Ünite 3: Merkez Bankacılığının Gelişimi ve TCMB

Merkez Bankacılığının Tanımı ve Gelişimi

Merkez bankası denildiğinde, ilk önce para çıkarma yetkisine sahip bir banka akla gelmektedir. Genel olarak banknot ihracı, para piyasasının denetlenmesi ve düzenlenmesi gibi amaçlarla kurulmaları nedeniyle merkez bankaları, çağdaş ekonominin vazgeçilmez kurumları arasındadır. Merkez bankası para basmak, para piyasasını denetlemek, altın ve döviz rezervlerini düzenlemek ve yönetmek, fiyat istikrarını sağlamak gibi işlevleri yerine getirmek üzere devletin kurduğu veya kurulmasına öncülük ettiği bir banka türüdür. Devletin bankacılığını yapan, banknot ihraç tekeline sahip ve son likidite kaynağına sahip gerçek anlamdaki ilk merkez bankası, 1694 yılında kurulan İngiltere Merkez Bankası (Bank of England)’dır. Gerçek anlamda merkez bankacılığı 18. Yüzyılda üç önemli fonksiyonu içerecek şekilde ortaya çıkmıştır. Bu fonksiyonlar ;

  • Devletin bankası olmak
  • Banknot ihraç tekeline sahip olmak
  • Likiditenin son merci kaynağına sahip olmak olarak sıralanabilir.

Merkez bankaları önceleri özel sermayeli bir banka niteliğinde kurulmuştur. Ancak süreç içinde devletçi ve liberal görüşler gündeme gelmiş, bu gelişmelere bağlı olarak merkez bankalarının büyük bir bölümü devletin denetiminde görev yapan özerk kuruluşlar statüsüne sahip olmuştur.

Temel Merkez Bankacılığı Fonksiyonları

Ülkelerin finansal sistemlerinin yapısı, içinde bulunulan ekonomik koşullar ve ihtiyaçlar, merkez bankalarının üstlendiği fonksiyonların gelişmesindeki temel etkenlerdir. Bununla birlikte, modern bir merkez bankasının yerine getirmesi gereken belirli fonksiyonlar vardır. Bunları şu genel başlıklar altında toplamak mümkündür ;

  • Banknot çıkararak ekonominin para ve kredi ihtiyaçlarını karşılamak
  • Finansal sistemin istikrarını sağlamak
  • Son kredi mercii olarak ekonominin kredi hacmini ayarlamak
  • Devletin hazine işlerini ve mali danışmanlığını yapmak
  • Bankaların kasa fazlalıklarını ve mevduat karşılıklarını korumak
  • Bankalararası alacak ve borçların mahsubunu yapmak
  • Para piyasalarında istikrarı sağlamak
  • Ülkenin altın ve döviz rezervlerini korumak ve uluslararası ödemelerde aracılı olmak olarak sıralanabilir.

Banknot çıkarma yetkisini tek bir bankaya (merkez bankasına) verilmesinin iki önemli faydası ; ülke parasında yeknesaklığın sağlanması ve çıkarılan para miktarının denetiminin etkin şekilde yapılabilmesidir.

Merkez bankasının son kredi kaynağı fonksiyonu olması ticari bankaların (mevduat bankaları) müşterilerine sunduğu hizmetlerin benzerlerinin, merkez bankası tarafından ticari bankalara sağlanması anlamına gelmektedir. Bunun yanında merkez bankaları takas odaları oluşturmak suretiyle bankalar arasında para aktarımlarının hızlı ve güvenli şekilde yapılmasına hizmet etmektedir.

Finansal İstikrar ve Merkez Bankaları

İstikrarlı bir finansal ortam, finansal piyasa katılımcılarının istikrarlı hareket etmeleri ve istikrarlı bir ödeme sistemi anlamına gelmektedir. Merkez bankalarının finansal istikrar hedefini sağlamaya yönelik çabalarında dikkat etmeleri gereken ilkeleri ;

  • Sorumluluğun bireysel bazda kurumlar yerine genel olarak piyasalara verilmesi
  • Ödeme sisteminin sorunsuz ve etkin çalışmasının sağlanması
  • İhtiyaç duyulduğunda belirli ilkeler altında piyasaya likidite sağlanması şeklinde özetlemek mümkündür.

Merkez Bankalarının Bağımsızlığı Kavramı

Bağımsız merkez bankaları, ulusal paranın değerinin koruması ve uzun dönemde fiyat istikrarının sağlanması konusunda daha etkindir. Merkez bankasının bağımsızlığı, bankanın fiyat istikrarının sağlamaya yönelik uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı parasal araçları kendi kararları ile seçme ve uygulamasıdır. Para politikasına ilişkin temel kriterleri belirleme ve uygulamada serbesti içinde olmak merkez bankası bağımsızlığının birincil koşuludur. Bağımsız bir merkez bankası çeşitli koşulları, siyasal ve sosyal gelişmeleri dikkate alarak ekonomik gelişmeleri objektif olarak değerlendirmek, gerekli tedbirleri almak ve uygun politikaları uygulamak olanağına sahiptir. Merkez bankalarının bağımsızlığı konusunda temelde iki ölçüt bulunmaktadır. Bunlar politik ve ekonomik kriterlerdir. Merkez bankasının politik bağımsızlığının ölçülmesinde; atamalar, merkez bankasının hükümetle olan ilişkileri ve kurumsal düzenlemeler olmak üzere üç grup kriter kullanılmaktadır. Merkez bankasının ekonomik bağımsızlığının ölçülmesinde; bütçe açıklarının finansmanı ve parasal araçlar olmak üzere iki grup kriter kullanılmaktadır.

Türkiye’de Merkez Bankacılığı

Cumhuriyet öncesi dönemde merkez bankacılığı görevi, yabancı sermaye ile kurulmuş olan Osmanlı Bankası’na verilmiştir. Osmanlı Bankası, klasik anlamda bir merkez bankası görevi yapmaktan sürekli kaçınmış, para politikası araçlarını kullanmamıştır. Osmanlı Bankası’nın banknot çıkarma imtiyazı cumhuriyet döneminde de bir süre devam etmiştir. Ancak 1930 yılında T.C. Merkez Bankası kurulduktan sonra Osmanlı Bankası bu imtiyazını kaybetmiştir. TCMB, 1930 yılında çıkarılan “ 1715 Sayılı Yasa ” ile kurulmuş ve 3 Ekim 1931 tarihinde faaliyete geçmiştir. İlk dönemde TCMB’nin temel fonksiyonu ; etkin bir para politikası yürütmek ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamaktan ziyade, kamu kesiminin finansman açıklarını kapatmak olmuştur.

TCMB, kanunda gösterilen amaçlara ulaşmak için;

  • İskonto oranını saptama
  • Para piyasası ve paranın tedavülünü düzenlemek
  • Hazine işlemlerini yapmak
  • Hükümetle uyum içinde ulusal paranın istikrarını temin etmek için gerekli önlemeleri almak gibi çeşitli görev ve yetkilere sahip olmuştur.

26.01.1970 tarihinde uygulanmaya başlanan 1211 sayılı yasaya bağlı olarak TCMB’nin organizasyonu yeniden düzenlenmiş, banka yeni yetki ve görevlere kavuşmuştur. 1980’li yıllar Türkiye’de ekonomik dönüşümlerin yaşandığı yıllar olmuştur. Bu dönemde 1980’den sonra ortaya çıkan gelişmelere bağlı olarak TCMB’ye birtakım yeni görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Bunun sonucunda TCMB finansal sistemdeki gelişmelere öncülük etmiş ve etkin bir para politikası yürütebilmek için yeni yöntemler geliştirmiştir. TCMB, para politikası aracı olarak açık piyasa işlemlerini 1987 yılında yapmaya başlamıştır. 1970 yılından itibaren geçen süre içinde, değişen ekonomik ve sosyal koşullar, dünyada meydana gelen gelişmeler T.C. Merkez Bankası Kanunu’nda değişiklik yapılması gereğini doğurmuştur. Bu anlamda 25.04.2001 tarihinde kabul edilen 4651 sayılı kanun ile TCMB’nin bazı görev ve işlevlerinde değişiklikler yapılmıştır.

T.C. Merkez Bankasının Yapısı: T.C. Merkez Bankası ABD Merkez Bankası gibi tamamen özel sermayeli bir banka olmadığı gibi, Kanada ve İsrail merkez bankaları gibi tamamen devlet sermayeli de değildir. Bu bağlamda TCMB’nin sermayesine çeşitli menfaat grupları iştirak ettirilerek, bankaya belli bir serbesti verilmeye çalışılmıştır. TCMB’nin idari yapısı çeşitli organların bir bileşkesini oluşturmaktadır. Merkez Bankası’nın idari yapısı içinde yer alan bu organlar;

  • Başkanlık
  • Genel Kurul
  • Banka Meclisi
  • Denetleme Kurulu
  • Yönetim Komitesi
  • Para Politikası Kurulu gibi başlıklar altında sıralanmaktadır.

Para Politikası Kurulu’na Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir. Para Politikası Kurulu’nun;

  • Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi
  • Para politikası stratejisi çerçevesinde hükümetle birlikte enflasyon hedefinin belirlenmesi
  • Para politikası hedefleri ve uygulamaları konusunda belirli dönemler itibari ile raporlar hazırlayarak hükümetin belirleyeceği esaslar doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi
  • Hükümetle birlikte Türk lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirlerin alınması gibi görev ve yetkileri bulunmaktadır.

4651 sayılı kanunla yapılan düzenlemelere göre bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için banka uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı politika araçlarını doğrudan kendisi belirler.

T.C. Merkez Bankasının İşlemleri

Bankalar tarafından önceden iskonto edilmiş senetlerin Merkez Bankasına sunulması, Merkez Bankasının da bu senetleri tekrardan iskontoya tabi tutarak karşılığında ilgili bankalara kredi vermesi işlemine reeskont işlemi denir. Reeskont işleminde uygulanan faiz oranı ise reeskont oranı olarak adlandırılır. TCMB, 1980’li yılların sonuna kadar çeşitli nedenlerden dolayı reeskont politikasını etkin bir araç olarak kullanamamıştır. Bankaların kendilerine yatırılan mevduatın kanunen belirlenen bir oranını zorunlu karşılık olarak ayırmak durumundadırlar. Zorunlu karşılık olarak tutulan bu miktar, bankaların fonlarından kullanamadıkları miktarı göstermektedir. Bankaların ödünç verilebilir fonlarını etkilemek için kullanılan zorunlu karşılıklar, Merkez Bankasınca belirlenmektedir.

Bankalar, Merkez Bankası yönetiminde oluşan interbank piyasasındaki arz ve talebe göre kısa vadeli fon ihtiyaçlarını giderebilmektedirler. Son kredi mercii olma özelliğine bağlı olarak, ödeme sisteminde aksamalara neden olabilecek geçici nitelikteki likidite sıkışıklıklarını ve teknik nedenlerle ödeme sorunlarını gidermek amacıyla sisteme, teminat karşılığında gün içi veya gün sonu kredi imkanı sağlamaktadır. Günümüz merkez bankaları hükümetlerle de birtakım bankacılık hizmetleri sunmaktadır. Aynı zamanda merkez bankaları Hazine’nin ana hesabını tutarak hükümetin mali ajanı ve haznedarı olarak hareket etmektedir.

Açık piyasa işlemleri, merkez bankalarının içinde yer aldıkları ulusal ekonomilerde, para arzı miktarını düzenlemek için, hazine bonosu ve tahviller ile özel kesime ait çeşitli tahvil ve senetleri alıp satması işlemidir. Ancak uygulamada açık piyasa işlemleri çerçevesinde genellikle kamuya ait menkul kıymetler alınıp satılmaktadır. TCMB, uygulanan para politikası çerçevesinde, Türk lirasının yabancı para karşısındaki değerini belirlemek amacıyla, vadeli ve vadesiz her çeşit dövizi alıp satabilmektedir.

T.C. Merkez Bankasının Yapamayacağı İşlemler:

T.C. Merkez Bankasının yapamayacağı işlemler yasada belirtilmiştir. Buna göre;

  • Banka, Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarına avans veremez ve kredi açamaz.
  • Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarının ihraç ettiği borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alamaz.
  • Banka, kanunla yetki verilen işlemler dışında avans veremez ve kredi açamaz.
  • Vereceği avans ve açacağı krediler ise teminatsız veya karşılıksız olamaz.
  • Her ne şekilde olursa olsun kefil olamaz ve doğrudan kendisi ile ilgili işlemler dışında teminat veremez.