönüşümlerdir. Bir yapıt biçemsel olarak dönüştürülürken alt-metnin anlamı da ister istemez şu ya da bu biçimde, az çok değişikliğe uğrar.